<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Sağlıklı Yaşam Sitesi - yuzoniki.net &#187; cinsellik</title>
	<atom:link href="http://www.yuzoniki.net/tag/cinsellik/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.yuzoniki.net</link>
	<description>Sağlıklı yaşam</description>
	<lastBuildDate>Sat, 29 May 2010 16:30:17 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.9.2</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>CİNSELLİKTE ESKİ VE YENİ TABULAR</title>
		<link>http://www.yuzoniki.net/cinsel-saglik/cinsellikte-eski-ve-yeni-tabular.html</link>
		<comments>http://www.yuzoniki.net/cinsel-saglik/cinsellikte-eski-ve-yeni-tabular.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 24 Sep 2009 15:27:19 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Cinsel Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[cinsel tabu]]></category>
		<category><![CDATA[cinsellik]]></category>
		<category><![CDATA[tabu]]></category>
		<category><![CDATA[tabular]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yuzoniki.net/?p=107</guid>
		<description><![CDATA[Hastaların yakındıkları başlıca problemler nelerdir?
Uzun zaman hastalarımızın çoğu kadındı ve bunların problemleri; frijidlik, kısırlık, eşlerinden gördükleri sadakatsizlikti. Ancak bugün durum oldukça değişmiştir; şimdi hastaların çoğu erkektir ve cinsel iktidarsızlık, erken veya geç boşalımdan yakınmaktadırlar. Hemen her gün eşinin cinsel yetersizliğinden kaynaklanan isteri durumuna düşmüş kadın hastalarım da oluyor.
Bu cinsel yetmezliklerin başlıca sebepleri nelerdir?
Cinsel fonksiyonlardaki bozuklukların [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Hastaların yakındıkları başlıca problemler nelerdir?</strong></p>
<p>Uzun zaman hastalarımızın çoğu kadındı ve bunların problemleri; frijidlik, kısırlık, eşlerinden gördükleri sadakatsizlikti. Ancak bugün durum oldukça değişmiştir; şimdi hastaların çoğu erkektir ve cinsel iktidarsızlık, erken veya geç boşalımdan yakınmaktadırlar. Hemen her gün eşinin cinsel yetersizliğinden kaynaklanan isteri durumuna düşmüş kadın hastalarım da oluyor.</p>
<p><strong>Bu cinsel yetmezliklerin başlıca sebepleri nelerdir?</strong></p>
<p>Cinsel fonksiyonlardaki bozuklukların bu kadar had şekilde gelişmesini, bu bozuklukları gösteren hastaların çok egoist olmalarına bağlıyorum. Bu insanlar çok egoistler ve bu kadar egoist olduklarının farkında değiller. Seks hayatını üniversiteye giriş imtihanı için büyük tehlike sayıyorlar. Kendi egolarına sıkıca bağlonmışlar ve   bir dakika bile olsun ondan kopmak istemiyorlar. Ego&#8217;dan gerçek şekilde kopmak, boşalım ve orgazm demektir. Bu insanlar bu olayları ka-tiyyen kabul etmiyorlar, çünkü bu olayları çok yanlış ve günah sayıyorlar. Hemen hemen hepsi mastürbasyon nedir bilmiyor ve bu konuda hiçbir tecrübeleri yok. Bu durumda hastaların çoğunluğunu bilimsel araştırmalarda görev yapan ve dünyadan bir şekilde kopmuş gençler teşkil ediyor. Bir örnek verelim: 30 yaşına gelmiş bir adam bir bankada çalışıyor, üniversite mezunu; 1978&#8242;in ilkbaharında bir kızla evleniyor ve birkaç ay sonra kız kocasının kendisine dokunmak istemediğini söyleyerek baba evine dönüyor. Bu adam iktidarsızmış ve utancından karısına dokunmak bile istememiş. Onların evliliği bankanın personel servisi tarafından ayarlanmıştı; erkek, yöneticilerden biri, kız da bu bankayla iyi ilişkileri olan bir firma sahibinin kızıydı. Kız baba evine döndükten sonra erkek, personel servisine giderek kendisine böyle bir kız buldukları için yakınmıştı da. Sonuç olarak bu çift sonbaharda boşandı. Bu olaydan hemen sonra erkeğin ailesi tekrar evlenmesi için baskı yapmaya başladılar. O da evlenip evlenmemesi hakkında fikir edinmek için benim kliniğime geldi. Tam bir cinsel ilişki veya mastürbasyon gibi tecrübeleri olup olmadığını &#8220;sorduğum zaman «hayır, hiçbir zaman. Eğer enerji kaybetmeyi göze alsaydım daha fazla çalışmayı seçerdim» şeklinde cevap verdi.</p>
<p><strong>Bu tip cinsel problemler karşısında hangi tip tedavileri uyguluyorsunuz?</strong></p>
<p>Bu hastalara uyguladığımız tedavi iki kısımdan oluşuyor: Tanıtma özelliği taşıyan tedavi ve çok yıllar evvel Amerikan psikiyatristlerin uyguladığı davranışları esas alan tedavi şekli. Erkeklerdeki iktidarsızlıkları iyileştirmek için hastalara yatakta zevk alma şekillerini tavsiye ediyorum: İktidarsız erkeğin tipik kişiliği cinsel faaliyet ânında zevk alamamasına bağlıdır.<br />
Bunlar kadın ve erkek arasındaki cinsel etkinliğin penisin vaginaya girmesi anlamına geldiğine inanırlar. Birleşmeden evvelki karşılıklı zevk alma duyusunu tanımazlar bile. Bu yüzden ben hasta çiftlere bir nevi ev vazifesi veriyorum: İlk safhayı geçtikten sonra da kadının organının yakınında ereksiyon olayını ve penislerini tam vaginaya sokmadan boşalmalarını sağlık veriyorum.<br />
İlişkilerde, başlamak için kadının atılım yapması olumlu sonuç verir. Erken boşalan erkekler bu sorundan kurtulmak istiyorlarsa her sabah ve her akşam , boşalmadan mastürbasyon yapmalıdırlar. Gerek iktidarsızlıkta, gerekse de erken boşalım vakalarında Japon erkeklerin problemi birinci dereceden kabul edilir, yani bu semptomlar evlilikten evvel meydana çıkar. Amerikalılarda bu problemler ikinci derecedendir ve evlilikten sonra ortaya çıkar.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yuzoniki.net/cinsel-saglik/cinsellikte-eski-ve-yeni-tabular.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kadının Seks Hayatı: En Sık Görülen Rahatsızlıklar</title>
		<link>http://www.yuzoniki.net/cinsel-saglik/kadinlarda-cinsel-saglik/kadinin-seks-hayati-en-sik-gorulen-rahatsizliklar.html</link>
		<comments>http://www.yuzoniki.net/cinsel-saglik/kadinlarda-cinsel-saglik/kadinin-seks-hayati-en-sik-gorulen-rahatsizliklar.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 24 Sep 2009 13:36:37 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kadınlarda Cinsel Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[cinsel]]></category>
		<category><![CDATA[cinsellik]]></category>
		<category><![CDATA[hiperseksüalite]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>
		<category><![CDATA[kadın hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[kadınlar]]></category>
		<category><![CDATA[nemfomani]]></category>
		<category><![CDATA[orgazm rahatsızlıkları]]></category>
		<category><![CDATA[orgazm tedavisi]]></category>
		<category><![CDATA[vajinismus]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yuzoniki.net/?p=95</guid>
		<description><![CDATA[Cinsel arzuda noksanlık nedir. Arzu, istek ve orgazm rahatsızlıkları nasıl çözümlenir. İyi bir cinsel ilişkiyi etkileyen birçok neden olabilir. Tek kişiden çok, çifti tedaviye tâbi tutmak gerekli olur. Hiperseksüalite ve nemfomani (erkeğe düşkünlük) nedir?
En sık görülen cinsel rahatsızlıklar nelerdir?
