<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Sağlıklı Yaşam Sitesi - yuzoniki.net &#187; Kadınlarda Cinsel Sağlık</title>
	<atom:link href="http://www.yuzoniki.net/saglik/cinsel-saglik/kadinlarda-cinsel-saglik/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.yuzoniki.net</link>
	<description>Sağlıklı yaşam</description>
	<lastBuildDate>Sat, 29 May 2010 16:30:17 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.9.2</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>Kızlık zarı hymen ne işe yarar görevi nelerdir</title>
		<link>http://www.yuzoniki.net/cinsel-saglik/kadinlarda-cinsel-saglik/kizlik-zari-hymen-ne-ise-yarar-gorevi-nelerdir.html</link>
		<comments>http://www.yuzoniki.net/cinsel-saglik/kadinlarda-cinsel-saglik/kizlik-zari-hymen-ne-ise-yarar-gorevi-nelerdir.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 06 Apr 2010 19:11:58 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kadınlarda Cinsel Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[kızlık zarı]]></category>
		<category><![CDATA[kızlık zarı dikimi]]></category>
		<category><![CDATA[kızlık zarı nasıl dikilir]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yuzoniki.net/?p=332</guid>
		<description><![CDATA[Latin dilinde hymen ismindeki kızlık zarı vajenin girişinde bulunan dokudur. kızlık zarı görevi henüz tam olarak bilinmemektedir. Birçok tahmin edilen görevi arasında esas adet görünceye kadar vajeni mikroorganizmalara karşı koruyan bir doku olduğu söylenebilir.
Kızlık zarı, ağız içiş dudak gibi yerlere benzeyen mukoza dediğimiz yapıdadır.
Herkeste olmayabilen kızlık zarı bazı kadınlarımızda doğuştan bulunmayabilir. Kızlık zarı vajina (dölyolu) [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Latin dilinde hymen ismindeki kızlık zarı vajenin girişinde bulunan dokudur. <a title="kızlık zarı" href="http://www.kizlikzari.name">kızlık zarı</a> görevi henüz tam olarak bilinmemektedir. Birçok tahmin edilen görevi arasında esas adet görünceye kadar vajeni mikroorganizmalara karşı koruyan bir doku olduğu söylenebilir.<br />
Kızlık zarı, ağız içiş dudak gibi yerlere benzeyen mukoza dediğimiz yapıdadır.<br />
Herkeste olmayabilen kızlık zarı bazı kadınlarımızda doğuştan bulunmayabilir. Kızlık zarı vajina (dölyolu) giriş kızmında 1-2 cm. kadar çeridedir. Hymen kadından kadına çok büyük farklılıklar gösterebilmekle beraber belli başlı altı çeşide ayırabiliriz. <a title="kızlık zarı dikimi" href="http://www.kizlikzari.name/kizlik-zari-dikimi-tamir-ameliyati/">kızlık zarı dikimi</a><br />
ameliyatı etik açıdan tartışmalı olsa de günümüzde birçok yerde yapılabilmektedir.<br />
kızlık zarı dikim ameliyatı etik açıdan tıp adamlarını ikiye bölmüştür. Bir kısım doktorlar ameliyata şiddetle karşı çıkarken bir kısım da bunun gerekli olabileceğini düşünmektedir.</p>
<h1><a title="kızlık zarı" href="http://www.kizlikzari.name">kızlık zarı</a></h1>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yuzoniki.net/cinsel-saglik/kadinlarda-cinsel-saglik/kizlik-zari-hymen-ne-ise-yarar-gorevi-nelerdir.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Adet Sancısına Ne İyi Gelir?</title>
		<link>http://www.yuzoniki.net/cinsel-saglik/kadinlarda-cinsel-saglik/adet-sancisina-ne-iyi-gelir.html</link>
		<comments>http://www.yuzoniki.net/cinsel-saglik/kadinlarda-cinsel-saglik/adet-sancisina-ne-iyi-gelir.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 07 Mar 2010 00:43:16 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kadınlarda Cinsel Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[adet]]></category>
		<category><![CDATA[adet sancısı]]></category>
		<category><![CDATA[adet sancısı nasıl geçer]]></category>
		<category><![CDATA[adet sancısına iyi gelen]]></category>
		<category><![CDATA[adet sancısına ne iyi gelir]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yuzoniki.net/?p=324</guid>
		<description><![CDATA[




Tarçın: Koli basilinin üremesini önler.Limon çayına Balla birlikte eklenerek içildiğinde hem boğaz ağrılarına hem de adet sancılarına iyi gelir.
Muz : İçerdiği yüksek oranda B6 vitamini sayesinde kadınların adet dönemi sancılarını büyük oranda azaltır. Adet döneminde muz yemek kadınları oldukça rahatlatır. Doğal bir ağrı kesici gibidir.


]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignnone" title="Muz" src="http://www.nablusi.com/resim/data/media/108/muz_1.jpg" alt="" width="231" height="216" /></p>
<p><img class="alignleft" title="Tarçın" src="http://nutritionexpert.com/blog/wp-content/uploads/2010/02/cinnamon.jpg" alt="" width="192" height="167" /></p>
<p style="text-align: center;">
<p style="text-align: center;">
<p style="text-align: center;">
<p style="text-align: center;">Tarçın: Koli basilinin üremesini önler.Limon çayına Balla birlikte eklenerek içildiğinde hem boğaz ağrılarına hem de adet sancılarına iyi gelir.</p>
<p style="text-align: center;">Muz : İçerdiği yüksek oranda B6 vitamini sayesinde kadınların adet dönemi sancılarını büyük oranda azaltır. Adet döneminde muz yemek kadınları oldukça rahatlatır. Doğal bir ağrı kesici gibidir.</p>
<p style="text-align: center;">
<p style="text-align: center;">
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yuzoniki.net/cinsel-saglik/kadinlarda-cinsel-saglik/adet-sancisina-ne-iyi-gelir.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Vajinal Kaşıntı Nedenleri</title>
		<link>http://www.yuzoniki.net/cinsel-saglik/vajinal-kasinti-nedenleri.html</link>
		<comments>http://www.yuzoniki.net/cinsel-saglik/vajinal-kasinti-nedenleri.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 10 Oct 2009 16:13:24 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Cinsel Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Kadınlarda Cinsel Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Vajinal kaşıntı]]></category>
		<category><![CDATA[Vajinal kaşıntı neden olur]]></category>
		<category><![CDATA[Vajinal kaşıntı nedir]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yuzoniki.net/?p=220</guid>
		<description><![CDATA[Vajinal kaşıntı nedir? 
Vajinada değişik renkli, kötü kokulu akıntı oluşması ve vajinanın tahriş olmasına bağlı olarak ortaya çıkan kaşıntıdır.
Vajina kaşıntısının nedenleri nelerdir?
Leğen kemiği iltihabı vajina kaşıntısı yapabilir. Kötü kokulu ve renksiz akıntılar genelde buna işarettir. Düzensiz adet kanaması, sırtın alt tarafında ağrı, yorgunluk, iştahtan kesilme ve ateş leğen kemiği iltihabının göstergesi olabilir. Vajina kaşıntısının bir [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Vajinal kaşıntı nedir? </strong></p>
<p>Vajinada değişik renkli, kötü kokulu akıntı oluşması ve vajinanın tahriş olmasına bağlı olarak ortaya çıkan kaşıntıdır.</p>
<p>Vajina kaşıntısının nedenleri nelerdir?</p>
<p>Leğen kemiği iltihabı vajina kaşıntısı yapabilir. Kötü kokulu ve renksiz akıntılar genelde buna işarettir. Düzensiz adet kanaması, sırtın alt tarafında ağrı, yorgunluk, iştahtan kesilme ve ateş leğen kemiği iltihabının göstergesi olabilir. Vajina kaşıntısının bir diğer nedeni ise mantar enfeksiyonudur. Koyu, beyaz ve daha katı gibi olan akıntılar mantar enfeksiyonu nedeniyle olabilir. Vajina da tahrişte söz konusudur. Mantar enfeksiyonu hamilelik döneminde, doğum kontrol hapı veya antibiyotik kullanımından sonrada ortaya çıkabilir.</p>
<p>Vajinal kaşıntı nasıl geçer?</p>
<p>Vajinal kaşıntı için doktora başvurmak ve önerilen ilaçları kullanmak gerekir. Hergün iç çamaşırı değiştirmek ve iç çamaşırını pamuklu ürünlerden seçmek vajinal kaşıntının tedavisinde yardımcı olur. İç çamaşırları yüksek ısıda yıkanmalı ve ütülenmelidir. Kokulu ped ve çamaşırlarda vajinaya zarar verir. Vajina sabun ve şampuan gibi temizlik ürünleri ile de temizlenmemelidir. Mümkünse günde iki kez sade su ile yıkanmalı, sıkı ve dar pantolonlardan uzak durulmalıdır.</p>
<p>Tuvaletten sonra genital bölge temizliği önden arkaya doğru yapılmalıdır. Böylece makat bölgesindeki bakterilerin genital bölgeye ulaşması engellenmiş olur.</p>
<p>Hamilelik, diyabet gibi durumlarda mantarların bu rahatsızlığı gerçekleştirmesi daha kolay olur. Bu nedenle hamile ve diyabet hastalarının daha dikkatli olması gerekir. Beslenmesine dikkat eden, yeterli uyuyan ve stresten uzak duran bayanlarda vajina kaşıntısı daha az görülmektedir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yuzoniki.net/cinsel-saglik/vajinal-kasinti-nedenleri.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>RAHiM AĞZI KANSERiNDE PAP SMEAR TESTİ İLE ERKEN TANI</title>
		<link>http://www.yuzoniki.net/cinsel-saglik/kadinlarda-cinsel-saglik/rahim-agzi-kanserinde-pap-smear-testi-ile-erken-tani.html</link>
		<comments>http://www.yuzoniki.net/cinsel-saglik/kadinlarda-cinsel-saglik/rahim-agzi-kanserinde-pap-smear-testi-ile-erken-tani.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 10 Oct 2009 11:42:47 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hastalıklar]]></category>
		<category><![CDATA[Kadınlarda Cinsel Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[kanser]]></category>
		<category><![CDATA[rahim ağzı]]></category>
		<category><![CDATA[rahim ağzı kanseri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yuzoniki.net/?p=217</guid>
		<description><![CDATA[Rahim ağzı kanseri gelişmeden yıllar önce, kanser öncüsü bazı hücresel değişiklikler ortaya çıkmaktadır. Smear testi ile bu değişikliklerin fark edilmesi sayesinde hastalığa kanser gelişmeden önce müdahale etme imkanı doğmaktadır. Amerikan Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Bölümü’nden Doç. Dr. Kayhan Yakın, smear testinin yaygın olarak uygulandığı ülkelerde rahim ağzı kanserinin görülme sıklığının son derece az olduğunu [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a title="rahim-agzi-kanseri" href="http://www.yuzoniki.net/tag/rahim-agzi-kanseri">Rahim ağzı kanseri</a> gelişmeden yıllar önce, kanser öncüsü bazı hücresel değişiklikler ortaya çıkmaktadır. Smear testi ile bu değişikliklerin fark edilmesi sayesinde hastalığa kanser gelişmeden önce müdahale etme imkanı doğmaktadır. Amerikan Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Bölümü’nden Doç. Dr. Kayhan Yakın, smear testinin yaygın olarak uygulandığı ülkelerde <a href="http://www.yuzoniki.net/tag/rahim-agzi-kanseri">rahim ağzı kanserinin</a> görülme sıklığının son derece az olduğunu belirtiyor.</p>
<p>Pap smear testi nedir?</p>
<p>Pap smear testi rahim ağzından basit bir sürüntü ile alınan hücrelerin mikroskop altında incelenmesi ile <a href="http://www.yuzoniki.net/tag/rahim-agzi-kanseri">rahim ağzı kanseri</a> gelişmeden önce gözlenen hücresel değişikliklerin araştırılmasıdır.</p>
<p>Kimler smear testi yaptırmalıdır?</p>
<p>21 yaşının üzerindeki tüm kadınlar smear testi yaptırmalıdır. 21 yaşından genç hanımlarda eğer üç yıldan daha uzun süredir devam eden bir cinsel hayat varsa yine smear testine başlanması gereklidir. Testlere menopozda da devam edilmelidir. 65 yaşından sonra eğer o zamana kadar en az üç tane normal smear sonucuna sahip olundu ise doktorun da onayı alınarak smear testlerine son verilebilir.</p>
<p>Ne sıklıkta yapılmalıdır?</p>
<p>Tüm kadınların yılda bir kez smear testi yaptırması gerekir. Şüpheli veya anormal test sonuçları varlığında doktorunuz daha sık aralıklarla smear tekrarı isteyebilir.</p>
<p>Smear testi için özel bir hazırlık gerekli midir?</p>
<p>Bazı faktörler rahim ağzına dökülen hücrelerin yeterli bir şekilde örneklenmesini engelleyebilirler. Bu nedenle smear testinden iki gün öncesinden itibaren vajinal duş, tampon kullanımı, vajinal ilaç kullanımı ve cinsel ilişkiden kaçınılmaldır.</p>
<p>Adet kanaması  sırasında test yapılabilir mi?</p>
<p>Hayır, <a href="http://www.yuzoniki.net/tag/kanama">kanama</a> olduğu dönemde test doğru bir sonuç vermeyecektir. Test için ideal dönem adet bitiminden sonraki 7-10 günlük dönemdir.</p>
<p>Gebelikte smear testi yapılabilir mi?</p>
<p>İdeal olan hamile kalmaya karar verildiğinde genel bir muayeneden geçmek ve bu aşamada smear testini yaptırmaktır ancak bunun mümkün olmadığı durumlarda ilk hamilelik kontrolünde smear testin yapılabilir, herhangi bir sakıncası yoktur.</p>
<p>Smear testi nasıl yapılır?</p>
<p>Smear testi normal jiekolojik muayene sırasında yapılan çok hızlı ve kolay bir testtir. Vajen içerisine yerleştirilen bir spekulum ile rahim ağzı gözlendikten sonra, boğaz muayenesi için kullanılan dil basacağına benzer bir alet rahim ağzına hafifçe sürtülerek rahim ağzına dökülen hücreler toplanır. Örnek özel bir sıvı ile dolu bir kaba yerleştirilerek sitoloji laboratuarına gönderilir. İşlem tamamen ağrısızdır. Muayene için kullanılan spekulum aleti pek çok kadın için bir miktar rahatsız edici olabilir ancak kibar bir muayene ile bu rahatsızlık çok rahat tolere edilebilecek düzeydedir.</p>
<p>Anormal test sonucu ne anlama gelir?</p>
<p>Smear sonucunun normal çıkmadığı bilgisi hemen yanlış bir kanser korkusu ile karşılanmakta ve gereksiz endişelere yol açmaktadır. Oysa bu testte kanser teşhisi çok çok nadir saptanır. Bu testte aranan şey daha kanser gelişmeden önce ortaya çıkan hücresel değişikliklerdir. Bu değişikliklerin saptanması ve tedavisi ile kanser gelişimi önlenebilmektedir.</p>
<p>Anormal smear sonucu çıktığında neler yapılır?</p>
<p>Saptanan hücresel değişikliğin şiddetine göre doktorunuz kolposkopi adı verilen bir ileri incelemeyi önerebilir. Kolposkopide normal muayeneden çok farklı olmayacak şekilde, rahim ağzı teleskop benzeri bir cihaz ile incelenerek hastalık odağının araştırılması ve örneklemesi yapılır.</p>
<p>Test ne oranda doğru bir teşhis sağlar?</p>
<p>Smear testi her zaman yüzde yüz doğru bir teşhis sağlamaz. Ne yazık bir bazen mevcut bir hastalığı yakalayamaz. Bazen de tam tersine hastalık yokken varmış gibi doktoru yanıltabilir. Bu nedenle yanlış negatif sonuçlardan korunmak için düzenli smear testlerini ihmal etmemek gerekir. Bu şekilde ilk smear hastalığı yakalayamadığında bir sonraki smearde yakalanması mümkün olacaktır. Yanlış pozitif sonuçlardan korunmak için ise teşhis kolposkopi ile teyid edilmelidir.</p>
<p>Amerikan Hastanesi<br />
Kadın Hastalıkları  ve Doğum Bölümü<br />
Doç.Dr. Kayhan Yakın</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yuzoniki.net/cinsel-saglik/kadinlarda-cinsel-saglik/rahim-agzi-kanserinde-pap-smear-testi-ile-erken-tani.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kadınların Kısırlığı: En İyi Prognozlar</title>
		<link>http://www.yuzoniki.net/cinsel-saglik/kadinlarin-kisirligi-en-iyi-prognozlar.html</link>
		<comments>http://www.yuzoniki.net/cinsel-saglik/kadinlarin-kisirligi-en-iyi-prognozlar.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 26 Sep 2009 11:27:35 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Cinsel Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Kadınlarda Cinsel Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>
		<category><![CDATA[kadınlar]]></category>
		<category><![CDATA[kısır]]></category>
		<category><![CDATA[kısırlık]]></category>
		<category><![CDATA[Metroplastik]]></category>
		<category><![CDATA[Miyomektomi]]></category>
		<category><![CDATA[prognoz]]></category>
		<category><![CDATA[rahim borusu]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yuzoniki.net/?p=114</guid>
		<description><![CDATA[Çiftin kısırlığına tam olarak karar vermeden evvel doktorun değerlendirmesi gereken noktalar. Gebeliğin teorik düzeni. Müsbet ve menfi prognozlar. Birkaç önemli tavsiye.
