<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Sağlıklı Yaşam Sitesi - yuzoniki.net &#187; kan</title>
	<atom:link href="http://www.yuzoniki.net/tag/kan/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.yuzoniki.net</link>
	<description>Sağlıklı yaşam</description>
	<lastBuildDate>Thu, 24 Nov 2011 15:26:50 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.9.2</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>Kan Hastalıkları</title>
		<link>http://www.yuzoniki.net/hastaliklar/kan-hastaliklari.html</link>
		<comments>http://www.yuzoniki.net/hastaliklar/kan-hastaliklari.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 24 Dec 2009 23:19:13 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hastalıklar]]></category>
		<category><![CDATA[akut lösemi]]></category>
		<category><![CDATA[akyuvarlar]]></category>
		<category><![CDATA[anemi]]></category>
		<category><![CDATA[hemofili]]></category>
		<category><![CDATA[hemorajik hastalıklar]]></category>
		<category><![CDATA[kan]]></category>
		<category><![CDATA[kan hastalığı]]></category>
		<category><![CDATA[kan hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[lösemi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yuzoniki.net/?p=298</guid>
		<description><![CDATA[Normal şartlarda kandaki alyuvarların sayısı, bu dokunun diğer elemanlarının sayısı gibi normal şartlarda hep aynıdır. Alyuvarlar azaldığı zaman anemiden söz edilir.
Aneminin nedenleri çok değişik olabilir. En çok bilineni kuvvetli bir kanamadır. Fakat bazı durumlarda fark edilmeyecek kadar hafif ama devamlı iç kanamalar da olabilir. Kanama, telâfi edilmeyecek bir şekilde demir kaybına neden olur. Bu yüzden [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-full wp-image-302" title="alyuvarlar" src="http://www.yuzoniki.net/wp-content/uploads/2009/12/Untitled0-2.png" alt="alyuvarlar" width="405" height="291" />Normal şartlarda kandaki alyuvarların sayısı, bu dokunun diğer elemanlarının sayısı gibi normal şartlarda hep aynıdır. Alyuvarlar azaldığı zaman anemiden söz edilir.</p>
<p>Aneminin nedenleri çok değişik olabilir. En çok bilineni kuvvetli bir kanamadır. Fakat bazı durumlarda fark edilmeyecek kadar hafif ama devamlı iç kanamalar da olabilir. Kanama, telâfi edilmeyecek bir şekilde demir kaybına neden olur. Bu yüzden kemik iliği içindeki çok az hemoglobin (alyuvarlarda bulunan oksijen ve karbonhidratı taşıyan karmaşık protein) içeren alyuvarları üretmek zorunda kalır. Bu durumda hemoglobinin azalmasıyla, yani az renkli alyuvarlarla hipokrom anemi olur. Fazla miktarda hemoglobin taşıyan hiperkromik anemilerde ise. hastalık karaciğerde bulunan ekstrensek faktörden, B1 vitamininden veya siyanokobalamin&#8217;den meydana gelir. Bu ekstrensek faktör midedeki entrensek faktörle birleşerek kemik iliğinin normal alyuvarları yapmasını sağlar.<br />
Aplastik anemilerde kemik iliği, alyuvarları yeterli olgunlukta üretemez. Böylece olgunlaşmamış bir şekilde dolaşıma giren alyuvarlar görevlerini yapamazlar. Bazı tip anemiler genetik nedenlerle ortaya çıkar.</p>
<p>Akyuvarların çoğalmasıyla meydana gelen hastalığa ise lösemi denir. Lösemiler akut ve kronik olabilir. Akut lösemiler çoğunlukla çocuklarda, kronik lösemiler ise 45-50 yaşları arasındaki kimselerde görülür. Ayrıca çocukluk çağında sık görülen lösemi şekilleri özel ilgi çeker. Bunlar alyuvarların tipi ile ilişkili olarak lenfoblastik ve miyeloblastik olmak üzere ayrılırlar. Miyeloblastom 30 yaşma kadar belirli bir dayanıklık (değişmezlik) gösterir. Lenfoblastom ise 5 yaşma kadar akut süreklilik gösterir. Daha sonra, bu hastalığa yakalananlarda 40 yaşma kadar bir azalma olur. Bu yaşı geçtikten sonra her iki lösemi şekli de çoğalmak için tekrar yeni bir eğilim gösterir ve 55 yaşa kadar devam eder. 70 yaşında lenfoblastik şeküler en yüksek düzeye ulaşır.</p>