Üç büyük rahatsızlık sınıfı vardır: Birinci sınıf, cinsel arzuda soğukluk anlamına gelen frijidliktir. İkincisi kadınlarda hastalık şeklinde [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><em><strong>Cinsel arzuda noksanlık nedir. Arzu, istek ve orgazm rahatsızlıkları nasıl çözümlenir. İyi bir cinsel ilişkiyi etkileyen birçok neden olabilir. Tek kişiden çok, çifti tedaviye tâbi tutmak gerekli olur. Hiperseksüalite ve nemfomani (erkeğe düşkünlük) nedir?</strong></em></p>
<p><strong>En sık görülen cinsel rahatsızlıklar nelerdir?</strong></p>
<p>Üç büyük rahatsızlık sınıfı vardır: Birinci sınıf, cinsel arzuda soğukluk anlamına gelen frijidliktir. İkincisi kadınlarda hastalık şeklinde olan cinsel ilişki arzusu yani nemfomani (erkeğe düşkünlük), üçüncüsü ise vajinizm (cinsel temas sırasında vagina etrafındaki kasların kasılması) ve orgazmda bozukluklar.</p>
<p><strong>Frijidlik nedir?</strong></p>
<p>Bu terim bazıları için cinsel ilişkide arzu noksanlığı, bazıları için zevk eksikliği, bazıları için de vajinayla ilgili zevk alış noksanlığı anlamına gelir. Kadın cinsiyetinin normal şekli olarak vagina orgazmını kabul eden Edmund Bergler&#8217;e göre kadınların % 90&#8242;ı firijidti. Herhangi bir şekilde olabilen orgazmı kabul edenlere göre ise kadınların sadece % lO&#8217;u orgazm olamayan kişiler olarak kabul edilebilir. Bu çelişkilerden dolayı frijidlikten bahsetmek yerine, arzu ve istek rahatsızlığı, uyarılma rahatsızlığı ve orgazm rahatsızlığından bahsetmek daha doğru olacaktır.</p>
<p><strong>Bu rahatsızlıkları belirlemek için klinik olarak kullanılan kriterler hangileridir?</strong></p>
<p>Klinik olarak sadece kişisel kriter önemlidir. Eğer kadın orgazm olamıyorsa, ama bu da onu rahatsız etmiyorsa müdahale etmek yararlı olmaz, hattâ gerekli değildir. Kadın kendisini yetersiz hissederse de doktora başvurabilir. Çoğunlukla bize başvuran kadınlar heyecanlanan, kendilerini bırakmaktan korkan; kendilerini her zaman kontrol altında tutan kadınlardır. Hayatlarında çok yararlandıkları bu kontrol hissi cinsel ilişkilerinde huzursuzluk yaratır ve orgazm problemi hâline gelebilir.</p>
<p><strong>Arzu ve istek rahatsızlığı nasıl olur?</strong></p>
<p>Bu rahatsızlık birinci veya ikinci dereceden, kısmen veya total olabilir. Her zaman devam eden arzu noksanlığı, organik kökenli bir rahatsızlıktır veya büyük bir psikolojik kusur da olabilir. Arzu noksanlığı genellikle ikinci dereceden olur. Kişinin hayatının belirli bir devresine kadar mevcuttur; sonradan bazı etkenler yüzünden eksik kalmış olabilir: Doğum, depresyon nedeniyle alınan ilaçların etkisi, evlilik problemleri gibi&#8230;<br />
Bundan başka arzunun tamamen yokluğu da söz konusu olabilir: Hastanın seksle hiçbir ilişkisi yoktur. Bazen da bu yokluk kısmen kendini gösterir: Arzu sadece bir eşle su yüzüne çıkabilir ve kadın bu durumda tek tip bir davranış içinde kısıtlı kaldığı için doktora başvurabilir. Bazı kadınlar da belirli bir düzene kavuşmak için veya anne-babalarının arzusu için evlenirler; çocukları olur ama 35 yaşına doğru içlerinde bastırılmış arzu tekrar ortaya çıkabilir.</p>
<p><strong>Arzu ile ilgili rahatsızlıklar nasıl tedavi edilir?</strong></p>
<p>Arzu ve istekle ilgili olan rahatsızlıklar hastanın bütün kişiliğini içine aldığı için çok güç çözüme ulaşır. Sadece bazı durumlarda, arzu ve istek noksanlığı cinsel temasların yokluğundan kaynaklandığı zaman tedavi daha değişik şekilde uygulanır. Masters ve Johnson veya Kaplan yöntemlerine göre kadının tekrar  vücudunu keşfetmesi sağlanır ve cinsel cevap verebilmesine imkân tanınır.</p>
<p><strong>Tahrik rahatsızlıkları nelerdir?</strong></p>
<p>Uyarılma ile ilgili rahatsızlıklar erkeklerdeki ereksiyon olayına denk düşen safhaya ait rahatsızlıklar olarak bilinir ve çoğunlukla kendilerini kontrol altında tutan kadınlarda karşımıza çıkar. Bu kadınlar normal erotik arzularını gizlemek ister: Bunun nedeni kadının vücudunu iyi tanıyamaması, kadının gereksinmelerini kabul etmeyen bir eş veya kadının aşırı duygusallığı olabilir. Eğer kadın aşırı derecede duyarlı ise zevk ile acı arasındaki fark çok azdır ve zevk hemen acı hâline girebilir ve uyarılmayı engelleyebilir.</p>
<p><strong>Bu rahatsızlıklar nasıl tedavi edilir?</strong></p>
<p>Eğer rahatsızlık çok kuvvetli bir uyarılmadan köken almışsa uzun süren bir uyarı tedavisi şarttır. Heyecan veren unsurlar uyarılmayı engelliyorsa veya zorluyorsa psikolojik değerde tedavi uygulamak gerekir. Eğer problem tek kişiyi değil, çiftleri ilgilendiriyorsa çift üzerinde çalışmak daha doğru olur.</p>
<p><strong>Tahrikle ilgili başka etkenler var mıdır?</strong></p>
<p>Tahrikle ilgili olan diğer etkenler erotik hayaller ve vücudun elde edebildiği zevkler arasındaki bağlantılardır. Tahrik doğduktan sonra erotik hayallerle birlikte sürerse ve bunlar gerçekleşmezse uyarı tekrar geri çekilir; hayallerin homoseksüel bir ilişki için geçerli olduğunu fark etmek uyarılmayı engelleyebilir. Diğer durumlarda hayal serbest olur ve kişi kendini bu hayallere bırakır; tabii vücudu ve uyarılması donar, kalır. Bu durum genellikle &#8216;Vücudunu beğenmeyen kadınlarda olur ve uyarılma vücuda mal olan hislerin kabul edilmemesi sonucunda son bulur.</p>
<p><strong>Orgazmla İlgili rahatsızlıklar nelerdir?</strong></p>
<p>Orgazmla ilgili rahatsızlıklar beş noktada toplanır: Orgazm yokluğu organik ve biyolojik bir etkene bağlı olabilir; kişisel psikolojik rahatsızlıklar da orgazmı engelleyen durumlardır; zevk almaktan korkan kadınlar, kendini bırakmaktan korkan kadınlar, kendilerine güveni olmayan kadınlar, huzursuz ve kendini tam bir kadın olarak göremeyen kadınlar bu ikinci rahatsızlık konusunun içine girerler.<br />
Bazen da orgazm olamama rahatsızlığı çiftlerin problemleriyle yakından ilişki içinde bulunabilir. Aile problemleri de sebep olarak kabul edilir; bütün bunlardan başka sosyal etkenlere, iş hayatındaki sıkıntılara ve olumsuz çevre sorunlarına yönelik etkenler de orgazm rahatsızlıklarına sebep olabilirler.</p>
<p><strong>Bu rahatsızlıklar nasıl tedavi edilir?</strong></p>
<p>Her şeyden evvel rahatsızlığın hangi devrede olduğunu saptamak gerekir. Biyolojik organik sebeplerden meydana gelen rahatsızlıklar için geçerli olan özel bir tedavi yöntemi yoktur. İlaçlar sadece birinci dereceden olan sebebi tedavi eaer yani rahatsızlığın tabanında yatan hastalığı tedavi edebilir.<br />