Kısır çifte ümit vermeden evvel doktor hangi kuralları araştırır?
Doktonun yapması gereken şey çifti mümkün olduğu kadar kısa bir zaman içinde aile kurmaya yöneltmektir. Bunu elde etmek için uzman kişi şu öğeleri göz önünde tutmalıdır:
A) Kadının [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><em><strong>Çiftin kısırlığına tam olarak karar vermeden evvel doktorun değerlendirmesi gereken noktalar. Gebeliğin teorik düzeni. Müsbet ve menfi prognozlar. Birkaç önemli tavsiye.</strong></em></p>
<p><strong>Kısır çifte ümit vermeden evvel doktor hangi kuralları araştırır?</strong></p>
<p>Doktonun yapması gereken şey çifti mümkün olduğu kadar kısa bir zaman içinde aile kurmaya yöneltmektir. Bunu elde etmek için uzman kişi şu öğeleri göz önünde tutmalıdır:<br />
A) Kadının yaşı (40 yaşından sonra herhangi bir hastalık, hafif de olsa güç çözümlenir).<br />
B) Daha evvel olmuş cerrahi müdahaleler (özellikle jenital sistem üzerine yapılmış ve olumsuz sonuç vermiş olanları).<br />
C) Aynı kadında birkaç kısırlık faktörünün birleşmesi (genellikle doğuştan bir neden vardır).<br />
D) Eşlerin her ikisinde de verimsizlik şekillerinin vahim şekilde varlığı<strong></p>
<p>Kadınlara ait bahsettiğimiz problemler arasında en iyi prognozu hangileri verir?</strong></p>
<p>Belirli bir hastalığın ağırlık derecesini değerlendirmek her zaman mümkün değildir. Doktor ve cerrah elde hazır bulunan prognozdan yararlanabilir: Bir durum birden çok gelişmeye açıksa bu prognoz söz konusu olur. Kısırlıkta geçerli değildir. Bir an evvel çiftlere seçim yapabilmeleri için yeterli bilgilerin verilmesi gerekir. Bunu yapabilmek için daha evvelki tedavi istatistiklerinden yararlanır. Verilerin derinleştirilmesi yani daha detaylı bir prognozun yaratılması uzman kişinin tecrübesine kalır. Bunun sonunda meydana çıkarılan basit liste prognozu kötüye götürecek şeyleri hesaba katmaz.<br />
Ağırlık derecesinin teorik düzenine göre şunları hatırlamak mümkündür:</p>
<p>1) Menstruasyonların düzensizliği (çok uzun veya çok kısa âdet dönemleri);<br />
2) lokal iltihaplanmayla birlikte görülen rahim boynu mukusuna ait hastalık halleri (rahim boynunun aşınması, rahim boynu ve vagina iltihaplanması);<br />
3) hormonal faktörlere bağlı rahim boynu mukusuna ait hastalıklar (yoğunluk, miktar, ayrılma);<br />
4) ovülasyonun olmaması;<br />
5) yumurtalıkta ve rahim borularında olan iltihaplanmalar;<br />
6) pelvise ait rahim borularını içine almayan iltihaplanmalar;<br />
7) karınla ilgili ameliyatlardan sonra meydana gelen yapışmalar;<br />
 <img src='http://www.yuzoniki.net/wp-includes/images/smilies/icon_cool.gif' alt='8)' class='wp-smiley' /> rahmin çok küçük olması;<br />
9) jenital sistemde hafif oluşum bozuklukları (rahmin eyer şeklinde veya çift boynuzlu olması gibi).<strong></p>
<p>Prognozu daha kötü olanlar hangileridir?</strong></p>
<p>Daha evvelki soruda kullanılan mantık, prognozu daha kötü olan vakalarda geçerli değildir. Bu durumlarda ya şimdilik bir çözüm bulunamamıştır ya da çok vahim oldukları için karmaşık bir cerrahi müdahale gereklidir. Gereken ameliyatın güç olması başarı ihtimaline bağlı olarak o vaka için geçerli olan prognozu değiştirecek bir durumdur. Prognozu kesinlikle olumsuz olan patolojiler şunlardır:<br />
1) Jenital tüberküloz yüzünden rahim borusunun iki yandan kapalı olması (pelviskopik teşhis);<br />
2) rahim borularının tıkanıklığını gidermek için yapılan plastik ameliyattan veya yine boruların tekrar yerlerine yerleştirilmesi için yapılan cerrahî müdahaleden ya da rahim borularının iki yanlı anastomozundan sonra bu boruların daimi kapatılması;<br />
3) rahim borularının alınması;<br />
4) yumurtalıkların alınması.<strong></p>
<p>Kadınların kısırlığına karşı koruyucu özellik taşıyan tavsiyeler nelerdir?</strong></p>
<p>Profilaksi belirli bir hastalıktan korunmak için en iyi şartları doğuran bütün önlemleri içine alır. Kısırlıkta konu oldukça geniştir ve her kısırlık vakası için ayrı bir profilaksi vardır. En azından sık görülen basit patolojik şekillerin jenital sisteme ait karmaşık rahatsızlıklar hâline gelmesine engel olmak için tavsiyede bulunulabilir. Bunların en önemlileri şunlar dır:<br />
1) ailede tüberküloz vakaları   varsa<br />
akciğerler sık sık kontrol ettirilmeli ve uygun zamanlarda terapi yapılmalıdır;<br />
2) çocukluktan beri şişmanlıktan kaçınılmalıdır;<br />
3) ailenin başka fertlerinde varsa endokrin bezleriyle ilgili hiçbir hastalık ihmal edilmemelidir;<br />
4) âcil değilse ve çok yararlı olmayacaksa karınla ilgili ameliyatları kabul etmemelidir. Bu daha çok çocuklukta, apandist gibi ameliyatlarda önemli olur;<br />
5) jinekolojik kontrol: 1) İlişkide bulunmadan evvel; II) doğum kontrolüne başlamadan evvel; III) 18 yaşma kadar menstruasyonlar başlamazsa; IV) menstruasyonlann ve ameliyat devresinin dışında jenital yörede ağrı olursa; V) kronik vagina iltihaplanması olduğu zaman;<br />
6) çocuk olmuyorsa uzman bir merkeze başvurmak;<br />
7) kısırlık probleminin en başta şahsi bir problem olduğunu bilmek ve ancak çiftlerin seçim yapma, tavsiye edilen tedavileri geri çevirme hakkı olduğunu hatırlamak.<br />
<strong><br />
Çiftlerin cinsel hayatlarına yönelik koruyucu tavsiyeler var mıdır?</strong></p>
<p>İki basit şey tavsiye edilebilir. Bunlardan birincisi ilişkilerin şıklığıyla ilgilidir: Cinsel birleşmeler onilasyon devresinde manasızca üst üste gelmemelidir (depo edilmiş spermatozoonların harcanması) ve iki haftayı aşan birleşme aralarından kaçınılmalıdır (depo edilmiş spermatozoonların yaşlanması).<br />
İkinci tavsiye, çiftin ilişkilerine verdiği anlamla ilgilidir. Eğer ilişki sadece çoğalma olarak kabul ediliyorsa ve bu şekilde aranılıyorsa huzursuzluktan doğan bir sinir bozukluğunun ortaya çıkması ve psikolojik kısırlığın meydana gelmesi mümkündür.</p>
<p><strong>İkinci dereceden kısırlık ve verimsizlik için değişik teşhis teknikleri var mıdır?</strong></p>
<p>İkinci derecede kısırlıkla ilgili olarak elle tutulur inceleme imkânları yoktur. Daha çok ilk aylarda düşük yapan kadınlara ait olan verimsizlik vakalarında ise kadının fonksiyonel, bulaşıcı ve genetik özelliklerini testlerle kontrol altında tutmak daha kolaydır.</p>
<p><strong>Kısır bir kadın nasıl bir tedaviye tâbi tutulur?</strong></p>
<p>Kısırlık bir hastalık değil; ateş,   başağrısı, birdenbire nöbet tarzında gelen karın ağrısı gibi bir semptomdur. Bunu tedavi etmek, sebebini keşfederek buna çare bulmak demektir. Fonksiyonel kısırlık nedenleri bütün vakalarda tıbbi önlemler gerektirir: Azaltıcı tesir yapan hormonal tedaviler, aşın bir durum olduğu zaman uyarıcı veya yedek olarak kullanılan hormonal tedaviler.<br />
Morfolojik nedenler hem bir doktor hem de bir cerrah tarafından çözümlenebilir. Ameliyatla tedavisi mümkün olmayan ve bazan da ameliyatın kaçınılmaz olduğu vakalar söz konusu olduğu için (rahmi meydana getiren bölümlerde ve pelviste olan iltihaplanmalar; rahim borularının kapatılması, oluşum hataları gibi) doktor ve cerrah arasındaki seçim tesadüfe bırakılmaz. Tedavinin cerrahi yönü, özellikle kadın tarafından sorumlulukla karşılanmalıdır. Kısırlığın kendisi vahim bir durum teşkil etmez. Birçok alternatifler vardır. Kadın yaptığının bilincinde olmalı ve tercihlerini serbestçe yapmalıdır.<strong></p>
<p>Cerrahi tedavinin güçlükleri ve tehlikeleri nelerdir?</strong></p>
<p>Ameliyat her zaman zorluk ve tehlike getirir. Kısırlık ameliyatları tehlikeli olmaktan ziyade güçtür. Hayat için çok gerekli olmayan organları ilgilendirir. Güçlük, ameliyatın çok hassas şekilde yapılması mecburiyetiyle ilgilidir. Bunu yapabilmek için en büyük merkezlerde «Mikrocerrahi» denen alışagelmişin dışında yeni teknikler bulunmuştur. Mikrocerrahi ameliyatları yapabilmek için ameliyat edilen sahayı en az yirmi defa büyüten büyüteçlerden faydalanmak gerekir. Ayrıca iğneler ve çok küçük ipliklerden yararlanılır. Bu iplikler o kadar incedir ki şekilleri ve oluşumları gözle görülecek gibi değildir. Kısırlık cerrahisinde karşılaşılan tek tehlike istenen başarırım elde edilip edilmeyeceğidir. Bütün güçlüklere rağmen böyle bir ihtimal söz konusudur ve gittikçe artmaktadır.<br />
<strong><br />
«Yumurtalığın koni şeklinde rezeksiyonu» nedir ve neye yarar?</strong></p>
<p>Fonksiyonel hastalıklar arasında tek ameliyat gerektiren durumdur. Yumurtalıkların hacmini küçültmek için her yumurtalıktan koni şeklinde bir dilimin alınması anlamına gelir. Karmaşık bir problem yüzünden yumurtalıklar yumurta üretemedikleri zaman bu ameliyata başvurulur. Yumurtalıklardaki yumurta, sertleşmiş ve kalınlaşmış kapsülleri üzerinde dışarı çıkabilmek için bir açıklık bulamıyor demektir.<strong></p>
<p>Rahim borularının tıkanıklığım gidermek İçin yapılan plastik ameliyat neye yarar?</strong></p>
<p>Bu ameliyat rahim borusunun (sal-penks) en uç kısmının (rahim boynunun dış ağzı) plastik şekilde onarılmasıdır. Genel iltihaplanmalar yüzünden rahim boruları karın boşluğuna açılan kısımlarında tıkanırlarsa bu ameliyat uygulanır. Başarı şansı % 50 dir.<strong></p>
<p>Rahim borularının tamamının veya bir kısmının tekrar yerine yerleştirilmesi ne demektir ve neye yarar?</strong></p>
<p>Bu ameliyatın başarı şansı azdır. Rahim borusu rahimden ayrılır. Duvarın içinde kalan kısmı, yani duvardan içeri giren kısmı alınır; rahim borusunun sağlam kalan bölümü alman kısmın boş kalan yerine bağlanır. Sorumlu herhangi bir hastalık duvarın içinden bir tıkama yaptıysa rahim borularına bu ameliyat uygulanır.<strong></p>
<p>«Yapışmalara ait lizis» ne demektir ve neye yarar?</strong></p>
<p>Mikrocerrahi tekniğiyle yapıldığı takdirde bütün ameliyatların üstünden gelen bir ameliyattır. Çok uzun zaman istese bile çok basittir: Daha evvelki ameliyatlar veya iltihaplanmalar nedeniyle birbirine yapışmış bütün pelvis organlarını ayırmaya yarar.</p>
<p><strong>Metroplastik nedir ve neye yarar?</strong></p>
<p>Embriyolojik nedenlerle oluşumunda bozukluk olan bir rahmin (metro) normal anatomisini plastik cerrahi yoluyla sağlamak için bu ameliyat yapılır. Jenital sistemin doğuştan oluşum bozuklukları birçok tipte olabilir. Bizim kanaatimizce rahim çok anormal olsa bile gebeliği sonuna kadar götürebilir. Oluşum bozukluğuyla ilgili herhangi bir durumun fonksiyonel görevini yarıda kesmesi söz konusu olursa metroplastik ameliyat yapılır.</p>
