<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Sağlıklı Yaşam Sitesi - yuzoniki.net &#187; kısırlık</title>
	<atom:link href="http://www.yuzoniki.net/tag/kisirlik/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.yuzoniki.net</link>
	<description>Sağlıklı yaşam</description>
	<lastBuildDate>Thu, 24 Nov 2011 15:26:50 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.9.2</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>ERKEKTE KISIRLIK VE TEDAVİSİ</title>
		<link>http://www.yuzoniki.net/cinsel-saglik/erkekte-kisirlik-ve-tedavisi.html</link>
		<comments>http://www.yuzoniki.net/cinsel-saglik/erkekte-kisirlik-ve-tedavisi.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 27 Sep 2009 10:11:25 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Cinsel Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Erkeklerde Cinsel Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[alkol]]></category>
		<category><![CDATA[androlog]]></category>
		<category><![CDATA[belsoğukluğu]]></category>
		<category><![CDATA[erkekler]]></category>
		<category><![CDATA[kısır]]></category>
		<category><![CDATA[kısır erkek]]></category>
		<category><![CDATA[kısırlık]]></category>
		<category><![CDATA[meni]]></category>
		<category><![CDATA[nedenler]]></category>
		<category><![CDATA[sigara]]></category>
		<category><![CDATA[sperm]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yuzoniki.net/?p=132</guid>
		<description><![CDATA[Androloji nedir?
Erkek üreme organlarının yapısı ve fonksiyonu ile ilgili bilim dalıdır.
Erkek üreme organları hangileridir?
Testisten başlayıp prostatın atım kanallarına kadar olan kısımlar; sekrotum, testis epididim, düktür deferens, veziküla semi-nalis, duktus ejaküiatorius, üretra, penis, erkek üreme organlarıdır.
Testisler normal yerinde olmazsa ne yapmak gerekir?
Normal yerine indirmek için hormon tedavisi yapılabilir. Jnmezse ameliyat şarttır.
Ameliyat için en münasip zaman hangi [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Androloji nedir?</strong></p>
<p>Erkek üreme organlarının yapısı ve fonksiyonu ile ilgili bilim dalıdır.</p>
<p><strong>Erkek üreme organları hangileridir?</strong></p>
<p>Testisten başlayıp prostatın atım kanallarına kadar olan kısımlar; sekrotum, testis epididim, düktür deferens, veziküla semi-nalis, duktus ejaküiatorius, üretra, penis, erkek üreme organlarıdır.<strong></p>
<p>Testisler normal yerinde olmazsa ne yapmak gerekir?</strong></p>
<p>Normal yerine indirmek için hormon tedavisi yapılabilir. Jnmezse ameliyat şarttır.</p>
<p><strong>Ameliyat için en münasip zaman hangi yaştır?</strong></p>
<p>2,5 yaş en idealdir.  En geç 5 yaşına kadar indirilmelidir. Bu yaştan sonra sperm hücresi imal eden kısımlar bozulur.</p>
<p><strong>Epididim nedir?</strong></p>
<p>Testisten sonra gelen&#8217; seprm kanalıdır. Spermato-zoidler için geçici bir depodur. Epididim salgısı, sper-matozoidleri kısmen olgun-laştırır.</p>
<p><strong>Duktus deferens nedir?</strong></p>
<p>Epididim ile veziküla seminalis arasındaki kordon şeklinde ince bir kanaldır. Spermatozoidlerin üst kısımlara iletilmesini sağlar.</p>
<p><strong>Epididim ve duktus deferens iltihapla tıkanırsa ne olur?</strong></p>
<p>Spermatozoid dışarı çıkamaz ve kısırlık oluşur. Tedavi ve ameliyat gereklidir.</p>
<p><strong>Veziküla seminalisler nedir?</strong></p>
<p>Mesanenin arkasında sperma için ufak bir depodur. Zaman bahis konusu olmaksızın, sperma, ejakü-lasyona kadar burada barınır.</p>
<p><strong>Prostat nedir?</strong></p>
<p>Mesanenin altında ve idrar yolunun etrafında 25 gram ağırlığında bir bezdir. Testosteron varlığı ile çalışır.<strong></p>
<p>Penis nedir?</strong></p>
<p>Üç sertleştirici cisimden ibarettir. Gelişmesi ve fonksiyonu testosteronun yeterli olmasına bağlıdır. E-reksiyon olmamasına em-potans (iktidarsızlık) denir. Fonksiyonun bozulmasına organa ait bozukluklar, hormonal yetersizlikler ve psikolojik bozukluklar sebep olur.<strong></p>
<p>Erkeğin kısır olup olmadığı nasıl anlaşılır?</strong></p>
<p>Jenital organlar normal ise sperm sayısı yeterliyse şahıs çocuk sahibi olabilir.<br />
Kısırlık sebepleri nelerdir?<br />
1 — Jenital iltihaplanmalar;<br />
2 — hormona! sebepler;<br />
3 — varikosel;<br />
4 — atrofik testis;<br />
5 — obstrüksiyon (spermayı ileten kanalların tıkalı oluşu);<br />
6 — empotans (iktidarsızlık);<br />
7 — idyopatik (sebebi belirsiz);</p>
<p><strong>Hormonal sebepler nelerdir?</strong></p>
<p>Testislerin çalışması hipofiz bezi tarafından kontrol edilir. Hipofiz bezinden çıkan FSH,LH, prolaktin hormonları azalıp çoğalarak testisi uyarırlar. Hormonal bozukluklar tıbbi tedavi ile düzeltilip hamilelik sağlanabilir.</p>
<p><strong>Varikosel nedir?</strong></p>
<p>Testislerin kirli kanını genel dolaşıma götüren kirli kan damarının genişlemesidir. Ayaklarda görülen varisler gibidir. Bu toplardamarlar solda böbrek toplardamarına dik açı yaparak akıma karşı dökülür. Bu damarlar içinde kanı yukarı doğru iten kapakçıklar vardır. Bu kapakçıkların yetersizliğinde kirli kan yukarı doğru itilemez. Neticede kanın burada toplanmasıyla damarlar şişer, genişler skrotumda yumaklar yapar. Buna varikosel denir. Sol tarafta sağa nazaran daha sık görülür. Böbrek toplardamarındaki kan, bu genişlemiş ve fonksiyonu bozuk damardan aşağı inerek teslislere gelir. Bu kan artık zararlı maddeler ihtiva etmektedir. Neticede testis küçülür, spermato-zoidleri iyi kalitede imal e-demez ve kısırlığa zemin hazırlar. Tedavisi basit olup yalnız cerrahidir. Cerrahi ■müdahaleden sonra spermlerin sayısı, hareketleri ve biçimleri düzelir, kısırlık giderilmiş olur.</p>
<p><strong>Aile planlamasında erkeği mi yoksa kadını mı kısırlaştırmak daha uygun olur?<br />
</strong><br />
Erkeklerin kısırlaştırılma-sı daha kolayca temin edilir. Ductus deferense yapılan müdahalelerle geçici olarak kısırlık sağlanır. Kısırlık düzeltilmek istenince ductus deferense yapılacak anastomoz tekrar normal hâle dönmeyi sağlar.</p>
<p><strong>Testisin küçük olması ne ifade eder?</strong></p>
<p>Yapılan araştırmalarda testisin hacmi ile sperm sayısı arasında ilişki olduğu saptanmıştır. Küçük testiste sperm sayısı çok düşüktür. Bozan da sıfırdır. Eğer böyle teşhisli şahıslarda FSH hormon yüksekliği varsa testis biyopsisi yapılmaz.<br />
Testis biyopsilerinde kristalizosyon varsa sperma yapımı bozulmuştur.</p>
<p><strong>Obstrüksiyon olursa hamilelik için ümit kesilmeli mi?</strong></p>
<p>Obstrüksiyonlar cerrahi olarak çıkarılıp sağlam uçlar anastomoz edilebilir ve sperm taşıması temin edilebilir. Obstrüksiyon uzunsa<br />
bu müdahale yapılamaz. Sperm alt kısımdan bulunup alınabilir. Tüp bebek temininde kullanılabilir.<strong></p>
<p>Artifisiyel inseminasyon nedir? Ne zaman kullanılabilir?</strong></p>
<p>Yeterli sperm sayısı ve kalite azlığı varsa sperm özel metodlarla düzeltilerek eşin rahmine enjekte edilir. Buna artifisyel inseminasyon denir. Sperm hareketleri yetersiz ve düşük sayıda olduğu zaman gebelik sağlanamaz. Bu şahıslarda artifisyel inseminasyon uygulanır. Uygulamada çocuk olma şansını arttırmak için sperm kalitesinin yüksek olması şarttır. Bunun için meninin özel besi yeri ve solüsyonlarda yıkanması lâzımdır. Neticede hareketli spermatozoid&#8217;i daha konsantre hâle getirmek ve kalitesini yükseltmek mümkün olur. Bundan sonra hamilelik sağlama şansı artar.</p>
<p><strong>İktidarsızlık nedir?</strong></p>
<p>Penisin yeterli bir ereksiyona geçememesidir. Organik, psikojenik, hormonal nedenlere bağlıdır. Diyabe-<br />
tin de empotansta önemli rolü olduğu unutulmamalıdır.<strong></p>
<p>Tedavisi mümkün müdür?</strong></p>
<p>Sebep bulunursa tedavisi mümkündür. Eğer mümkün olmuyorsa intracaver-nöz olarak, bazı ilaçlar enjekte edip suni bir ereksi-yon temin etmek mümkündür.</p>
<p><strong>Bu şartlar olduğu holde kısırlık olabilir mi? Tedavisi var mıdır?</strong></p>
<p>1956-1960&#8242;larda çocuğu olan şahısların spermine, çocuğu olmayan normal sayıda spermli şahısların meni plazması karıştırılınca, çocuğu olan şahısların spermlerinde birbirleriyle kenetlenme ve hareketsizlik tesbit edildi. Bunun üzerine bazı şahıslarda kanda spermatozoidleri eriten, hareketlerine engel olan oto-antikorlar (müdafaa maddeleri) olduğu anlaşıldı. Böylelikle 10-15 senedir çocuk sahibi olamayan normal spermalı şahısların çoğunda bu madde bulunduğu tesbit edilerek tedavi ile bu durum düzeltilebilmektedir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yuzoniki.net/cinsel-saglik/erkekte-kisirlik-ve-tedavisi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kısırlık &#8211; Çocuk Olmadığı Zaman</title>
		<link>http://www.yuzoniki.net/cinsel-saglik/kisirlik-cocuk-olmadigi-zaman.html</link>
		<comments>http://www.yuzoniki.net/cinsel-saglik/kisirlik-cocuk-olmadigi-zaman.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 27 Sep 2009 08:42:51 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Cinsel Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[kısır]]></category>
		<category><![CDATA[kısır erkek]]></category>
		<category><![CDATA[kısırlık]]></category>
		<category><![CDATA[kısırlık nedenleri]]></category>
		<category><![CDATA[kısırlık nedir]]></category>
		<category><![CDATA[kısız kadın]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yuzoniki.net/?p=125</guid>
		<description><![CDATA[Kısırlık ne demektir?
Gebeliğin oluşması için gerekli kavramları bilen çiftin en azından bir yıl kadar denemelerini sürdürmesine rağmen gebeliğin ortaya çıkmaması hâline kısırlık (sterilite) denir. Her âdet kanaması arasında en azından 21-30 gün olması gerekir. Doğurganlık için bu günler arasında en uygun zaman genellikle kanamanın başlamasından itibaren 14-16. günlerdir.
Her zaman kadına ait kısırlıktan bahsetmek doğru mudur?
Kesinlikle [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Kısırlık ne demektir?</strong></p>
<p>Gebeliğin oluşması için gerekli kavramları bilen çiftin en azından bir yıl kadar denemelerini sürdürmesine rağmen gebeliğin ortaya çıkmaması hâline kısırlık (sterilite) denir. Her âdet kanaması arasında en azından 21-30 gün olması gerekir. Doğurganlık için bu günler arasında en uygun zaman genellikle kanamanın başlamasından itibaren 14-16. günlerdir.</p>
<p><strong>Her zaman kadına ait kısırlıktan bahsetmek doğru mudur?</strong></p>
<p>Kesinlikle hayır. Gerçekten de olayların % 40&#8242;ında problemli olan erkektir. Bu da, spermatozoonların hareket kabiliyetine ve sayısına   bağlıdır.<strong></p>
<p>Kısırlıkla ilgili problemleri olan çiftlerin öncelikle bilmesi gereken bilgiler nelerdir?</strong></p>
<p>Önce çocuğu olmayan çiftler belirli bir süre bekleyip gebeliğin olmadığına kanaat getirmelidirler. Bu süre normalde yaklaşık 1 yıl kadardır. Fakat ileri yaşta evlenen kişilerde (yaşı 35&#8242;in üzerinde) kısa bir bekleme süresinden sonra doktora başvurup gerekli incelemeleri yaptırmalıdırlar. Çünkü bebek sahibi olmak açısından yaş, çok önemli bir faktördür.<br />
Çocuk isteyen (hattâ istemeyen) kişinin ovülasyon zamanını bilmesinde yarar vardır. Gebelik için ovülasyon zamanı ilişkide bulunmak, aksine bebek istenmiyorsa o günlerde ilişkiden korunmak veya başka önlemler almak gerekir. Ovülasyon, en basit olarak vücut ısısının her gün ölçülmesi ile anlaşılabilir.</p>
<p><strong>Vücut ısısı nasıl alınır?</strong></p>
<p>Vücut ısısının ağızdan veya makattan alınması gerekir. Dikkat edilmesi gereken önemli bir nokta, ısının her zaman aynı yerden alınmasıdır.<br />
Vücut ısısını kadın uyanır uyanmaz hiç. hareket etmeden ve mümkün olduğu kadar aynı saatte almalıdır.</p>
<p><strong>Vücut ısısını alan kadın bunu nasıl değerlendirmelidir?</strong></p>
<p>Normal vücut ısısı 36,5° civarındadır.<br />
Âdet bitiminden sonra her sabah ısı kontrol edildiği zaman âdetin yaklaşık 14-15. günlerinde vücut ısısının biraz düştüğü (36,2-36,3° gibi) ve sonraki gün 37 civarına yükseldiği gözlenebilir. İşte bu, ovülasyo-nun belirtisi kabul edilebilir. Isı, yaklaşık 10-13 gün 37° civarında kalır ve sonra 36,5°&#8217;ye düşer. Bir iki gün sonra da âdet kanaması başlar.<br />
Şimdi vücut ısısının hep 36,5° civarında kalması, yani yükselmemesinin anlamını söyleyelim. Burada ovülasyon yok demektir. Bir de 37° civarına çıkan ısının 3-4 günde düşmesi söz konusu olabilir ki burada ovülasyon olsa bile yetersizdir ve kısırlığa neden olabilecek kadar önemli sayılabilir.<strong></p>
<p>Kısırlık problemi olan kadın ne gibi muayenelerden geçer? Bu işlemler sırasında hastanede yatmak gerekir mi? Yapılan işlemler acı verir mi?</strong></p>
<p>Kısırlığın tedavisi için önce kısırlık nedeni bulunmalıdır. Bunun için en basit olarak yapılacak şeyler şunlardır:<br />
— Ovülasyonun tesbiti: Bu, vücut ısısı ile de anlaşılırsa da daha güvenilir yöntem, âdete 1-2 gün kala rahim içinden bir parça alıp bu parçanın tahlil edilmesidir. Kürtaj da denen bu müdahale genellikle anestezi altında yapılır.<br />
— Rahim filmi (histero-salpingografi): Rahim içine ilaç verilerek çekilen bir radyografidir. Rahmin içinin durumunu, tubaların (kanalların) açık olup olmadığını gösterir. Bu filmin çekilmesi esnasında hemen hemen hiç acı duyulmaz. Bu işlemler için hastahanede yatmaya gerek yoktur.</p>
<p><strong>Erkeklere ne gibi testler uygulanabilir?</strong></p>
<p>Erkekte yapılan kısırlık araştırması, oldukça basittir. «Spermogram» denen spermanın incelenmesi ve erkeğin jenital organlarının genel olarak muayenesinden ibarettir<strong></p>
<p>Kadının hormonlarında, rahminde ve kanallarında herhangi bir kusur bulunmamasına ve erkekte de kısırlıkla ilgili herhangi bir sorun saptanmamasına rağmen yine de gebelik olmuyorsa ne yapmak gerekir?</strong></p>
<p>Kadın ve erkekte yapılan incelemeler tamamen normal olmasına rağmen gebeliğin ortaya çıkmaması sıklıkla erkek-kodm arasındaki uyuşmazlığa bağlıdır.<br />
Kadında rahmin ağzında bulunan bir salgı, aslında spermleri içine çekme özelliğine sahiptir. Fakat bazı özel durumlarda (yani u-yuşmazlık olduğu zaman) spermler, bu rahim ağzındaki salgıdan kaçarlar veya bu salgı spermlerin hareketliliğini durdurur ve sonuçta kısırlık meydana gelir.<br />
Böyle bir durumun varlığını anlamak için ilişkiden 2 saat sonra (adetin yaklaşık 14. günü) kadındaki rahim ağzındaki salgıdan örnek alınır ve mikroskopla içinde yeterli sayıda canlı sperm olup olmadığı incelenir.<br />
Ayrıca benzer bir test, sper-m ile rahim ağzındaki salgının mikroskop altında karşılaştırılması ile de yapılabilir.<strong></p>
<p>Suni döllenme hakkında neler söyleyebilirsiniz?</strong></p>
<p>Suni döllenme iki şekilde yapılabilir:<br />
1 — Yabancı bir erkeğin spermi kadına ovülasyon günü verilerek.<br />
Bu, ülkemizde ve pek çok,ülkede henüz yaygınlaşmamış, hukuki yönü yeterince belirlenmemiş bir yöntemdir.<br />
2 — Kocasının spermini kadına vermek. Bu biraz evvel sözünü ettiğimiz rahmin ağzındaki salgı ile sperm arasında uyuşmazlık olan vakalarda denenebilir. Ayrıca sperm sayısı az olan erkeklerde, spermi derin dondurucularda saklayıp (3-5 defa sperm alarak) sonra bunları konsontre hâle getirip kadına vermek de mümkün olabilir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yuzoniki.net/cinsel-saglik/kisirlik-cocuk-olmadigi-zaman.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>PSİKOJENIK (Psikolojik)  KISIRLIK</title>
		<link>http://www.yuzoniki.net/cinsel-saglik/psikojenik-psikolojik-kisirlik.html</link>
		<comments>http://www.yuzoniki.net/cinsel-saglik/psikojenik-psikolojik-kisirlik.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 27 Sep 2009 08:32:32 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Cinsel Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[kısır]]></category>
		<category><![CDATA[kısırlık]]></category>
		<category><![CDATA[psikojenik kısırlık]]></category>
		<category><![CDATA[psikolojik kısırlık]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yuzoniki.net/?p=122</guid>
		<description><![CDATA[Psikojenik (ruhi tesirlerden hasıl olan) kısırlık nedir?