<p>Akut lösemilerin kökeni, bugün tıbbın en dramatik ve en zor sorunlarından biridir. Bu tür hastalıkların nedeni çeşitli faktörlere bağlanmaktadır: Japonya&#8217;da atom bombasının kullanılmasından sonra ve nükleer merkezlerde çalışanlarda görülmesi nedeniyle faktörler arasına nükleer radyasyonlar da girmiştir. Bir başka faktör de genetik tipte değişmelerdir. Meselâ lösemi özellikle mongoloid biçimi gösteren ve zekâ geriliği olan kişilerde görülür. Hayvanlarda virüslü löseminin varlığını kanıtlayan virüsün özel aksiyonları ve hücrenin kalıtım, maddesinin (DNA) düzeyinde değişmeleri de bu faktörler arasındadır.</p>
<p>Löseminin nedeni ne olursa olsun, başlıca üç çeşit semptomdan meydana gelmiştir: Ateş, soluk renk ve hemorajik olaylar. Çok defa özellikle çocuklarda, ateş romatizmaya aitmiş gibi görünmekte ve yalın bir anjin veya bir grip şekliyle karıştırılmaktadır. Buna rağmen özellikle dikkat edilecek husus diş etlerinde, dilde ve boğazda sürekli kanamalardır.</p>
<p>Akut lösemilerden vücudun bütün bölümleri etkilenir: Böylece sinir sisteminde menenjit belirtileri, baş dönmeleri; sindirim sisteminin bulantı, kusma, mide ağrısı, diyare belirtileri, kardiyovasküler sisteminin kalp ağrıları, taşikardi, vantrikül yetersizliği, perikardit, pankreas ve eklem ağrıları, şişlik, antiküler boşluklarda kan toplanması, karaciğer büyümesi (hepatomegali) ortaya çıkar. Ayrıca dalak da büyür ve hepatosplenomegali meydana gelir.</p>
<p>Akut lösemilerin tedavisi kimyasal maddelerin kullanılmasına bağlıdır. Bu maddeler, antifolikleri, antipürinleri, alkilanları, guanildrazonu, antimitotikleri, kortikosteroidleri, iyonlaştırıcı radyasyonları, antitüberküloz aşısını (BCG) içerir. Bütün bu tedavi ilaçlarının kullanılması çok defa hastanın 4-5 yıl daha fazla yaşamasını sağlamış ve bazen bu semptomlar kaybolmuş ve klinik iyileşmeden söz edilmiştir.</p>
<p>Kan hastalıkları arasında kanamaya kolayca eğilim gösteren hemorajik hastalıklar büyük önem taşır.<br />
Hemofili bu hastalıkların klasik bir örneğidir. Hemofilide küçük bir tırmıktan bile ortaya çıkan vahim kanamalar görülür. Hemofili sadece erkeklerde görülen ve kalıtım yoluyla geçen bir hastalıktır. Kadınlar bu hastalığı taşırlar ve kendileri yakalanmadan iletirler.<br />
Hemofiliye doğumdan itibaren rastlanır ve yeni doğmuş bebeğin hayatını tehlikeye sokar. Daha büyük çocuklarda hemorajiler yere düşmelerle görülür. Bir diş çekildiği zaman veya bademcikler alındığı zaman yine hemorajik belirtiler ortaya çıkar. Kan genellikle artiküler boşluklarda toplanır: Daha çok diz ekleminde görülür.</p>
<p>Diğer hemorajik hastalıklar Rendu-Os1er ve Werlhof hastalıklarıdır.</p>
<p>Rendu-Osler hastalığı derinin ve mukozaların terminal damarlarının ufak ufak genişlemesinden meydana gelir. Çok defa bu genişlemelerin birer özel şekli olur. En sık görüleni yıldız şeklindedir. Rendu Osler hastalığının sadece estetik değil pratik bir önemi de vardır; çünkü damar genişlemelerinin duvarları çok incedir, kolaylıkla yırtılabilir ve kanamalara neden olur. Bu hastaların % 80&#8242;inde küçük bir çarpmanın sonunda şiddetli burun kanamaları görülür. Hastalık kalıtımla ilgilidir.</p>
<p>Werlhof hastalığı, hastanın vücudunda kırmızı lekelerin görülmesiyle başlar. Bu küçük lekeler sonra morlaşır ve sonunda da kaybolmadan önce sarımtırak renk alır. Hastalık orta veya büyük kanamalara eşlik eder.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yuzoniki.net/hastaliklar/kan-hastaliklari.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bilinçli Vatandaş: Kan Vermek Hakkında?</title>
		<link>http://www.yuzoniki.net/genel-saglik-bilgileri/bilincli-vatandas-kan-vermek-hakkinda.html</link>
		<comments>http://www.yuzoniki.net/genel-saglik-bilgileri/bilincli-vatandas-kan-vermek-hakkinda.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 05 Oct 2009 16:26:26 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel Sağlık Bilgileri]]></category>
		<category><![CDATA[kan]]></category>
		<category><![CDATA[kan almak]]></category>
		<category><![CDATA[kan bağışı]]></category>
		<category><![CDATA[kan üniteleri]]></category>
		<category><![CDATA[kan vermek]]></category>
		<category><![CDATA[kan vermenin faydaları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yuzoniki.net/?p=161</guid>
		<description><![CDATA[Kan Alın, Kan Verin, Sağlıklı Bir Yaşama Can Verin..