<p><strong>Miyomektomi nedir ve neye yarar?</strong></p>
<p>Rahim miyomlarının ameliyatla çıkarılması demektir. Rahim miyomu hormonal nedenlerle oluşan iyi huylu bir tümördür (östrojenlerin çok fazla üretilmesi yüzünden). Ayrıca yaş ve doğum olaylarıyla ilgili olarak oluşabilir. Hayatî bir önemi olmasa bile yan tesirleri olan vakalarda yapılması sağlık verilir (kanamalar, menstruasyonların ağrılı olması, organların basınç altında kalması, rahim ağırlığının artması).<br />
Bunlara bağlı diğer bir konu kısırlıktır. Özellikle de miyomun rahim borularının kaynağına veya rahim boynu çevresine yerleştiği zaman söz konusudur. Kısırlıkla ilgili yeterli nedenler bulunamadığı zaman uygun zamanını bulup miyomektomi yapmak gerekir; miyomun hacminin<br />
büyümesi cerrahi prognoz için bir tehlike yaratmamalıdır.<strong></p>
<p>Evlat edinmek ne zaman tavsiye edilir?</strong></p>
<p>Evlat edinme işi kısırlığın tıbbi tedavi yönlerinden biri gibi kabul edilmelidir. Bunu böyle anlamak, derin insancıl anlamıyla kabul etmek demektir; çocuk sahibi olma arzusuna çok kesin bir çözüm yolu getirmek anlamına gelir. Doktor değerlendirdiği vakanın ümitsiz olduğunu gördüğü zaman eşlere evlat edinmeyi tavsiye etmelidir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yuzoniki.net/cinsel-saglik/kadinlarin-kisirligi-en-iyi-prognozlar.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kadınların Kısırlığı: Çeşitli Muayeneler</title>
		<link>http://www.yuzoniki.net/cinsel-saglik/kadinlarin-kisirligi-cesitli-muayeneler.html</link>
		<comments>http://www.yuzoniki.net/cinsel-saglik/kadinlarin-kisirligi-cesitli-muayeneler.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 26 Sep 2009 11:15:29 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Cinsel Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Kadınlarda Cinsel Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[bazal ısı]]></category>
		<category><![CDATA[biyopsi]]></category>
		<category><![CDATA[hormonal dozlar]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>
		<category><![CDATA[kadınlar]]></category>
		<category><![CDATA[kısır kadın]]></category>
		<category><![CDATA[kısırlık]]></category>
		<category><![CDATA[küldoskopi]]></category>
		<category><![CDATA[pelviskopi]]></category>
		<category><![CDATA[rahim borusu]]></category>
		<category><![CDATA[rahim radyografisi]]></category>
		<category><![CDATA[selyoskopi]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi yöntemleri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yuzoniki.net/?p=111</guid>
		<description><![CDATA[Rahme ve rahim borularına hava verilmesi: Yararları ve kontrendikasyonları.
Rahmin ve salpenksin radyografisi ne zaman gerekli olur. Selyoskopi nedir. Pelviskopi ile küldoskopi arasındaki fark. Bazal ismin ölçülmesi. Bu kontrolü yapmak ne zaman gerekli olur. Hormonal dozlar nelerdir. Endometriyumun biyopsisi. Rahim boynu mukozasının testi.
Rahim ve rahim borularına hava verme neye yarar?
Bu işlem rahim boruları yollarını ve aynı [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><em><strong>Rahme ve rahim borularına hava verilmesi: Yararları ve kontrendikasyonları.<br />
Rahmin ve salpenksin radyografisi ne zaman gerekli olur. Selyoskopi nedir. Pelviskopi ile küldoskopi arasındaki fark. Bazal ismin ölçülmesi. Bu kontrolü yapmak ne zaman gerekli olur. Hormonal dozlar nelerdir. Endometriyumun biyopsisi. Rahim boynu mukozasının testi.</strong></em></p>
<p><strong>Rahim ve rahim borularına hava verme neye yarar?</strong></p>
<p>Bu işlem rahim boruları yollarını ve aynı zamanda bunların kaslarıyla ilgili özelliğini kontrol etmeye yarar.</p>
<p><strong>Bu kontrolün yararı nedir?</strong></p>
<p>Bu kontrolün basitliği jenital sistemin anatomisiyle ilgili bütün problemlerde örnek araştırma olarak kullanılmasını sağlar. En sık görülen patoloji, rahim borusunun tıkanması veya iltihaplanmasıyla ilgilidir. Diğer morfolojik problemlerde de (rahim şekilsizlikleri, yapışmalar, fibromlar gibi) havalandırma tam normal şekilde olmaz. Düzenli bir havalanma diğer anatomik testlerin yapılmasını ortadan kaldırırken havalandırmayla ilgili ufak bir şüphe testlerin derinleştirilmesini gerektirir.<br />
Rahim borularının hareketleriyle ilgili olan havalandırma özelliğini de unutmamak gerekir: Bu özellik tartışma gerektirmeyecek şekilde ancak bu testle mümkündür.<strong></p>
<p>Rahim borularının hareket kabiliyetini tanımak neden bu kadar önemlidir?</strong></p>
<p>Rahim borusunun bu özelliğini anlamak için, yumurtalıktan karın boşluğuna atılan mikroskobik bir yumurtanın, çapı 2-3 mm olan bir rahim borusundan, bu borunun hareket etmeden yumurtanın geçmesini beklemek şartıyla sabit kalması durumunda; ne kadar güçlükle geçeceğini tahayyül etmek gerekir. Aslında rahim borusu, kasılarak ve tekrar genişleyerek karın boşluğundaki bütün sıvıları emen bir pompa vazifesi görür. Ancak bu şekilde, borular yumurtayı kapabilir ve bunu spermatozoonla karşılaşabilir bir duruma sokarlar. Diğer bütün durumlarda bu ihtimal gitgide azalır ve yok olmaya kadar gidebilir.</p>
<p><strong>Rahim ve borularını havalandırma işlemi hangi kurallara dayanır? Ne zaman uygulanabilir?</strong></p>
<p>Bu işlem kesin fizik kanunlarına bağlıdır. Jenital boşluklara, sabit hızla, organizma tarafından kolaylıkla emilebilen karbon dioksit verilir. Bu, ilk olarak rahim boşluğunu, sonra da rahim borularının boşluğunu geçer ve karın boşluğuna varır. Yukarıdaki şartlarda uzun bir yol kaydeden bu gazın bir daralma haliyle karşılaşırsa basıncı artar; herhangi bir genişleme haliyle karşı karşıya kalırsa da basıncı azalır. Eğer bahis konusu olan rahim borusu çekilip büzülürse rahim borusunun çapında bir azalma ve buna bağlı olarak basıncında artış, eğer tekrar kendini bırakırsa bunun tam aksi olur. Bundan sonra, gazın geçtiği yerlerde görülen basınç değişmelerinin kaydedilmesi, rahim borularının kasılmasıyla ilgili durumları ortaya koyar. Bu işlemin yapılmaması gereken iki devresi vardır:<br />
1) Menstruasyon sırasında: Rahim duvarına açılan damarların genişlemesi gazın kana karışmasına ve zehirlenmeye neden olabilir.<br />
2) Ovülasyon sonrası devrede: Test muhtemel bir gebelik olayına tesir edebilir. Bu testin yapılması için en uygun devre âdet kanamasının bitimini takip eden ilk haftadır.</p>
<p><strong>Bu işlem hangi semptomları verir?</strong></p>
<p>Bir hastanın jinekologa görünmesi sırasında hissettiği normal sıkıntıdan başka şu semptomlar görülür: Özel şekilli borunun takılması âdet kanamasının getirdiği ağrıya benzer lokal bir ağırlık hissi verebilir. Gazın jenital boşluğa akması ya hiçbir belirti göstermez (olayların % 50&#8217;sinde) ya da âdet kanamasıyla görülen ağrıya benzer bir semptom ortaya koyabilir. Bu iki uç arasında aynı şekilde dağıtılmış bir   değişkenlik   vardır.<br />
Havalandırma işleminin sonunda hastalar oturmaya başladığı zaman, boyunda veya omuzlarda bir ağırlık hissi ortaya çıkabilir. Bu his bir çeyrek kadar sürer. Bu durum gazın karın boşluğunda yukarı doğru hareket etmesinden kaynaklanır: Gaz diyaframın altına geldiği zaman burada bulunan bir sinir yukarıda bahsedilen hissi doğurur.<br />
Yukarıda bahsedilen komplikasyonların yanında lokal iltihaplanmalar da vardır (vagina, rahim, rahim borusu ve yumurtalık iltihaplanmaları). Bu bakımdan jinekologun hastayı doğru şekilde değerlendirmesinden başka, düzenli kan tahlilleri de gerekir; bunlar organizmadaki mümkün iltihaplanmaları ortaya çıkarır.</p>
<p><strong>Bu işlemin tedavi şeklinde bir etkisi var mıdır?</strong></p>
<p>Bir bakıma evet. Ancak bu etkinin bilimsel bir değerlendirmeden doğduğu söylenemez; ne var ki karbondioksit gazının verilmesinden sonra meydana gelen gebelik durumları da gözden uzak tutulamaz. Bu durumlarda geçerli olan tek açıklama, havalandırmanın rahim borularının kasları üzerinde meydana getirdiği üfleme şeklindeki uyarıya bağlıdır; bunun sonucunda rahim borularının hareket özelliği artar.</p>
<p><strong>Rahmin ve salpenksin radyografisi nedir?</strong></p>
<p>Rahim boşluğuna ve rahim borularına (salpenksler) kontrast yapan bir sıvı doldurmak suretiyle uygulanan bir inceleme yöntemidir.<br />
Bu radyografinin fonksiyonu nasıl açıklanabilir?<br />
Yapı olarak X ışınlarına karşı saydam olan organları görülür hâle getiren bazı tıp yöntemleri vardır (sindirim sisteminin radyografisi, ürografi, yani idrar yollarının kesif madde ile doldurularak röntgen ışınlarıyla resminin alınması vb.).<br />
Sonuç almak için bu organlarda boşlukların bulunması ve bu boşlukların da dıştaki öğelerle ilişkisi olması gerekir. Röntgen mütehassısı bu boşlukları X ışınlarını geçirmeyen bir sıvıyla doldurur; bu şekilde boşlukları radyogram üzerinde görmek mümkün olur. Radyolog jenital bölümün röntgenini almak için yağlı ve sulu olmak üzere iki tip sıvıdan faydalanır.</p>
<p><strong>Kullanılan iki tip sıvı arasında ne gibi farklar vardır?</strong></p>
<p>Yağlı sıvı daha eskidir. Bu yüzden denenmiştir. Boşlukları iyice doldurur ve geçtiği değişik boşlukların çok iyi görünmesini sağlar. Ayrıca verilen yerde uzun süre kaldığı için rahim borularının etrafındaki tezat sıvıyla dolu yerlerin uzaktan görülmesine ve değerlendirilmesine imkân verir. Bu özellik aynı zamanda bir kusurdur. Çünkü testin yapılmasından altı ay sonra bile yağlı sıvıyı karın boşluğunda bulmak mümkündür. Bu sıvı sulu olana nazaran daha ağrılı, pıhtılı ve allerjik reaksiyonlar doğurur. Sulu sıvının daha az travma yaptığı ve daha kolay emildiği bir gerçektir ama gösterici özelliği çoğunlukla tahmin yapma durumunu ortaya koyar.</p>
<p><strong>Rahmin ve salpenksin radyografisi neye yarar?</strong></p>
<p>Bu radyolojik inceleme jenital boşlukların içi hakkında bilgi verir. O halde işlemin ilk amacı bu yüzeylerin bütün düzensizliklerini belgelemektir. Bunların arasında meselâ fibrom veya rahim içine yerleşen polipler, oluşum hataları, rahim borularının normal şekillerinin dışında olmaları, bunların ilerleyen iltihaplanmalar sonucu genişlemeleri sayılabilir.<br />