Psikojenik kısırlık gerçekten vardır. Buna örnek olarak sayısız durum gösterilebilir. Huzursuzluk ve melankoli gibi hallerde âdet kanaması durabilir: Bu durum geçtikten sonra tekrar düzene girer. Bu olay kısırlığın geniş ve karmaşık problemine dahildir. Bu kısırlığın etkenleri de teşhisin kesinliğini çok duyarlı ve güç bir duruma sokmaktadır. Başta gelen güçlük [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Psikojenik (ruhi tesirlerden hasıl olan) kısırlık nedir?</strong></p>
<p>Psikojenik kısırlık gerçekten vardır. Buna örnek olarak sayısız durum gösterilebilir. Huzursuzluk ve melankoli gibi hallerde âdet kanaması durabilir: Bu durum geçtikten sonra tekrar düzene girer. Bu olay kısırlığın geniş ve karmaşık problemine dahildir. Bu kısırlığın etkenleri de teşhisin kesinliğini çok duyarlı ve güç bir duruma sokmaktadır. Başta gelen güçlük kısırlığı somatik bloklaşmadan ayırt etmekte karşımıza çıkan teşhis güçlüğüdür: Endokrin bezlerinin iyi çalışmaması, kansızlık yani anemi ve rahim-yumurtalık rahatsızlıkları hâlinde görülen somatik kısırlık nedenleri uzun süre pahalıya mal olarak incelendikten sonra herhangi bir organik nedene bağlanama-makta ve bu rahatsızlıkların esasının psikojenik olduğu savunulmaktadır (araştırmanın eşlerin her birinde tam ve doğru olarak, doktor kontrolünde veya ciddi, kaliteli bir ekip çalışmasıyla yapıldığı kabul edilir). Bu nedenle doktor şikâyetçi çifti ilk olarak gördüğü zaman kısırlıkla ilgili bütün problemleri bir sohbet havasında tartışmalıdır. Ancak bu şekilde bloklaşma yapan ruhi yüklenmelerin ortadan kaldırılması mümkün olur. Buna bağlı olarak da çoğunlukla psikojenik kısırlığın sona erdiği görülür.<strong></p>
<p>Psikojenik kısırlığın sebepleri nelerdir?</strong></p>
<p>Sebepler arasında sorumlu tutulan dört etken şunlardır:<br />
a) Kısırlığı hazırlayan etkenler: Özel bir kişilik yapısı söz konusu olmasa bile, sinirsel-karakter esasına dayanan yatkın kişilikler o-labilir. Bundan başka, kadın tarafından gebeliğe mal edilen fonksiyonları göz önünde tutmak gerekir. Fonksiyonların başında mentruasyonlar gelir; psikolojik ve heyecan verici her dengesizlik bu fonksiyon üzerinde çok duyarlı bir şekilde menfi etki yapabilir.<br />
b) Belirleyici etkenler: Kişisel, çevresel ve ruhsal çelişki durumları,   gebelik ve doğumdan korkma gibi fobiler bu etkenlerin başında gelir.<br />
c) Konkomitan etkenler, yani bir olaya eşlik e-den başka olaylar: Gıdalara karşı iştahsızlık (anorek-si) veya doymaz iştah hastalığından kaynaklanan zayıflık ve şişmanlık durumları gibi.<br />
d) Serbestletici, boşaltıcı etkenler: Heyecanlı şok yapabilecek herhangi bir psişik travma gibi. Bu, özellikle yoğun ise ve hastanın ruhi hayatına girmişse fonksiyonel bir değişme nedeni olabilir: Yumurtlamanın durması gibi.<br />
Yukarıda anlatılan dört psikojenik etken grubunun olumsuz etkisi iki olaya neden olabilir: Yumurtlamanın psiko-hormonal bloklaşması sonucu âdet kesilmesi olur. Âdet kanamasının gebelik haricinde yok olması veya durması «kayıp veya yoksunluk» denen psikonevroz durumunu ortaya çıkarır. İkinci olay, rahim borularının spazm yapmasıdır. Daha evvelden, spastik kolit ve kan damarlarının büzülme-genişlemesine bağlı baş ağrıları olan hastalarda zihni belirtiler, organik belirtiler şeklinde ortaya çıkar.</p>
<p><strong>En mantıklı tedavi şekli nedir?</strong></p>
<p>Bu tedavi için şu yol seçilebilir:<br />
Organ tedavisi: Ruhi etkenlere bağlı olan kısırlık vakalarında, yani psikojenik âdet kanaması yokluklarında hormonal tedavinin iyi olup olmadığı hakkında çelişkiler vardır. Teoride, hormonlar etkisiz olur veya bir anlık faaliyetleri sona erdiği zaman vakayı çözümleyemez hâle gelirler. Ancak bu, bir derece kadar doğru bir kanaattir. Eğer söz konusu olan psikojenik âdet kanaması yokluğu ise, uygun bir psikoterapiden vazgeçmemek gerekir. Hormonlar tavsiye edilirken göz önünde tutulması gereken iki nokta vardır: İlaç olarak verilen tesirsiz bazı maddelerin etkinliği (doğum kontrol hapının yanıltıcı âdet kanaması yaptığı vakalar için) ve gerçek ilaç etkinliği. Bunlar, rahim-yumurtalık hormonları sinir uçlarının iyi cevap vermesi için geçerli olmalıdır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yuzoniki.net/cinsel-saglik/psikojenik-psikolojik-kisirlik.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Erkeklerin Kısırlığı: Nedenler ve Profilaksi</title>
		<link>http://www.yuzoniki.net/cinsel-saglik/erkeklerin-kisirligi-nedenler-ve-profilaksi.html</link>
		<comments>http://www.yuzoniki.net/cinsel-saglik/erkeklerin-kisirligi-nedenler-ve-profilaksi.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 27 Sep 2009 08:26:46 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Cinsel Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Erkeklerde Cinsel Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[alkol]]></category>
		<category><![CDATA[androlog]]></category>
		<category><![CDATA[belsoğukluğu]]></category>
		<category><![CDATA[erkekler]]></category>
		<category><![CDATA[kısır]]></category>
		<category><![CDATA[kısır erkek]]></category>
		<category><![CDATA[kısırlık]]></category>
		<category><![CDATA[meni]]></category>
		<category><![CDATA[nedenler]]></category>
		<category><![CDATA[sigara]]></category>
		<category><![CDATA[sperm]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yuzoniki.net/?p=120</guid>
		<description><![CDATA[Cinsel hastalıklar hakkında gençleri uyarmanın faydaları. Kriptorşidizm ve varikosel zamanında tedavi edilirse üreme fonksiyonunu etkilemez.
Doğum öncesi, doğum sırası ve doğum sonrası nedenleri. İş çevresine, ilaçlara ve narkotiklere bağlı zehirlenmeler. Bakterilerin ve virüslerin enfeksiyonu nasıl rol oynar.


Erkeklerde kısırlığın önüne geçilebilir mi?
Bu konuda profilaksi, özellikle çocukluk yaşlarında ve okul çağında çok önemlidir.
Erkekte hayatın İlk yıllarında anlaşılabilen kısırlık [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><em><strong>Cinsel hastalıklar hakkında gençleri uyarmanın faydaları. Kriptorşidizm ve varikosel zamanında tedavi edilirse üreme fonksiyonunu etkilemez.<br />
Doğum öncesi, doğum sırası ve doğum sonrası nedenleri. İş çevresine, ilaçlara ve narkotiklere bağlı zehirlenmeler. Bakterilerin ve virüslerin enfeksiyonu nasıl rol oynar.</strong></em></p>
<p><strong><br />
</strong></p>
<p><strong>Erkeklerde kısırlığın önüne geçilebilir mi?</strong></p>
<p>Bu konuda profilaksi, özellikle çocukluk yaşlarında ve okul çağında çok önemlidir.<strong></p>
<p>Erkekte hayatın İlk yıllarında anlaşılabilen kısırlık sebeplerinden en sık olanı hangisidir?</strong></p>
<p>Testislerin ektopisi yani bulunduğu yerden ayrılarak vücudun başka bir yerine yerleşmesidir. : Anne-babanın ve okul öğretmeninin çocuğu küçükten başlayarak kontrol etmesi şarttır. Testislerin kasık kanalında kalıp aşağı inmemesi yani kriptoşidizm muhtemel nedenlerden biridir.<strong><br />
Kriptorşidizm söz konusu olduğu zaman hangi yaşta müdahale etmek gerekir?</strong></p>
<p>En erken 5-6 yaşlarında müdahale etmek gerekir. 3-4 yaşlarında aşağı inemeyen testislerde mikroskopik anormallikler vardır ve bunlar yetişkinde spermaların yetersiz üretilmesine neden olabilir.</p>
<p><strong>Kriptorşidizm nasıl tedavi edilir?</strong></p>
<p>Hipofizden salgılanan gonadotropiner bazı vakalarda yeterli olabilir. Ama çoğunlukla ameliyatla düzeltilir; çünkü oluşum bozukluğu doğuştandır.</p>
<p><strong>Başka hangi kısırlık etkeni bu önlemle düzeltilebiIir?</strong></p>
<p>Ergenlikte varikosel   geçirmiş erkeklerde meni testi yapmak ve çoğaltma fonksiyonunu kontrol etmek gerekir.</p>
<p><strong>Varikosel nedir?</strong></p>
<p>Testisin sperma kordonu içindeki damarların varis yaparak genişlemesi demektir.</p>
<p><strong>Varikosel her zaman kısırlık nedeni olur mu?</strong></p>
<p>Hayır. Varikoseli olup da çok verimli olan erkekler vardır. Kısır hastalarda varikoselin birçok olayda görüldüğü ve bunun düzeltilmesinin meninin durumunu iyiye götürdüğü bilinmektedir.</p>
<p><strong>Varikosel nasıl tedavi edilir?</strong></p>
<p>Tedavisi cerrahi yoldan yapılır. Ameliyat travma tehlikesi taşımaz. Birkaç gün hastanede yatmak gerekir.<br />
Kriptorşidizm ve varikosel vakaların önüne geçmekten başka erkeğe ait diğer profilaksi şekilleri nelerdir?<br />
Özellikle okul çağında ve askerlikte gençleri blenorraji yani belsoğukluğu ve sifiUis (frengi) konusunda uyarmak gerekir. İkinci Dünya Savaşı&#8217;ndan sonra tamamen ortadan kalktığı sanılan bu iki zührevi hastalık altmış senelerinden sonra yeni cinsel geleneklerin müsamahasına bağlı olarak tekrar ortaya çıkmıştır. Gençlerin spermatik yollardaki tıkanmaların çoğunluğunun belsoğukluğundan kaynaklandığını bilmeleri gerekir. Bu hastalığın tedavisi bitince, bütün semptomlar ortadan kalksa bile elde edilen sonuçların doğruluğunu saptamak için kontrollere devam etmek gerekir. Belsoğukluğundan kuşkulanıldığı zaman antibiyotik tedavisi uygulamak şarttır. İdrar yollarındaki salgıyı incelemek için bir uzmanın teşhisini almak gerekir. Ancak o zaman spesifik bir antibiyotik tedavisine başlanır.</p>
<p><strong>Krîptorşidizm, varikosel ve belsoğukluğundan başka belli başlı kısırlık nedenleri hangileridir?</strong></p>
<p>Bunları üç büyük gruba ayırabUiriz. Kısırlık nedenleri doğum öncesine, büluğ öncesine ve sonrasına ait olabilir.</p>
<p><strong>Doğumdan evvel olan etkenler nedir?</strong></p>
<p>Bunlarm tedavi imkânı maalesef azdır. En sık görülenleri: Genetik yapının anormal olması, oluşum bozuklukları, «Sertoli hücreleri»nin hastalığı.<strong></p>
<p>Genetik yapıya ait anomali durumları hangileridir?</strong></p>
<p>Klinefelter hastalığı, kromozomlara bağlı alterasyonlar en sık olanıdır. Erkeklerde % 0,20 oranında yani her 500 erkekte bir görülür. Hastalık yetişkin yaşta teşhis edilebilir çünkü başlıca semptomları jinekomasti ve testislerin küçük olması, tohum kanallarının yetmezliğidir. Testisler hiçbir zaman spermatozoon üretemediği için bu hastalık kesin kısırlık yapar. Ama çoğunlukla erkeğin cinsel faaliyeti normal ve tatmin edici olur.<strong></p>
<p>Oluşum bozuklukları nelerdir?</strong></p>
<p>Oluşum bozuklukları, her iki testisin doğuştan olmaması, testis aplazi&#8217;si yani testis dokularının noksan veya kötü oluşması gibi en ağır şekillerle, meni yollarının bir kısmının olmaması, yani meni atımı sırasında spermlerin geçtiği kanalların olmaması gibi basit şekilleri içine alır.<br />
Testis aplazisi söz konusu olursa kısırlık problemi ikinci dereceden kabul edilir. Kişi genetik olarak erkek sayılırken olaylara bakış açısından bir kadın gibidir: Testisler olmadığı için testosteron yani erkeklik karakterini belirleyen hormon yoktur.<br />
Meni yollarının bir bölümünün olmaması daha hafif bir durumdur. Epididimin bir kısmı veya tamamı, ersuyu kanalı, meni torbaları kısmen veya tamamen olmayabilir. Bu durumlarda genetik olarak normal sayılan kişi hormon yönünden de normaldir.</p>
<p><strong>Sertoli hücrelerinin hastalığı nedir?</strong></p>
<p>Bu çok sık olmayan bir hastalıktır: Olgunlaştıkları zaman spermatozoonlara yer veren hücrelerin olmamasıdır. Embriyon döneminde bu hücreler tam göç edememişlerdir. Hastalar normal erkeklerdir. Cinsel karakterleri normaldir; testisleri normale yakındır ama menide spermatozoonlar mevcut olmadığı için önüne geçilmez şekilde kısır kabul edilirler.<strong></p>
<p>Buluğdan önce görülen kısırlık nedenleri hangileridir?</strong></p>
<p>Bunlar: Kriptorşidizm, teslislerin birinci dereceden yetmezliği, hipofizin birinci dereceden yetmezliği. Teslislerin birinci dereceden yetmezliği, nedeni teslislerin içinde olan bir faaliyet kusuru yüzünden bunların normal olarak gelişmemesidir.<br />
Bazen bu durum diğer organları ilgilendiren hastalıklarla birlikte görülür. Travmalar nedeniyle ergenlikten evvel ortaya çıkan teslis yetmezlikleri daha ilginçtir: Yaralanmalar, düşmeler spor travmaları gibi. Ama çoğunlukla kasık fıtığı ve kriptorşidizm gibi ameliyatlardan sonra kalan ikinci dereceden travmalara bağlı olurlar.<br />
Hipofizin yetmezliği kısmi veya tam olabilir (hipofiz organizmanm bütün bezlerinin fonksiyonunu etkiler). Buradaki bir yetmezlik durumu teslislerin kötü oluşmasına ve kısırlığa neden olur.</p>
<p><strong>Ergenlikten sonra görülen başlıca kısırlık sebepleri nelerdir?</strong></p>
<p>Bunlar: Zehirlenmeler, jenital yolların iltihaplanması ve endokrin bezlerinin iyi çalışmamasıdır.</p>
<p><strong>Bunlar hangi zehirlenmelerdir?</strong></p>
<p>Erkeğin verimlilik durumunu etkileyen meslekle ilgili zehirlenmelerdir.</p>
<p><strong>İş çevresinin önemi var mıdır?</strong></p>
<p>Tabii. Radyasyona ve yüksek ısı kaynaklarına hedef olan testisler (hastanelerde radyoloji bölümünde çalışan personel gibi) spermatozoonlarm oluşumunu etkiler. Verimliliği etkileyen zararlı maddeler de vardır. 1955&#8242;ten beri tarımda kullanılan dibrom-klor-propan denen bir maddenin bu maddeyle devamlı temas hâlinde olan işçileri olumsuz yönde etkilediği saptanmıştır. Devamlı benzol ile uğraşmak da aynı   sonuçlan   doğurur.</p>
<p><strong>Zararlı ilaçlar olabilir mi?</strong></p>
<p>Evet. Uzun zaman alındıkları zaman verimliliği zaman zaman azaltan ilaçlar vardır. En çok kullanılanlar arasında idrar yollarını temizleyen ilaçlar, depresyona karşı alman sakinleştiriciler gelir.<strong></p>
<p>Keyfî zehirlenmeler nelerdir?</strong></p>
<p>Sigara ve alkol testis üzerinde olumsuz etki bırakır. Alkoliklerde alkolün testislere zararı karaciğere olan zararından daha yüksek olabilir. Çok sigara içenler sigarayı bıraktıkları zaman, iyiye doğru gidişat görmüşlerdir.<strong></p>
<p>Uyuşturucuların alınması da zararlı olabilir mi?</strong></p>
<p>Bütün uyuşturucular alışkanlık şeklinde alındıkları zaman kısırlık yapabilir. Bunların olumsuz etkileme mekanizması çift yönlü çalışır: Bir yandan cinsel arzuyu azaltır ve kişiyi iktidarsızlığa götürür; diğer yandan testiste histolojik lezyon yaratırlar.</p>