Her yıl binlerce insan, bir kaza ya da hastalık sonucunda kan bulamadığı için hayatını kaybediyor. Buna karşılık yapılan araştırmalar, yaklaşık 72 milyon insanın yaşadığı Türkiye&#8217;de yıllık kan bağış oranının, nüfusun %1&#8242;i kadar olduğunu gösteriyor. Oysaki kan bağışı, kan bekleyen binlerce insanın hayatını kurtarmanın yanı sıra, bağış yapan [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><em><strong>Kan Alın, Kan Verin, Sağlıklı Bir Yaşama Can Verin</strong></em>..</p>
<p><strong>Her yıl binlerce insan, bir kaza ya da hastalık sonucunda kan bulamadığı için hayatını kaybediyor. Buna karşılık yapılan araştırmalar, yaklaşık 72 milyon insanın yaşadığı Türkiye&#8217;de yıllık kan bağış oranının, nüfusun %1&#8242;i kadar olduğunu gösteriyor. Oysaki kan bağışı, kan bekleyen binlerce insanın hayatını kurtarmanın yanı sıra, bağış yapan kişinin sağlığını da olumlu yönde etkiliyor.</strong></p>
<p><strong><span style="text-decoration: underline;">Kimler kan bağışı yapabilir?<br />
</span></strong><br />
Aşağıda sıralanan maddelere eğer uygunsanız, siz de rahatlıkla bir kan merkezine gidip ihtiyacı olanlara kan bağışında bulunabilirsiniz.</p>
<p>- Yaşı 18-65 arasında olanlar.<br />
- Ağırlığı 50 kg üzerinde olanlar.<br />
- Önemli bir sağlık sorunu olmayan, hemoglobin düzeyi normal olanlar.<br />
- Kan merkezine kan vermek için geldiğinde yapılan muayenede sağlığı uygun olduğu tespit edilen herkes kan bağışında bulunabilir.</p>
<p><strong><span style="text-decoration: underline;">Kimler kan bağışında bulunmamalı?<br />
</span></strong><br />
Bazı nedenler de sizin kan vermenize engel olabilir. Eğer aşağıda sıralanan durumlardan herhangi biri sizde varsa, kan vermek için biraz beklemeniz gerekiyor.</p>
<p>- Muayenede 37,5 dereceden fazla vücut ısısı olanlar.<br />
- Nabız atış sayısı dakikada 50&#8242;den az, 100&#8242;den fazla olanlar.<br />
- Damardan uyuşturucu bağımlılığı olanlar.<br />
- Pıhtılaşma faktör konsantresi ile tedavi olanlar.<br />
- Son 24 saatte aşırı miktarda alkol alanlar.<br />
- Cinsel yolla bulaşmış bir hastalık geçirenler ve geçirme riski yüksek cinsel tercihlerde bulunanlar.<br />
- Soğuk algınlığı geçirenler şikayetlerinin kesilmesinden 3 gün sonra kan bağışı yapabilirler.<br />
- Son 12 ay içinde; bulaşıcı sarılığı olan biri ile yakın teması olanlar.<br />
- Organ veya doku nakli yapılanlar.<br />
- Akupunktur, dövme, cildinizin herhangi bir yerini deldirme (kulak deldirme gibi) işlemi yaptıranlar.<br />
- Son 3 yıl içinde sıtma hastalığı geçirenler kan veremezler.<br />
- Sıtma hastalığının salgın olarak bulunduğu coğrafi bölgelerde 6 aydan fazla kalanlar, 2 yıl süre ile; 6 aydan az kalanlar ise 12 ay kan bağışında bulunamazlar.<br />