Psikolojik etkenlere bağlı olan rahatsızlıklara gelince; bu konuda psikoterapi yardımcı olabilir. Çiftleri ilgilendiren rahatsızlıklar söz konusu ise, çiftler arasında iletişim esasına dayanan tedavi yöntemi yararlı olur ve gerek çiftler üzerinde gerekse fertler üzerinde uygulanabilir. Sosyal içerikli etkenlerden doğan rahatsızlıklar konusunda durum daha karmaşıktır.<br />
Orgazm hastalıklarıyla ilgili diğer bir tedavi tipi de reflekslere dayanır: Cinsel cevapların esasını teşkil eden bazı kas ve fonksiyon refleksleri kadına yeniden öğretilir; meselâ Kegel egzersizi, perine kaslarını kuvvetlendirmek amacını güder ve idrara çıkma hâlini iradeli olarak durdurmaya yöneliktir. Tedavi niteliği taşıyan mastürbasyon yöntemi de fonksiyonel kasları harekete geçirir. Gevşeme durumu meydana getiren teknik yöntemler kadının vücuduyla ilişkisini daha iyi bir duruma getirmeye yarar.</p>
<p><strong>Hiperseksüalite ne zaman hastalık hâline girer?</strong></p>
<p>Hiperseksüalite hiçbir zaman tek bir kişiyle ilgili olarak değil, bu kişinin eşini de göz önünde tutmak suretiyle incelenmelidir. Eğer bir insanda eşinin tatmin edemeyeceği üstün cinsel yatkınlıklar varsa buna hiperseksüalite denilir. Nemfo-maninin aksine hiperseksüalite hiçbir zaman hastalık olarak kabul edilemez.</p>
<p><strong>Nemfomani nedir?</strong></p>
<p>Nemfomani bazılarının inandığı gibi üstün cinsiyet kapasitesi değil ama bir hastalıktır, esrar gibi bir şeydir. Seks ihtiyacı o kadar kuvvetli olur ki kadın yollarda, sinemada bu ihtiyacını giderecek birini arar. Bu durumda ihtiyaç sahibi olan sadece odur ve erkek kullanılan bir eşya durumundadır. Nemfomanyak vücudunda hasıl olan uyarıların    tutsağıdır.</p>
<p><strong>Nemfomani nasıl tedavi edilir?</strong>.</p>
<p>Nemfomani sakinleştirici ilaçlarla, rahatsızlığın psikolojik değerdeki yönlerini tedavi ederek yok edilebilir.</p>
<p><strong>Vajinizm nedir?</strong></p>
<p>Vajinizm,   frijidlikten sonra en   sık görülen rahatsızlıklardandır. Vajinizm, vagina girişindeki kasın istek dışı kasılması ve penisin içeriye girmesini engellemesi anlamına gelir. Beyaz ırk evliliklerinde çok sık görülen bu rahatsızlık anatomik ve ruhsal duyarlılık yüzünden meydana gelebilir. Tam bir cinsel birleşmeyi isteyen ama bunu yapamadıklarını söyleyen, acı çekmekten korkan kadınlar, bacaklarını sıkar, penisin girmesine engel olurlar. Bunların kadınlığı tamdır, hemen her zaman klitoris orgazmı yaşayabilirler ve genellikle çok nazik bir eş seçip ilişkiyi bu şekilde sürdürürler. Bu davranışın sebebi çocuklukta geçirilmiş bir olay veya yine çocukluk yaşlarında penisin vaginaya girişine ait edinilmiş yanlış bir kanaat olabilir. Bazı kadınlar da doğumdan korktukları için bu rahatsızlığı gösterirler.</p>
<p><strong>Bu durumlarda uygulanması gereken tedavi yöntemleri nelerdir?</strong></p>
<p>Cerrahi yoldan müdahale ederek genişletme işlemi yapmak doğru değildir. Her şeyden evvel çifte psikoterapi uygulanır. Her iki kişi de rahatsızlığın nedenini anlamalıdır. Her ikisine de klinik bir rahatsızlık olduğu bildirildikten sonra gerçek bir tedaviye başlamak daha doğru olur. Tedavi, doktorun kontrolü ve uyarıları altında kadın tarafından yerine getirilir: Kadın bir parmağı, iki parmağı, üç parmağı ve genişleticiyi vagina içerisine soktuğu zaman penisin girmesi için yeterli bir anatomik boşluğun bulunduğunu anlayacaktır. Kadının üstte olduğu birleşme pozisyonları tavsiye edilir, bu şekilde kadın durumu kontrolü altında tutabilir ve kendi elleriyle penisin girişine yön verebilir ve korktuğu zaman veya acı duyduğu anda işlemi durdurabilir.<br />
<strong><br />
Acı veren koitus ne demektir?<br />
</strong><br />
Çiftleşmenin yani koitus olayının acı veren şekilde olmasıdır ve vajinizmden farklı bir rahatsızlıktır. Bunun somatik veya psikolojik bir nedeni olabilir. Hasta, penisin vaginaya girmesi sırasında had ve derin bir acı çekerse rahatsızlığın kökeni fiziksel kabul edilir; Rahmin ters dönük olması, rahim boynunda mevcut olan bir lezyon, rahim boynu iltihabı, rahim mukozası iltihabı gibi. Eğer birleşme sırasında kadın yanma, kaşıntı ve vagina girişinde hissedilen ağrılardan yakınıyorsa, bu durumda olayların sadece %50&#8217;sinde fiziksel bir anormallik var demektir. Olayların diğer yansında rahatsızlığın kökeni psikolojiktir. Cinsel birleşmeden, hamile kalmaktan korkan ve ilişki sırasında kendini eşinden uzak hisseden kadınlarda vagina ıslanmaz, bu da koitus sırasında acı verir.</p>
<p><strong>Tedavisi nedir?</strong></p>
<p>Bu konuda da doktorun ilk görevi rahatsızlığın somatik veya psikolojik kökenli olduğunu saptamaktır. Eğer rahatsızlık somatik ise acı veren hastalık hâli tedavi edilir. Eğer psikolojik nedenlere dayanıyorsa psikoterapi ile bu cinsel yetersizliğin önüne geçmeye çalışılır. Son zamanlarda vücut üzerinde yapılan tedaviler özellikle gevşetme yöntemi iyi sonuç vermiştir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yuzoniki.net/cinsel-saglik/kadinlarda-cinsel-saglik/kadinin-seks-hayati-en-sik-gorulen-rahatsizliklar.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kadınların Seks Hayatı: Cinsel Cevap</title>
		<link>http://www.yuzoniki.net/cinsel-saglik/kadinlarda-cinsel-saglik/kadinlarin-seks-hayati-cinsel-cevap.html</link>
		<comments>http://www.yuzoniki.net/cinsel-saglik/kadinlarda-cinsel-saglik/kadinlarin-seks-hayati-cinsel-cevap.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 24 Sep 2009 13:27:01 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kadınlarda Cinsel Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[cinsel]]></category>
		<category><![CDATA[cinsellik]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>
		<category><![CDATA[kadın hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[kadınlar]]></category>
		<category><![CDATA[orgazm]]></category>
		<category><![CDATA[orgazm devresi]]></category>
		<category><![CDATA[orgazm tedavisi]]></category>
		<category><![CDATA[uyarılma devresi]]></category>
		<category><![CDATA[vajina orgazmı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yuzoniki.net/?p=91</guid>
		<description><![CDATA[Cinsel cevabın tam olması hangi biyolojik olaylarla ilgilidir. Orgazm tedavisi: Kadın ve erkek arasındaki farklar. Klitoris ve vagina orgazmları. Kadınlarda cinsel becerinin en yüksek değerde olduğu yaş 40 civarıdır. Uyarılma ve orgazm devrelerinde seksüel gücü durduran davranışlar nelerdir. Eşler arasındaki uyum ne derece önemlidir. İnsanların cinsel ilişkilerde verdikleri cevapları zaman zaman etkileyen kültürel hareketler nelerdir.