<p><strong>Erkeklerin kısırlığında psişik etkenlerin rolü nedir?</strong></p>
<p>Psiko-fiziksel dengenin iyi olması iç salgı bezlerinin iyi çalışması şarttır. Büyük şok geçiren erkeklerde (ölüme mahkûm olmak, tutsaklık, trafik kazaları gibi) verimliliğin azaldığı görülür. Bu yüzden, meninin az olduğu durumlarda hastanın psişik şartlarını zorlamamak ve huzursuzluk hâlinin cinsel faaliyetle ilgili olup olmadığını araştırmak gerekir.</p>
<p><strong>Virüs hastalıkları içinde teslislere en kolay yerleşen hangisidir?</strong></p>
<p>Parotitis yani kabakulak en sık kısırlık nedeni olabilen virütik hastalıklardandır. Parotitis virüsü testislerde hafif bir iltihap yapar. Görünüşte testisler normalden daha küçüktür ve histolojik lezyonlar hastalığın olmasından 10-20 sene sonra ortaya çıkar.</p>
<p><strong>Üretra, epididim, prostat iltihabı yapan bakteriyel durumlar verimlilikle ilgili olabilir mi?</strong></p>
<p>Evet: Bu iltihaplanmalar verimliliğin azalmasına neden olabilir. Çünkü meninin plazma kısmında yaşama imkân vermeyen bir çevre meydana gelir ve spermatozoonların burada yaşaması olamaz.<br />
mümkün<strong></p>
<p>Menideki plazmanın üretilmesi hangi organlara aittir?</strong></p>
<p>Menideki hacmin % 30&#8242;u prostat sal-gısına, % 60&#8242;ı meni keselerinin salgısına aittir. Bu organların iltihaplanması çoğunlukla semptom göstermeden meydana gelir ve üreme kapasitesini önemli miktarda azaltabilir. Bu yüzden meni yollarındaki en ufak bir hastalık hâlini bile ihmal etmemek gerekir. Üretra, prostat, meni kesesi, epididim iltihaplan özellikle gençlerde hemen teşhis edilmeli ve tedaviye tâbi tutulmalıdır. Kronik bir hal almaları meni plazmasının nicelik ve nitelik olarak kötü üretilmesi anlamına gelir.<strong></p>
<p>Diğer bezlerin alterasyonu (tiroid ve pankreas gibi) erkeğin verimliliğini etkiler mi?</strong></p>
<p>Evet. Şeker hastalığının çok vahim olduğu veya tiroid bezinin iyi çalışmadığı hastalarda spermada yetmezlik görülür. Bu bezlerin fonksiyonunu düzeltmek için uygulanan tedavi, meni için de olumlu sonuçlar verir. Vahim şeker vakaları meni atımına ait mekanizmanın kötü çalışmasına neden olur: Meni yanlış bir yol tutturur ve mesaneye doğru gider. Hasta boşalma hissini duyar. Teşhis İçin ilişkiden bir saat sonra idrarın tahlile götürülmesi gerekir.<br />
Şeker tedavisinden sonra bu bozukluk yok olmazsa suni döllenmeye başvurulabilir; spermatozoonlar da mesaneden alınır.<strong></p>
<p>Beslenme spermatozoonların oluşumunu etkiler mi?</strong></p>
<p>Çok ağır sürdürülen bir rejim uzun süre devam ederse bütün organlara olduğu gibi testislere de büyük zarar verir. Bütün gıdalar gerektiği gibi vücuda mal edilemezse aynı sonuç doğar (yağlar, proteinler, şekerler ve mineraller). Bu, emilme ile ilgili hastalıklarda, kronik şekillerin beslenme yetersizliği yaptığı hastalıklarda karşımıza çıkan bir durumdur. A vitamininin spermatozoonların oluşumunda büyük etkisi vardır. Bizim günlük diyetimizde A vitamini yeterli derecede bulunur.<br />
Aynı şey E vitamini için de söylenebilir.<strong></p>
<p>Cinsel ilişkilerin sıklığı verimlilik durumu üzerinde bir anlam taşır mı?</strong></p>
<p>Cinsel birleşmelerin sık olduğu vakalarda meni atımının değişimlerini incelemek için çok az sayıda çalışma yapılmıştır.<br />
Cinsel birleşme sık olduğu zaman spermatozoonların hareketliliği yüksektir ama sayılan azalır. Normal şekle dönmek birkaç hafta alır. Buna göre, bir ay içinde belirli bir zamanda sık ilişkide bulunmaktan çok zamana uygun düzenli bir cinsel faaliyet tavsiye edilir.<strong></p>
<p>Testisleri lokal yoldan etkileyerek bunların çalışmasını azaltan etkenler olabilir mi?</strong></p>
<p>Evet. Isının yüksek olması verimlilik için zararlıdır. Spermatozoonların oluşması vücut ısısının en az iki derece altında olan bir sıcaklıkta meydana gelir. Testisler karın boşluğunun dışında bulunur: Bulundukları yerin derisi incedir ve ısıyı düzende tutan Önemli bir görevi vardır.<br />
Spermatozoonların üretilmesi uzun zaman için testislere etki eden her ısı artışıyla olumsuz yönde etkilenir. Sliplerin ve dar blucinlerin kullanılması aslında sakıncalıdır, çünkü bunlar skrotumu karın duvarlarıyla temas hâline getirdikleri için ısıyı yükseltirler.<strong></p>
<p>Daha evvel olmuş ateşli hastalıklar verimlilik durumunu etkiler mi?</strong></p>
<p>Vücut ısısının çok fazla yükselmesine neden olan bütün hastalıklar spermatozoonlarda bir azalma yapabilir. Ateşli hastalığın geçmesinden 3040 gün sonra her şey normale dönüşür. Uzun süren vahim bulaşıcı hastalıklar da aynı aliterasyonlara neden olur. Bunlar arasında tifo, sıtma hatırlanabilir. Sıtmadaki ateşli nöbetler üreme kanallarını vahim şekilde etkiler. Kronik hastalıklar arasında tüberküloz sayılabilir.</p>
<p><strong>Erkekliğin erken yok olması söz konusu olabilir mi?</strong></p>
<p>Normal olarak erkeğin testisleriyle ilgili faaliyeti çok yavaş azalır ve ilerleyen yaşlarda bile etkili olabilir. Ayrıca erkekte kadınların menopoz dönemine benzer bir durum söz konusu değildir. Buna rağmen bazı hastalarda hararet basması, cinsel arzunun azalması, testosteron değerinin azalması ve gonadotropinlerin fazlalaşması gibi erken kesilme durumları görülür.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yuzoniki.net/cinsel-saglik/erkeklerin-kisirligi-nedenler-ve-profilaksi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Erkeklerin Kısırlığı: Ne Şekilde Anlaşılır?</title>
		<link>http://www.yuzoniki.net/cinsel-saglik/erkeklerin-kisirligi-ne-sekilde-anlasilir.html</link>
		<comments>http://www.yuzoniki.net/cinsel-saglik/erkeklerin-kisirligi-ne-sekilde-anlasilir.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 27 Sep 2009 08:11:51 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Cinsel Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Erkeklerde Cinsel Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[androlog]]></category>
		<category><![CDATA[erkekler]]></category>
		<category><![CDATA[kısır]]></category>
		<category><![CDATA[kısır erkek]]></category>
		<category><![CDATA[kısırlık]]></category>
		<category><![CDATA[meni]]></category>
		<category><![CDATA[nedenler]]></category>
		<category><![CDATA[sperm]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yuzoniki.net/?p=117</guid>
		<description><![CDATA[Eşlerin kısırlığı söz konusu olduğu zaman erkeği muayeneye razı etmek her zaman kolay olmaz. Meninin incelenmesi. Spermatozoonların miktar ve hareketliliğinin taşıdığı önem. Erkeklerin kısırlığı söz konusu olduğu zaman kime başvurmak gerekir.
Kısır çiftlerin yüzde oranı ne kadardır?
Değişik ülkelerin istatistiklerine göre çiftlerin % 15&#8242;i çocuk yapmaya muktedir değildir.
İlişkilerini sürdüren bir çift çocuk sahibi olamıyorsa, ne kadar zaman [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><em><strong>Eşlerin kısırlığı söz konusu olduğu zaman erkeği muayeneye razı etmek her zaman kolay olmaz. Meninin incelenmesi. Spermatozoonların miktar ve hareketliliğinin taşıdığı önem. Erkeklerin kısırlığı söz konusu olduğu zaman kime başvurmak gerekir.</strong></em></p>
<p><strong>Kısır çiftlerin yüzde oranı ne kadardır?</strong></p>
<p>Değişik ülkelerin istatistiklerine göre çiftlerin % 15&#8242;i çocuk yapmaya muktedir değildir.<strong></p>
<p>İlişkilerini sürdüren bir çift çocuk sahibi olamıyorsa, ne kadar zaman içinde tıbbî girişimlerde bulunmalıdır?</strong></p>
<p>İlişkiler 12-18 ay içinde ürün vermemişse o çift kısır kabul edilir. Eşlerden biri veya her ikisi yaşlı ise bu süre daha kısa tutulur.<br />
Erkeklerde 50, kadınlarda 38 yaşın üstü ilerlemiş yaş kabul edilir erkeklerde çocuk sahibi olmak hayatın son yıllarına kadar mümkün olurken, kadınlardaki anütasyon olayı kadınların jenital hayatlarının söndüğü devreye kadar sürer.</p>
<p><strong>Kısırlığın nedeni hangi oranlarda çiftlere mal edilir?</strong></p>
<p>Kadının ve erkeğin kısırlık yüzde oranı aynıdır: % 40. Her ikisinin sorumlu oldukları vakaların oram % 15, belirli nedenleri olmayan kısırlık vakalarının oranı ise % 5&#8242;tir.</p>
<p><strong>Eşlerden hangisi daha önce kısırlık araştırmalarına başlar?</strong></p>
<p>İlk görüşte kısırlık nedenleri eşleri birlikte ilgilendiriyorsa yine birlikte tıbbî teşhis yollarına başvurmaları gerekir. Çift, doktor tarafından tek bir klinik durum olarak incelenmelidir.</p>
<p><strong>Erkeği araştırma için ikna etmek kolay mıdır?</strong></p>
<p>Son yıllarda birçok inanç ortadan kalktı ama erkeği yine de ikna etmek çok kolay değildir. Bunun iki nedeni vardır: Çocuğun olmaması her zaman kadına ait bir sorun olarak kabul edilmiştir. Annelik hissi babalık hissinden yoğun olduğu için kadın araştırmalara daha gönüllü olarak yönelir.</p>
<p><strong>Erkekte, verimliliği cinsi iktidarla karıştırma sorunu olabilir mi?</strong></p>
<p>Hiç şüphesiz. Erkeğin verimliliğinin cinsel iktidarla yakından ilişkide tutulduğu çok sık görülen bir durumdur. Bu çok küçük bir ölçüde doğrudur. Kısır erkeklerin çoğunun seks hayatı normaldir.<strong></p>
<p>Kısırlık nedir?</strong></p>
<p>Testislerin yeterli dereceden canlı spermatozoid üretememesi demektir.</p>
<p><strong>Cinsi faaliyetin kuvvetsiz olması ve kısırlık arasındaki bağlantı hangi vakalarda söz konusu olur?</strong></p>
<p>Normal olarak üretilen meninin rahim boynu üzerinde depo edilememesi gibi durumlarda söz konusu olur.<strong></p>
<p>Erkek önce hangi araştırmayı yerine getirmelidir?</strong></p>
<p>Erkeğin ilk yapacağı iş meni tahlili yaptırmaktır.</p>
<p><strong>Meni ne şekilde toplanır?</strong></p>
<p>Tam bir karar verebilmek için mastürbasyon yoluyla meninin toplanması daha doğrudur.<strong></p>
<p>Eğer bu yöntem psikolojik veya dini nedenlerle mümkün değilse?</strong></p>
<p>Bu durumda normal bir cinsel birleşme sırasında toplanır; bu amaçla hazırlanmış prezervatifler kullanılır.<strong></p>
<p>Normal olarak meni nerede toplanır?</strong></p>
<p>Mikropsuz cam tüplerde toplanmalıdır.<strong></p>
<p>Meni toplanmadan bir süre evvel cinsel birleşmelere ara vermek gerekir mi?</strong></p>
<p>Evet. İlişkilere ortalama 3-5 gün ara vermek gerekir. Testten evvel sık sık meni atımı olmasın ve spermatozoidlerin miktarı ve niteliği fakirleşmesin diye bu yola başvurulur.</p>
<p><strong>Meni toplanmasında izlenecek başka bir uyan var mıdır?</strong></p>
<p>Meninin hepsinin deney tüpü içinde toplanması şarttır. Meni atımının ilk kısmı en canlı ve en çok spermatozoidleri içerir. Eğer meninin bu kısmı yok olursa testin sonucu gerçeğe uygun olmayabilir.</p>
<p><strong>Toplamadan ne kadar zaman sonra meni analiz edilir?</strong></p>
<p>Aradan bir saatten fazla geçmesi doğru değildir çünkü spermatozoonların hareketliliği meni atımından en geç bir veya iki saat sonra incelenmelidir.</p>
<p><strong>Bu zaman zarfında meniyi belirli bir sıcaklıkta tutmak gerekli midir?</strong></p>
<p>Evet. Meninin çevrenin sıcaklığında tutulması gerekir. Bu yüzden eğer evde toplanmışsa, taşıma sırasında, özellikle soğuk mevsimde termostatik bir koruyucu içinde saklanması gerekir.</p>
<p><strong>Meninin özel bir yapışkanlığı var mıdır?</strong></p>
<p>Meni atıldığı an pıhtı gibidir ama 30-40 dakika için sıvı olur. Yapışkanlığın çok kalıcı olması anormal sayılır ve verimliliğin az olmasıyla açıklanabilir.</p>
<p><strong>Normal miktarı ne kadar olur?</strong></p>
<p>2cc ile 6cc arasında olmalıdır. Eğer 1,5 cc&#8217;nin altındaysa rahim boynunun tohumlanmasında bir kusur var demektir. 6cc&#8217;yi geçen miktarlarda da spermatozoonların sayısı azdır.<strong></p>
<p>Meninin incelenmesinde başka hangi noktalar göz önünde tutulur?</strong></p>
<p>— Spermatozoonların sayısı,<br />
— meni atımındaki spermatozoonların tamamı,<br />
— meni atımından bir-iki saat sonrasına kadar spermatozoonların hareketliliği,<br />
— spermatozoonların hareket tipi,<br />
— morfolojisi,<br />
— iltihaplı hücrelerin varlığı.</p>
<p><strong>Spermatozoonlarm normal sayısı ne kadar olmalıdır?<br />
</strong><br />
Bunlar her cc&#8217;de 20.000.000&#8242;un üstünde olmalıdır.<br />
Bazılarına     göre   bir   erkek    40. milyondan fazla spermatozoid sahibi ise tam verimli kabul edilmektedir. Ama 20 milyonla 40 milyon   arasındaki miktarın yeterli olduğu kanıtlanmıştır.</p>
<p><strong>Meni atımında oluşum bozukluğu gösteren spermatozoonların sayısı da önemli midir?</strong></p>
<p>Kötü spermlerin şeklinin değerlendirilmesi meni analizine dahildir. Eğer sper-matozoonlar % 60&#8242;ı normal oluşmuşsa bu analiz değeri normal sayılır.</p>
<p><strong>Spermatozoonların normal hareket kabiliyeti nasıldır?</strong></p>
<p>Meni atımından bir iki saat sonra spermatozoonların % 60&#8242;ı canlı olan meni, normal kabul edilir.<strong></p>
<p>Spermatozoonlardan başka menide değerlendirilmesi gereken hangi öğeler vardır?</strong></p>
<p>Lökositler gibi hücrelerin varlığı meni yollarındaki iltihaplı bir prosesin olduğunu haber verebilir.<strong></p>
<p>Meninin kısır kabul edildiği herhangi bir standart var mıdır?</strong></p>
<p>Evet. Verimlilik ve kısırlık  arasında kesin bir ayırım yapmak her zaman mümkün değildir; özellikle meninin değerlerinden birinin normal sınırlardan az uzak olduğu vakalarda daha güç  olur.<strong></p>
<p>Meni testinden sonra erkek kısır kabul edilirse kime başvurmalıdır?</strong></p>
<p>Son yirmi yılda yeni bir tıbbi yöntem bulunmuştur. Kadın için jinekolog neyse androlog da erkek için aynı değeri taşımaktadır. Androlog erkeğin jenital sistemini ve çoğaltma fonksiyonunu inceleyen uzmandır. Eşlerin bir kısırlık merkezine yönelmesi önemlidir. Bu merkezler önemli hastanelerde ve üniversitelerde kurulur. Bu merkezlerde çiftler tek bir klinik vaka olarak incelenir ve eşlerin hangisi hastaysa tedaviye alınır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yuzoniki.net/cinsel-saglik/erkeklerin-kisirligi-ne-sekilde-anlasilir.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kadınların Kısırlığı: En İyi Prognozlar</title>
		<link>http://www.yuzoniki.net/cinsel-saglik/kadinlarin-kisirligi-en-iyi-prognozlar.html</link>