Bu radyografi rahim borularının iyi veya kötü şekilde açılmalarını da ortaya koyar ama bu veriyi kesinleştirmek için tahlil ve inceleme sırasında boruların büzücü kaslarında herhangi bir büzülme durumunun olmamasına dikkat etmek gerekir.</p>
<p><strong>Rahim ve rahim borularının radyografisi ne zaman yapılır?</strong></p>
<p>İyi bir sonuç almak ve kesinlik getirmek için en iyi zaman, menstruasyonların sonuyla âdet devresinin onuncu ve on ikinci günleri arasındaki dönemdir. Bu dönem havalandırma işlemi için de aynı nedenlerle geçerlidir.</p>
<p><strong>Rahim ve rahmin borularının radyografisi nasıl alınır?</strong></p>
<p>Bütün radyolojik merkezlerde radyografi şöyle alınır:<br />
A) Hasta yatağa uzanır ve bacaklarını jinekolojik pozisyona getirir.<br />
B) Jinekolojik muayene yapılır.<br />
C) Spekulum takılır.<br />
D) Rahim boynu bir pens ile açılır.<br />
E) Enjektör rahim boynuna takılır ve pense bitiştirilerek sabit kalması sağlanır.<br />
F) İlk radyogram alınır.<br />
G) 2-3 cc sıvı enjekte edilir.<br />
H) İkinci radyogram alınır.<br />
I) 3 cc sıvı daha enjekte edilir. L) Üçüncü radyogram alınır. M) Bütün gereçler çıkarılır.<br />
N) Kullanılan sıvı yağlı ise 24 saat sonra kontrol amacıyla diğer bir radyogram alınır.<strong></p>
<p>Ne gibi semptomlar verir?</strong></p>
<p>Bütün karmaşık testlerde olduğu gibi, hastanın heyecanlı olması normal semptomların büyük ölçüde değişmesine neden olur. Havalandırma işlemi için geçerli olan bu konu, çevrenin özel bir durum taşıdığı, radyolojik makine ve doktorun tutumunun âni bir gevşemeye engel olduğu zaman bu işlem için de geçerli olur. Aslında, hastalar bu ikinci işlemi birinciden daha ızdıraplı bulmaktadır. Bu radyolojik işlemden sonra kürek kemiği ve çevresinde nefes alma zorluğu olmaz ama hastanın âdet kanaması gibi bir rahatsızlığı ve bir gün kadar süren diyare durumu söz konusu olabilir.<strong></p>
<p>Rahim ve salpenksin radyografisinin kaçınılmaz olduğu vakalar var mıdır?</strong></p>
<p>Kısırlık problemlerinden «kaçınılmaz test» şeklinde hiçbir zaman bahsedilmese bile, rahim ve salpenksin radyografisinin doğurganlıkla ilgisi olan bir hastalığı belirleyecek tek bir durum vardır: Rahim borusunun «istmus» yani berzah (kıstak) hizasında tıkanması. Bu durumda radyogram lezyon noktasını tam olarak ortaya çıkarabilir. Diğer bütün vakalarda, havalandırma, biyopsi, pelviskopi veya histeroskopi bu testin yerine geçebilir.</p>
<p><strong>Rahim ve rahim borularının radyografisine ters düşen yan tesirli haller var mıdır?</strong></p>
<p>Havalandırma işlemi için söylenenler bu radyografi için de geçerlidir. Radyolojik tahlil tekrarlandığı zaman daha da çok yan tesir bırakacağını hatırlatabiliriz.<br />
X ışınlarının konsantre olduğu zemin yüksek radyolojik doza karşı çok duyarlı olan organları da içine alır. Hastanın çok gerekli olmadan bu testleri tekrarlaması bu yüzden tehlikelidir.</p>
<p><strong>Bu radyolojik işlem tedavi olarak kullanılabilir mi?</strong></p>
<p>Rahim ve salpenksin radyografisinden sonra meydana gelen hamileliklerin durumu istatistik ve bilim açısından bir anlam taşımaz. O halde bu sorunun cevabı olumsuz sayılır.</p>
<p><strong>Selyoskopi nedir?</strong></p>
<p>Selyoskopi, karın boşluğunu açmadan (ameliyat öncesi gibi) içini incelemeyi sağlayan cerrahi bir yöntemdir. İncelenecek yeri aydınlatmak için optik şeritler ve lensler (mercekler) içeren bir tüp takılır. İki giriş yolu vardır: Pelviskopi-de karın yüzeyi, küldoskopide vajinanın iç kısmı.<strong></p>
<p>Pelviskopi ile küldoskopi arasında ne fark vardır?</strong></p>
<p>Bu iki yöntem birbirine benzese bile, giriş yollarındaki görüş farklılığı yüzünden birbirlerinden ayrılır. Bir örnek vermek gerekirse, küldoskopide, jenital sistem sahnenin hemen altında oturan bir seyircinin sahneyi gördüğü gibi görülürken, pelviskopide durum farklı olur; görüş en yüksekteki balkonun tam orta. yerinde oturan bir seyircinin görüşüne denk düşer. Tabiî ikinci durumda seyirci sahneyi çok daha rahat ve tam olarak görür. Pelviskopide ayrıca alman pozisyon pens kullanırken birtakım el hareketlerine de imkân verir. Ama küldoskopide travma olasılığı daha azdır ve olsa bile gözle görülen bir lezyon söz konusu değildir.</p>
<p><strong>Selyoskopi neye yarar?</strong></p>
<p>Bahsedilen testler arasında hastayı en çok yoran selyoskopidir. Bu yüzden havalandırma ve rahim ve salpenks radyografisinden sonra veriler yetersiz kaldığı zaman yapılması tavsiye edilir. Bunun aksine, teşhis kesinse, teşhisin ameliyatı gerektirdiği vakalarda, teşhisle ilgili detayları ve yararlı teknikleri ortaya çıkarmak için selyoskopiye başvurulur. Eğer bir çift kısır ise ve buna rağmen incelemeler tamamen normal sonuç vermişse; bu halde de selyoskopi uygulanır: İncelenmeden geçen birtakım öğeleri değerlendirilir (küçük yapışkanlıklar, hafif pelvis iltihaplanmaları gibi).</p>
<p><strong>Ne zaman yapılmalıdır?</strong></p>
<p>Teorik olarak, âdet kanamasının dışında normal devrenin herhangi bir gününde yapılır. Aslında yapılmasının daha daha uygun olduğu iki an sayılabilir: Beşinci ve on birinci günler arasında yapılır sa rahim borularının yolu ve faaliyeti daha kolay değerlendirilir. Ayrıca, yirmi birinci ve yirmi yedinci günler arasında yapılırsa, pelvis için yararlı olur; endometriyumun biyopsisiyle birlikte pelvise ait tam bir sonuç alınır.</p>
<p><strong>Pelviskopi nasıl uygulanır?</strong></p>
<p>Sağlık merkezlerinin çoğunda pelviskopi, ameliyathanede, genel anesteziyle uygulanır. Bu uygulama, çok gerekli olmasa bile, çok ender olarak karşımıza çıkan karmaşık durumların önüne geçer. Yöntem en büyük kısırlık kurallarını göz önünde tutar. Yapıldığı zaman şu iki devreden geçilir:<br />
1) Derinin kesilmesi. Estetik ve optik nedenlerle (dıştan yara izi bırakmaması için ve incelemenin noktasının yukarıda ve ortada olmasından dolayı), göbeğin iç yüzünün kesilmesi tercih edilir.<br />
2) Karın içinde hava verilir, (pnömoperiton); yani karın boşluğuna karbon dioksit doldurulur (deriyi kesmek suretiyle büyük bir iğneyle üç litre kadar karbondioksit verilir). Karın boşluğuna hava doldurulması karın duvarının kubbe şeklini almasına ve bağırsak halkalarının hafifçe çekilmesine yardımcı olur.<br />
3) Dörtte üç denilen, ucunda sivri bir cisimcik olan, 12 mm çapındaki silindirin takılması ve pelviskopinin başlaması. Karın duvarının değişik katmanlarını geçtikten sonra (şeritler, kaslar, karın zarı yani periton), sivri uç çıkarılır ve yerine silindirin içinde kolayca hareket edebilen optik tüp takılır.<br />
4) İkinci dörtte üçün takılması. Bu durumda da birincisine benzeyen ama ondan çok daha küçük olan (4-6 mm) bir alet söz konusudur. Aynı teknikle, kalça kemiğinin çıkıntısının hemen yanma, sağ kasık dolayına sokulur. El hamlelerine yarayacak herhangi bir aletin veya bir pensin yola sokulmasına imkân verir.<br />
5) Aletlerin çıkarılması ve derinin dikilmesi. Karındaki gaz tamamen çıkarıldıktan sonra her iki dörtte üç de çıkarılır.<br />
Alttaki delikler hemen kapatılır (karın zarı ve şeritler). Bu durumda bunların yerine, göbeğin derisinin üzerindeki yaraya bir veya iki dikiş, kasık yarasına da tek bir dikiş atmak yeterli olur. Bu dikişler dört- beş gün sonra alınabilir. Hasta ertesi gün taburcu edilir.</p>
<p><strong>Küldoskopi nedir?</strong></p>
<p>Pelviskopi gibi bu araştırma da maksimum kısırlık esasları göz   önünde tutularak yapılır. Uygulandığı zaman, kullanılan teknik ve travma ihtimali bakımından lokal anesteziyle yapılır. Şu iki devreden geçilir:<br />
1) Arka forniks&#8217;in yani arkadaki tavanın kesilmesi. Arka forniks rahim boynunun altında yer alır. Bu kısmın arkasında hiçbir organ yoktur; tabii elle yapılan hareketlerde de hiçbir organı zedeleme ihtimali olmayacaktır. Çok ince olan vagina duvarını geçtikten sonra karın boşluğuna varılır; karın boşluğunda rahmin ön kısmı rektumdan ayrılmış durumdadır.<br />
2) Optik kısmını takılması. Bu takış tekniği de selyoskopide yapılanın aynıdır. Tek fark geçilmesi gereken ince öğelerin basınç istememesi yani büyük bir travma olasılığının olmamasıdır.<br />
3) Aletin çıkarılması ve dikiş. Emilmeyen materyalden, sonradan alınmayacak tek bir dikiş atılır. Hasta ameliyattan birkaç saat sonra serbest bırakılır.</p>
<p><strong>Selyoskopi hangi semptomlan verir? Kontrendikasyonlan var mıdır?</strong></p>
<p>Ameliyat genel veya lokal anestezi ile yapılır. İşlem sırasında sübjektif belirtileri saptanamaz. Hasta uyandığı . zaman veya uyuşturucunun etkisinin geçmesinden sonra, semptomlar küçük bir deri yarasının semptomlarına benzer. Pelviskopiden sonra birkaç saat süren tek rahatsızlık, verilen gazın bir kısmının karın boşluğunda kalması nedeniyle göğüste ve omuzlarda hissedilen bir fenalık hâlidir. Kesin kontrendikasyonlar yoktur. Şişmanlık, göbek fıtığı, evvelki ameliyattan kalan herhangi bir yapışma gibi teknik zorluklar olabilir.<strong></p>
<p>Pelviskopi tam belirgin bir sonuç verir mi?</strong></p>
<p>Pelviskopi, özellikleri   bakımından bütün morfolojik patoloji için kesin bir teşhis sağlamalıdır. Çünkü jenital sistem doğrudan incelenebilir ve aynı zamanda görülen sıvılardan ve değişik dokulardan örnekler alınabilir.</p>
<p><strong>Bazal ısı ne demektir?</strong></p>
<p>Bazal ısı, sabahları kesin dinlenme şartlarında alman vücut hararetidir. Bu ısının esasına bağlı olan tabii doğum kontrol yönteminden bahsedelim: Övülasyonun olduğu bir yumurtalıkta «corpus lu-teum» denen bir grup hücre oluşur. Corpus luteum projesteron denen bir hormon salgılar. Bu hormonun birçok görevi vardır.<br />
Burada bizi özellikle ilgilendiren projesteron hormonunun vücut ısısı üzerindeki etkisidir: Kandaki hormon miktarı iyi olduğu zaman vücut ısısı 3-8 ondalık derece artışı gösterir.<br />
Bütün âdet dönemi boyunca her gün vücut ısısını kontrol edersek, âdetleri düzenli olan kadının vücut ısısının ilk 14 günde belirli değerde, daha sonraki 14 günde ise daha yüksek değerde olduğunu görürüz. Birinci değerden ikincisine geçişin olduğu an ovülasyon dönemi sayılır.<strong></p>
<p>Bazal ısı nasıl alınır?</strong></p>
<p>Tecrübeye dayanan bütün yöntemlerde olduğu gibi bazal ısı alınırken de özenli ve dikkatli olmak gerekir. Ancak bu şekilde teşhis için yararlı olabilecek bir grafik elde ederiz. Bunu sağlamak için şu noktalara dikkat etmek gerekir:<br />