- Kullandığınız ilaçlar varsa mutlaka kan verdiğiniz merkezdeki doktora iletin.<br />
- Kalp krizi geçiren bir kişi kan veremez.</p>
<p><strong><span style="text-decoration: underline;">Kan vermenin vücudunuz için faydaları nelerdir?<br />
</span></strong><br />
Kan bağışı yaptığınızda sadece ihtiyacı olan insanın sağlığına kavuşmasını sağlamakla kalmaz, aynı zamanda kendi sağlığınız için de olumlu bir şey yapmış olursunuz. İşte kan bağışı sonrasında sağlığınızdaki olumlu değişiklerden en önemlileri şunlardır:</p>
<p>- Kan hücreleriniz yenilenir.<br />
- Kan yapan organlarınız daha sık çalışır hale gelir.<br />
- Sosyal sorumluluk ve ait olma hissini geliştirerek ruhsal olarak da rahatlarsınız.<br />
- Genç hücreler dolaşıma katıldığı için, bağışıklık sistemi aktivitesi değişir.<br />
- Kanınızdaki yüksek yağ oranı düşebilir.<br />
- Kalp krizi ihtimalini %90 oranında azalttığı ifade edilmektedir.<br />
- Her kan bağışladığınızda, kan sayımı ve kanla bulaşan hastalıklarla ilgili tarama testine tabi olursunuz.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yuzoniki.net/genel-saglik-bilgileri/bilincli-vatandas-kan-vermek-hakkinda.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kanamalar (hemorajiler) &#8211; Pratik Kavramlar</title>
		<link>http://www.yuzoniki.net/kanamalar/kanamalar-hemorajiler-pratik-kavramlar.html</link>
		<comments>http://www.yuzoniki.net/kanamalar/kanamalar-hemorajiler-pratik-kavramlar.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 08 Sep 2009 21:37:24 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kanamalar]]></category>
		<category><![CDATA[bereler]]></category>
		<category><![CDATA[dış kanama]]></category>
		<category><![CDATA[Hematom]]></category>
		<category><![CDATA[hemoraji]]></category>
		<category><![CDATA[hemorajiler]]></category>
		<category><![CDATA[iç kanama]]></category>
		<category><![CDATA[kan]]></category>
		<category><![CDATA[kan grupları]]></category>
		<category><![CDATA[kanama]]></category>
		<category><![CDATA[Yalancı dış kanama]]></category>
		<category><![CDATA[Yalancı iç kanama]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yuzoniki.net/kanamalar/kanamalar-hemorajiler-pratik-kavramlar.html</guid>
		<description><![CDATA[Kan, kanama, kan grubu. Venöz kanamalar ve arteryöz kanamalar. Durdurma mekanizması..
Kanama nedir?
Kanama çeşitli derecede, fakat bir kimsenin sağlık durumu üzerinde daima etki eden bir kayıp, damarlardan bir kan çıkışıdır.
Ancak kan hakkında birtakım şeyler bilmeden kanamadan söz edilemez: «Kan» nedir?
Kan basit olarak bir sıvı şeklinde tarif edilemez. Gerçek ve tam bir «akıcı organ» şeklinde tanımlanabilir.
Neden?