		<comments>http://www.yuzoniki.net/cinsel-saglik/kadinlarin-kisirligi-en-iyi-prognozlar.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 26 Sep 2009 11:27:35 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Cinsel Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Kadınlarda Cinsel Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>
		<category><![CDATA[kadınlar]]></category>
		<category><![CDATA[kısır]]></category>
		<category><![CDATA[kısırlık]]></category>
		<category><![CDATA[Metroplastik]]></category>
		<category><![CDATA[Miyomektomi]]></category>
		<category><![CDATA[prognoz]]></category>
		<category><![CDATA[rahim borusu]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yuzoniki.net/?p=114</guid>
		<description><![CDATA[Çiftin kısırlığına tam olarak karar vermeden evvel doktorun değerlendirmesi gereken noktalar. Gebeliğin teorik düzeni. Müsbet ve menfi prognozlar. Birkaç önemli tavsiye.
Kısır çifte ümit vermeden evvel doktor hangi kuralları araştırır?
Doktonun yapması gereken şey çifti mümkün olduğu kadar kısa bir zaman içinde aile kurmaya yöneltmektir. Bunu elde etmek için uzman kişi şu öğeleri göz önünde tutmalıdır:
A) Kadının [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><em><strong>Çiftin kısırlığına tam olarak karar vermeden evvel doktorun değerlendirmesi gereken noktalar. Gebeliğin teorik düzeni. Müsbet ve menfi prognozlar. Birkaç önemli tavsiye.</strong></em></p>
<p><strong>Kısır çifte ümit vermeden evvel doktor hangi kuralları araştırır?</strong></p>
<p>Doktonun yapması gereken şey çifti mümkün olduğu kadar kısa bir zaman içinde aile kurmaya yöneltmektir. Bunu elde etmek için uzman kişi şu öğeleri göz önünde tutmalıdır:<br />
A) Kadının yaşı (40 yaşından sonra herhangi bir hastalık, hafif de olsa güç çözümlenir).<br />
B) Daha evvel olmuş cerrahi müdahaleler (özellikle jenital sistem üzerine yapılmış ve olumsuz sonuç vermiş olanları).<br />
C) Aynı kadında birkaç kısırlık faktörünün birleşmesi (genellikle doğuştan bir neden vardır).<br />
D) Eşlerin her ikisinde de verimsizlik şekillerinin vahim şekilde varlığı<strong></p>
<p>Kadınlara ait bahsettiğimiz problemler arasında en iyi prognozu hangileri verir?</strong></p>
<p>Belirli bir hastalığın ağırlık derecesini değerlendirmek her zaman mümkün değildir. Doktor ve cerrah elde hazır bulunan prognozdan yararlanabilir: Bir durum birden çok gelişmeye açıksa bu prognoz söz konusu olur. Kısırlıkta geçerli değildir. Bir an evvel çiftlere seçim yapabilmeleri için yeterli bilgilerin verilmesi gerekir. Bunu yapabilmek için daha evvelki tedavi istatistiklerinden yararlanır. Verilerin derinleştirilmesi yani daha detaylı bir prognozun yaratılması uzman kişinin tecrübesine kalır. Bunun sonunda meydana çıkarılan basit liste prognozu kötüye götürecek şeyleri hesaba katmaz.<br />
Ağırlık derecesinin teorik düzenine göre şunları hatırlamak mümkündür:</p>
<p>1) Menstruasyonların düzensizliği (çok uzun veya çok kısa âdet dönemleri);<br />
2) lokal iltihaplanmayla birlikte görülen rahim boynu mukusuna ait hastalık halleri (rahim boynunun aşınması, rahim boynu ve vagina iltihaplanması);<br />
3) hormonal faktörlere bağlı rahim boynu mukusuna ait hastalıklar (yoğunluk, miktar, ayrılma);<br />
4) ovülasyonun olmaması;<br />
5) yumurtalıkta ve rahim borularında olan iltihaplanmalar;<br />
6) pelvise ait rahim borularını içine almayan iltihaplanmalar;<br />
7) karınla ilgili ameliyatlardan sonra meydana gelen yapışmalar;<br />
 <img src='http://www.yuzoniki.net/wp-includes/images/smilies/icon_cool.gif' alt='8)' class='wp-smiley' /> rahmin çok küçük olması;<br />
9) jenital sistemde hafif oluşum bozuklukları (rahmin eyer şeklinde veya çift boynuzlu olması gibi).<strong></p>
<p>Prognozu daha kötü olanlar hangileridir?</strong></p>
<p>Daha evvelki soruda kullanılan mantık, prognozu daha kötü olan vakalarda geçerli değildir. Bu durumlarda ya şimdilik bir çözüm bulunamamıştır ya da çok vahim oldukları için karmaşık bir cerrahi müdahale gereklidir. Gereken ameliyatın güç olması başarı ihtimaline bağlı olarak o vaka için geçerli olan prognozu değiştirecek bir durumdur. Prognozu kesinlikle olumsuz olan patolojiler şunlardır:<br />
1) Jenital tüberküloz yüzünden rahim borusunun iki yandan kapalı olması (pelviskopik teşhis);<br />
2) rahim borularının tıkanıklığını gidermek için yapılan plastik ameliyattan veya yine boruların tekrar yerlerine yerleştirilmesi için yapılan cerrahî müdahaleden ya da rahim borularının iki yanlı anastomozundan sonra bu boruların daimi kapatılması;<br />
3) rahim borularının alınması;<br />
4) yumurtalıkların alınması.<strong></p>
<p>Kadınların kısırlığına karşı koruyucu özellik taşıyan tavsiyeler nelerdir?</strong></p>
<p>Profilaksi belirli bir hastalıktan korunmak için en iyi şartları doğuran bütün önlemleri içine alır. Kısırlıkta konu oldukça geniştir ve her kısırlık vakası için ayrı bir profilaksi vardır. En azından sık görülen basit patolojik şekillerin jenital sisteme ait karmaşık rahatsızlıklar hâline gelmesine engel olmak için tavsiyede bulunulabilir. Bunların en önemlileri şunlar dır:<br />
1) ailede tüberküloz vakaları   varsa<br />
akciğerler sık sık kontrol ettirilmeli ve uygun zamanlarda terapi yapılmalıdır;<br />
2) çocukluktan beri şişmanlıktan kaçınılmalıdır;<br />
3) ailenin başka fertlerinde varsa endokrin bezleriyle ilgili hiçbir hastalık ihmal edilmemelidir;<br />
4) âcil değilse ve çok yararlı olmayacaksa karınla ilgili ameliyatları kabul etmemelidir. Bu daha çok çocuklukta, apandist gibi ameliyatlarda önemli olur;<br />
5) jinekolojik kontrol: 1) İlişkide bulunmadan evvel; II) doğum kontrolüne başlamadan evvel; III) 18 yaşma kadar menstruasyonlar başlamazsa; IV) menstruasyonlann ve ameliyat devresinin dışında jenital yörede ağrı olursa; V) kronik vagina iltihaplanması olduğu zaman;<br />
6) çocuk olmuyorsa uzman bir merkeze başvurmak;<br />
7) kısırlık probleminin en başta şahsi bir problem olduğunu bilmek ve ancak çiftlerin seçim yapma, tavsiye edilen tedavileri geri çevirme hakkı olduğunu hatırlamak.<br />
<strong><br />
Çiftlerin cinsel hayatlarına yönelik koruyucu tavsiyeler var mıdır?</strong></p>
<p>İki basit şey tavsiye edilebilir. Bunlardan birincisi ilişkilerin şıklığıyla ilgilidir: Cinsel birleşmeler onilasyon devresinde manasızca üst üste gelmemelidir (depo edilmiş spermatozoonların harcanması) ve iki haftayı aşan birleşme aralarından kaçınılmalıdır (depo edilmiş spermatozoonların yaşlanması).<br />
İkinci tavsiye, çiftin ilişkilerine verdiği anlamla ilgilidir. Eğer ilişki sadece çoğalma olarak kabul ediliyorsa ve bu şekilde aranılıyorsa huzursuzluktan doğan bir sinir bozukluğunun ortaya çıkması ve psikolojik kısırlığın meydana gelmesi mümkündür.</p>
<p><strong>İkinci dereceden kısırlık ve verimsizlik için değişik teşhis teknikleri var mıdır?</strong></p>
<p>İkinci derecede kısırlıkla ilgili olarak elle tutulur inceleme imkânları yoktur. Daha çok ilk aylarda düşük yapan kadınlara ait olan verimsizlik vakalarında ise kadının fonksiyonel, bulaşıcı ve genetik özelliklerini testlerle kontrol altında tutmak daha kolaydır.</p>
<p><strong>Kısır bir kadın nasıl bir tedaviye tâbi tutulur?</strong></p>
<p>Kısırlık bir hastalık değil; ateş,   başağrısı, birdenbire nöbet tarzında gelen karın ağrısı gibi bir semptomdur. Bunu tedavi etmek, sebebini keşfederek buna çare bulmak demektir. Fonksiyonel kısırlık nedenleri bütün vakalarda tıbbi önlemler gerektirir: Azaltıcı tesir yapan hormonal tedaviler, aşın bir durum olduğu zaman uyarıcı veya yedek olarak kullanılan hormonal tedaviler.<br />
Morfolojik nedenler hem bir doktor hem de bir cerrah tarafından çözümlenebilir. Ameliyatla tedavisi mümkün olmayan ve bazan da ameliyatın kaçınılmaz olduğu vakalar söz konusu olduğu için (rahmi meydana getiren bölümlerde ve pelviste olan iltihaplanmalar; rahim borularının kapatılması, oluşum hataları gibi) doktor ve cerrah arasındaki seçim tesadüfe bırakılmaz. Tedavinin cerrahi yönü, özellikle kadın tarafından sorumlulukla karşılanmalıdır. Kısırlığın kendisi vahim bir durum teşkil etmez. Birçok alternatifler vardır. Kadın yaptığının bilincinde olmalı ve tercihlerini serbestçe yapmalıdır.<strong></p>
<p>Cerrahi tedavinin güçlükleri ve tehlikeleri nelerdir?</strong></p>
<p>Ameliyat her zaman zorluk ve tehlike getirir. Kısırlık ameliyatları tehlikeli olmaktan ziyade güçtür. Hayat için çok gerekli olmayan organları ilgilendirir. Güçlük, ameliyatın çok hassas şekilde yapılması mecburiyetiyle ilgilidir. Bunu yapabilmek için en büyük merkezlerde «Mikrocerrahi» denen alışagelmişin dışında yeni teknikler bulunmuştur. Mikrocerrahi ameliyatları yapabilmek için ameliyat edilen sahayı en az yirmi defa büyüten büyüteçlerden faydalanmak gerekir. Ayrıca iğneler ve çok küçük ipliklerden yararlanılır. Bu iplikler o kadar incedir ki şekilleri ve oluşumları gözle görülecek gibi değildir. Kısırlık cerrahisinde karşılaşılan tek tehlike istenen başarırım elde edilip edilmeyeceğidir. Bütün güçlüklere rağmen böyle bir ihtimal söz konusudur ve gittikçe artmaktadır.<br />
<strong><br />
«Yumurtalığın koni şeklinde rezeksiyonu» nedir ve neye yarar?</strong></p>
<p>Fonksiyonel hastalıklar arasında tek ameliyat gerektiren durumdur. Yumurtalıkların hacmini küçültmek için her yumurtalıktan koni şeklinde bir dilimin alınması anlamına gelir. Karmaşık bir problem yüzünden yumurtalıklar yumurta üretemedikleri zaman bu ameliyata başvurulur. Yumurtalıklardaki yumurta, sertleşmiş ve kalınlaşmış kapsülleri üzerinde dışarı çıkabilmek için bir açıklık bulamıyor demektir.<strong></p>
<p>Rahim borularının tıkanıklığım gidermek İçin yapılan plastik ameliyat neye yarar?</strong></p>
<p>Bu ameliyat rahim borusunun (sal-penks) en uç kısmının (rahim boynunun dış ağzı) plastik şekilde onarılmasıdır. Genel iltihaplanmalar yüzünden rahim boruları karın boşluğuna açılan kısımlarında tıkanırlarsa bu ameliyat uygulanır. Başarı şansı % 50 dir.<strong></p>
<p>Rahim borularının tamamının veya bir kısmının tekrar yerine yerleştirilmesi ne demektir ve neye yarar?</strong></p>
<p>Bu ameliyatın başarı şansı azdır. Rahim borusu rahimden ayrılır. Duvarın içinde kalan kısmı, yani duvardan içeri giren kısmı alınır; rahim borusunun sağlam kalan bölümü alman kısmın boş kalan yerine bağlanır. Sorumlu herhangi bir hastalık duvarın içinden bir tıkama yaptıysa rahim borularına bu ameliyat uygulanır.<strong></p>
<p>«Yapışmalara ait lizis» ne demektir ve neye yarar?</strong></p>
<p>Mikrocerrahi tekniğiyle yapıldığı takdirde bütün ameliyatların üstünden gelen bir ameliyattır. Çok uzun zaman istese bile çok basittir: Daha evvelki ameliyatlar veya iltihaplanmalar nedeniyle birbirine yapışmış bütün pelvis organlarını ayırmaya yarar.</p>
<p><strong>Metroplastik nedir ve neye yarar?</strong></p>
<p>Embriyolojik nedenlerle oluşumunda bozukluk olan bir rahmin (metro) normal anatomisini plastik cerrahi yoluyla sağlamak için bu ameliyat yapılır. Jenital sistemin doğuştan oluşum bozuklukları birçok tipte olabilir. Bizim kanaatimizce rahim çok anormal olsa bile gebeliği sonuna kadar götürebilir. Oluşum bozukluğuyla ilgili herhangi bir durumun fonksiyonel görevini yarıda kesmesi söz konusu olursa metroplastik ameliyat yapılır.</p>
<p><strong>Miyomektomi nedir ve neye yarar?</strong></p>
<p>Rahim miyomlarının ameliyatla çıkarılması demektir. Rahim miyomu hormonal nedenlerle oluşan iyi huylu bir tümördür (östrojenlerin çok fazla üretilmesi yüzünden). Ayrıca yaş ve doğum olaylarıyla ilgili olarak oluşabilir. Hayatî bir önemi olmasa bile yan tesirleri olan vakalarda yapılması sağlık verilir (kanamalar, menstruasyonların ağrılı olması, organların basınç altında kalması, rahim ağırlığının artması).<br />
Bunlara bağlı diğer bir konu kısırlıktır. Özellikle de miyomun rahim borularının kaynağına veya rahim boynu çevresine yerleştiği zaman söz konusudur. Kısırlıkla ilgili yeterli nedenler bulunamadığı zaman uygun zamanını bulup miyomektomi yapmak gerekir; miyomun hacminin<br />
büyümesi cerrahi prognoz için bir tehlike yaratmamalıdır.<strong></p>
<p>Evlat edinmek ne zaman tavsiye edilir?</strong></p>
<p>Evlat edinme işi kısırlığın tıbbi tedavi yönlerinden biri gibi kabul edilmelidir. Bunu böyle anlamak, derin insancıl anlamıyla kabul etmek demektir; çocuk sahibi olma arzusuna çok kesin bir çözüm yolu getirmek anlamına gelir. Doktor değerlendirdiği vakanın ümitsiz olduğunu gördüğü zaman eşlere evlat edinmeyi tavsiye etmelidir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yuzoniki.net/cinsel-saglik/kadinlarin-kisirligi-en-iyi-prognozlar.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kadınların Kısırlığı: Çeşitli Muayeneler</title>
		<link>http://www.yuzoniki.net/cinsel-saglik/kadinlarin-kisirligi-cesitli-muayeneler.html</link>
		<comments>http://www.yuzoniki.net/cinsel-saglik/kadinlarin-kisirligi-cesitli-muayeneler.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 26 Sep 2009 11:15:29 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Cinsel Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Kadınlarda Cinsel Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[bazal ısı]]></category>
		<category><![CDATA[biyopsi]]></category>
		<category><![CDATA[hormonal dozlar]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>
		<category><![CDATA[kadınlar]]></category>
		<category><![CDATA[kısır kadın]]></category>
		<category><![CDATA[kısırlık]]></category>
		<category><![CDATA[küldoskopi]]></category>
		<category><![CDATA[pelviskopi]]></category>
		<category><![CDATA[rahim borusu]]></category>
		<category><![CDATA[rahim radyografisi]]></category>
		<category><![CDATA[selyoskopi]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi yöntemleri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yuzoniki.net/?p=111</guid>
		<description><![CDATA[Rahme ve rahim borularına hava verilmesi: Yararları ve kontrendikasyonları.