A) Eczaneden bu amaçla kullanılacak bir termometre almak: Bu termometrenin içinde evvelden basılmış olan grafikler vardır.<br />
Vücut ısısının, dereceleri bunların üzerine işaretlenir.<br />
B) Termometreyi baş ucunda bulundurmak ve her sabah bunu ölçme alışkanlığı edinmek. Herhangi bir şey yapmadan Evvel, hep aynı saatte aynı yerden ölçmeye dikkat etmek.<br />
C) Vücut ısısını ansızın yükseltebilecek her türlü durumu grafikte işaretle-[nek (uykusuzluk, sabahın ilk saatlerine rastlayan ilişkiler, soğuk algınlığı, grip gibi.<br />
D) Menstruasyonun    ilk   gününden, başlayan ve daha sonraki   menstruasyonun bir evvelki gününe  kadar süren bir grafik hazırlamak.<br />
E) Birbirini izleyen 2-3 âdet kanaması devresi boyunca vücut ısısını kaydetmek.</p>
<p><strong>Bazal ısının seyrini kaydetmek hangi durumlarda yararlı olur?</strong></p>
<p>Bazal ısının seyrini bilmenin yararlı olduğu iki önemli durum vardır:<br />
1) Ovülasyonun varlığını belirlemek gereği olduğu zaman,<br />
2) Menstruasyon devresinin değişik dönemlerini kaydetme durumu olduğu zaman.</p>
<p><strong>Bazal ısı ovülasyonu kesin olarak belirten bir test midir?</strong></p>
<p>Projesteron varlığı ile vücut ısısının yükselmesi arasındaki bağlantı denenmiş ve işaret edilmiştir. Ama projesteron miktarındaki artış ile kuvvetli bir yumurtlama arasındaki ilişki için aynı şey söylenemez. Son yapılan analizde, termik grafiğe bağlı yumurtlama durumunda şüpheli noktalar olabilir; tecrübeli olmayan hastanın dereceyi ölçerken yaptığı hataları da göz önünde tutarsak bunların sayısı daha da artabilir.<strong></p>
<p>Hormon dozlarının ölçülmesi ne demektir?</strong></p>
<p>İdrarda ve kanda ne kadar hormon olduğunu ölçmek demektir. Hormon tutarı yapılan testin menstruasyon döneminin hangi ânına denk düştüğü göz önüne tutularak saptanır.</p>
<p><strong>Hormon nedir, neye yarar?</strong></p>
<p>Organizmanın endokrin bezleri tarafından salgılanan kimyasal maddelere hormon denilir. Bunların özelliği, az miktarda da olsa değişik sistemlerin çalışmasını etkilemeleridir Bir organın çalışması normal olarak sinirsel uyarılarla yönetilir. Aslında bu, vücudun amacına ulaşmak için yararlandığı en hızlı sistemdir. Hormonal sistem aynı sonucu daha ağır ama daha uyumlu bir mekanizma ile elde eder.<br />
Hormonların çeşitli ürünleri değişik amaçlara yönelik olsa bile birbirleriyle ilgilidir. Bu yüzden bir sektördeki en ufak bir dengesizlik diğer sektörlere de tesir eder veya bunun aksine organizmadaki fonksiyonel dengenin iyi olması hormonların uyumlu üretimine dayanır.<br />
En çok bilinen endokrin bezleri tiroid, böbrek-üstü ve pankreastır. Herkes bunların kötü çalışması sonucu ne gibi hastalıkların ortaya çıktığını bilir. Doğuştan tiroidin az çalışması   sonucu ileri gelen<br />
fizikî ve aklî gerilik hâli, böbreküstü bezlerinin hipofonksiyonundan doğan derinin esmer bir renk alması yani tunç hastalığı; şeker, endokrin bezlerin neden olduğu en tehlikeli hastalıklardan sayılır. Bunun gibi durumlarda birinci dereceden hastalık kısırlık problemleri ile karmaşık bir hal alır; bu da organizmamızın çeşitli hormonal bölgeleri arasındaki biyokimyasal ilişkilerin ne kadar duyarlı olduklarını gösterir.<strong></p>
<p>Jenital sistemi ilgilendiren hormonlar hangileridir?</strong></p>
<p>Jenital sistem üzerinde özellikle etki bırakan hormonlar vardır. Bu etki jenital sistemi oluşturan bütün dokularda görülür (mukoza, kaslar, bezler ve benzerleri gibi). Kadında cinsel hayatın en çok dikkati çeken durumu menstruasyonlardır. Bunların belli dönemde olması birtakım seri değişikliklerin sonucudur. Bu değişiklikler düzenli bir hormonal üretim tarafından kontrol edilirse, jenital sistem gebeliğe başlayabilir ve bunu sonuna kadar götürebilir.<br />
Bu amaca ulaşmak için, organizma, karşılıklı etkisi olan bir seri iç salgı bezinden yararlanır; birinci bezden üreyen hormonlar ikincinin hormonal üretimini uyarır ve bu sonuncuya kadar gider. Sonuncu bezin üretimi arttırması, dönüşte düzeni sağlar ve gerek bloke ederek gerekse uyararak bütün devrenin çalışmasını düzende tutar.<br />
Jenital sistemde en çok anlam taşıyan bezler şunlardır: Hipofiz ve yumurtalık. Hipofiz yumurtalığın fonksiyonunu etkiler. Ürettikleri hormonlar şunlardır: 1) Folikül uyarıcı hormonu (FSH), lütei-nizan hormon (LH), prolaktin (PRL). 2) Östrojenler (özellikle 17 beta östrodiyol), projesteron (P).<strong></p>
<p>Hormonal dozlar nasıl saptanır?</strong></p>
<p>Hormonal dozlar idrarda ve kanda ölçülür. Kanda yapılan saptama daha yaygındır. İdrarda sadece aranılan maddenin yıkıcı ve değiştirici ürünleri saptanırken kanda daha kesin, doğrudan sonuç almak mümkün olur.<strong></p>
<p>Bu dozların ölçülmesinin gerekli olduğu neye dayanılarak söylenir?</strong></p>
<p>Kısır çiftin problemini ele almadan evvel hastanın fonksiyonel hikayesi hakkında araştırma yapmak gerekir: Menstniasyon şekli (sıklığı, miktarı, süresi), menstruasyon dönemine ait semptomlar gibi. Bu bilgilerin değeri tamamen normal olmayan termik grafikle daha da artar.</p>
<p><strong>Menstruasyonların tamamen olmaması hâlinde nasıl davranmak gerekir?</strong></p>
<p>Menstruasyonların olmaması çoğunlukla en karmaşık patoloji semptomları arasında kabul edilir. Bu gibi durumlarda tedavi endokrinoloji uzmanlarına bırakılır.<strong></p>
<p>FSH ve LH hormonlarının hangi günlerde saptanması gereklidir?</strong></p>
<p>FSH ve LH hipofiz tarafından salgılanır. Birincinin görevi, ovülasyonun olması için en iyi şartları doğuran östrojen-1er tarafından ayarlanan olayları; ikincinin görevi ise, projesteron tarafından düzende tutulan diğer değişimleri uyarmaktır, bunlar üretilen yumurtanın döllenmesini, rahim boşluğuna ulaşmasını ve burada yerleşerek gebeliğe neden olmasını mümkün kılarlar. Bu hormonların miktarı menstruasyon. döneminin seyri boyunca kanda değişkenlik gösterir. Değişik nedenler yüzünden her iki hormonun da en çok miktarda olduğu an ovülasyon günüdür. FSH&#8217;nin ve özellikle LH&#8217;-nin dozunun belirlenmesi için, yumurtlamanın olması mümkün günlerde kan tahlili yapmak ve bu hormonların miktarım ölçmek gerekir. Bu günler normal devrelerde on ikinci, on dördüncü ve on altıncı günlerdir. Daha uzun veya daha kısa olan devrelerde en uygun günlerin seçimi için bazal ısıya dayanmak daha doğrudur.<strong></p>
<p>17 beta östrodiyol dozunu belirlemek hangi günlerde gerekli olur?</strong></p>
<p>17 beta östrodiyol yumurtalıkta folikül tarafından üretilen üç östrojen hormonundan biridir. Folikül yumurtayı içinde tutan bir bezdir; yumurta olgunlaştığı zaman bu sıvıyla dolu olan kese şişer ve yumurtalığın yüzeyine kadar çıkar. Tam ovülasyon ânında yumurtayı dışarı çıkarabilmek İçin bu yüzeyi yırtar: Olgun yumurta döllenmeye hazırdır. 17 beta östrodiyol kanda en fazla miktarda bulunan hormondur. Düzenli bir âdet döneminde, dönemin ilk yarısında bu hormonun miktarında devamlı ilerleyen bir artış olur. Bu ilk yarı menstruasyondan ovülasyona kadar giden yarıdır ve 17 beta östrodiyol hormonunun dozunun belirlenmesi için seçilecek günler bunlardır.</p>
<p><strong>Projesteron dozunun belirlenmesi hangi günlerde olmalıdır?</strong></p>
<p>Bazal ısıdan bahsederken projesterondan da bahsettik. Bütün dokular üzerindeki etkisi östrojenlerin etkisine ters düşer. Folikül denen yumurtalık kesesi hücrelerinden ürer. Menstruasyondan evvel en yüksek değerine ulaşır. Sonra, menstruasyonun başlamasından bir gün evvel neredeyse sıfıra kadar düşer. Projesteronun kanda ölçülmesi için en uygun günler, yirmi ikinci, yirmi dördüncü ve yirmi altıncı günlerdir.</p>
<p><strong>Prolaktin dozu hangi günlerde belirlenmelidir?</strong></p>
<p>Şu ana kadar bahsini ettiğimiz hormonlar arasında en az tanınanı prolaktindir. İşlevi, başlangıç safhasında corpus luteum üzerindeki olumlu uyarıya ve göğüslerdeki süt salgısını hızlandıran faaliyete bağlıdır. Prolaktin miktarında patolojik bir artış olursa sütün çok fazla akması olarak bilinen hastalık da ortaya çıkar. Aynı zamanda menstruasyon dönemi uzar veya tamamen yok olur. Bu hormonun üretimi diğer hormonlarınki gibi aylık değildir. Bütün günler sabit kalmasına rağmen gündüz ve gece arasında miktarında değişme olur.<br />
Herhangi bir huzursuzluk âni bir artışa neden olabilir (tahlile bağlı olan huzursuzluk bile). Prolaktin dozunun belirlenmesi herhangi bir günde olabilir ama sabahları tercih etmek üzere hep aynı saatte olması istenir. İğnenin damara girmesiyle kanın alınması arasında az bir zaman geçmesi beklenir; hasta bu şekilde heyecanını yenmiş olur.</p>
<p><strong>Endometriyum biyopsisi nedir?</strong></p>
<p>Endometriyum biyopsisi cerrahi bir araştırmadır: Küçük bir kazıyıcıyla rahim boşluğunu örten mukozadan ufak bir parça alınır. Alınan parça üzerinde histolojik tahlil yapılır.</p>
<p><strong>Biyopsi neye yarar?</strong></p>
<p>Biyopsi, yumurtalığın fonksiyonlarım araştıran testlere yardımcı olur ve hormonların, yumurtanın döllendikten sonra rahimde yerleşmesi için ne gibi değişiklikler yaptığını ortaya koyar. Anestezi ile yapılırsa rahim boşluğunun iç yüzeyi, boyutları ve şekli hakkında bir fikir edinmemizi sağlar.</p>
<p><strong>Biyopsi ne zaman yapılır?</strong></p>
<p>Amaç, dokunun aldığı bütün hormonal değerlere ne şekilde cevap verdiğini öğrenmek ise, menstruasyonlardan bir gün evvel biyopsi yapıp, bu dokuyu incelemek gerekir. Müdahale menstruasyon düzenini bozmayacaktır, çünkü bu biyopsiyle menstruasyonlar en fazla 2-3 gün önceden olur; sonra da normal şekline döner.<strong></p>
<p>Biyopsi nasıl yapılır?</strong></p>
<p>Eskiden genel anesteziyle yapılırdı. Şimdi «novak tüpü» denen bir aletle yapma imkânı vardır: Bu tüp rahim boynunu genişletme lüzumu olmadan kolaylıkla buraya sokulur. Bu durumda genel anesteziye lüzum kalmaz.<br />
Biyopsi şu aşamalarda yapılır: 1) Spekulumun takılması. 2) Vajinanın ve rahim boynunun dezenfekte edilmesi. 3) Hegar pensiyle rahim boynunun sıkılması (hasta uyanır ve çimdiklenmiş gibi olur.) 4) Rahim boşluğunun histometre (uterusu ölçme aleti) ile ölçülmesi. 5) Çapı gittikçe artan genişleticilerle rahim boynunun genişletilmesi, (gerektiği zaman genel anestezi yapılır ve hasta acı çekmez). 6) Histolojik tahlil için (dokubilim) endometriyumun bir parçasını alabilmek amacıyla herhangi bir aletin veya Novak tüpünün takılması (tüp takılırken hasta anestezi altında olmazsa menstruasyon ağrısı gibi bir ağrı hisseder.</p>