Kadınlarda [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong><em>Cinsel cevabın tam olması hangi biyolojik olaylarla ilgilidir. Orgazm tedavisi: Kadın ve erkek arasındaki farklar. Klitoris ve vagina orgazmları. Kadınlarda cinsel becerinin en yüksek değerde olduğu yaş 40 civarıdır. Uyarılma ve orgazm devrelerinde seksüel gücü durduran davranışlar nelerdir. Eşler arasındaki uyum ne derece önemlidir. İnsanların cinsel ilişkilerde verdikleri cevapları zaman zaman etkileyen kültürel hareketler nelerdir.</em></strong><br />
<strong>Kadınlarda cinsel davranışı belirleyen faktörler hangileridir?</strong></p>
<p>Kadının cinsel hayatı, biyolojik, psikolojik ve kültürel olayları içine alan çok geniş bir sahadır. Bu olayların bütünü kadının cinsel davranışını belirler.</p>
<p><strong>Kadınların cinsel ilişkilerde verdikleri cevabın tam olmasıyla ilgili biyolojik olaylar nelerdir?</strong></p>
<p>Cinsel cevabın tam olabilmesi için anatomik, fizyolojik ve iç salgı bezleriyle ilgili faaliyetlerin aynı anda gerçekleşmesi lâzımdır. Jenital organların hepsinin faaliyeti hormonlar için çok önemli bir ihtiyaçtır. Özellikle testosteron (erkeklik hormonunun büyük kısmını meydana getiren hormon) kadının cinsel arzusunu su yüzüne çıkartmakta büyük rol oynar. Bunun yanı sıra östrojenlerin ve projes-teronun bu kadar büyük bir etkisi yoktur. Son zamanlarda «prolaktin» hormonunun olumsuz rolü belirlermiş ve prolaktin üretiminde fazlalık söz konusu olduğu zaman cinsel cevaplarda ve cinsel arzuda düşüş görülmüştür. Bu durum daha çok süt veren kadınlarda, doğum sonrası devrelerde görülür.</p>
<p><strong>Etkili bir cinsel uyarıya cevap verdiği anda kadında meydana gelen fizyolojik reaksiyonlar nelerdir?</strong></p>
<p>Bu soruya cevap verebilmek için iki Amerikalı araştırmacı Masters ve Johnson&#8217;u hatırlamak gerekir: Bunlar istekli olarak kendilerine gelen binlerce kadını cinsel cevap yönünden incelemişler ve cinsel cevabı dört devrede toplanan bir bütün şeklinde açıklamaya çalışmışlardır.<br />
<strong>Bu bütün nedir?</strong><br />
Bu bütün, dişinin cinsel reaksiyon anında en çok görülen davranış tipinin basitleştirilmiş hâlidir. Bu bütünün birinci devresi uyarılma devresidir. Bu süre içinde meydana gelen olaylar başlangıç özelliği taşıyan cinsel mekanizmalardır. Arzu ve istek psikolojik özellik taşırken, vagina ıslaklığı denilen değer de, fiziksel bir belirti olarak kabul edilir. İkinci devre «plato» devresi adını alır ve bu süre içinde jenital organların dışında birtakım olaylar meydana gelir: Kalp atışlarının hızlanması ve vajinanın ıslaklığının artması bu olaylar arasında en önemlileridir.<br />
Cinsel tansiyon gitgide ilerleyen bir belirtidir ve bu şekilde üçüncü devreye geçilir: Orgazm devresi denen üçüncü devrede erkeğin orgazm devresinin belirtileri görülür. Belirtiler, klitoris veya vaginada her ikisinde birden meydana gelen çekilme, büzülme ve kasılma hareketleridir. Bu hareketler ritmiktir ve deriyi ilgilendirdikleri kadar perine kaslarını da ilgilendirir. Dördüncü devre rahatlama devresi adını alır ve gerilimin kaybıyla başlar; daha sonra kadın hemen normal hâline döner.</p>
<p><strong>«Plato» devresinden sonra orgazm devresine geçiş nasıl ve ne zaman olur?</strong></p>
<p>İkinci heyecan veya plato devresinden orgazm devresine geçiş, çok çabuk veya daha yavaş olabilir ya da olmayabilir.<br />
Eğer eşi ansızın ilişkiye ara verirse veya kadın kendini bırakmaktan korku-yorsa bu şartlar altında kadın büyük heyecan devresinde takılır kalır ve orgazm olamaz.<strong></p>
<p>Erkeklere ve kadınlara ait olan cinsel cevaplar karşılaştırıldığı zaman görülen başlıca farklar nelerdir?</strong></p>
<p>Birinci fark dördüncü devrede görülür. Bu rahatlama devresidir. Erkeklerde bu devre çok kısa sürer ve yaşın ilerlemesiyle daha da kısalır. Rahatlama devresinden sonra başlayan etkisiz devre birkaç dakikadan birkaç saate kadar giden bir süreyi içine alır. Etkisiz devrenin süresi yaşla ilgilidir: Yaş ilerlediği zaman erkeğin aldığı uyarı nasıl olursa olsun tekrar ikinci bir cinsel temasa girişmesi için yeterli olamaz. Kadında bu devre daha yavaş devam eder ve uygun bir uya-n aldığı zaman ikinci bir orgazm cevabı verebilir.</p>
<p><strong>O halde kadının cinsel ilişkilerde verdiği cinsel cevap erkeğinkinden daha üstün tutulabilir mi?</strong></p>
<p>Evet. Asırlar boyu erkekler daha üstün görülmüş ve anatomik etkenler yüzünden erkeğin daha egemen olduğu kabul edilmişti.<br />
Hattâ bazı kültürlerde cinsel zevk kadınlara yasak edilmişti. Orgazm olayı gizli olarak sürdürülürdü.</p>
<p><strong>Rahim de orgazma dahil olur mu?</strong></p>
<p>Bazen dahil olabilir. Rahim daha evvelki kültürlerde cinselliğin merkezini oluşturan tek organ olarak kabul edilirdi.<br />
Çekici ayartıcı özelliği fazla olan ka-dınlara isterik denilirdi; «histerus» rahim anlamına geldiğine göre bunun ne demek olduğu hemen anlaşılacaktır.<br />
Daha sonraki araştırmalarda cinsel birleşmenin tam bir gevşeme şeklinde meydana gelmesi ve kadının kendi vücudunun bütün uyarılarını kabul etmesi hâlinde rahmin de orgazma dahil olabileceği anlaşılmıştır; ancak bu şekilde orgazm rahme kadar gidebilir ve rahimde vajina orgazmına uygun kasılma hareketleri başlayabilir.</p>
<p><strong>Rahimdeki kasılma-çekilme hareketleri klinik açıdan önemli midir?</strong></p>
<p>Evet. Bu olay iki veya üç neden yüzünden önemli sayılır. Birinci olarak, bu şekilde çiftleşmeden sonra kasıklarda meydana gelen ağrılara bir açıklama getirilebilir. Bu ağrılar rahimle ilgili kaslardaki gezilimun kalıcı olmasına bağlı olabilir. Bu sahada araştırmalar yapmış olan bir İngiliz profesörü Cyril Fox&#8217;un kanısına göre ikinci klinik etken orgazm olayına bağlı olarak rahimde ortaya çıkan zorlanmadır.<br />
Spermlerin üzerinde aspirasyon yani emilme mekanizması oluştuğu için bu zorlanma döllenmeyi hızlandıran bir etken sayılır. En büyük rol kimyasal mekanizmaya aittir. Özellikle gebelik devresinin on ikinci haftasına doğru kadın orgazm olursa rahimdeki bu kasılma embriyonda oksijen yetmezliği ve boğulma gibi patolojik hallere neden olabilir.</p>
<p><strong>Kadınlara ait cinsel cevap hangi yaşlarda görülür?</strong></p>
<p>Bu cevap her yaşta vardır. Vagina ıslanması denen olayın kız bebeklerde doğumdan üç, dört gün sonra meydana geldiği görülür. Bundan sonraki cinsel durum, gerek kız, gerek erkek çocuklarda aynı şekilde gelişir: Üç, beş yaşları civarında daha fazla duyarlılık olur.<br />
Helen Kaplan adındaki bir araştırmacı, kadınlar için geçerli olan cinsel doruk noktasının 40 yaşlar dolayında olduğunu ve bunun erkeklerde 18 yaşa denk düştüğünü göstermiştir. Ayrıca kadının cinsel cevap devresi eskiden inanıldığı gibi menopozla birlikte sona ermemekte hattâ cinsel hormonların androjenik miktarı arttığı için cinsel arzu daha da artmaktadır.</p>
<p><strong>O halde olumsuz rol oynayan etkenler nelerdir?</strong></p>
<p>Sakinleştirici veya uyku hapı almak zorunluluğundan doğan olaylar, kronik enfeksiyon gibi hastalıklar, böbrek üstü ve hipofiz bezlerinin salgı bozuklukları ve tiroid beziyle ilgili rahatsızlıklar olumsuz rol oynayan etkenlerdir.</p>