Rahmin ve salpenksin radyografisi ne zaman gerekli olur. Selyoskopi nedir. Pelviskopi ile küldoskopi arasındaki fark. Bazal ismin ölçülmesi. Bu kontrolü yapmak ne zaman gerekli olur. Hormonal dozlar nelerdir. Endometriyumun biyopsisi. Rahim boynu mukozasının testi.
Rahim ve rahim borularına hava verme neye yarar?
Bu işlem rahim boruları yollarını ve aynı [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><em><strong>Rahme ve rahim borularına hava verilmesi: Yararları ve kontrendikasyonları.<br />
Rahmin ve salpenksin radyografisi ne zaman gerekli olur. Selyoskopi nedir. Pelviskopi ile küldoskopi arasındaki fark. Bazal ismin ölçülmesi. Bu kontrolü yapmak ne zaman gerekli olur. Hormonal dozlar nelerdir. Endometriyumun biyopsisi. Rahim boynu mukozasının testi.</strong></em></p>
<p><strong>Rahim ve rahim borularına hava verme neye yarar?</strong></p>
<p>Bu işlem rahim boruları yollarını ve aynı zamanda bunların kaslarıyla ilgili özelliğini kontrol etmeye yarar.</p>
<p><strong>Bu kontrolün yararı nedir?</strong></p>
<p>Bu kontrolün basitliği jenital sistemin anatomisiyle ilgili bütün problemlerde örnek araştırma olarak kullanılmasını sağlar. En sık görülen patoloji, rahim borusunun tıkanması veya iltihaplanmasıyla ilgilidir. Diğer morfolojik problemlerde de (rahim şekilsizlikleri, yapışmalar, fibromlar gibi) havalandırma tam normal şekilde olmaz. Düzenli bir havalanma diğer anatomik testlerin yapılmasını ortadan kaldırırken havalandırmayla ilgili ufak bir şüphe testlerin derinleştirilmesini gerektirir.<br />
Rahim borularının hareketleriyle ilgili olan havalandırma özelliğini de unutmamak gerekir: Bu özellik tartışma gerektirmeyecek şekilde ancak bu testle mümkündür.<strong></p>
<p>Rahim borularının hareket kabiliyetini tanımak neden bu kadar önemlidir?</strong></p>
<p>Rahim borusunun bu özelliğini anlamak için, yumurtalıktan karın boşluğuna atılan mikroskobik bir yumurtanın, çapı 2-3 mm olan bir rahim borusundan, bu borunun hareket etmeden yumurtanın geçmesini beklemek şartıyla sabit kalması durumunda; ne kadar güçlükle geçeceğini tahayyül etmek gerekir. Aslında rahim borusu, kasılarak ve tekrar genişleyerek karın boşluğundaki bütün sıvıları emen bir pompa vazifesi görür. Ancak bu şekilde, borular yumurtayı kapabilir ve bunu spermatozoonla karşılaşabilir bir duruma sokarlar. Diğer bütün durumlarda bu ihtimal gitgide azalır ve yok olmaya kadar gidebilir.</p>
<p><strong>Rahim ve borularını havalandırma işlemi hangi kurallara dayanır? Ne zaman uygulanabilir?</strong></p>
<p>Bu işlem kesin fizik kanunlarına bağlıdır. Jenital boşluklara, sabit hızla, organizma tarafından kolaylıkla emilebilen karbon dioksit verilir. Bu, ilk olarak rahim boşluğunu, sonra da rahim borularının boşluğunu geçer ve karın boşluğuna varır. Yukarıdaki şartlarda uzun bir yol kaydeden bu gazın bir daralma haliyle karşılaşırsa basıncı artar; herhangi bir genişleme haliyle karşı karşıya kalırsa da basıncı azalır. Eğer bahis konusu olan rahim borusu çekilip büzülürse rahim borusunun çapında bir azalma ve buna bağlı olarak basıncında artış, eğer tekrar kendini bırakırsa bunun tam aksi olur. Bundan sonra, gazın geçtiği yerlerde görülen basınç değişmelerinin kaydedilmesi, rahim borularının kasılmasıyla ilgili durumları ortaya koyar. Bu işlemin yapılmaması gereken iki devresi vardır:<br />
1) Menstruasyon sırasında: Rahim duvarına açılan damarların genişlemesi gazın kana karışmasına ve zehirlenmeye neden olabilir.<br />
2) Ovülasyon sonrası devrede: Test muhtemel bir gebelik olayına tesir edebilir. Bu testin yapılması için en uygun devre âdet kanamasının bitimini takip eden ilk haftadır.</p>
<p><strong>Bu işlem hangi semptomları verir?</strong></p>
<p>Bir hastanın jinekologa görünmesi sırasında hissettiği normal sıkıntıdan başka şu semptomlar görülür: Özel şekilli borunun takılması âdet kanamasının getirdiği ağrıya benzer lokal bir ağırlık hissi verebilir. Gazın jenital boşluğa akması ya hiçbir belirti göstermez (olayların % 50&#8217;sinde) ya da âdet kanamasıyla görülen ağrıya benzer bir semptom ortaya koyabilir. Bu iki uç arasında aynı şekilde dağıtılmış bir   değişkenlik   vardır.<br />
Havalandırma işleminin sonunda hastalar oturmaya başladığı zaman, boyunda veya omuzlarda bir ağırlık hissi ortaya çıkabilir. Bu his bir çeyrek kadar sürer. Bu durum gazın karın boşluğunda yukarı doğru hareket etmesinden kaynaklanır: Gaz diyaframın altına geldiği zaman burada bulunan bir sinir yukarıda bahsedilen hissi doğurur.<br />
Yukarıda bahsedilen komplikasyonların yanında lokal iltihaplanmalar da vardır (vagina, rahim, rahim borusu ve yumurtalık iltihaplanmaları). Bu bakımdan jinekologun hastayı doğru şekilde değerlendirmesinden başka, düzenli kan tahlilleri de gerekir; bunlar organizmadaki mümkün iltihaplanmaları ortaya çıkarır.</p>
<p><strong>Bu işlemin tedavi şeklinde bir etkisi var mıdır?</strong></p>
<p>Bir bakıma evet. Ancak bu etkinin bilimsel bir değerlendirmeden doğduğu söylenemez; ne var ki karbondioksit gazının verilmesinden sonra meydana gelen gebelik durumları da gözden uzak tutulamaz. Bu durumlarda geçerli olan tek açıklama, havalandırmanın rahim borularının kasları üzerinde meydana getirdiği üfleme şeklindeki uyarıya bağlıdır; bunun sonucunda rahim borularının hareket özelliği artar.</p>
<p><strong>Rahmin ve salpenksin radyografisi nedir?</strong></p>
<p>Rahim boşluğuna ve rahim borularına (salpenksler) kontrast yapan bir sıvı doldurmak suretiyle uygulanan bir inceleme yöntemidir.<br />
Bu radyografinin fonksiyonu nasıl açıklanabilir?<br />
Yapı olarak X ışınlarına karşı saydam olan organları görülür hâle getiren bazı tıp yöntemleri vardır (sindirim sisteminin radyografisi, ürografi, yani idrar yollarının kesif madde ile doldurularak röntgen ışınlarıyla resminin alınması vb.).<br />
Sonuç almak için bu organlarda boşlukların bulunması ve bu boşlukların da dıştaki öğelerle ilişkisi olması gerekir. Röntgen mütehassısı bu boşlukları X ışınlarını geçirmeyen bir sıvıyla doldurur; bu şekilde boşlukları radyogram üzerinde görmek mümkün olur. Radyolog jenital bölümün röntgenini almak için yağlı ve sulu olmak üzere iki tip sıvıdan faydalanır.</p>
<p><strong>Kullanılan iki tip sıvı arasında ne gibi farklar vardır?</strong></p>
<p>Yağlı sıvı daha eskidir. Bu yüzden denenmiştir. Boşlukları iyice doldurur ve geçtiği değişik boşlukların çok iyi görünmesini sağlar. Ayrıca verilen yerde uzun süre kaldığı için rahim borularının etrafındaki tezat sıvıyla dolu yerlerin uzaktan görülmesine ve değerlendirilmesine imkân verir. Bu özellik aynı zamanda bir kusurdur. Çünkü testin yapılmasından altı ay sonra bile yağlı sıvıyı karın boşluğunda bulmak mümkündür. Bu sıvı sulu olana nazaran daha ağrılı, pıhtılı ve allerjik reaksiyonlar doğurur. Sulu sıvının daha az travma yaptığı ve daha kolay emildiği bir gerçektir ama gösterici özelliği çoğunlukla tahmin yapma durumunu ortaya koyar.</p>
<p><strong>Rahmin ve salpenksin radyografisi neye yarar?</strong></p>
<p>Bu radyolojik inceleme jenital boşlukların içi hakkında bilgi verir. O halde işlemin ilk amacı bu yüzeylerin bütün düzensizliklerini belgelemektir. Bunların arasında meselâ fibrom veya rahim içine yerleşen polipler, oluşum hataları, rahim borularının normal şekillerinin dışında olmaları, bunların ilerleyen iltihaplanmalar sonucu genişlemeleri sayılabilir.<br />
Bu radyografi rahim borularının iyi veya kötü şekilde açılmalarını da ortaya koyar ama bu veriyi kesinleştirmek için tahlil ve inceleme sırasında boruların büzücü kaslarında herhangi bir büzülme durumunun olmamasına dikkat etmek gerekir.</p>
<p><strong>Rahim ve rahim borularının radyografisi ne zaman yapılır?</strong></p>
<p>İyi bir sonuç almak ve kesinlik getirmek için en iyi zaman, menstruasyonların sonuyla âdet devresinin onuncu ve on ikinci günleri arasındaki dönemdir. Bu dönem havalandırma işlemi için de aynı nedenlerle geçerlidir.</p>
<p><strong>Rahim ve rahmin borularının radyografisi nasıl alınır?</strong></p>
<p>Bütün radyolojik merkezlerde radyografi şöyle alınır:<br />
A) Hasta yatağa uzanır ve bacaklarını jinekolojik pozisyona getirir.<br />
B) Jinekolojik muayene yapılır.<br />
C) Spekulum takılır.<br />
D) Rahim boynu bir pens ile açılır.<br />
E) Enjektör rahim boynuna takılır ve pense bitiştirilerek sabit kalması sağlanır.<br />
F) İlk radyogram alınır.<br />
G) 2-3 cc sıvı enjekte edilir.<br />
H) İkinci radyogram alınır.<br />
I) 3 cc sıvı daha enjekte edilir. L) Üçüncü radyogram alınır. M) Bütün gereçler çıkarılır.<br />
N) Kullanılan sıvı yağlı ise 24 saat sonra kontrol amacıyla diğer bir radyogram alınır.<strong></p>
<p>Ne gibi semptomlar verir?</strong></p>
<p>Bütün karmaşık testlerde olduğu gibi, hastanın heyecanlı olması normal semptomların büyük ölçüde değişmesine neden olur. Havalandırma işlemi için geçerli olan bu konu, çevrenin özel bir durum taşıdığı, radyolojik makine ve doktorun tutumunun âni bir gevşemeye engel olduğu zaman bu işlem için de geçerli olur. Aslında, hastalar bu ikinci işlemi birinciden daha ızdıraplı bulmaktadır. Bu radyolojik işlemden sonra kürek kemiği ve çevresinde nefes alma zorluğu olmaz ama hastanın âdet kanaması gibi bir rahatsızlığı ve bir gün kadar süren diyare durumu söz konusu olabilir.<strong></p>
<p>Rahim ve salpenksin radyografisinin kaçınılmaz olduğu vakalar var mıdır?</strong></p>
<p>Kısırlık problemlerinden «kaçınılmaz test» şeklinde hiçbir zaman bahsedilmese bile, rahim ve salpenksin radyografisinin doğurganlıkla ilgisi olan bir hastalığı belirleyecek tek bir durum vardır: Rahim borusunun «istmus» yani berzah (kıstak) hizasında tıkanması. Bu durumda radyogram lezyon noktasını tam olarak ortaya çıkarabilir. Diğer bütün vakalarda, havalandırma, biyopsi, pelviskopi veya histeroskopi bu testin yerine geçebilir.</p>
<p><strong>Rahim ve rahim borularının radyografisine ters düşen yan tesirli haller var mıdır?</strong></p>
<p>Havalandırma işlemi için söylenenler bu radyografi için de geçerlidir. Radyolojik tahlil tekrarlandığı zaman daha da çok yan tesir bırakacağını hatırlatabiliriz.<br />
X ışınlarının konsantre olduğu zemin yüksek radyolojik doza karşı çok duyarlı olan organları da içine alır. Hastanın çok gerekli olmadan bu testleri tekrarlaması bu yüzden tehlikelidir.</p>
<p><strong>Bu radyolojik işlem tedavi olarak kullanılabilir mi?</strong></p>
<p>Rahim ve salpenksin radyografisinden sonra meydana gelen hamileliklerin durumu istatistik ve bilim açısından bir anlam taşımaz. O halde bu sorunun cevabı olumsuz sayılır.</p>
<p><strong>Selyoskopi nedir?</strong></p>
<p>Selyoskopi, karın boşluğunu açmadan (ameliyat öncesi gibi) içini incelemeyi sağlayan cerrahi bir yöntemdir. İncelenecek yeri aydınlatmak için optik şeritler ve lensler (mercekler) içeren bir tüp takılır. İki giriş yolu vardır: Pelviskopi-de karın yüzeyi, küldoskopide vajinanın iç kısmı.<strong></p>
<p>Pelviskopi ile küldoskopi arasında ne fark vardır?</strong></p>
<p>Bu iki yöntem birbirine benzese bile, giriş yollarındaki görüş farklılığı yüzünden birbirlerinden ayrılır. Bir örnek vermek gerekirse, küldoskopide, jenital sistem sahnenin hemen altında oturan bir seyircinin sahneyi gördüğü gibi görülürken, pelviskopide durum farklı olur; görüş en yüksekteki balkonun tam orta. yerinde oturan bir seyircinin görüşüne denk düşer. Tabiî ikinci durumda seyirci sahneyi çok daha rahat ve tam olarak görür. Pelviskopide ayrıca alman pozisyon pens kullanırken birtakım el hareketlerine de imkân verir. Ama küldoskopide travma olasılığı daha azdır ve olsa bile gözle görülen bir lezyon söz konusu değildir.</p>
<p><strong>Selyoskopi neye yarar?</strong></p>
<p>Bahsedilen testler arasında hastayı en çok yoran selyoskopidir. Bu yüzden havalandırma ve rahim ve salpenks radyografisinden sonra veriler yetersiz kaldığı zaman yapılması tavsiye edilir. Bunun aksine, teşhis kesinse, teşhisin ameliyatı gerektirdiği vakalarda, teşhisle ilgili detayları ve yararlı teknikleri ortaya çıkarmak için selyoskopiye başvurulur. Eğer bir çift kısır ise ve buna rağmen incelemeler tamamen normal sonuç vermişse; bu halde de selyoskopi uygulanır: İncelenmeden geçen birtakım öğeleri değerlendirilir (küçük yapışkanlıklar, hafif pelvis iltihaplanmaları gibi).</p>
<p><strong>Ne zaman yapılmalıdır?</strong></p>