<p><strong>Kontrendikasyonlar söz konusu olabilir mi?</strong></p>
<p>Endometriyum biyopsisi için tek ve kesin bir kontrendikasyon vardır: (Gebelik. Alman parça, yumurtanın yerleştiği yeri ilgilendirmiyorsa tahlil, gebeliği etkisi altına almaz; hem de tedavi niteliği taşır. Biyopsiye elverişsiz olan diğer durumlar şunlardır:<br />
1) Devam eden vajinit (vagina iltihaplanması) veya akut servike-vajinit (prosesin yukarıya doğru yayılmasını engellemek için). 2) Devam eden âdet kanamaları. Alınan parça nekroz (çürüme) hâlinde olduğu için anlam taşımaz. 3) Yumurtlamadan evvel gelen dönem (âdet döneminin ilk devresi. Alınan parça teşhis için yararlı olmaz). 4) Sonraki günlerde rahim boşluğunu ilgilendiren tahlil yapma ihtiyacı.</p>
<p><strong>Rahim boynu makusu (servikal mukus) neye yarar?</strong></p>
<p>Rahim boynu mukusu, rahim boynunun içindeki kanalın mukozasına ait bezlerin salgısıdır. Östrojen ve projestero-nım, menstruasyon döneminin değişik devrelerinde değişken şartlar doğurduğunu biliyoruz: Bu şartlar, çoğaltıcı, üretici, olayı hızlandırıcıdır. Rahim boynu mukusu, bu dokulardan birinden salgılandığı için, bu kurala bağlı kalır. Yumurtlama nın olduğu günlerde, spermatozoonların kolayca çıkmasını sağlayan fiziksel-kimyasal özellikler gösterirken, daha sonraki günlerden menstruasyonların sonuna kadar geçilmez duruma girer (sırasıyla: Östrojenik ve projestinik etkiler). Gebelik sırasında yoğunlaşır ve bütün gebelik boyunca rahim ağzını kapayacak şekilde bir tıpa görünümüne girer (projesteronun miktarının artması).</p>
<p><strong>Rahim boynu mukusunu değerlendirmek hangi durumlarda yararlıdır?</strong></p>
<p>Rahim boynu mukusu görevini yapmayabilir. Çok katı veya çok serbest olabilir. Çok serbest olması bir problem teşkil etmez. Çok katı olması döllenme güçlüğüne neden olur. Bir rahim boynu mukusu, kendisinden geçecek spermatozoonun hareketi ve yaşaması için önemli sayılan hamleleri yapmasına engel olacak kadar sert ve geçirmez olabilir. Bu koordinasyon bozukluğunun,  yumurtlama ve mukusun dönüşümü arasındaki uygunsuzluğun nedenleri iltihapla veya hormonlarla ilgili olabilir. Bunun gibi durumlarda rahim boynu faktörü araştırması yapılmalıdır.</p>
<p><strong>Rahim boynu faktörü nasıl araştırılır?</strong></p>
<p>Rahim boynu faktörünün araştırılması, yumurtlama öncesi veya yumurtlama dönemlerinde mukusun özelliklerini değerlendirir; rahim boynundaki hastalık yapabilecek mikropları araştırır, spermatozoonların mukustaki yaşayışlarını doğrudan kontrol eder (birleşme sonrası testi).<br />
Mukusun özelliklerinin evrimine daha kolay uyum sağlayabilmek için değişen bu günlerde, analizi yapan uzman, doğrudan doğruya rahim boynundan analiz için gerekli parçayı alır. Bunu yapabilmek için vajinaya spekulum denen âleti sokmak ve kuru bir sargı beziyle rahim boynunu temizlemek gerekir. Bu işlemde hissedilen rahatsızlık Pap-testte hissedilenin aynıdır. Mukus bir cam üzerine alınır ve kuruduktan sonra mikroskopta incelenir. Değerlendirilmesi gereken özellikler şunlardır:<br />
1) Dış rahim ağzının boyutları, 2) mukusun miktarı, 3) mukusun esneklik kapasitesi, 4) mukusun yoğunluğu ve akyuvarların varlığı, 5) kuruyan mukusun eğreltiotu şeklinde kristalleşmesi 1. 2. 3. v 5. özellikler ovülasyonun olduğu gün en yüksek değerlerine varır. O gün 4. en az anlam taşıyan özelliktir.</p>
<p><strong>Rahim boynu tamponu nedir ve nasıl yapılır?</strong></p>
<p>Rahim, boynu tamponu, mukusta varlığını sürdüren mikroplann kültür testine tabi tutulmasını öngören (bilimsel araştırma için mikropların üretilmesi, kültür) bakteriyolojik bir incelemedir. Bunu yapabilmek için vajinaya kuru ve mikropsuz bir spekulum sokmak gerekir; sonra, yine mikropsuz bir sargı beziyle rahim boynundaki salgılar uzaklaştırılır; rahim boynu kanalına monte edilmiş bir kısmı olan küçük bir çubuk sokulur ve bunun vagina duvarlarına değmemesine dikkat edilir. Sonunda uygun bir kültür zemini elde edilir. Bundan sonra birkaç gün içinde bu zemin üzerinde mikrop gruplarının birikip birikmediğini anlamak ve eğer biriktiyse bunları tanımak mümkün olacaktır.</p>
<p><strong>Birleşme sonrası testi nedir ve nasıl yapılır?</strong></p>
<p>Bu, normal bir cinsel birleşmeden sonra spermatozoonların rahim boynu mukusunu geçerken gösterdikleri hareket özelliklerini ve sayılarını değerlendiren bir testtir. Testte üç ayrı yerden mukus alma esası güdülür: Vagina zemini, dış rahim ağzı ve iç rahim ağzı. Teknik, rahim boynu mukusunun tekniğine benzer. Tek farklı nokta analiz için üç ayrı cam parçasının kullanılmasıdır. İncelemenin teşhis değeri taşıması için cinsel birleşmenin en az 8 saat önce olması gerekir. Çifte yapılan tavsiyeler şunlardır:<br />
1) Gece yarısına doğru tam ve serbest bir ilişkide bulunmak. 2) Yataktan kalkmamak, yıkanmamak, gece boyunca başka birleşmede bulunmamak, 3) 7,30&#8242;a doğru kalkmak ve herzamanki kişisel temizlenmeyi yapmak. 4) 9 saati geçirmeden analiz için başvurmak.</p>
<p><strong>Bu testte ne aranır?</strong></p>
<p>Amaç, spermatozoonlarm rahim boşluğunda vajinanın içine yerleşmeleri sırasında gösterdikleri canlılık, hareket özel İlkleri ve sayılarını araştırmaktır: I cam parçası (vajina zemini): Rahim boynu mukusu ile hâlâ temas hâlinde değildir; II cam parçası (dış ağız): Mukusla ilk tema-sm başlaması; III cam parçası (iç ağız): Homojen ve uzun süren bir temastan sonra. Bu testin teşhis değeri olabilmesi için mukusun şartlarının uygun olması yani ovülasyon günlerine denk düşmesi gerekir. Aksi takdirde testin sonucu olumsuz olur (II ve III cam parçalarında spermler hareket etmez durumda olur). Bu da ovülasyonu kesin olarak belirlemenin kaçınılmaz olduğunu ve birleşme sonrası testini ancak o günde yapmanın şart olduğunu gösterir. Pratikte bir seri mukus analizi yapılır ve bunları esas alarak testin tarihi programlanır.</p>
<p><strong>Spermatozoonlara karşı bağışıklık reaksiyonu ne demektir?</strong></p>
<p>Bağışıklık konusu çok karmaşık bir konudur. Kısaca şöyle özetlenebilir: Organizmanın korunma sistemlerinden biri, mikroskopik dış dünyanın saldırılarıyla karşılaştığı zaman, antikor denen özel maddeler üretmektedir. Antikorlar «antijen» denen, organizmada antikor yapan maddeleri tanırlar ve bunlarla birleşerek zararsız hâle getirirler. Antijen ve antikor arasındaki bu ilişki bağışıklık adım alır. Organizma daha evvelden o belirli antijenle temas hâlinde olmuştur; tabii ona karşılık antikor da oluşturmuştur. Eğer bir kadın erkeğin spermatozoidlerine karşı antikor oluşturmuşsa, bunlar ne zaman rahim boşluğuna girseler, bağışıklık sistemince yakalanır ve etkisiz bırakılırlar.<strong></p>
<p>Bu nasıl anlaşılır? Bu sorunu çözümlemek için ümit vaad eden imkânlar var mıdır?</strong></p>
<p>Anti spermatozoid bağışıklığı teşhis etmek için iki kimyasal yöntemden yararlanılır: Bu yöntemlerle kadının serumuyla erkeğin spermatozoidleri karşılaştırılır; bunların yapıştırıcı ve ayırıcı özellikleri kontrol edilir. Böyle bir reaksiyon olduğu anlaşılırsa bundan doğan kısırlığın maalesef çözüm imkânı yoktur.</p>
<p><strong>Psikolojik kısırlık var mıdır?</strong></p>
<p>Psikolojik kısırlığın tamamen normal olan kişilerin bir kısmında olduğu söylenebilir. Bu kişilerin belirli bir zaman içinde düzenli ve tam ilişkileri vardır ama arzu ettikleri gebeliğe kavuşamamışlardır. Çiftlerin bazılarında henüz bilinmeyen patolojik durumlar olabilir. Nedeni bulunamayan kısırlık vakalarının % 10 unda psikolojik tedavi uygulanmaktadır. Teknik nedenlere dayanması mümkün olan psikolojik kısırlıklar % 5 oranındadır ve muhtemel teknik nedenler şunlardır:<br />
A) Yumurtlamanın hormonal tesirinin engellenmesi,<br />
B) rahim borularının spazma hedef olması ve hareketinin engellenmesi,<br />
C) yumurtanın yerleştiği yerde rahmin çok fazla kasılması,<br />
D) corpus luteum etkinliğinin hormo nal tesirinin engellenmesi.</p>
<p><strong>Psikolojik kısırlık ne zaman, nasıl ele alınabilir?</strong></p>
<p>Merkezlerin çoğunluğunda eşlerin, mümkün organik nedenleri sorumlu görülmezse kısırlık üzerindeki psişik baskılar ele alınır. Psikolojik problemler varsa uzman kişi, çifti daha ilk seans lardan itibaren psikologa gönderir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yuzoniki.net/cinsel-saglik/kadinlarin-kisirligi-cesitli-muayeneler.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Çiftin Problemleri: Cinsiyeti İyi Yaşayabilmek İçin Tek Kişilere ve Çiftlere Yardımcı Olması Amacıyla Uygulanan Yeni Tedavi Yöntemleri</title>
		<link>http://www.yuzoniki.net/cinsel-saglik/ciftin-problemleri-cinsiyeti-iyi-yasayabilmek.html</link>
		<comments>http://www.yuzoniki.net/cinsel-saglik/ciftin-problemleri-cinsiyeti-iyi-yasayabilmek.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 24 Sep 2009 14:21:50 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Cinsel Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Erkeklerde Cinsel Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Kadınlarda Cinsel Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[çiftler]]></category>
		<category><![CDATA[cinsel problemler]]></category>
		<category><![CDATA[cinsel tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[cinsel uyumsuzluk]]></category>
		<category><![CDATA[hipnozlar]]></category>
		<category><![CDATA[Kaplan'ın tedavi yöntemleri]]></category>
		<category><![CDATA[masajlar.]]></category>
		<category><![CDATA[Protezler]]></category>
		<category><![CDATA[psikolojik tedaviler]]></category>
		<category><![CDATA[treyning]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yuzoniki.net/?p=99</guid>
		<description><![CDATA[Bilinen tedavi yöntemleri hangileridir. Tedavi nasıl seçilir. Cinsiyet üzerinde olumsuz etki bırakan ilaçlar. Olaylarda, problemleri çözmekte yardımcı olan ve cinsel organları doğrudan etkileyen ilaçlar. Protezler, hipnozlar, treyning, psikolojik tedaviler, Kaplan&#8217;ın tedavi yöntemleri, masajlar.
Yeni cinsel tedavilerden bahsediliyor. Nedir bu tedaviler?