<p><strong>Kadınların cinsel ilişkilerde verdiği cevapları değiştiren ve fizik etkenlerin dışında kalan başka etkenler var mıdır?</strong></p>
<p>Kadınların cinsel ilişkilerde verdikleri cevap erkeğinkinden daha iyi ve üstündür. Bu cevap daha önce söylediğimiz gibi fizik etkenlerden başka psikolojik ve kültürel etkenler tarafından da değişik bir hâle dönüştürülebilir. Bu etkenlerin rolü çok önemlidir.</p>
<p><strong>Psikolojik etkenler nelerdir?</strong></p>
<p>Cinsiyet, solunum gibi tamamen biyolojik bir faaliyet değildir. Yapılması mutlaka gereken bir faaliyet olmadığı için de birtakım psikolojik yeteneklere bağlıdır: Cinsel uyarıya karşı kendini bırakma yeteneği, gerek mantıkî gerek mekanik bir uyarı yoluyla heyecanlanma üzerinde konsantre olma yeteneği ve daha sonra orgazm devresine varabilmek için korkmadan orgazm cevabına kendini kaptırma yeteneği bunların başında gelir.<br />
<strong><br />
Hangi psikolojik davranışlar cinselliği engelleyebilir?</strong></p>
<p>Cinselliği engelleyen başlıca iki psikolojik davranış vardır: Bunlardan birincisi uyarılma devresinde kendisini bırakamayan huzursuz kadınlarla ilgilidir. Bu kadınlar cinsel ilişkiyi mantıkla bir tuttukları için, heyecan devresinde tutuk ka-lır ve uyarılmaktan korkarlar. İkinci davranış, çok çabuk uyarılan isterik dediğimiz kadınlarla ilgilidir. Bu tür kadınlar da bu çok şiddetli uyarılma anından gerçek orgazm devresine geçmekte güçlük çeker.<br />
Onlar için tam bir cinsel ilişki yerine karşı cinsi tahrik etmek yeterlidir.</p>
<p><strong>İlişkilerde cinsel cevap ne zaman kolaylaşır?</strong></p>
<p>Sadece kadından değil ama her iki taraftan da kaynaklanan romantik ve psikolojik bir uyum olduğu zaman cinsel cevap çok kolay elde edilir. îyi tanınan bir eş, sıcak ve samimi bir ilişki ve emniyetli bir temas olduğu zaman kadın orgazm olmak için hiçbir çaba sarf etmez ve ilişkisinde çok başarılı olur. Bazı kadınlar da (bunların sayısı çok azdır) uyarılma ve orgazm devrelerini ancak belirli birtakım şartlar altında yaşayabilir: Bu tür kadınların orgazm olabilmesi için tehlikeli bir durumun varlığı gereklidir. Tehlike, kadını tahrik eder. Bazı kadınlar kendilerini fizik olarak isteyen ama kendilerine insan olarak saygı göstermeyen erkeklerden hoşlanır. Bazıları da yaşlı erkeklerle ilişki kurmayı tercih eder.</p>
<p><strong>Cinsel ilişkilerde cevapların tam olmasını engelleyen diğer olumsuz psikolojik etkenler hangileridir?</strong></p>
<p>İnsanların içindeki her türlü huzursuzluk olumsuz etki bırakır. Eğer kişi hu-zursuzsa, devamlı olarak orgazm olup olmadığını kendi kendine soruyorsa ve bunu gerçekleştirmek için sürekli arayış içindeyse, sonunda kendisini çok daha kötü bir durumda bulur. Kendisi huzursuz olunca, bu patolojik sayılacak durum cinsel ilişkilerde vereceği cevaplan engeller. Yapı bakımından kendi kendini kabul edemeyen insanlarda da arzu ve uyarılma rahatsızlıkları olabilir. Diğer bir olumsuz etken, hayal gücüyle daha evvelki bir deneyimi hatırlayamamak ve bu deneyimi yaşayamamaktır. Bu, çoğunlukla cinselliği korkuyla ve yanlış bir şekilde algılama anlamına gelen frenleyici bir etkendir.</p>
<p><strong>Kadının cinsel ilişkilerde verdiği cinsel cevabı değiştirebilen kültürel etkenler hangileridir?</strong></p>
<p>Cinsiyetin kültürel yönü yaşanan devir için geçerli olan kültürel anlayışa bağlıdır. Geçmişte cinselliğin ananevi fonksiyonu çoğalmaya bağlıydı; zevk, bu amaca yönelikti. Şimdi bu fonksiyona zıt olarak zevk fonksiyonu doğmuştur. Eskiden çocuk yapmak şarttı; günümüzde ise önce zevk almak zorunlu hâle gelmiştir. Son ekolojik ve demografik (nüfus-bilim) görüşlere göre çok çocuk sahibi olmakla nüfus patlaması tehlikesi ortaya çıkmaktadır; bu durumda da ikinci defa karşımıza aynı şey çıkıyor: Cinsel ilişkilerdeki cevapların serbest olup olmaması.</p>
<p><strong>Cinsiyetle ilgili olan diğer sosyal değerler nelerdir?</strong></p>
<p>Cinsel ilişkilerde eşitlik ortaya çıkmıştır. Cinsiyet bir iletişim, anlaşma kaynağı hâline gelmiştir. Bir zamanlar kızların diğer kızlarla yapılan karşılaştırmaları sonunda ortaya çıkan ahlâkî değerleri, kadının kaç çocuk sahibi olduğu önemliydi; şimdi bunların yerini alan değer, orgazm sayısıyla ilgilidir.</p>
<p><strong>Reklamlar kadının vücudunu bir tüketim aracı hâline getiriyor mu?</strong></p>
<p>Reklamlar da kadın vücudunu ve cinsiyetini, yani doğal bir olayı tüketim aracı şekline sokmaktadır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yuzoniki.net/cinsel-saglik/kadinlarda-cinsel-saglik/kadinlarin-seks-hayati-cinsel-cevap.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>ERKEKLERİN PROBLEMLERİ KONUSUNDA BİR ANDROLOGUN FİKİRLERİ</title>
		<link>http://www.yuzoniki.net/cinsel-saglik/erkeklerin-problemleri-konusunda-bir-andrologun-fikirleri.html</link>
		<comments>http://www.yuzoniki.net/cinsel-saglik/erkeklerin-problemleri-konusunda-bir-andrologun-fikirleri.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 18 Sep 2009 11:42:40 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Cinsel Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Erkeklerde Cinsel Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[cinsel hayat]]></category>
		<category><![CDATA[cinsellik]]></category>
		<category><![CDATA[erkeklerde cinsellik]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yuzoniki.net/?p=79</guid>
		<description><![CDATA[Hastalar androloji merkezlerine hangi nedenlerle, ne zaman başvuruyorlar?
Erkekler hâlâ bugün bile gerekli olduğu zaman and-rologları ziyaret etmemektedir. Androloji bugün endokrinolojinin yirmi yıl önce bulunduğu durumdadır; yirmi yıl evvel iç salgı hastalığından yakınan bir hasta bu tıp dalı iyice bilinmediği için başka mütahas-sıslara başvuruyordu. Bugün erkek hastalıkları mü-tahassısiarma başvuran hastaların çoğu kısırlıktan şikâyetçi olan hastalardır ve [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Hastalar androloji merkezlerine hangi nedenlerle, ne zaman başvuruyorlar?</strong><br />
Erkekler hâlâ bugün bile gerekli olduğu zaman and-rologları ziyaret etmemektedir. Androloji bugün endokrinolojinin yirmi yıl önce bulunduğu durumdadır; yirmi yıl evvel iç salgı hastalığından yakınan bir hasta bu tıp dalı iyice bilinmediği için başka mütahas-sıslara başvuruyordu. Bugün erkek hastalıkları mü-tahassısiarma başvuran hastaların çoğu kısırlıktan şikâyetçi olan hastalardır ve jinekologlar tarafından yönlendirilmektedirler.<br />
Bunlardan başka sadece cinsiyetle ilgili sorunları olan hastalarımız da var: Değişik tipte olan bu iktidarsızlık durumları genel olarak «uyarılma rahatsızlığı», «orgazm olamama rahatsızlığı» ve «erken meni atımı» şeklinde açıklanabilir.<br />
Bazı hastalar ise jenital organlarının boyutlarından şüphelenerek veya cinsel ilişkilerdeki kuvvetlilik derecelerinden kuşkulanarak bize başvurmaktadır.</p>
<p><strong>En sık karşınıza çıkan rahatsızlıklar nelerdir?</strong></p>
<p>Muayene edilen 2 200 hasta içinde 1 600&#8242;ünün kısırlık problemi olduğu anlaşılmıştır: Bu 1 600 vaka içinde 300&#8242;ünün nedeni «a-zospermi»dir, yani spermada spermatozoidlerin bulunmamasıdır; bu hal, erkeklerde görülen kısırlığın en sık rastlanan nedenidir. Bunların haricinde kalan 1 300 kişinin de «oligospermi»den şikâyet ettiği görülmüştür: Bu hastalarda menide spermatozoidlerin a-zalması durumu hastalık hâline girmektedir.<br />