<p>Teorik olarak, âdet kanamasının dışında normal devrenin herhangi bir gününde yapılır. Aslında yapılmasının daha daha uygun olduğu iki an sayılabilir: Beşinci ve on birinci günler arasında yapılır sa rahim borularının yolu ve faaliyeti daha kolay değerlendirilir. Ayrıca, yirmi birinci ve yirmi yedinci günler arasında yapılırsa, pelvis için yararlı olur; endometriyumun biyopsisiyle birlikte pelvise ait tam bir sonuç alınır.</p>
<p><strong>Pelviskopi nasıl uygulanır?</strong></p>
<p>Sağlık merkezlerinin çoğunda pelviskopi, ameliyathanede, genel anesteziyle uygulanır. Bu uygulama, çok gerekli olmasa bile, çok ender olarak karşımıza çıkan karmaşık durumların önüne geçer. Yöntem en büyük kısırlık kurallarını göz önünde tutar. Yapıldığı zaman şu iki devreden geçilir:<br />
1) Derinin kesilmesi. Estetik ve optik nedenlerle (dıştan yara izi bırakmaması için ve incelemenin noktasının yukarıda ve ortada olmasından dolayı), göbeğin iç yüzünün kesilmesi tercih edilir.<br />
2) Karın içinde hava verilir, (pnömoperiton); yani karın boşluğuna karbon dioksit doldurulur (deriyi kesmek suretiyle büyük bir iğneyle üç litre kadar karbondioksit verilir). Karın boşluğuna hava doldurulması karın duvarının kubbe şeklini almasına ve bağırsak halkalarının hafifçe çekilmesine yardımcı olur.<br />
3) Dörtte üç denilen, ucunda sivri bir cisimcik olan, 12 mm çapındaki silindirin takılması ve pelviskopinin başlaması. Karın duvarının değişik katmanlarını geçtikten sonra (şeritler, kaslar, karın zarı yani periton), sivri uç çıkarılır ve yerine silindirin içinde kolayca hareket edebilen optik tüp takılır.<br />
4) İkinci dörtte üçün takılması. Bu durumda da birincisine benzeyen ama ondan çok daha küçük olan (4-6 mm) bir alet söz konusudur. Aynı teknikle, kalça kemiğinin çıkıntısının hemen yanma, sağ kasık dolayına sokulur. El hamlelerine yarayacak herhangi bir aletin veya bir pensin yola sokulmasına imkân verir.<br />
5) Aletlerin çıkarılması ve derinin dikilmesi. Karındaki gaz tamamen çıkarıldıktan sonra her iki dörtte üç de çıkarılır.<br />
Alttaki delikler hemen kapatılır (karın zarı ve şeritler). Bu durumda bunların yerine, göbeğin derisinin üzerindeki yaraya bir veya iki dikiş, kasık yarasına da tek bir dikiş atmak yeterli olur. Bu dikişler dört- beş gün sonra alınabilir. Hasta ertesi gün taburcu edilir.</p>
<p><strong>Küldoskopi nedir?</strong></p>
<p>Pelviskopi gibi bu araştırma da maksimum kısırlık esasları göz   önünde tutularak yapılır. Uygulandığı zaman, kullanılan teknik ve travma ihtimali bakımından lokal anesteziyle yapılır. Şu iki devreden geçilir:<br />
1) Arka forniks&#8217;in yani arkadaki tavanın kesilmesi. Arka forniks rahim boynunun altında yer alır. Bu kısmın arkasında hiçbir organ yoktur; tabii elle yapılan hareketlerde de hiçbir organı zedeleme ihtimali olmayacaktır. Çok ince olan vagina duvarını geçtikten sonra karın boşluğuna varılır; karın boşluğunda rahmin ön kısmı rektumdan ayrılmış durumdadır.<br />
2) Optik kısmını takılması. Bu takış tekniği de selyoskopide yapılanın aynıdır. Tek fark geçilmesi gereken ince öğelerin basınç istememesi yani büyük bir travma olasılığının olmamasıdır.<br />
3) Aletin çıkarılması ve dikiş. Emilmeyen materyalden, sonradan alınmayacak tek bir dikiş atılır. Hasta ameliyattan birkaç saat sonra serbest bırakılır.</p>
<p><strong>Selyoskopi hangi semptomlan verir? Kontrendikasyonlan var mıdır?</strong></p>
<p>Ameliyat genel veya lokal anestezi ile yapılır. İşlem sırasında sübjektif belirtileri saptanamaz. Hasta uyandığı . zaman veya uyuşturucunun etkisinin geçmesinden sonra, semptomlar küçük bir deri yarasının semptomlarına benzer. Pelviskopiden sonra birkaç saat süren tek rahatsızlık, verilen gazın bir kısmının karın boşluğunda kalması nedeniyle göğüste ve omuzlarda hissedilen bir fenalık hâlidir. Kesin kontrendikasyonlar yoktur. Şişmanlık, göbek fıtığı, evvelki ameliyattan kalan herhangi bir yapışma gibi teknik zorluklar olabilir.<strong></p>
<p>Pelviskopi tam belirgin bir sonuç verir mi?</strong></p>
<p>Pelviskopi, özellikleri   bakımından bütün morfolojik patoloji için kesin bir teşhis sağlamalıdır. Çünkü jenital sistem doğrudan incelenebilir ve aynı zamanda görülen sıvılardan ve değişik dokulardan örnekler alınabilir.</p>
<p><strong>Bazal ısı ne demektir?</strong></p>
<p>Bazal ısı, sabahları kesin dinlenme şartlarında alman vücut hararetidir. Bu ısının esasına bağlı olan tabii doğum kontrol yönteminden bahsedelim: Övülasyonun olduğu bir yumurtalıkta «corpus lu-teum» denen bir grup hücre oluşur. Corpus luteum projesteron denen bir hormon salgılar. Bu hormonun birçok görevi vardır.<br />
Burada bizi özellikle ilgilendiren projesteron hormonunun vücut ısısı üzerindeki etkisidir: Kandaki hormon miktarı iyi olduğu zaman vücut ısısı 3-8 ondalık derece artışı gösterir.<br />
Bütün âdet dönemi boyunca her gün vücut ısısını kontrol edersek, âdetleri düzenli olan kadının vücut ısısının ilk 14 günde belirli değerde, daha sonraki 14 günde ise daha yüksek değerde olduğunu görürüz. Birinci değerden ikincisine geçişin olduğu an ovülasyon dönemi sayılır.<strong></p>
<p>Bazal ısı nasıl alınır?</strong></p>
<p>Tecrübeye dayanan bütün yöntemlerde olduğu gibi bazal ısı alınırken de özenli ve dikkatli olmak gerekir. Ancak bu şekilde teşhis için yararlı olabilecek bir grafik elde ederiz. Bunu sağlamak için şu noktalara dikkat etmek gerekir:<br />
A) Eczaneden bu amaçla kullanılacak bir termometre almak: Bu termometrenin içinde evvelden basılmış olan grafikler vardır.<br />
Vücut ısısının, dereceleri bunların üzerine işaretlenir.<br />
B) Termometreyi baş ucunda bulundurmak ve her sabah bunu ölçme alışkanlığı edinmek. Herhangi bir şey yapmadan Evvel, hep aynı saatte aynı yerden ölçmeye dikkat etmek.<br />
C) Vücut ısısını ansızın yükseltebilecek her türlü durumu grafikte işaretle-[nek (uykusuzluk, sabahın ilk saatlerine rastlayan ilişkiler, soğuk algınlığı, grip gibi.<br />
D) Menstruasyonun    ilk   gününden, başlayan ve daha sonraki   menstruasyonun bir evvelki gününe  kadar süren bir grafik hazırlamak.<br />
E) Birbirini izleyen 2-3 âdet kanaması devresi boyunca vücut ısısını kaydetmek.</p>
<p><strong>Bazal ısının seyrini kaydetmek hangi durumlarda yararlı olur?</strong></p>
<p>Bazal ısının seyrini bilmenin yararlı olduğu iki önemli durum vardır:<br />
1) Ovülasyonun varlığını belirlemek gereği olduğu zaman,<br />
2) Menstruasyon devresinin değişik dönemlerini kaydetme durumu olduğu zaman.</p>
<p><strong>Bazal ısı ovülasyonu kesin olarak belirten bir test midir?</strong></p>
<p>Projesteron varlığı ile vücut ısısının yükselmesi arasındaki bağlantı denenmiş ve işaret edilmiştir. Ama projesteron miktarındaki artış ile kuvvetli bir yumurtlama arasındaki ilişki için aynı şey söylenemez. Son yapılan analizde, termik grafiğe bağlı yumurtlama durumunda şüpheli noktalar olabilir; tecrübeli olmayan hastanın dereceyi ölçerken yaptığı hataları da göz önünde tutarsak bunların sayısı daha da artabilir.<strong></p>
<p>Hormon dozlarının ölçülmesi ne demektir?</strong></p>
<p>İdrarda ve kanda ne kadar hormon olduğunu ölçmek demektir. Hormon tutarı yapılan testin menstruasyon döneminin hangi ânına denk düştüğü göz önüne tutularak saptanır.</p>
<p><strong>Hormon nedir, neye yarar?</strong></p>
<p>Organizmanın endokrin bezleri tarafından salgılanan kimyasal maddelere hormon denilir. Bunların özelliği, az miktarda da olsa değişik sistemlerin çalışmasını etkilemeleridir Bir organın çalışması normal olarak sinirsel uyarılarla yönetilir. Aslında bu, vücudun amacına ulaşmak için yararlandığı en hızlı sistemdir. Hormonal sistem aynı sonucu daha ağır ama daha uyumlu bir mekanizma ile elde eder.<br />
Hormonların çeşitli ürünleri değişik amaçlara yönelik olsa bile birbirleriyle ilgilidir. Bu yüzden bir sektördeki en ufak bir dengesizlik diğer sektörlere de tesir eder veya bunun aksine organizmadaki fonksiyonel dengenin iyi olması hormonların uyumlu üretimine dayanır.<br />
En çok bilinen endokrin bezleri tiroid, böbrek-üstü ve pankreastır. Herkes bunların kötü çalışması sonucu ne gibi hastalıkların ortaya çıktığını bilir. Doğuştan tiroidin az çalışması   sonucu ileri gelen<br />
fizikî ve aklî gerilik hâli, böbreküstü bezlerinin hipofonksiyonundan doğan derinin esmer bir renk alması yani tunç hastalığı; şeker, endokrin bezlerin neden olduğu en tehlikeli hastalıklardan sayılır. Bunun gibi durumlarda birinci dereceden hastalık kısırlık problemleri ile karmaşık bir hal alır; bu da organizmamızın çeşitli hormonal bölgeleri arasındaki biyokimyasal ilişkilerin ne kadar duyarlı olduklarını gösterir.<strong></p>
<p>Jenital sistemi ilgilendiren hormonlar hangileridir?</strong></p>
<p>Jenital sistem üzerinde özellikle etki bırakan hormonlar vardır. Bu etki jenital sistemi oluşturan bütün dokularda görülür (mukoza, kaslar, bezler ve benzerleri gibi). Kadında cinsel hayatın en çok dikkati çeken durumu menstruasyonlardır. Bunların belli dönemde olması birtakım seri değişikliklerin sonucudur. Bu değişiklikler düzenli bir hormonal üretim tarafından kontrol edilirse, jenital sistem gebeliğe başlayabilir ve bunu sonuna kadar götürebilir.<br />
Bu amaca ulaşmak için, organizma, karşılıklı etkisi olan bir seri iç salgı bezinden yararlanır; birinci bezden üreyen hormonlar ikincinin hormonal üretimini uyarır ve bu sonuncuya kadar gider. Sonuncu bezin üretimi arttırması, dönüşte düzeni sağlar ve gerek bloke ederek gerekse uyararak bütün devrenin çalışmasını düzende tutar.<br />
Jenital sistemde en çok anlam taşıyan bezler şunlardır: Hipofiz ve yumurtalık. Hipofiz yumurtalığın fonksiyonunu etkiler. Ürettikleri hormonlar şunlardır: 1) Folikül uyarıcı hormonu (FSH), lütei-nizan hormon (LH), prolaktin (PRL). 2) Östrojenler (özellikle 17 beta östrodiyol), projesteron (P).<strong></p>
<p>Hormonal dozlar nasıl saptanır?</strong></p>
<p>Hormonal dozlar idrarda ve kanda ölçülür. Kanda yapılan saptama daha yaygındır. İdrarda sadece aranılan maddenin yıkıcı ve değiştirici ürünleri saptanırken kanda daha kesin, doğrudan sonuç almak mümkün olur.<strong></p>
<p>Bu dozların ölçülmesinin gerekli olduğu neye dayanılarak söylenir?</strong></p>
<p>Kısır çiftin problemini ele almadan evvel hastanın fonksiyonel hikayesi hakkında araştırma yapmak gerekir: Menstniasyon şekli (sıklığı, miktarı, süresi), menstruasyon dönemine ait semptomlar gibi. Bu bilgilerin değeri tamamen normal olmayan termik grafikle daha da artar.</p>
<p><strong>Menstruasyonların tamamen olmaması hâlinde nasıl davranmak gerekir?</strong></p>
<p>Menstruasyonların olmaması çoğunlukla en karmaşık patoloji semptomları arasında kabul edilir. Bu gibi durumlarda tedavi endokrinoloji uzmanlarına bırakılır.<strong></p>
<p>FSH ve LH hormonlarının hangi günlerde saptanması gereklidir?</strong></p>
<p>FSH ve LH hipofiz tarafından salgılanır. Birincinin görevi, ovülasyonun olması için en iyi şartları doğuran östrojen-1er tarafından ayarlanan olayları; ikincinin görevi ise, projesteron tarafından düzende tutulan diğer değişimleri uyarmaktır, bunlar üretilen yumurtanın döllenmesini, rahim boşluğuna ulaşmasını ve burada yerleşerek gebeliğe neden olmasını mümkün kılarlar. Bu hormonların miktarı menstruasyon. döneminin seyri boyunca kanda değişkenlik gösterir. Değişik nedenler yüzünden her iki hormonun da en çok miktarda olduğu an ovülasyon günüdür. FSH&#8217;nin ve özellikle LH&#8217;-nin dozunun belirlenmesi için, yumurtlamanın olması mümkün günlerde kan tahlili yapmak ve bu hormonların miktarım ölçmek gerekir. Bu günler normal devrelerde on ikinci, on dördüncü ve on altıncı günlerdir. Daha uzun veya daha kısa olan devrelerde en uygun günlerin seçimi için bazal ısıya dayanmak daha doğrudur.<strong></p>
<p>17 beta östrodiyol dozunu belirlemek hangi günlerde gerekli olur?</strong></p>
<p>17 beta östrodiyol yumurtalıkta folikül tarafından üretilen üç östrojen hormonundan biridir. Folikül yumurtayı içinde tutan bir bezdir; yumurta olgunlaştığı zaman bu sıvıyla dolu olan kese şişer ve yumurtalığın yüzeyine kadar çıkar. Tam ovülasyon ânında yumurtayı dışarı çıkarabilmek İçin bu yüzeyi yırtar: Olgun yumurta döllenmeye hazırdır. 17 beta östrodiyol kanda en fazla miktarda bulunan hormondur. Düzenli bir âdet döneminde, dönemin ilk yarısında bu hormonun miktarında devamlı ilerleyen bir artış olur. Bu ilk yarı menstruasyondan ovülasyona kadar giden yarıdır ve 17 beta östrodiyol hormonunun dozunun belirlenmesi için seçilecek günler bunlardır.</p>
<p><strong>Projesteron dozunun belirlenmesi hangi günlerde olmalıdır?</strong></p>