Bu tedaviler ilk defa bundan onbeş yıl evvel Amerika&#8217;da başlamış ve Avrupa&#8217;ya gelmiş çiftlere yönelik kısa süreli [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><em><strong>Bilinen tedavi yöntemleri hangileridir. Tedavi nasıl seçilir. Cinsiyet üzerinde olumsuz etki bırakan ilaçlar. Olaylarda, problemleri çözmekte yardımcı olan ve cinsel organları doğrudan etkileyen ilaçlar. Protezler, hipnozlar, treyning, psikolojik tedaviler, Kaplan&#8217;ın tedavi yöntemleri, masajlar.</strong></em></p>
<p><strong>Yeni cinsel tedavilerden bahsediliyor. Nedir bu tedaviler?</strong></p>
<p>Bu tedaviler ilk defa bundan onbeş yıl evvel Amerika&#8217;da başlamış ve Avrupa&#8217;ya gelmiş çiftlere yönelik kısa süreli yöntemler olup cinsel eğitimi esas almaktadır.</p>
<p><strong>Bu teşhisi koyanlar kimlerdir?</strong></p>
<p>Bir doktorun veya seksoloji uzmanının varlığı gerekli değildir. Somatik sebep olmadığım anlamak için bir doktor gerekebilir. Bunun dışında psikolog veya herhangi bir psikoloji uzmanı uygun tedaviyi seçmekle yükümlenir.</p>
<p><strong>Tedavi şekli nasıl seçilir?</strong></p>
<p>Tedavi uygulanmadan evvel rahatsızlığın kökenini bulmak amacıyla üç seans düzenlenir ve sebebin somatik, psikolojik, çiftle ilgili veya sosyal olup olmadığı araştırılır.</p>
<p><strong>Cinsel tedaviler kaç kategoride toplanabilir?</strong></p>
<p>Cinsel tedaviler altı büyük kategoride toplanabilir: İlaçla yapılan tedavi, cerrahî tedavi, davranışları ve refleksleri esas alan tedavi, psikolojik tedavi çiftlere uygulanan yeni tedaviler ve vücutça yakınlaşmalara dayanan tedaviler.</p>
<p><strong>İlaçlarla yapılan tedavi yöntemleri hangilerdir?</strong></p>
<p>Bunlar en eski tedavilerdir. İnsanlar her zaman şehvet artırıcı sihirbazlara başvurmuşlar ve bu amaçla her türlü ottan yapılan ilaçları kullanmışlardır. Cinsi arzuyu kamçılayan ilaçların hikâyesi bugün de devam etmektedir. Ama bugünkü bilimin ortaya koyduğu ilaç birleşimin-lerinin de çok tatmin edici olmadığını söyleyebiliriz.</p>
<p><strong>Cinsiyet üzerinde olumsuz etkisi olan ilaçlar hangileridir?</strong></p>
<p>Yüksek tansiyon vakalarında verilen bazı ilaçlar cinsel rahatsızlıklar doğurur. Bunlardan biri olan guanetidir, erkeğin boşalmasını engeller; diğerleri ereksiyonun değerini azaltır. Cinsel rahatsızlık yapan diğer ilaç kategorisi depresyon (huzursuzluk, bunalım) durumlarına tesir eden ilaçları içine alır; bunlar kadınların orgazmının normal olarak meydana gelmesine engel olur ve orgazmın tesirini de azaltır. Bu ilaçlar erkeklerde ereksiyon olayının az tesirli olmasına da neden olabilir. Psikiyatri kliniğinde kullanılan sinirleri yatıştırıcı ilaçlar prolaktin maddesinin üretimini fazlalaştırdıkları için ereksiyon üzerinde olumsuz etki bırakırlar. Uyku haplarının da özellikle kadınların seks hayatı üzerinde olumsuz etkisi vardır.</p>
<p><strong>Seks cinsel cevap üzerinde olumlu etki bırakan ilaçlar hangileridir?</strong></p>
<p>Rahatsızlığın esasını teşkil eden hastalığı tedavi eden ve cinsel faaliyet üzerinde dolaylı şekilde etki bırakan ilaçlan, rahatsızlık üzerinde doğrudan etki bırakan ilaçlardan ayrı tutmak gerekir.<br />
İlk durumda, meselâ bir diyabet vakasında olduğu gibi, diyabete mahsus özel bir tedavi şekli hastalığın meydana getirdiği cinsel rahatsızlıkları olumlu yönde etkiyebilir. Depresyon veya huzursuzluk gibi durumlardan doğan cinsel semptom da bu iyileşme sonucunda iyiye gidecektir. Zayıflık, gerilik ve cinsel iktidarsızlık gibi vakalar gösteren bir hastalığa tutulmuş kişinin enerjisini yeniden elde edebilmesi için böbrek üstü bezlerinin yaptığı hormondan oluşturulan maddelere ihtiyacı olur.</p>
<p><strong>Doğrudan etkileyen ilaçlar arasmda emin olanları hangileridir?</strong></p>
<p>Cinsel faaliyet üzerinde doğrudan etki bırakan ilaçlar arasında etkisi pek güvenilir olmayanlar «striknin türevleri» ve «yohimbin» dir. Diğerleri muhakkak daha tesirlidir ama zehirleyici özellikleri de vardır: PCPA (paraklorofenilalanın) ilaçları bunlardandır. Parkinson hastalığında kullanılan L-Dopanın da yararlı olabileceği düşünülmüş ama sonradan bu oluşumun bıraktığı tesirin şehveti arttırmaktan çok vücutta genel bir huzur sağladığı anlaşılmıştır.</p>
<p><strong>Cinsel tedavilerde hormonların uygulanması ne gibi neticeler verir?</strong></p>
<p>Kadın için olumlu olabilecek tek hormon testosterondur. Bu hormon erkeklik hormonudur ve cinsel arzu (libide) üzerinde olumlu etki bırakır. Testosteron kadın vücudunda fizyolojik olarak mevccuttur ve yaşın ilerlemesiyle miktarı artar. Bu hormonun eksikliği söz konusu olursa doktorlar bunun ağız yoluyla veya enjeksiyonla alınmasını tavsiye eder.<br />
Ancak bu hormonun alınması vahim tehlikeler doğurabilir çünkü menstruasyon devrelerinin düzenini bozar; ayrıca sesin tonunun değişmesine ve kılların fazlalaşmasına sebep olabilir. Ne var ki cinsel arzuyu arttırdığı bir gerçektir. Son zamanlarda testosteronlu pomatlar ortaya çıkarılmıştır; bunlar vulva hizasında jenital organlara sürülerek fayda sağlar.</p>
<p><strong>Erkek için hormonların uygulanması ne gibi sonuçlar doğurur?</strong></p>
<p>Erkekler için testosterondan üretilen erkeklik   hormonları tavsiye edilir;   bu hormonların zehirleyici ve zarar verici oldukları savunulmaktadır. Organizmanın dıştan verilen bu hormonları kullanmak için kendince daha az miktarda hormon salgılamak yoluna gittiği varsayılır. Ayrıca bu hormonlar belirli bir yaşı geçmiş kişilerde prostatın hacminin büyümesine de neden olabilirler. Testosteron yalnız özel durumlarda kullanılabilir: Testis ve yumurtalığın faaliyet noksanlığı, hipofizin iyi çalışmaması sonucu meydana gelen dolaylı yetersizlikler ve yaşla ilgili olan fizyolojik yetmezlik gibi durumlar bunlardandır. Yaşla ilgili olan fizyolojik yetmezlik vakalarında testosteron vermeden evvel prostatın durumunu kontrol etmek amacıyla rektum muayenesi ve testi yaptırmak gerekir.</p>
<p><strong>Hipofizden salgılanan hormonların cinsel rahatsızlıklarda rolü ne olabilir?</strong></p>
<p>Son yıllardaki araştırmalar erkekte ve kadında söz konusu olan cinsel kusurların hipofizden salgılanan hormonların artışına bağlı olduğunu göstermiştir. Bu durumda prolaktine karşı etkili olan bir ilaç aranmış ve bulunan «parlodel» adlı madde iktidarsızlık frijidlik gibi rahatsızlıklara çözüm getirmiş; bu hastalarda fazlasıyla bulunan prolaktini en az değere indirebilmiştir.<br />
Ancak prolaktin miktarında çok fazla bir artış varsa bunun hipofizdeki bir tümörle ilgili olabileceği de düşünülmelidir; bu gibi durumlarda iktidarsızlık, hastalığın sonraki bir belirtisi olarak kendini gösterir. Son zamanlarda bulunan diğer bir ilaç oksitosin türevlerinden elde edilen ilaçtır (oksitosin kadınlar tarafından kullanılır çünkü rahimdeki kanamaları durduran kasılma- çekilme hareketlerin oluşmasında yardımcı olur ve doğum sonrası rahim kasılmalarında da aynı etkiyi gösterir). Son olarak araştırmalar daha da derinleştirilmiş ve hipotalamusa yönelerek LH-RH ve FSH-RH gibi hormonlar bulunmuştur. Bunların kullanış tarzı hâlâ araştırma safhasındadır.</p>
<p><strong>Uyuşturucuların cinsel cevap üzerindeki etkisi olumlu mudur?</strong></p>
<p>Alkol gibi uyuşturucuların etkisi hem olumlu hem de olumsuz olabilir. Alkol, huzursuzluğun bunalımın önüne geçer. Moral çöküntülerini yok eder ve huzursuz, bunalım içindeki insan seks yönünden serbest kılar. Ancak dozu arttırıldığı zaman iki farklı mekanizma yoluyla olumsuz etkisini gösterir. Bir yandan damar ların ve sinir sisteminin durumunu etkiler ki bu sinir sistemi içine cinsel uyarıyı ayarlayan jenital kısımlar da dahil edilir; diğer yandan karaciğerde testosteron üretimini azaltır ve kadınlık hormonları östrojenlerin artmasına neden olur; bu durum kronik alkoliklerin kadınlaşma eğilimini açıklar.</p>
<p><strong>Yasal olmayan uyuşturucular için ne söylenebilir?</strong></p>
<p>Bu uyuşturucuların da cinsiyet üzerindeki etkisi değişkendir. Bazıları cinsiyeti kamçılar, bazıları etkisini azaltır. Marihuana ve Hint Kanapa türevleri al-kolünküne benzer bir etki yapar ve küçük dozlarda alındıkları zaman duyuları daha canlı hâle getirirler. Ancak belirli bir doz miktarının üstüne çıkılırsa arzu ve erek-siyon durumlarında yetmezlik görülür.<br />
LSD ve diğer uyuşturucular (gerçek bir etki olmadan duyu organlarının uyarı almış gibi çalışmasına neden olan ilaçlar) cinsiyete özellikle yardımcı olamazlar; hayal dünyasını etkiledikleri için süper -erotik durumlar yaratabilirler. Eroin ve morfinin cinsiyet üzerindeki etkisi tamamen olumsuzdur; bunları kullanan insanlar bunu cinsel sorunlar yüzünden değil onları daha derinden içine almış daha esaslı sorunlar için kullanmaktadır.<br />
İlk olarak erotik hayallerde bir iyiye gidiş durumu görülebilir ama sonra çok çabuk şekilde seks hayatının öldüğü görülür; esrar edinme gibi daha ön planda gelen ilgiler su yüzüne çıkar ve kadınlar da cinsiyet kazanç için kullanılmaya başlanır. Gerçekten şehvet arttıran ilaçlar arasında kokain ve anfetamin sayılabilir; anfetaminler zorlanma denilen duyuyu ortadan kaldırır erkekte ve kadında orgazm sayısını fazlalaştırır. Ancak damar yoluyla alındığı zaman organik korunma denilen sistem zarar görür ve cinsiyet yok olur. Kokain fizyolojik bağımsızlık sağlar, hastanın kendini sübjektif olarak iyi ye kuvvetli hissetmesine neden olur (öfori).</p>
<p><strong>Cerrahî müdahaleler ne zaman devreye girmelidir?</strong></p>
<p>Cerrahi müdahaleler ancak belirli cinsel rahatsızlıklar için uygulanırsa daha doğru olur. Kadınlara yapılan ameliyatlar çok kısıtlıdır: Vaginanın doğuştan anormal bir hâli söz konusu ise ameliyat gerekli olur; vagina ya çok dardır ya da va-ginayı ikiye ayıran bir bölme mevcuttur. Doğumdan sonra meydana gelen lezyon-lar ve yaralar için küçük müdahaleler yelerli sayılır. Sünnet derisinin doğuştan veya hastalık sonucu anormal derecede dar olması dolayısıyla penis başının dışarı çıkmaması olayına fimozis denilir ve buna bağlı olan erken boşalım vakalarında ameliyat gerekir.</p>
<p><strong>Refleks tedavileri nedir? Nasıl uygulanır?</strong></p>
<p>Birçok refleks tedavisi vardır. Kadınlara uygulanan Kegel egzersizinde çiş yapma sırasında perine kası birçok defa zorlatılır ve böylece refleks geliştirilir. Bugün tedavi özelliği taşıyan mastürbasyon da çok kullanılmaktadır: Bu olay vücu-dun duyularını yeniden hissetme imkânı verir ve düzenli bir cinsel cevabın ortaya çıkmasına yardımcı olur. Vagina ve klitoriste kullanılan titreticiler mastürbasyonu kolaylaştırmaktadır; bunlar daha çok Amerika&#8217;da kullanılıyor, bu araçların her boyda ve her şekilde olanları var.</p>
<p><strong>Daha fazla özellik taşıyan refleks tedavileri var mıdır?</strong></p>
<p>Bunlar arasında en önemli olanları rölaks (gevşeme) tedavi yöntemleridir. Birçok insan kendi bünjresi içinde huzursuzdur; belki de hiç gelmeyecek olan bir orgazm olayını beklerler veya uygun şartlar olmadığı için olması mümkün olmayan bir ereksiyon olayını isterler ya da huzursuz-lukları yüzünden çok çabuk olan bir cinsel birleşme olayından huzursuz olurlar. Bu insanlara kaslarını serbest bırakma yollarını öğretmek gerekir. Sakin olarak nefes alıp vermek ve solunum işlemini karın hizasında sürdürebilmek öğretilmesi gereken şeylerdir. Devamlı ilerleyen egzersizlere dayanan yoga, Jacobson yöntemleri kasların serbest kalmasına ve so-lunumun gerekli şekilde yerine getirilmesine imkân verir. Bu yöntemler cinsel cevap ile doğrudan ilgili değildir ama cinsel zorluklarda esas teşkil eden gerilim durumunu düzeltirler. Aynı yöntemler yüksek tansiyon, kolit, uykusuzluk, mide yanması gibi vakalarda da fayda sağlar.<strong></strong></p>