Çünkü «organ» [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Kan, kanama, kan grubu. Venöz kanamalar ve arteryöz kanamalar. Durdurma mekanizması..</strong></p>
<p><strong>Kanama nedir?</strong></p>
<p>Kanama çeşitli derecede, fakat bir kimsenin sağlık durumu üzerinde daima etki eden bir kayıp, damarlardan bir kan çıkışıdır.</p>
<p><strong>Ancak kan hakkında birtakım şeyler bilmeden kanamadan söz edilemez: «Kan» nedir?</strong></p>
<p>Kan basit olarak bir sıvı şeklinde tarif edilemez. Gerçek ve tam bir «akıcı organ» şeklinde tanımlanabilir.</p>
<p><strong>Neden?</strong></p>
<p>Çünkü «organ» tanımı, bir destek sistemini oluşturan bir hücreler bütününe verilmiştir.</p>
<p><strong>Kan, bütün bunlara sahip midir?</strong></p>
<p>Şüphesiz. «Parankima»sı, hücresi kısım, her birinin değişik fonksiyonu olan üç farklı grup hücreden (alyuvarlar, akyuvarlar ve trombositler) oluşmuştur. Başlıca özelliği katı yerine akıcı olmasıdır.</p>
<p><strong>Şekilli elementlerle kanın desteği arasında sabit bir bağlantı saptanabilir mi?</strong></p>
<p>Evet. Şekilli elementler, kan kütlesinin % 45&#8242;ini meydana getirir. Geri kalan % 55, genel olarak «plazma» adı verilen plazmatik proteinlerden oluşur.</p>
<p><strong>O halde «kan serumu» nedir?</strong></p>
<p>Kanın pıhtılaşmasından sonra fark edilen ve hattâ yaralar ve sargı bezleri üzerinde beliren limon renginde, şeffaf ve<br />
sıvı kısma verilen addır. Bu durumda «serum», özel proteini ve şekilli elementleri olmayan bir kan şeklinde tarif edilebilir.</p>
<p><strong>Eğer kan bir organsa, o halde transfüzyomı, bir organ transplantasyonuna eşit midir?</strong></p>
<p>Evet, fizyolojik ve patolojik amaçlar açısından transfüzyon, gerçekte tam bir organ transplantasyonudur. En yaygın ve sık uygulanan transplantasyondur. Bu arada başarıyla uygulanmış ilk insan transplantasyonu olarak da kabul   edilebilir.</p>
<p><strong>Kan grubunun belirlenmesi nedir?</strong></p>
<p>Çeşitli tipte insan kanlarının teşhisin-deki tipler arasında tahammül derecelerinin saptanmasıdır.</p>
<p><strong>Transfüzyon tarihinin ilk zamanlarında güvenilir bir grup saptanması var mıydı?</strong></p>
<p>Hayır. Çünkü 1818 yılında gerçekleştirilen tarihin ilk transfüzyonu şanslı bir vakaydı. Bunu birçok başarısızlıklar izledi. Nihayet 1900 yılında Avusturyalı fizyolog Kari Landsteiner, başlıca üç temel kan grubu olduğunu belirledi. Daha başka grupların da olması gerektiğini, ancak bunların daha az rastlandığını ve öneminin düşük olduğunu ileri sürdü.<br />
Günümüzde her transfüzyondan önce kan grubu dikkatle gözlenip belirlenmektedir.</p>
<p><strong>Kan grupları ve Rh faktörü aynı şey midir?</strong></p>
<p>Hayır. Kan grupları Landsteiner sisteminde uluslararası nitelikte kodlanmıştır:</p>
<p>«A grubu» «B grubu», «AB grubu» ve «O grubu» şeklinde bir ayırım yapan ABC sistemi.</p>
<p><strong>Başka sistemler var mıdır?</strong></p>
<p>Ancak yalnız küçük lezyonlarda tam ve spontan bir durma gerçekleşeceği belirtilebilir. Kanamanın durmasında spontan doğal iki faktör etkili olur: Kanın pıhtılaşması ve damarların uçlarının geri çekilmesi.<br />
Evet, daha pek çok sistem mevcuttur. Kan üzerine yapılan araştırmalar günden güne ilerlemektedir. Diğer sistemler arasında uluslararası düzeyde daha az kabul edilmekle birlikte MNS sistemi, P sistemi, Lewis, Duffy, Keli, Xg sistemleri, lökositer ve trombositer gruplar vb. sayılabilir.</p>
<p><strong>Diğer metodlar ne zaman kullanılır?</strong></p>