<p>Bazal ısıdan bahsederken projesterondan da bahsettik. Bütün dokular üzerindeki etkisi östrojenlerin etkisine ters düşer. Folikül denen yumurtalık kesesi hücrelerinden ürer. Menstruasyondan evvel en yüksek değerine ulaşır. Sonra, menstruasyonun başlamasından bir gün evvel neredeyse sıfıra kadar düşer. Projesteronun kanda ölçülmesi için en uygun günler, yirmi ikinci, yirmi dördüncü ve yirmi altıncı günlerdir.</p>
<p><strong>Prolaktin dozu hangi günlerde belirlenmelidir?</strong></p>
<p>Şu ana kadar bahsini ettiğimiz hormonlar arasında en az tanınanı prolaktindir. İşlevi, başlangıç safhasında corpus luteum üzerindeki olumlu uyarıya ve göğüslerdeki süt salgısını hızlandıran faaliyete bağlıdır. Prolaktin miktarında patolojik bir artış olursa sütün çok fazla akması olarak bilinen hastalık da ortaya çıkar. Aynı zamanda menstruasyon dönemi uzar veya tamamen yok olur. Bu hormonun üretimi diğer hormonlarınki gibi aylık değildir. Bütün günler sabit kalmasına rağmen gündüz ve gece arasında miktarında değişme olur.<br />
Herhangi bir huzursuzluk âni bir artışa neden olabilir (tahlile bağlı olan huzursuzluk bile). Prolaktin dozunun belirlenmesi herhangi bir günde olabilir ama sabahları tercih etmek üzere hep aynı saatte olması istenir. İğnenin damara girmesiyle kanın alınması arasında az bir zaman geçmesi beklenir; hasta bu şekilde heyecanını yenmiş olur.</p>
<p><strong>Endometriyum biyopsisi nedir?</strong></p>
<p>Endometriyum biyopsisi cerrahi bir araştırmadır: Küçük bir kazıyıcıyla rahim boşluğunu örten mukozadan ufak bir parça alınır. Alınan parça üzerinde histolojik tahlil yapılır.</p>
<p><strong>Biyopsi neye yarar?</strong></p>
<p>Biyopsi, yumurtalığın fonksiyonlarım araştıran testlere yardımcı olur ve hormonların, yumurtanın döllendikten sonra rahimde yerleşmesi için ne gibi değişiklikler yaptığını ortaya koyar. Anestezi ile yapılırsa rahim boşluğunun iç yüzeyi, boyutları ve şekli hakkında bir fikir edinmemizi sağlar.</p>
<p><strong>Biyopsi ne zaman yapılır?</strong></p>
<p>Amaç, dokunun aldığı bütün hormonal değerlere ne şekilde cevap verdiğini öğrenmek ise, menstruasyonlardan bir gün evvel biyopsi yapıp, bu dokuyu incelemek gerekir. Müdahale menstruasyon düzenini bozmayacaktır, çünkü bu biyopsiyle menstruasyonlar en fazla 2-3 gün önceden olur; sonra da normal şekline döner.<strong></p>
<p>Biyopsi nasıl yapılır?</strong></p>
<p>Eskiden genel anesteziyle yapılırdı. Şimdi «novak tüpü» denen bir aletle yapma imkânı vardır: Bu tüp rahim boynunu genişletme lüzumu olmadan kolaylıkla buraya sokulur. Bu durumda genel anesteziye lüzum kalmaz.<br />
Biyopsi şu aşamalarda yapılır: 1) Spekulumun takılması. 2) Vajinanın ve rahim boynunun dezenfekte edilmesi. 3) Hegar pensiyle rahim boynunun sıkılması (hasta uyanır ve çimdiklenmiş gibi olur.) 4) Rahim boşluğunun histometre (uterusu ölçme aleti) ile ölçülmesi. 5) Çapı gittikçe artan genişleticilerle rahim boynunun genişletilmesi, (gerektiği zaman genel anestezi yapılır ve hasta acı çekmez). 6) Histolojik tahlil için (dokubilim) endometriyumun bir parçasını alabilmek amacıyla herhangi bir aletin veya Novak tüpünün takılması (tüp takılırken hasta anestezi altında olmazsa menstruasyon ağrısı gibi bir ağrı hisseder.</p>
<p><strong>Kontrendikasyonlar söz konusu olabilir mi?</strong></p>
<p>Endometriyum biyopsisi için tek ve kesin bir kontrendikasyon vardır: (Gebelik. Alman parça, yumurtanın yerleştiği yeri ilgilendirmiyorsa tahlil, gebeliği etkisi altına almaz; hem de tedavi niteliği taşır. Biyopsiye elverişsiz olan diğer durumlar şunlardır:<br />
1) Devam eden vajinit (vagina iltihaplanması) veya akut servike-vajinit (prosesin yukarıya doğru yayılmasını engellemek için). 2) Devam eden âdet kanamaları. Alınan parça nekroz (çürüme) hâlinde olduğu için anlam taşımaz. 3) Yumurtlamadan evvel gelen dönem (âdet döneminin ilk devresi. Alınan parça teşhis için yararlı olmaz). 4) Sonraki günlerde rahim boşluğunu ilgilendiren tahlil yapma ihtiyacı.</p>
<p><strong>Rahim boynu makusu (servikal mukus) neye yarar?</strong></p>
<p>Rahim boynu mukusu, rahim boynunun içindeki kanalın mukozasına ait bezlerin salgısıdır. Östrojen ve projestero-nım, menstruasyon döneminin değişik devrelerinde değişken şartlar doğurduğunu biliyoruz: Bu şartlar, çoğaltıcı, üretici, olayı hızlandırıcıdır. Rahim boynu mukusu, bu dokulardan birinden salgılandığı için, bu kurala bağlı kalır. Yumurtlama nın olduğu günlerde, spermatozoonların kolayca çıkmasını sağlayan fiziksel-kimyasal özellikler gösterirken, daha sonraki günlerden menstruasyonların sonuna kadar geçilmez duruma girer (sırasıyla: Östrojenik ve projestinik etkiler). Gebelik sırasında yoğunlaşır ve bütün gebelik boyunca rahim ağzını kapayacak şekilde bir tıpa görünümüne girer (projesteronun miktarının artması).</p>
<p><strong>Rahim boynu mukusunu değerlendirmek hangi durumlarda yararlıdır?</strong></p>
<p>Rahim boynu mukusu görevini yapmayabilir. Çok katı veya çok serbest olabilir. Çok serbest olması bir problem teşkil etmez. Çok katı olması döllenme güçlüğüne neden olur. Bir rahim boynu mukusu, kendisinden geçecek spermatozoonun hareketi ve yaşaması için önemli sayılan hamleleri yapmasına engel olacak kadar sert ve geçirmez olabilir. Bu koordinasyon bozukluğunun,  yumurtlama ve mukusun dönüşümü arasındaki uygunsuzluğun nedenleri iltihapla veya hormonlarla ilgili olabilir. Bunun gibi durumlarda rahim boynu faktörü araştırması yapılmalıdır.</p>
<p><strong>Rahim boynu faktörü nasıl araştırılır?</strong></p>
<p>Rahim boynu faktörünün araştırılması, yumurtlama öncesi veya yumurtlama dönemlerinde mukusun özelliklerini değerlendirir; rahim boynundaki hastalık yapabilecek mikropları araştırır, spermatozoonların mukustaki yaşayışlarını doğrudan kontrol eder (birleşme sonrası testi).<br />
Mukusun özelliklerinin evrimine daha kolay uyum sağlayabilmek için değişen bu günlerde, analizi yapan uzman, doğrudan doğruya rahim boynundan analiz için gerekli parçayı alır. Bunu yapabilmek için vajinaya spekulum denen âleti sokmak ve kuru bir sargı beziyle rahim boynunu temizlemek gerekir. Bu işlemde hissedilen rahatsızlık Pap-testte hissedilenin aynıdır. Mukus bir cam üzerine alınır ve kuruduktan sonra mikroskopta incelenir. Değerlendirilmesi gereken özellikler şunlardır:<br />
1) Dış rahim ağzının boyutları, 2) mukusun miktarı, 3) mukusun esneklik kapasitesi, 4) mukusun yoğunluğu ve akyuvarların varlığı, 5) kuruyan mukusun eğreltiotu şeklinde kristalleşmesi 1. 2. 3. v 5. özellikler ovülasyonun olduğu gün en yüksek değerlerine varır. O gün 4. en az anlam taşıyan özelliktir.</p>
<p><strong>Rahim boynu tamponu nedir ve nasıl yapılır?</strong></p>
<p>Rahim, boynu tamponu, mukusta varlığını sürdüren mikroplann kültür testine tabi tutulmasını öngören (bilimsel araştırma için mikropların üretilmesi, kültür) bakteriyolojik bir incelemedir. Bunu yapabilmek için vajinaya kuru ve mikropsuz bir spekulum sokmak gerekir; sonra, yine mikropsuz bir sargı beziyle rahim boynundaki salgılar uzaklaştırılır; rahim boynu kanalına monte edilmiş bir kısmı olan küçük bir çubuk sokulur ve bunun vagina duvarlarına değmemesine dikkat edilir. Sonunda uygun bir kültür zemini elde edilir. Bundan sonra birkaç gün içinde bu zemin üzerinde mikrop gruplarının birikip birikmediğini anlamak ve eğer biriktiyse bunları tanımak mümkün olacaktır.</p>
<p><strong>Birleşme sonrası testi nedir ve nasıl yapılır?</strong></p>
<p>Bu, normal bir cinsel birleşmeden sonra spermatozoonların rahim boynu mukusunu geçerken gösterdikleri hareket özelliklerini ve sayılarını değerlendiren bir testtir. Testte üç ayrı yerden mukus alma esası güdülür: Vagina zemini, dış rahim ağzı ve iç rahim ağzı. Teknik, rahim boynu mukusunun tekniğine benzer. Tek farklı nokta analiz için üç ayrı cam parçasının kullanılmasıdır. İncelemenin teşhis değeri taşıması için cinsel birleşmenin en az 8 saat önce olması gerekir. Çifte yapılan tavsiyeler şunlardır:<br />
1) Gece yarısına doğru tam ve serbest bir ilişkide bulunmak. 2) Yataktan kalkmamak, yıkanmamak, gece boyunca başka birleşmede bulunmamak, 3) 7,30&#8242;a doğru kalkmak ve herzamanki kişisel temizlenmeyi yapmak. 4) 9 saati geçirmeden analiz için başvurmak.</p>
<p><strong>Bu testte ne aranır?</strong></p>
<p>Amaç, spermatozoonlarm rahim boşluğunda vajinanın içine yerleşmeleri sırasında gösterdikleri canlılık, hareket özel İlkleri ve sayılarını araştırmaktır: I cam parçası (vajina zemini): Rahim boynu mukusu ile hâlâ temas hâlinde değildir; II cam parçası (dış ağız): Mukusla ilk tema-sm başlaması; III cam parçası (iç ağız): Homojen ve uzun süren bir temastan sonra. Bu testin teşhis değeri olabilmesi için mukusun şartlarının uygun olması yani ovülasyon günlerine denk düşmesi gerekir. Aksi takdirde testin sonucu olumsuz olur (II ve III cam parçalarında spermler hareket etmez durumda olur). Bu da ovülasyonu kesin olarak belirlemenin kaçınılmaz olduğunu ve birleşme sonrası testini ancak o günde yapmanın şart olduğunu gösterir. Pratikte bir seri mukus analizi yapılır ve bunları esas alarak testin tarihi programlanır.</p>
<p><strong>Spermatozoonlara karşı bağışıklık reaksiyonu ne demektir?</strong></p>
<p>Bağışıklık konusu çok karmaşık bir konudur. Kısaca şöyle özetlenebilir: Organizmanın korunma sistemlerinden biri, mikroskopik dış dünyanın saldırılarıyla karşılaştığı zaman, antikor denen özel maddeler üretmektedir. Antikorlar «antijen» denen, organizmada antikor yapan maddeleri tanırlar ve bunlarla birleşerek zararsız hâle getirirler. Antijen ve antikor arasındaki bu ilişki bağışıklık adım alır. Organizma daha evvelden o belirli antijenle temas hâlinde olmuştur; tabii ona karşılık antikor da oluşturmuştur. Eğer bir kadın erkeğin spermatozoidlerine karşı antikor oluşturmuşsa, bunlar ne zaman rahim boşluğuna girseler, bağışıklık sistemince yakalanır ve etkisiz bırakılırlar.<strong></p>
<p>Bu nasıl anlaşılır? Bu sorunu çözümlemek için ümit vaad eden imkânlar var mıdır?</strong></p>
<p>Anti spermatozoid bağışıklığı teşhis etmek için iki kimyasal yöntemden yararlanılır: Bu yöntemlerle kadının serumuyla erkeğin spermatozoidleri karşılaştırılır; bunların yapıştırıcı ve ayırıcı özellikleri kontrol edilir. Böyle bir reaksiyon olduğu anlaşılırsa bundan doğan kısırlığın maalesef çözüm imkânı yoktur.</p>
<p><strong>Psikolojik kısırlık var mıdır?</strong></p>
<p>Psikolojik kısırlığın tamamen normal olan kişilerin bir kısmında olduğu söylenebilir. Bu kişilerin belirli bir zaman içinde düzenli ve tam ilişkileri vardır ama arzu ettikleri gebeliğe kavuşamamışlardır. Çiftlerin bazılarında henüz bilinmeyen patolojik durumlar olabilir. Nedeni bulunamayan kısırlık vakalarının % 10 unda psikolojik tedavi uygulanmaktadır. Teknik nedenlere dayanması mümkün olan psikolojik kısırlıklar % 5 oranındadır ve muhtemel teknik nedenler şunlardır:<br />
A) Yumurtlamanın hormonal tesirinin engellenmesi,<br />
B) rahim borularının spazma hedef olması ve hareketinin engellenmesi,<br />
C) yumurtanın yerleştiği yerde rahmin çok fazla kasılması,<br />
D) corpus luteum etkinliğinin hormo nal tesirinin engellenmesi.</p>
<p><strong>Psikolojik kısırlık ne zaman, nasıl ele alınabilir?</strong></p>
<p>Merkezlerin çoğunluğunda eşlerin, mümkün organik nedenleri sorumlu görülmezse kısırlık üzerindeki psişik baskılar ele alınır. Psikolojik problemler varsa uzman kişi, çifti daha ilk seans lardan itibaren psikologa gönderir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yuzoniki.net/cinsel-saglik/kadinlarin-kisirligi-cesitli-muayeneler.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kısırlık: Ne Demektir, Ne Gibi Araştırmalar Yapılmalıdır?</title>
		<link>http://www.yuzoniki.net/cinsel-saglik/kisirlik-ne-demektir-ne-gibi-arastirmalar-yapilmalidir.html</link>
		<comments>http://www.yuzoniki.net/cinsel-saglik/kisirlik-ne-demektir-ne-gibi-arastirmalar-yapilmalidir.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 26 Sep 2009 10:52:56 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Cinsel Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[kısır]]></category>
		<category><![CDATA[kısır erkek]]></category>
		<category><![CDATA[kısırlık]]></category>
		<category><![CDATA[kısırlık nedenleri]]></category>
		<category><![CDATA[kısırlık nedir]]></category>
		<category><![CDATA[kısız kadın]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yuzoniki.net/?p=109</guid>
		<description><![CDATA[Eşlerin kısırlığına neden olan başlıca patolojik haller. Meninin patolojisi. Kadın jenital sisteminin morfolojisi ve bu sisteminin fonksiyonunu da ilgilendiren hastalık halleri. Bu üç hastalık şeklinde yapılması gereken testler nelerdir.
