Son Yazılar
24 Aralık 2009 | Yorum yok
Normal şartlarda kandaki alyuvarların sayısı, bu dokunun diğer elemanlarının sayısı gibi normal şartlarda hep aynıdır. Alyuvarlar azaldığı zaman anemiden söz edilir.
Aneminin nedenleri çok değişik olabilir. En çok bilineni kuvvetli bir kanamadır. Fakat bazı durumlarda fark edilmeyecek kadar hafif ama devamlı iç kanamalar da olabilir. Kanama, telâfi edilmeyecek bir şekilde demir kaybına neden olur. Bu yüzden [...]
Devamını oku »
18 Aralık 2009 | Yorum yok
Diş çürüklerinin oluşmasında üç temel etmen bulunmaktadır: Duyarlı bir diş yüzeyi, mikroorganizmalar için elverişli yiyecek artıkları, bunların parçalanmasına ve asit oluşumuna yol açacak mikroorganizmaların varlığı. [...]
Devamını oku »
19 Kasım 2009 | Yorum yok
Kanser yapıcı bir kimyasal, biyolojik ya da fiziksel etken, “kanser yapıcı” madde (ya da karsinojen madde) diye adlandırılır. Kanser yapıcı maddeler daha önce üstünde işlem yapılmamış bir organizma topluluğuna verildiğinde, verilmeden bırakılmış organizmalardakine oranla, kanser oluşumunda istatistiksel açıdan anlamlı bir artışa neden olan maddelerdir.
Kimyasal etkenler: Kansere yol açan kimyasal maddelerin, molekül yapıları çeşitlidir; başlıcaları arasında [...]
Devamını oku »
17 Kasım 2009 | Yorum yok
Sinüzit (sülüs iltihabı) nedir?
Sinüzit, bazı yüz kemikleri boşluklarını, üst çene, etmoidal, sfenoldal ve frontal sinüslerin duvarlarını kaplayan mukozanın iltihaplanmasıdır. Daha önce de belirtildiği gibi bütün sinüsler, çok küçük kanallar aracılığıyla burun boşluklarına bağlıdır. Bu nedenle burun boşluklarında bir enfeksiyon geliştiği zaman cerahatler toplanır. Bu birikme sonucunda mukoza tahriş olur ve çeşitli rahatsızlıklar belirir.
Bu hastalığın ortaya [...]
Devamını oku »
17 Kasım 2009 | Yorum yok
Nedir, nasıl önlenir ve nasıl tedavi edilir. Burun damlaları. Antibiyotik tedaviye evet, antibiyotik tedaviye hayır. Paranazal boşluklar nedir ve nerede bulunur. Sık sık tekrarlayan nezlenin korku verici komplikasyonu: Sinüzit. Sinüzitte baş ağrısı. Sinüzite bağlı komplikasyonlar.
Grip ve nezle aynı şey midir?
Ortak birçok nitelikleri olmakla birlikte düşünüldüğünün aksine birbirinden farklı iki hastalıktır. Ortak nitelikleri arasında mikrobik neden, [...]
Devamını oku »
01 Kasım 2009 | Yorum yok
Gripten korunma, ölü virüslerden oluşan aşıyla mümkündür. Bu aşı birkaç ay süreyle etkili bağışıklık verir. Ancak mikrobun, kendi yapısını değiştirme özelliği, gerçekten etkili bir aşının hazırlanmasını zorlaştırmaktadır. Bu gibi aşılar sadece, vakaların % 50’sinde amacına ulaşmaktadır. Gribe karşı aşı yaptırmak çocuklar ve yaşlılar için önemlidir.
Devamını oku »
01 Kasım 2009 | Yorum yok
Tedavi, vücuttaki rahatsızlıkları düzelten ilaçların kullanılması esasına dayanır. Ancak bu ilaçlar virüsü öldürmezler. Virüsle mücadele edecek bir tedavi yoktur. Bu durumda doktor, genel olarak ateşi düşürücü, solunumu kolaylaştırıcı, organizmaya enerji veren ilaçlar, bakteriyel komplikasyonlar için antibiyotikler verir.
Devamını oku »
01 Kasım 2009 | Yorum yok
Süresi, 1 ile 3 gün arasında değişen kuluçka devrinde genellikle özel semptomlar görülmez.
2 ile 4 gün arasında süren ikinci devre yüksek derecelere ulaşabilen ateşle başlar. Ateş yükseldiği sırada titremeler ve ateş düşerken bol terleme görülür.
Ateş, titreme, terleme, hastanın enerji kaynaklarının tükenmesi ve dermansızlığının başlıca sorumlularıdır.
Ateşle aynı zamanda taşikardi (kalp ritminin artması) görülür. Termometre olmadığı zaman [...]
Devamını oku »
01 Kasım 2009 | Yorum yok
Tipik klinik gidişil veya solunum sisteminden başka, organizmanın diğer kısımlarım da etkileyen şekillerin yanı sıra hipertoksik türler, ya da zayıf şekillerin bulunması nedeniyle gribin seyri, her vakada aynı değildir.
Bununla birlikte genellikle grip, üç devreye ayrılabilen bir klinik tablo oluşturur: Başlangıç veya kuluçka devri, ileri devre veya hastalığın gelişmesi, bitiş devresi veya nekahat devri.
Devamını oku »
01 Kasım 2009 | Yorum yok
Bu hastalık her yaşta görülür. Ancak en çok ailede birkaç çocuk olduğu takdirde 2-4 yaşlarında; tek çocuklu ailelerde ise çocuk ilkokula başladığı yıllarda, yani 5-6 yaşlarında kaydedilir.
Hastalığın görülme oranı yedi yaşından sonra hızlı bir düşüş gösterir. Daha sonraki yıllarda, özellikle 40 yaş dolaylarında yine bir artış kaydedilir.
Devamını oku »
« Önceki yazılar