<p>Arteryöz kanamalar mı, yoksa venöz kanamalar mı daha tehlikelidir?<br />
Kayıp miktarına bağlı olarak arteryöz kanamalar şüphesiz daha tehlikelidir. Arteryöz kan çok daha büyük hızla dışarı çıkar (fışkırır), daha yüksek bir kuvveti vardır ve buna bağlı olarak zaman birimi içinde çok daha fazla kan kaybı olur.<br />
Özellikle daha ayrıntılı gözlemlerde ve özel vakalarda, annelik ve babalık araştırmalarında kullanılır.</p>
<p><strong>Bir transfüzyonda «yamhnmışsa» ne olur?</strong></p>
<p>Bir organ transplantasyonu olması nedeniyle gerçek ve tam bir «red» reaksiyonu görülür. «Alıcı, vericinin kanını reddeder».</p>
<p><strong>Miktar bir yana bırakılırsa, kanamalar değişik tipte midir?</strong></p>
<p>Evet, çeşitli durumlar esas alınmak suretiyle sınıflandırmalar yapılabilir. Bunların birincisi, kan kaybının arteryöz mü, yoksa venöz tipte mi olduğudur.</p>
<p><strong>Nasıl ayırt edilirler?</strong></p>
<p>Her şeyden önce kanamalar genellikle «miks» (karışık) tiptedir, yani arteryüz ve venöz kan bir aredadır. Bunlardan birinin, diğerine üstünlüğü vardır.<br />
Arteryöz hemorajilerde kan canlı kırmızı renkte olup nabızla senkron fışkırmalar hâlinde çıkar. Bazan bir metre, hattâ daha uzağa kadar fışkırabilir. Dışarı çıkma kuvveti, kişinin arteryöz basıncı ile yararlı arter düzeyinde kan hızı arasındaki ilişkiye bağlıdır.<br />
Venöz kanamalarda kan, fışkırmadan çok sızıntı hâlinde çıkar, şarabımsı, koyu kırmızı renktedir.</p>
<p><strong>Bu dış kanamalar kendiliklerinden durma eğilimi gösterir mi?</strong></p>
<p>Evet. Bu konuda fizyolojinin birtakım sürprizlerle dolu olmadığı    söylenemez.<br />
O halde venöz kanamalar tehlikeli değil midir?<br />
Venöz kanamaların da birtakım tehlikeleri vardır. Geçerli nedenleri şu şekilde sıralayabiliriz:<br />
1) Damarların duvarları spontan olarak kendilerinden çekilemez.<br />
2) Büyük dalaşım toplardamarlarının, toplam dolaşan kanın yaklaşık % 55&#8242;ini kapsadığını unutmamak gerekir.<br />
3) Toplardamar lezyonlarında bir başka tehlike daha vardır: «Hava ambolisi».</p>
<p><strong>Basit «bereler» nedir?</strong></p>
<p>Kılcal damar kanamalarına bağlı «eki-mozlar»dan (damarların yırtılmasından dolayı deri altına kan toplanması ve bu nedenle o kısmın mor renk alması) başka bir şey değildir. Bunlar daha çok toplardamar kanında yavaş akışlı hemorajilerdir.</p>
<p><strong>Berelerin bu renkte olmasının sebebi nedir?</strong></p>
<p>Alyuvarlara bağlı olduğu takdirde kırmızı renkte olan hemoglobin adı verilen pigment deri aracılığıyla yansır. Oksijeni azalıp karbon dioksidi fazlalaşmaya başladığı zaman morumsu bir renk alır. Hiçbir iz kalmayıncaya kadar yeşilimsi ve sarımsı renklerden geçer.</p>
<p><strong>Hematomlar da aynı gelişmeyi mi gösterir?</strong></p>
<p>Hayır. Çünkü hematomlar, kan birikintileri olmaları nedeniyle tekrar emilmekten ziyade fibroz bir kapsülle korunma eğilimi gösterirler. Enfekte olup cerahatli bir birikime yol açmadan önce pıhtıların bisturiyle yarılıp boşaltılması gerekir.</p>
<p><strong>«Bakteriyemi» ile «septisemi» arasında ne fark vardır?</strong></p>
<p>«Bakteriyemi», virülan olmayan mikropların basit bir istilasıdır. «Septisemi» ise, virülan, aktif haldeki bakterilerin kanı büyük ölçüde istilasıdır. Ağır zehirlenme ve yüksek ateşle birlikte görülür.</p>
<p><strong>Hematomlara ne şekilde müdahale etmek gerekir?</strong></p>
<p>Doğrudan doğruya bir basınç ve oldukça sıkı bir bağla açık yaralar gibi müdahale edilmelidir.</p>