Muayene edilenlerin 200&#8242;ü cinsel ilişkilerindeki dinamizm sorunlarından yakındıkları için bize başvuran hastalardır: Beyaz evlilikler, jenital organların boyutlarına ilişkin sorunlar veya jinekomasti (erkekte büyük memelilik) problemleri gibi.<br />
Diğer 400 hastada da iktidarsızlık problemi olduğu görülmüştür: Bunların 250&#8242;-sinde uyarılma ile ilgili iktidarsızlık, 100&#8242;ünde meni atımı ile ilgili iktidarsızlık ve geri kalan 50&#8217;sinde de orgazmla ilgili iktidarsızlık fark edilmiştir.</p>
<p><strong>Hastalarınızın yaşı genel olarak kaç civarındadır? Bunlar özel birtakım sosyal sınıflara ait hastalar mıdır?</strong></p>
<p>Kriptorşidi (testislerin torbalara kadar inmeyip, yolda takılıp kalması) hastalığından yakınan buluğ öncesi yaşlardaki çocuklardan, jenital organların gelişimiyle ilgili problemlerden yakınan ergenlik yaşlarındaki çocuklara kadar<br />
ve yetişkinler de dahil olmak üzere her yaşta hasta bize başvurmaktadır.<br />
İktidarsızlık problemi olarak biri 18 ve 22 yaşlar arasında, diğeri de 40 ve 50 yaşlar arasında olmak üzere iki tip durumla karşı karşıya kalıyoruz.<strong></p>
<p>Hastalar kendi istekleriyle mi, yoksa eşlerinin etkisiyle mi size başvuruyorlar?</strong></p>
<p>Birinci dereceden cinsel rahatsızlıklardan yakınarak gelen hastalar ya evlenmek istedikleri için, ya da bunun gibi nedenlerle evlilik öncesinde tedavi olmak amacıyla kendiliklerinden bize başvuruyorlar. İkinci dereceden iktidarsızlık problemi olanlar ise, uzun zamandır devam eden normal cinsel ilişkilerden sonra çıkan herhangi bir sorun nedeniyle eşlerinin etkisiyle bize başvurmakta ve hemen her zaman eşlerini bu durumdan sorumlu tutmaktadırlar. Bu hastalar eşlerinin çocuklarla ve aileyle ilgili olmasından ve kendilerini artık tahrik etmemesinden şikâyetçi  olmaktadır.<br />
Bunun gibi durumlarda hastayla iş birliği yaparak cinsel kapasiteyi azaltan nedenleri açığa kavuşturmak gerekir. Bundan başka sorunun sorumlusunun kendi olduğunu da hastanın aklına sokmak gerekecektir. Şeker, prostat hastalığı, fazla alkol ve sigara.<br />
idrar yollarındaki bir iltihaplanma cinsel kapasiteyi olumsuz yönde etkileyen etkenlerdir.<br />
<strong>Dispanserlerinizde uygulanan tedavi yöntemleri nelerdir?</strong><br />
Tedavi seçimi tamamen teşhise bağlıdır. Bir iktidarsızlık söz konusu olduğu zaman, nedenleri çok fazla olabileceği için detaylı testler yapmak gerekir; bu şekilde hastalığın organik veya patolojik olduğu ortaya çıkar. Bütün organik nedenler teşhis dışı kalmışsa bu durumda psikolojik bir rahatsızlık varlığı söz konusu olacaktır. Ancak bu organik nedenleri kesin şekilde hariç tutmak için birçok uzmanın birlikte çalışması gerekir (endokrinoloji, üroloji, anjiyoloji, nevrop-sikiyatri).<br />
Cinsel rahatsızlığın tabanında yatan etkenler çoğunlukla organik değer taşır.<br />
Tedavi, hormonal prostat hastalıklarını, şeker hastalığını, idrar yollarındaki iltihaplanmayı, fimoz ve parafimoz (sünnet derisinin kendi kendine büzülüp daimi olarak çekilmesi) vakalarını göz önünde tutarak gerekli ilaçlarla uygulanır. Cinsel rahatsızlıklara mahsus olan ilaçlar arasında hormonal ilaçlar başta gelir: Testosteron türevleri gibi.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yuzoniki.net/cinsel-saglik/erkeklerin-problemleri-konusunda-bir-andrologun-fikirleri.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Erkeklerin Seks Hayatı: Normal Seksüel Tutum Nedir?</title>
		<link>http://www.yuzoniki.net/cinsel-saglik/erkeklerin-seks-hayati-normal-seksuel-tutum-nedir.html</link>
		<comments>http://www.yuzoniki.net/cinsel-saglik/erkeklerin-seks-hayati-normal-seksuel-tutum-nedir.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 18 Sep 2009 11:39:14 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Cinsel Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Erkeklerde Cinsel Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[cinsel hayat]]></category>
		<category><![CDATA[cinsel sapkınlık]]></category>
		<category><![CDATA[cinsellik]]></category>
		<category><![CDATA[kinsey raporu]]></category>
		<category><![CDATA[seksüel tutum]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yuzoniki.net/?p=77</guid>
		<description><![CDATA[Kinsey raporu. Kişisel normalik durumu nedir.Ahlâk normalliği, doğru seksüel tutum nasıl gelişmiştir.Nüfus artışı ve normal seksüel tutum. Seksüel sapıklıklar.
Erkeklerin normal kabul edilen seksüel tutumları diye bir kavram söz konusu olabilir mi?
Normallik kavramı, bütün diğer konularda olduğu gibi cinsel tutum konusunda da son derece değişkendir ve kesin bir kavram olarak kabul edilemez İstatistikleri esas alan bir [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><em><strong>Kinsey raporu. Kişisel normalik durumu nedir.Ahlâk normalliği, doğru seksüel tutum nasıl gelişmiştir.Nüfus artışı ve normal seksüel tutum. Seksüel sapıklıklar.</strong></em><br />
<strong>Erkeklerin normal kabul edilen seksüel tutumları diye bir kavram söz konusu olabilir mi?</strong></p>
<p>Normallik kavramı, bütün diğer konularda olduğu gibi cinsel tutum konusunda da son derece değişkendir ve kesin bir kavram olarak kabul edilemez İstatistikleri esas alan bir normallik kavramından bahsetmek daha doğru olur Bundan başka kişisel veya ideal normallik kavramları da söz konusu olabilir.<strong></strong></p>
<p><strong>İstatistikleri esas alan normallik kavramı çoğunluğun tutumuna mı dayanır?</strong></p>
<p>Evet. İstatistikleri esas alan normallik çoğunluk tarafından uygulanan cinsel tutuma göre belirlenir. En uygun cinsel tutum olarak çoğunluğun tutumunu benimsemek büyük tehlikeler teşkil etse de bir yerde çok faydalı sayılmaktadır.</p>
<p><strong>Bu tehlikeler nelerdir?</strong></p>
<p>Çoğunluğun yaptığı şeyleri hemen iyi sıfatıyla vurgularsak, azınlığın yaptığı her zaman ceza görmek zorunda kalacaktır. Bu, homoseksüellerden bahsedildiği zaman hemen akla gelen sorunlardan biridir. Çoğunluk karşı cinsten birine arzu duyan sınıftan olduğu için, homoseksüellerin bu şartlarda sapık olarak kabul edilmesi gerekmektedir. İstatistikleri esas alan normallik kavramı Kinsey raporu ile başlayan sistematik araştırmalar tarafından yerilmiştir.</p>
<p><strong>Kinsey raporu neyi ispat etmiştir?</strong></p>
<p>Bu rapor normal cinsel tutuma sahip olması gereken çoğunlukta, genel olarak sapıkça kabul edilen davranışların, birbirine karıştırıldığını ortaya koymuştur.</p>
<p><strong>Kişisel normallik nedir?</strong></p>
<p>Kişisel normallik kişinin kendi ruh sağlığı içinde kendisini tatmin olmuş hissetmesi anlamına gelir. Kişisel normallik, belirli ifadeler içine kapatılamaz, çünkü kişiye dışarıdan normal sayılamayacak bir durum da kendini iyi hissetme imkânını sunabilir. Rahatsızlık vermeyen ve ağrısız olan bir hastalık nasıl ihmal edilir, tedavi edilmezse; uygulayan kişiye zarar vermeyen bir cinsî tutum da aynı şekilde tehlikeli olabilir.</p>