Eşlerin kısırlığı ne demektir?
Düzgün şekilde sürdürülen bir cinsî faaliyete rağmen en fazla 18 aylık bir süre içinde hamilelik meydana gelmezse, bu çift kısır kabul edilir. Bu süre [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><em><strong>Eşlerin kısırlığına neden olan başlıca patolojik haller. Meninin patolojisi. Kadın jenital sisteminin morfolojisi ve bu sisteminin fonksiyonunu da ilgilendiren hastalık halleri. Bu üç hastalık şeklinde yapılması gereken testler nelerdir.</strong></em></p>
<p><strong>Eşlerin kısırlığı ne demektir?</strong></p>
<p>Düzgün şekilde sürdürülen bir cinsî faaliyete rağmen en fazla 18 aylık bir süre içinde hamilelik meydana gelmezse, bu çift kısır kabul edilir. Bu süre içinde mantıki olarak hiçbir doğum kontrol yöntemi kullanılmamalı ve cinsel birleşmeler haftada iki veya üç defa olmak üzere ortala ma sıklıkla yerine getirilmelidir.<br />
Altı aydan evvel bir çiftin kısır olup olmadığına dair araştırmaya girişmek gereksizdir. Çünkü normal eşlerden meydana gelen bir çiftte bile % 100 gebelik ihtimali yoktur.</p>
<p><strong>Geçmişte bir çocuğu olmuş bir çiftin bir daha çocuğu olmuyorsa bu çift kısır kabul edilebilir mi?</strong></p>
<p>Evet. Bu durumda hiç çocuk sahibi olmayan çiftlerin, birinci derecede kısırlığından farklı olan ikinci dereceden kısırlık söz konusudur. Tabii bu değişiklik, kısırlık durumunda belirli bir bekleyiş süresi sonrasında değerlendirilir. Bu durum için de daha evvelki cevapta gösterilen incelemeler geçerlidir.</p>
<p><strong>Hamile kalmasına rağmen düzenli olarak düşük yapan bir kadın kısır kabul edilebilir mi?</strong></p>
<p>Bu durumda «doğurma kabiliyetinden yoksunluk» veya «verimsizlik» adını alan özel bir kısırlık şekli söz konusudur. Erkekten çok kadında olan verimsizlik nedenleri bu kavramın çiftlere ait olmadığını göstermez. Tekrarlayan düşüklerde, gebeliği beklemek için geçirilen süreye bağlı kalmaksızın teşhis yollarını derinleştirmek gerekir.</p>
<p><strong>18 ayın geçmesini beklemeden endişelenmek doğru mudur?</strong></p>
<p>Eşlerin her ikisi de gençse (30 yaşın altında) ve ciddi hastalıklar geçirmemişlerse 18 ayın dolmasını beklemek gerekir. Kırk yaşına gelmiş eşlerde, eşlerden biri karınla ilgili karmaşık bir ameliyat geçirmiş veya karın zarıyla ilgili vahim bir iltihaplanmaya veya bir travmaya hedef olmuşsa, ilk beş-altı aydan sonra durumun araştırılması gerekir.</p>
<p><strong>İlk yaklaşım nasıl olur?</strong></p>
<p>Maalesef bütün söylenenlere rağmen, kısır eşlerin hikâyesi hayâl kurmalarla, hayâl kırıklarıyla, çok heyecanlı ilgilenme devreleri ve vazgeçmelerle; testlerin hızlanması ve yeniden heyecanlanmalarla doludur.<br />
<strong><br />
Bu her şeye yeniden başlamak gerektiğini mi gösterir?</strong></p>
<p>Hayır. Yapılmış olan her şey bir kenarda tutulmalıdır. Çünkü tekrarlanması yararsız veya zararlı olan bir test söz konusu olabilir. Evrimini sürdüren bir proses varsa daha evvelki testler önceki devrelerin belgesel kanıtı sayılır.</p>
<p><strong>İlk muayenede koca da hazır bulunmalı mıdır?</strong></p>
<p>Kesinlikle evet. Eşlerin her ikisinin de varlığı gereklidir. İkisinden birinin normal olduğu kabul edilse veya mümkün hastalık halleri teşhis edilse bile karı-koca birlikte hazır bulunmalıdır. Ancak bu şekilde doktor problemi değerlendirirken eşlerin karakter yapısıyla ilgili anlamlı ve kaçınılmaz öğeler elde edebilir. Ayrıca doktorla eşler arasında psikolojik ilişki sağlamlaşır; hem de çiftlere daha sonraki incelemelerde yararlı olacak bilgiler verilmiş olur.</p>
<p><strong>Daha sonraki muayenelerde eşlerin her birinin bulunması daima gerekli midir?</strong></p>
<p>Değildir. Aslında heyecan bakımından eşlerin birlikte varlığı birçok güçlüğün yenilmesinde yardımcı olabilir. İlk muayenede amaç, değişik hastalık halleri arasında bir seçim yapmak ve sonuç olarak kısırlığın en mümkün nedenine varmaktır. Bu andan itibaren karı-koca birbirlerine bağlı kalmaksızın iki seri teste tâbi tutulur.</p>
<p><strong>Bu seçimi yapmak için doktorun ilk muayenede istediği şeyler nelerdir?</strong></p>
<p>Hasta daha evvelki testlerinin sonuçlarını düzenli ve tam olarak doktoruna sunmalıdır. Bunları inceleyen doktor eşlerin akrabalarıyla (anne-baba) ve kendilerinin çocukluklarıyla ilgili bilgileri alır. Bu yüzden eşlerin bu konudaki bilgileri evvelden hatırlamaları veya bir yere not etmeleri istenir.</p>
<p><strong>Akılda tutulması gereken en önemli bilgiler hangileridir?</strong></p>
<p>Konu erkek ve kadınlara göre değişir. Erkeklere amaca en uygun tedavi uygulanır. Kadın beş tip soruya kesin olarak cevap vermekle yükümlüdür:</p>
<p>1) Ailesindeki önemli hastalıklar (şeker, tiroid hastalıkları, damar hastalıkları, tüberküloz, şişmanlık, diğer kısırlık halleri).<br />
2) Kişinin doğumundan başlayarak meydana gelen hastalıklar ve ameliyatların önemlileri (difteri, tifo, apandîst, peritonit; doğuştan olan iltihaplanmalar, diyatermik pıhtılaşmalar, yani vücudun hareketiyle ilgili olan pıhtılaşma vakaları; akciğer hastalıkları; doğuştan olan şekilsizliklerin düzeltilmesi, raşitizm).<br />
3) Fonksiyonel problemler (hayatın belirli dönemlerindeki menstruasyon devrelerinin ağrı, sıklık süre ve uzunluk özellikleri; periyodik devreye veya ovnülas yona bağlı rahatsızlıklar; doğum kontrol haplarının alınması veya diğer hormonal tedaviler sonucu ortaya çıkan kişisel be lirtiler; bir yıl içinde meydana gelen menstruasyon düzensizlikleri).<br />
4) Cinsiyetle ilgili problemler (cinsel arzu hastalıkları, penisin vajinaya girerken ortaya çıkardığı güçlükler, cinsel birleşme sırasındaki acılar, orgazm olma güçlüğü, birleşmelerin sıklığı, birleşmeyi engelleyen psikolojik, fiziksel, sosyal durumlar).<br />
5) Kadının doğumla ilgili geçmişi (doğumla sonuçlanan evvelki gebelikler, kürtajlar, gebelik ihtimali gösteren âdet kanaması aksaklıkları, daha evvelki doğumların ve kürtajların patolojik sonuçları).</p>
<p><strong>Sonuca varmak için kaç muayene yapılması gereklidir?</strong></p>
<p>Bu konuda bir tahmin yapmak güçtür; çünkü çok değişken durumlar söz konusudur.<br />
En basit durumlarda bir veya iki ay süren araştırmalar sonucunda kısırlığın nedeni ortaya çıkabilir. Eşlerin birçoğu tahminden sonra özel testlere geçmek için sekiz, dokuz aydan fazla beklememeyi tercih etmektedir.</p>
<p><strong>Normal kabul edilen bir beklemeden sonra çocuğu olmayan ve daha evvelden de hiç çocuğu olmamış bir çift, problemi ilk defa nasıl halledebilir?</strong></p>
<p>Bu durumda birinci dereceden kısırlık söz konusudur. Bu çiftler kısırlığın nedeni sayılabilecek muhtemel nedenler arasında asıl sorumlu durumun bulunmasına yönelik bir seçime tabi tutulur.</p>
<p><strong>Bu işe nasıl başlanır?</strong></p>
<p>Seçilen testin, kısırlığa en yüksek oranda teşhis cevabı vermesi ve en az oranda travma özelliğini taşıması istenir. Bu şekilde mümkün nedenlerden meydana gelen her grupta örneği bulmak için bir araştırma yapılır ve alman sonuca göre o grubun teşhis amacıyla kullanılmasına karar verilir.</p>
<p><strong>İlk seferde kaç tane, hangi kısırlık grupları ortaya çıkar?</strong></p>
<p>Seçim ilk yaklaşım sırasında yapıldığı için araştırmanın esası yine eşlere dayanır.<br />
Başlıca üç grup vardır: 1) Meninin hastalık özelliği göstermesi, 2) kadınların jenital sistemine ait morfolojik hastalıklar, 3) kadınların jenital sisteminin fonksiyonel hastalıkları.</p>
<p><strong>Bu üç grubun dışında başka kısırlık sebepleri yok mudur?</strong></p>
<p>Evet, vardır. Rahim boynu mukozası ve meni arasındaki etkileşime ait bütün öğeler, spermatozoonların (yumurtayla karşılaşmak için) yolun ağzına çıkmalarını engeller. Bu şekilde spermler yumurtayla birleşecekleri yola giremez. Tabii bu olay da kısırlığa sebep olur. Bu ve bunun gibi sebeplerin başlangıçta ortaya çıkarılmamasının da iki sebebi vardır: A) Bu, çoğunluğu yararsız olacak testlere bütün hastaların tabi tutulması demektir. B) Bunlar gibi ikinci dereceden nedenlerin doğru olarak değerlendirilmesi için birinci dereceden nedenlerin üzerinde kesin fikir sahibi olmak gerekir.</p>
<p><strong>Yukarıdaki kısırlık sebeplerinden hangileri, hangi oranlarda görülür?</strong></p>
<p>Birinci gruba ait olan kısırlık sebepleri erkeklere ait olup % 45 oranındadır. Morfolojik hastalıklar % 30, fonksiyonel hastalıklar ise % 20&#8242;yi bulmaktadır.</p>
<p><strong>İncelenmesi gereken grubun seçimi için doktor nasıl karar verir?</strong></p>
<p>Daha önceden söylenildiği gibi, kısırlık nedenlerini teşkil eden grupların içinde en vahim problemler için basit ve acı vermeyen testler vardır. Erkek rahatsızlıklar için tam bir meni testi yaptırmak yeterlidir. Morfolojik hastalıklar için rahme ve rahim borularına hava verme işlemi uygulanarak işe başlanır. Fonksiyonel hastalıklar genellikle yumurtlamanın varlığına bağlı olduğu için kadından iki veya üç ay boyunca vücut hareketini kaydetmesi istenir.</p>
<p><strong>Morfolojik grubun testleri hangileridir?</strong></p>
<p>Bu testlerin anlamını iyice kavrayabilmek için kadın jenital sisteminin anatomisini tam olarak göz önüne sermek gerekir. Kadın jenital sistemi hepsi oyuk, bir seri teşkil eden organlardan meydana gelir.<br />
Bu organlar (vajina-rahim-rahim borusu) dıştan karın boşluğuna doğru giden bir yol çizmek şeklinde birbirleriyle bağlantılıdır. Bu kesimlerin birbirine bağlanması spermotozoonun yukarı çıkması, yumurtalıktan itilen yumurtanın inmesi ve bunların rahim borusunun ortaya yerinde karşılaşması için şarttır.<br />
Kadın jenital sisteminde boşluğu sınırlandıran bir iç yüzey, bir duvar ve bir dış yüzey bulunur. Bu sistemin özelliklerini değerlendirmek için en aşağı üç test uygulamak gerekir:<br />
A) Rahim ve salpenksin (rahim borusunun) radyografisi, jenital boşlukları kontrast maddeyle doldurarak, bunların şeklini ve mukozalı yüzeyini değerlendirmeye yarar.<br />
B) Rahim ve borularına hava verme işlemi, rahim borularının yolları hakkında bilgi edinmemizi sağlar ve jenital kesimdeki değişik duvarların kaslarındaki çekilme-büzülme özelliğinin nasıl olduğunu gösterir.<br />
C) Pelvis radyografisi, karın boşluğundaki organların dış yüzeyini gösterir (rahim, rahim borusu, yumurtalıklar) ve bu organlarla diğer yapılar arasındaki ilişkiyi ortaya koyar (mesane, rektum, periton).</p>
<p><strong>Fonksiyonel grubun diğer testleri hangileridir?</strong></p>
<p>Bu soruya uygun şekilde cevap vermek için normal bir jenital sistemin çalışması hakkında bilgi verelim. Menstruasyonun periyodik devresi, bu menstruasyonun ilk gününden, bir sonraki menstruasyonların bir önceki gününe kadar, gebeliğin başlangıcı sayılabilecek birtakım değişmeler gösterir. Ürinal sistemi meydana getiren bütün dokularda değişmeler olur; bu değişmelerin özelliğine göre spermatozoonun rahim boynu boyunca yukarı çıkması, yumurtalığın yumurtayı geliştirmesi ve bunu dışarı atması, bu yumurtanın rahim borusu boyunca iletilmesi, rahim boşluğunun duvarına yerleşmesi ve burada gelişmesi, döllendikten sonra kendi başına yaşamaya devam etmesi mümkün olur.<br />
Bütün bunlar hormon denen bazı maddeler tarafından düzenlenir. Hormonlar periyodik olarak bazı endokrin bezlerinden salgılanır (hipotalamus, hipofiz, yumurtalık).<br />
Bu hormonlar, jenital sistemin içinde bulunduğu menstruasyon devresinin durumuna göre, kanda ve idrarda değişik nitelik ve nicelik özelliklerine sahip olarak bulunurlar. Kadınların jenital fonksiyonunu değerlendirecek olan testler, periyodik devre boyunca alınan kan miktarı üzerinde uygulanır. Bundan başka, bir biyopsi ile, ovülasyon sonrası devrede, rahim boşluğunu örten ve döllenmiş yumurtayı alarak besleyen endometriyum katmanmda-ki değişimler gözlenir; bu şekilde dokuların hormonlara nasıl cevap verdiği anlaşılmış olur.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yuzoniki.net/cinsel-saglik/kisirlik-ne-demektir-ne-gibi-arastirmalar-yapilmalidir.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