<p><strong>Bunların dağılmasını sağlayan pomatlar kullanılmamakta mıdır?</strong></p>
<p>Antienflamatuar etkileri ve kısmen an-tikoagülan etkileri nedeniyle flebit vakalarında da endike edilen bu pomatlar, he-matomların dağıtılmasında da tavsiye edilir.<br />
Ancak kan henüz boşalma devresinde bulunduğundan ve hematomda bir azalma yerine artış kaydedilebileceğinden ilk saatlerde kullanılmamalıdır; dört saat sonra kullanılabilirler. Pomatlar, yalnız küçük hematomlar ve çürüklere tesir edebilir. Bu arada mucize beklememek gerekir.</p>
<p><strong>Hematomlar, başlangıçta yaralar olarak kabul edildiğine göre bu durumda tetanos aşısı da yapılmalı mıdır?</strong></p>
<p>Evet. Eğer aşı yapılmamışsa ve bu durumda korunulmamışsa, tetanosa karşı profilaksi kesinlikle gereklidir.</p>
<p><strong>Bir ekimoz veya hematom üzerine sıcak mı, soğuk mu uygulanması yerinde olur?</strong></p>
<p>Soğuk. Vazokonstriksiyon nedeniyle soğuk, lokal dolaşımı sınırlandıracağı için buz veya çok soğuk suyla ıslatılmış bezlerin uygulanması yerinde olur. Sıcak, kan akışına yol açan damar genişletici bir etki yapar.<br />
Alkol için de aynı etki söz konusudur. O halde «sıcak uygulamalar ve alkollü içkiler»den kaçmak gerekir.</p>
<p><strong>İç kanamalar nedir?</strong></p>
<p>Dıştan belirmeksizin vücut içinde meydana gelen kanamalardır.</p>
<p><strong>Kaslarda da birtakım kanamalar meydana gelebilir mi?</strong></p>
<p>Evet. Bunlar da, deride herhangi bir lezyon olmaksızın meydana gelen iç kanamalardır.</p>
<p><strong>Kas sıkışmasından ileri gelen bu kanamalar tehlikeli midir?</strong></p>
<p>Evet, hattâ en tehlikelileri arasında yer alırlar. Kas kütlelerinin çok yaygın olması nedeniyle hemoraji, az ya da çok belirgin bir anemi hâline dönüşür. Sonraki günlerde «böbrek bIoku»na kadar varabilen önemli bir böbrek rahatsızlığı tablosu gelişir.</p>
<p><strong>Kas sıkışmasından ileri gelen bu gelişmenin, diğer hemorajilerden ayırt edilmesi için belli bir adı var mıdır?</strong></p>
<p>Bu patolojik tabloya «Bywaters sendromu» veya «crush sendromu» adı verilir.</p>
<p><strong>İç kanamalar arteryöz ve venöz kanamalar şeklinde ayrılır mı?</strong></p>
<p>Evet. Ancak kapalı boşluklarda birikintilerden oluştukları takdirde «kan boşalımları», adını alırlar.</p>
<p><strong>Daha başka kanamalar var mıdır?</strong></p>
<p>«Dış», «yalancı dış» ve «iç» kanamalardan başka «yalancı iç» kanamalar da vardır.</p>
<p><strong>Yalancı iç kanamalar nelerdir?</strong></p>
<p>Tam meydana geldikleri sırada değil de bir süre, hattâ birkaç gün sonra ortaya çıkan kanamalardır. Meselâ başlangıçta mide veya bağırsakta toplanan «sindirim borusu kanamaları», daha sonra ağız yoluyla (hematemez) veya anal yolla (mele-na) kendini gösterir.</p>
<p><strong>«Hemotiz» nedir?</strong></p>
<p>Akciğerlerden gelen kanın ağızdan dışarı çıkmasıdır. «Hemotiz», çoğunlukla tüberkülozla ilgilidir.</p>
<p><strong>Ağızdan gelen kanın, akciğerlerden mi, yoksa mideden mi geldiği nasıl anlaşılır?</strong></p>
<p>Akciğer kökenli kan, bronşiyal sekresyonlar ve tükrükle karışık halde olması nedeniyle köpüklü canlı kırmızı renkte ve öksürükle birlikte gelen bir kanla karak-terizedir.<br />
Mide kökenli kan, birbiri ardına ve ağız dolusu gelir. Koyu kırmızı renkte ve akıcı, şarabımsı görünüştedir. Öksürük olmaksızın dalgalar hâlinde meydana gelir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yuzoniki.net/kanamalar/kanamalar-hemorajiler-pratik-kavramlar.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