<p><strong>Ahlaki normallik nedir?</strong></p>
<p>Ahlaki normallik hem dinî değerleri, hem de kültür değerlerini göz önünde tutmaktır.</p>
<p><strong>Ahlaki görüş açısından doğru kabul edilen cinsî tutum son yıllarda nasıl gelişmiştir?</strong></p>
<p>Çok yakın bir geçmişe kadar cinsî tutumun olumlu yönleri cinsel zevk ve üretkenlik arasındaki ilişkiye bağlı tutuluyordu. Normal olabilmek için düzgün cinsel etkinlikten başka doğurganlık da baş rol oynuyordu. Erkeğin kısır olmaması, çocuk sahibi ve özellikle erkek çocuk sahibi olması gerekiyordu.<br />
Bugün kültür değerleri değişmiştir; günümüzde toplumlar cinsel zevk ile üretim olayını ayırt edebilmekte ve meni atımı çok doğal bir şey olarak kabul edilirken döllenme imkânı taşıyan meni atımı vakalarına dikkat edilmektedir.</p>
<p><strong>Sapıkça kabul edilen davranışlar için ne söylenebilir?</strong></p>
<p>Mazohizm (cinsel isteklerin, başkasının yaptığı acı verecek hareketlerle giderilmesi), röntgencilik, kendini teşhir etme anomalisi gibi sapıklıklara karşı tutulan yöntemlerde de değişmeler olmuştur. Pornografiye imkân veren ve bunu ticarî amaçla kullanan bir toplum, röntgencilik yapan kişiyi muhakkak ki daha güç yargılar. Sadistlik ve mazohizm için durum daha değişiktir: «Tabii bu tutum sapıkça-dır ama, iki taraf da tatmin oluyorsa toplum bu duruma müdahale etme gereğini duymaz. Yasal tıp değerlerini tehlikeye sokmayan diğer bir sapıklık «karşı cinse ait bir eşyaya karşı gösterilen cinsel istek hastalığı yani fetişizmdir».</p>
<p><strong>Hâlâ vahim ve tehlikeli olarak kabul edilen sapıklıklar nelerdir? Bunların önüne geçilebilir mi?</strong></p>
<p>Hâlâ çok önemli bir sorun teşkil eden ve toplumun yok olmaları için savaştığı iki sapıklık vardır: Bunlar «yakın akrabalarla yapılan cinsî ilişkiler» ve «aşırı çocuk düşkünlüğü» yani «pedofili» dir.</p>
<p><strong>Günümüzde erkeğin saldırganlığına yönelik tutum nasıldır?</strong></p>
<p>Kişisel saldırganlık cinsel ilişkilerde yanlış değerlendirilmektedir. Birçok kadın cinsiyet eşitliği ve serbestlik amacıyla bu durumu kabul etmemek yoluna gidiyor.</p>
<p><strong>Bugünün toplumu cinsiyete karşı nasıl bir fikir taşımaktadır? Toplum cinsiyet karşısında kendini frenlemek zorunda kalıyor mu?</strong><br />
Bugünün toplumu cinsiyet denince uygunsuz fikirleri ve tahrikleri şuuraltına alan bir ruh hâli içinde bulmaktadır kendini. Bence bu kadar pesimist olmaya gerek yoktur: Eğer herhangi bir cinsi ilişki zararlı kabul ediliyorsa bunu tam ve ka-sin olarak bir ahlâki çöküş olarak görmemek daha uygun olacaktır, çünkü cinsiyette geçerli olan her kısıt Ivıe sınırlı kavram yine cinsiyet için yardımcı bir unsur olabilmektedir.<strong></p>
<p>Cinsel zevk zorlanma şeklini alabilir mi? Bu duruma girince olumsuz etki yapabilir mi?</strong></p>
<p>Günümüzde olduğu gibi cinsel zevkin zorlanma şekline girmesi tehlike teşkil edebilir. Zorla yapılan bir şey havasına girince bu zevk zıt ve diğer kavramlara ters düşen bir unsur olarak görülmektedir.<br />
Erkeği kesin ve kalıcı bir işlerlik hâline terk etmemek daha doğru olur.</p>
<p><strong>Tek kadınla sürdürülen ilişki toplum tarafından daha kolay kabul ediliyor. Bu doğru olabilir mi?</strong></p>
<p>Anglosaksonlar&#8217;da ortaya çıkan «open marriage» yani açık evlilik beklenen sonuçları vermemiştir. Tek partnerli ilişkilerde dinamik ve uyanık bir durum yaratmak hâlâ mümkündür; ancak yine de cevabı verilemeyen bir sorun söz konusudur:<br />
Cinsel uyarısını her zaman canlı tutmak için devamlı değişiklik yaşamak isteyen erkekler mi, yoksa aynı eşle bu uyarıyı sağlamak isteyen erkekler mi daha üstündür? Bu sorunun cevabını vermek güçtür.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yuzoniki.net/cinsel-saglik/erkeklerin-seks-hayati-normal-seksuel-tutum-nedir.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Erkeklerin Seks Hayatı: İçgüdü ve Arzu</title>
		<link>http://www.yuzoniki.net/cinsel-saglik/erkeklerin-seks-hayati-icgudu-ve-arzu.html</link>
		<comments>http://www.yuzoniki.net/cinsel-saglik/erkeklerin-seks-hayati-icgudu-ve-arzu.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 18 Sep 2009 11:26:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Cinsel Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Erkeklerde Cinsel Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[cinsel hastalıklar]]></category>
		<category><![CDATA[cinsellik]]></category>
		<category><![CDATA[erkek]]></category>
		<category><![CDATA[erkekler]]></category>
		<category><![CDATA[erken boşalma]]></category>
		<category><![CDATA[geç boşalma]]></category>
		<category><![CDATA[iktidarsızlık]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yuzoniki.net/?p=73</guid>
		<description><![CDATA[İçgüdü ve arzu arasındaki fark nedir. İçgüdü hangi köklere dayanır. Bütün embriyonlar altıncı haftaya kadar dişidir, Erkek cinsiyeti içgüdüsünün yavaş yavaş terbiye edilmesi. Uyarı ve ereksiyon. Ereksiyon ne zaman azalır veya tamamen yok olur. Orgazm ve meni atımı. Cevap vermeyen ve etkisiz kalan devre nedir.
Erkekte seksüel tahrik nasıl açıklanabilir?
Erkekte seksüel tahrik organik ve psikolojik unsurların [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><em><strong>İçgüdü ve arzu arasındaki fark nedir. İçgüdü hangi köklere dayanır. Bütün embriyonlar altıncı haftaya kadar dişidir, Erkek cinsiyeti içgüdüsünün yavaş yavaş terbiye edilmesi. Uyarı ve ereksiyon. Ereksiyon ne zaman azalır veya tamamen yok olur. Orgazm ve meni atımı. Cevap vermeyen ve etkisiz kalan devre nedir.</strong></em></p>
<p><strong>Erkekte seksüel tahrik nasıl açıklanabilir?</strong></p>
<p>Erkekte seksüel tahrik organik ve psikolojik unsurların katıldığı karmaşık bir olaydır. Bu olayın organik kökeninde psikolojik durum, hormon salgılanması ve kan dolaşımım görmek mümkündür. Bu organik birleşime içgüdü adı verilir; bu birleşimin genetik ve vücut yapışma ait özellikler taşıdığını söyleyebiliriz. Erkekte seksüel tahrikin etkili olmasına katkıda bulunan psikolojik öğeler de kişinin hayatı, kültür derecesi, içinde bulunduğu anla ilgili psikolojik ve heyecan verici, his etkenleridir. Bu etkenlerin bütününe «arzu» diyoruz.</p>
<p><strong>Erkekte seksüel tahrikin ortaya çıkmasında içgüdü ve arzu kendi başlarına mı, yoksa birlikte mi rol oynar?</strong></p>
<p>İçgüdü ve arzu her zaman birbirinden kopmayan iki etken olarak kabul edilmiştir. Ancak bu iki etkenden birinin daha üstün ve öncelikli olması doğal sayılabilir. Bazı belirli durumlarda içgüdü daha evvel harekete geçer.</p>
<p><strong>Meselâ ne zaman?</strong></p>
<p>Meselâ uzun süren bir seksüel tatminsizlik devresinden sonra, tahrik kuvvetinin ortaya çıkması, en başta içgüdünün ritmik ve tekrarlı faaliyetine bağlıdır.</p>
<p><strong>O halde bu durumda içgüdü organizma-nın bir ihtiyacı olarak kabul edilebilir mi?</strong></p>
<p>Evet, içgüdü için ihtiyaç kelimesini kullanabiliriz. Bu da içgüdü ve arzu arasındaki farkı daha bariz şekilde ortaya koyacaktır: Arzu hiçbir zaman kişi tarafından şiddetle istenen bir unsur olmamıştır.</p>
<p><strong>Tahrikte o arzu hangi şartlarda öncelik kazanır?</strong><br />
Çiftli ilişkilerde içgüdü serbest bir seçim yolu olarak kalırken arzu öncelik kazanır.</p>
<p><strong>Erkekte İçgüdü ve arzudan meydana gelen tahrik hangi köklere dayanır?</strong></p>
<p>Kişinin büyümesi sırasında içgüdü ve arzu eşit adımlarla ilerler, ama bu sorunun daha açık bir şekilde görülmesi için tahrik kuvvetinin esas kökenine inmek gerekir. Uzun süre beraber yaşamak, ço cuk sahibi olmak ve özellikle erkek çocuk sahibi olmak isteyen bir çiftin arzusunda zaten sonradan yeni doğanın cinsel tahrik kuvvetini oluşturacak ilk tohum bulunmaktadır. Eğer gebe kalan kadın bu erkek arzusunun üzerinde giderse erkekte seksüel tahrikin ilk menşelerini burada bulmak mümkün olabilir. Günümüzde biyoloji, bu varsayıma birçok şey eklemiştir.</p>
<p><strong>Biyoloji bu konuda neler söylüyor?</strong></p>
<p>Bugün biyologların hemfikir oldukları bir konu vardır: Anne kanundaki fetüsün cinsiyeti bir zamanlar düşünüldüğü gibi nötr değil ama, dişidir. Altıncı haftadan sonra bu fetüs bazı hormonal etkenler yüzünden erkeğe dönüşebilir.</p>
<p><strong>Bu konu erkekteki seksüel arzunun kökenlerine nasıl bağlanabilir?</strong></p>
<p>Geleceğin erkeği muhakkak ki annenin rahmi içinde geçen hayatını hatırlamaz ama, yine de kendisinde bu dişilik durumundan kurtulmak ve kesin erkeklik kavramına girmek için derin bir biyolojik reaksiyon oluşabilir: Şiddetlilik, yırtıcılık, saldırganlık, sertlik gibi kavramlar tabii sonradan, yılların geçmesiyle ortaya çıkacak etkenlerdir. Erkekte var olan tahrik kuvveti ve arzu saldırganlığına ve sertliğine karışacak, kuvvetlilik esasına dayanan psikolojik öğeler bir yerde erkek cinsiyetinin itici kuvvetinin kesin bir anlam kazanmasına yardımcı olur.</p>
<p><strong>Dış dünya ve kültür, erkeklik arzusunu yönlendirir mi?</strong></p>
<p>Freud ve ondan sonraki psikanalistlerin aynı fikirde oldukları bir konu da şudur: Erkek çocuklar önce annelerin istekleriyle doldurulduğu ve başarıya itildikleri halde, sonradan kendilerini daha erkeksi hissetmeleri için cinsiyet gelişimlerinin içinde yalnız bırakılmışlar ve kendilerini hemen çiftli ilişkiler içinde bulmuşlardır. Bu konuda kültür ve çevre şartlarının önemi büyüktür.</p>
<p><strong>Arzunun gelişmesine katkıda bulunan diğer şartlar nelerdir?</strong></p>
<p>Her şeyden evvel erkeğin jenital organı; gözle görünen, elle dokunulabilen ve gerçek olmasının kanıtı olarak erkek tarafından her an yanında taşınan bir elemandır. Bu organ, bütün bu özellikleriyle erkeğin arzusunun ortaya çıkmasına yardımcı olur.</p>
<p><strong>Bu arzu erkeğin tek yanlı bir ifadesi olarak kabul edilebilir mi?</strong></p>
<p>Hayır, bu arzu erkeğin tek yanlı bir ifadesi sayılamaz; arzunun erkeğin eşinin arzusu tarafından kabul edilmesi, desteklenmesi gerekir. Eşinin kendisini arzu etmemesini anlaması sonucu erkeğin arzusu bloke olabilir veya tamamen yok olur.</p>
<p><strong>Kişinin gelişimi sırasında içgüdü tabii bir gelişim izliyor denir. Bu doğru mudur?</strong></p>
<p>Evet, içgüdü gelişen cinsiyetin gelişimi ile birlikte büyür.</p>
<p><strong>Tahrikin ortaya çıkmasıyla başlayan, erkeğe ait seksüel cevap nasıl bir yol izler?</strong></p>
<p>Bugün bütün dünya tarafından kabul edilen Masters ve Johnson&#8217;un laboratuvar araştırmalarından sonra cinsiyet cevabının devresi üç bölüme ayrılmaktadır: İlk dönemde tahrikin meydana çıkması söz konusudur; ikincisinde arzu ve uyan artmakta; üçüncü dönem içinde ise orgazm devresi başlamaktadır. Orgazm devresi meni atılımının gerçekleştiği zamandır. Bu verilere dayanarak orgazm ve meni atımının, uyarı ve ereksiyonun (penisin kavemöz cisimlerine kan dolması ve penisin sertleşmesi) aynı şey olduğunu söylemek mümkündür.</p>
<p><strong>Uyarı ve heyecanlanmanın artması her zaman ereksiyona yol açar mı?</strong></p>
<p>Patolojik vakaları hariç tutsak bile (ki bu vakalarda uyan ve ereksiyon hiçbir zaman aynı anda olmamaktadır) normal kabul edilen bazı durumlar vardır ki bu gibi hallerde çok şiddetli arzu ve uyarı olsa dahi ereksiyon olmayabilir. Bu gibi durumlarda ereksiyon bazı değişik şartlarla, meselâ jenital organları uzun süre okşamak yoluyla elde edilebilir.<br />
<strong><br />
Arzuyla meydana gelen ereksiyon anatomik ve fizyolojik bir mekanizmaya mı dayanır?</strong></p>
<p>Ereksiyon olayının fizyolojik mekanizması penisin kavernöz cisimlerine kan dolması ile ilgilidir ama, bu mekanizmada organik öğeyi teşkil eden içgüdü ile psikolojik öğeyi teşkil eden arzunun rollerini tespit etmek kolay değildir. Hareket nedeniyle veya geceleri olan âni erek-siyonlarda içgüdünün öncelik ettiği söylenebilir.</p>
<p><strong>Cinsel faaliyet sırasında ereksiyon olayını olumsuz yönde etkileyecek veya tamamen yok edebilecek şey ne olabilir?</strong></p>
<p>Ereksiyon olayında arzunun yeri büyüktür. İkaro kompleksi yani uçuş korkusu denen teoride kalkan bir şeyin uçtuğu kadar düşme ihtimali de vardır denir; bu ifade ereksiyon olayında çok basit olarak görülebilir. Her cinsel cevap vakasında ereksiyon kendine has ve değişik bir hikâye yaşar: Bir eşle çok ba-şarılı olan bir ereksiyon olayı diğer bir eşle aynı cevabı veremeyebilir.</p>
<p><strong>Orgazma ve meni atımına varmanın yolları nelerdir?</strong></p>
<p>Uyarı en son derecesine vardığı zaman (Masters ve Johnson dakikası) orgazm devresi yaklaşıyor demektir. Uyarı zirveye gelince meni atımı gerçekleşir.</p>
<p><strong><br />
Orgazm ve meni atımı nasıl olur?</strong></p>
<p>Erkeklere ait orgazm olayı kişiden kişiye göre değişen nitelik, tatmin ve akım şiddeti özellikleri gösterir. Süresi kesin saptanmış bir süre değildir. Sperm, meni sırasında ritmik kasılma &#8211; çekilme hareketiyle vücuttan dışarı çıkmaktadır; bu ritmik hareketler ilk başta 0,8 saniyelik, sonra daha uzun süren aralıklarla tekrarlanmaktadır.</p>
<p><strong>Psikolojik görüş açısından, erkek, orgazm ve meni atımı olaylarını nasıl yaşar?</strong></p>
<p>Meni atımı arzunun yerine getirildiğinin bir kanıtıdır. Aynı zamanda orgz-mın olduğunu ve cinsel cevabın da tamamlandığını gösterir. Ama Batılılar için geçerli olan bir fikir vardır. Uyarının gelişmesiyle biriken ve ortaya çıkan enerji, sonunda orgazm ve meni atımı olaylarıyla vücuttan dışarı atılmalıdır; bu yüzden orgazm aynı zamanda bir serbest kalma durumu olarak da görülmektedir.</p>
<p><strong>Orgazm olduktan sonra erkekte cinsel cevap dönemi tamamlanmış olur mu?</strong></p>
<p>Sperm atıldıktan ve orgazm olduktan sonra erkek kendini çok yorgun hisseder ve çoğunlukla uyur. Bu, kadının yakındığı konudur. Masters, orgazmdan sonra uyuyan bir çifti incelemiş ve uyuyan kadının uykusunda bile erkeğine karşı enerji dolu olduğunu, erkeğin de orgazmdan kesin tatmin olmuş şekilde hareketsiz uyuduğunu görmüştür. Erkek o sırada cevap vermeyen ve etkisiz olan bir devreye girmiş sayılır.</p>
<p><strong>Bu cevap vermeyen etkisiz devre ne kadar sürer?</strong></p>
<p>Bu süre bazen çok kısa bir devre olarak görülür ve erkek ikinci bir temasa girebilir. Ama üçüncü temas ondan daha zor, daha sonrakiler de çok daha zor olacaktır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yuzoniki.net/cinsel-saglik/erkeklerin-seks-hayati-icgudu-ve-arzu.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