<p><strong>Davranışları esas alan tedaviler hangilerdir?</strong></p>
<p>Psikolojinin yalnız tavır ve hareketlerle meşgul olan teknik yöntemlerine dayanan bu tedavi şekillerinde cinsel rahatsızlığa götüren kötü alışkanlıklardan kurtulmak ve tekrar şartlanmak amacını güden kurallar geçerli olur. Bu yöntemler arasında en önemlileri: Sistematik şekilde yeniden duyuların kazanılmasını sağlayan Wolpe tekniği ve «flooding» teknikleridir. Wolpe tekniğinde, terapist hastayla iş birliği yaparak en huzursuz halden en huzurlu hâle giden bir cinsel durum şeması hazırlar. Hasta halledebileceği problemli durumdan başlayarak kendisi için imkânsız olan duruma kadar ilerler. Yatağa uzanarak kendisinde huzursuzluk yaratan durumu düşünür, bir gevşeme-rahatlama egzersizi yaptıktan sonra kilitli kaldığı durumu karşılamaya hazır hâle gelir.</p>
<p><strong>Flooding tekniği nedir?</strong></p>
<p>Flooding tekniğinde şok aracılığıyla cinsel tıkanmayı kaldırmak yoluna gidilir. Bu şok bazı enerji değerlerinin serbest kalmasını sağlar ve bunlar daha uygun bir durum için yönlendirilir.</p>
<p><strong>Davranışları esas alan başka tedavi şekilleri var mıdır?</strong></p>
<p>Biofeedback tekniğinde kullanılan bazı araçlarla derinin iletkenliği, kasların verdiği cevaplar ve beyinde meydana gelen alfa dalgaları ölçülür. Bu şekilde organizmanın fizyolojik reaksiyonları toptan ölçülmüş olur. Kişiye cinsî bir sahne hayal etmesi söylenir veya film ve fotoğraflar gösterilir ve bu arada kişinin verdiği cevaplar sesli bir monitörde gösterilir. Hasta verdiği cevapları yani yukarıda bahsettiğimiz olaylar sırasındaki reaksiyonlarını aynı anda görmek imkânını bulur. Devamlı ilerleyen egzersizlerle huzursuzluk durumu ve heyecan yaratan reaksiyon yavaş yavaş ortadan kaldırılır.</p>
<p><strong>Penimetre bu aletlerin bir uygulaması olarak kabul edilebilir mi?</strong></p>
<p>Bu aletin elktrodlarını jenital organlara yani vagina veya penise taktığımız zaman erkekte ereksiyon, kadında da uyarılma belirtileri görülür. Penimetre kişinin geç meydana gelen ereksiyon durumunu ölçer ve kaydeder. Bu şekilde kesin bir iktidarsızlık hâlinin mevcut olup olmadığını anlamak mümkün olur.</p>
<p><strong>Seksolojide hipnoz nasıl uygulanır?</strong></p>
<p>Hipnoz eski bir tekniktir. Ama yine moda olmaktadır. Cenevre&#8217;den Profesör Abraham, hipnozla vücuda ait duyuları ve uyarıları telkin etmekte, meselâ frijidlikten yakınan bir kadına hoş bir ısı hissi telkin etmektedir.</p>
<p><strong>Bütün bu tekniklerin uygulanması için bir uzmanlık gerekir mi?</strong></p>
<p>Elbette. Gerek davranışları esas alan teknikler, gerek biofeed-back, gerek hipnoz, gerekse de diğer tedaviler uzmanlık gerektirir ve ekip çalışması daha olumlu sonuçlar verir.</p>
<p><strong>Psikolojik tedaviler ne zaman uygulanır?</strong></p>
<p>Bu tedavilerin başlangıcı geçen yüzyılın başında Freud ile başlar. Bu teknikler sadece cinsel rahatsızlıklara değil. Sinir bozukluğu gibi psikolojik rahatsızlıklara da tatbik edilir. Ya evlilik sorunlarına ya da geçmişte olmuş bir travmaya dayanan cinsel rahatsızlıklardan bazıları yeni tedavi lerle daha kolay halledilir duruma gelmiştir. Ama nedenleri daha değişik olan cinsel rahatsızlıklar, kendine güvenmeme durumu, anne-babanın terk etmesinden doğan korku ve kuşku hâli ve özellikle seksten korkma şekli gibi nedenlere dayanan cinsel rahatsızlıklarda psikolojik tedavilerin uygulanması şarttır.</p>
<p><strong>Arzu ile ilgili olan rahatsızlıklarda psikoterapi uygulanabilir mi?</strong></p>
<p>Evet. Cinsel ilişkilerde arzu noksanlığı gibi fizyolojik olmaktan çok şuurla ilgisi olan rahatsızlıklar bütün insanlar için geçerli olabilir. Cinsel saplantılar da bu tip rahatsızlıklar içine girer ve bunlarda da psikoterapi uygulanabilir. Karşı cinse ait bir eşyaya gösterilen cinsel istek şeklinde olan rahatsızlıklarda olduğu gibi bazı başka rahatsızlıklarda da (röntgencilik, teşhircilik) hasta rahatsızlığından vazgeçmek istemez ve psikoterapi kesinlikle gerekli olur. Homoseksüellik eğilimleri de aynı terapiye ihtiyaç gösterir; ancak homoseksüellerin sadece % lO&#8217;u bu tedaviyi kabul eder; geri kalan kısmı ise değişmek istemez, olduğu gibi kabul edilmek ister.</p>
<p><strong>Bu psikolojik tedaviler nasıl sınıflandırılabilir?</strong></p>
<p>Biraları üç sınıfta toplamak mümkündür: Kişisel psikoterapi, grup psikotera-pisi ve psikanaliz.</p>
<p><strong>Psikanaliz nasıl uygulanır?</strong><br />
Psikanaliz uzun zaman sürer ve haftada üç defa uygulanır: Hasta yatağa uzanır, psikanalist hastanın arkasına geçer. Hasta aklından geçen her şeyi söylemekle yükümlü tutulur: Rüyalarını anlatır, olaylar hakkındaki görüşlerinden bahseder. Terapist bu konuları geçmişle bağdaştırmak amacıyla araya girer. Yavaş yavaş sansür ortadan kalkar ve hasta ile terapist arasında diyalog kurulmuş olur. Hasta geçmişe ait duygularını, anne-babasıyla ilgili intibalarıni terapiste aktarmaya başlar ve sonunda rahatsızlığın sebebi anlaşılır, hastadan uzaklaştırılır. Bu cinsel semptomla doğrudan ilgili olmayıp, semptomun anlamıyla ilgili olan radikal bir tedavi şeklidir.</p>
<p><strong>Psikoterapi nasıl uygulanır?</strong></p>
<p>Bu tedavi şeklinde terapi yüz yüze uygulanır, kişisel ya da grup hâlinde olabilir. Terapist, olaylara çok yakından müdahale etmez, sadece gerçekleri izler ve değerlendirir.</p>
<p><strong>Psikanaliz felsefe olarak yeni cinsel tedavi şekillerini etkiledi mi?</strong></p>
<p>Fraud sonrası psikanaliz okulu, Freud teorilerin aksine kadınların cinsel yönünü de değerlendirmiş ve buna erkeğin cinsel hayatının yanında yer vermiştir. Psikanaliz felsefesine göre her semptom kendi anlamı içinde değerlendirilir: Bazı durumlarda semptom daha vahim bir has-talığı belirlerken üzerinde özellikle durulması gereken bir husus olarak kabul edilmelidir.</p>
<p><strong>Psikanalize doğru yönlendirilmiş terapiler var mıdır?</strong></p>
<p>Bunlardan biri prikodram denen yöntemdir ve hastaların birer tiyatro artisti gibi sahnede gerçek problemlerini yaşamalarım amaç edinmiştir. Narkoanaliz yöntemine göre de yatağa uzanmış hastaya anastezide kullanılan bir miktar uyuşturucu enjekte edilir.</p>
<p><strong>Bu terapilerde hastanın kişiliğini zorlama riski yok mudur?</strong></p>
<p>Narkoanaliz ve hipnoz yöntemleriyle ilgili olarak rahatsızlığın esasını ve nedenlerini inceleyen bir tıbbî düzen kurulmuştur. Bu düzene göre yöntemlerin nereye kadar uygulanabilecekleri saptanır ve her yöntem ve hasta için geçerli olan kısıtlamalar yerine getirilir.</p>
<p><strong>Çiftlere alt yeni tedavi şekilleri nelerdir?</strong></p>
<p>Masters ve Johnson ile I. Lemaire kardeşler son on yıldan beri tek kişiden çok çiftleri tedaviye tâbi tutmaya başlamışlardır.</p>
<p><strong>Çiftlere uygulanan bu tedavi pratikte nasıldır?</strong></p>
<p>Masters ve Johnson bu tedavi için on seanslık bir tedavi düzenliyor ve çift bu süre içinde bir kadın ve bir erkekten oluşan iki terapist tarafından inceleniyor. Çift her zaman birlikte bulunuyor ve mümkün olduğu kadar evden, çocuklardan ve normal çevrelerinden uzakta tutuluyor; meselâ bir otele yerleşiyorlar. Tedavi iki hafta sürüyor: Her şeyden evvel alışılmış olumsuz şartların sorumlusu olan cinsel temaslar yasak ediliyor ve çift daha ilkel ilişkilere tabi tutuluyor: Saçların, jenital organların dışındaki   vücut bölgelerinin okşanması, heyecan veren şeylerin yeniden keşfedilmesi gibi. Sonra tam ilişkiye varmayan kısımlar uygulanıyor ve çiftin birbirine karşı olan tenkidleri dinleniyor.</p>
<p><strong>Çiftler bu tedavilere nasıl yönlendirilir?</strong></p>
<p>Evlilik uzmanları veya terapistler (Hıristiyan ülkelerde rahipler) bu görevi üstlenen kişilerdir ve doktorların tavsiyesi şart değildir.</p>
<p><strong>Bu tedavilerden olumlu sonuçlar alınır mı?</strong></p>
<p>Masters ve Johnson yayınladıkları birçok kitapta her tip rahatsızlıkta bu tedavilerin olumlu sonuç verdiğini yazmışlardır. Boşalım noksanlığı, erken boşalma, kadında orgazm noksanlığı gibi durumlarda tedavinin başlangıcından beş yıl sonra hastaların % 70&#8242;inin tamamen iyileştiği saptanmıştır.</p>
<p><strong>Masters ve Johnson tedavi yöntemleri başkaları tarafından da uygulanıyor mu?</strong></p>
<p>Helen Kaplan ve diğer kuruluşların teknikleri daha da gelişmiş tedavi şekilleridir.</p>
<p><strong>Kaplan&#8217;ın tedavi şekilleri nasıldır?</strong></p>
<p>Dr. Kaplan&#8217;ın terapileri Masters ve Johnson&#8217;unkilere çok benzer ama Kaplan onlardan farklı olarak psikanalize dayanan anlayış sistemini kullanır. Masters ve Johnson rahatsızlığın nedenini geçmişte araştırmazken Kaplan psikanalitik modeli örnek alarak davranışların altında yatan nedenleri incelemek yoluna gider. Masters ve Johnson&#8217;un yaptığı gibi ev egzersizlerinden, tedavi niteliği taşıyan mastürbasyon yönteminden ve duyuları kuvvetlendiren egzersizlerden faydalanır.</p>
<p><strong>Karşılıklı anlaşma tedavileri hakkında ne söylenebilir?</strong></p>
<p>İletim tedavisinde ilişkinin patolojik durumu üzerinde çalışılır. Eşlerin birbirleriyle anlaşması, temas kurması hallerinde hastalık sayılacak bir kusur olup olmadığı araştırılır. Her birimiz birtakım temas kodlan kullanırız; bunlar sözle, duyuyla veya gözle olabilir ve çoğunlukla in sanlar değişik kodlar kullanarak konuşurlar. Bu gibi durumlarda aynı mesajların karşılaşması beklenemez ve o temas kodlarına cevap vermek veya almak mümkün olamaz. Temas tekniğinde insanlara her zaman «ben» değerinden hareket etmeleri ve «sen» değerini ikinci plana almaları sağlık verilir. Hissedileni söylemek de bu tedavinin amaçları arasındadır: Duyguları, hisleri ve heyecanları anlatmak, aktarmak daha olumlu bir cinsel temas durumunun ortaya çıkmasına katkıda bulunur.<strong></strong></p>
<p><strong>Bu tip tedavilerden özellikle memnun olan çiftler var mıdır?</strong></p>
<p>Evet, özellikle sert karakterde ve saldırgan olan çiftler bu tedaviden daha fazla faydalanırlar.<strong></strong></p>
<p><strong>Sert çiftler kimlerdir?</strong></p>
<p>Bunlar belirli bir koda bağlı olarak evlenmiş çiftlerdir. Günümüzün dinamik dengeleri, çocukların eve getirdiği değişik hayat modelleri veya karşılıklı anlaşma boşluğu çiftleri krize sürükler. Bu kriz çiftlere has alışkanlık yetersizliğinden kaynaklanır.</p>
<p><strong>Simbiyotik çiftler kimlerdir?</strong></p>
<p>Bu çiftlerde her şeyi birlikte yapma ve birlikte yaşama isteği vardır. Bu tip yaşam evliliği bozar çünkü evliliğin iyi olabilmesi için eşlerin her birinin ayrı bir dış hayatları olması gerektir.</p>
<p><strong>Tecavüz korkusu, saldırı korkusu olan çiftler kimlerdir?</strong></p>
<p>Bu çiftlerde tecavüz korkusu yüzünden erotizm meydana gelemez ve eşler birbirlerini değerlendirmekten kaçınır, birbirlerine zarar vermeden tartışamazlar.<br />
Bu çiftlere tartışma kuralları anlatılır, daha canlı bir temas yöntemiyle ilişkilerini sürdürmeleri sağlık verilir ve bunun yolları tanıtılır.</p>
<p><strong>Bedenî yaklaşma esasına dayanan terapi nedir?</strong></p>
<p>Bazılarına göre de cinsiyet sadece sözle, hayalle değil ama esas kişinin kendi vücuduyla yaşanır. Beden bütün heyecanların merkezidir ve hislerin çıkış noktasıdır. Gerek kişisel gerekse gruplarda beden üzerinde çalışarak cinsel sorunlara çare bulmak daha kolay olabilir.</p>
<p><strong>Bedenî yaklaşma tedavileri nasıl gelişmiştir?</strong></p>
<p>Bu tedavi yöntemleri Uluslararası Humanist Psikolojik Birliği&#8217;nin prensipleriyle gelişmiştir.</p>
<p><strong>Bu tedavinin sunduğu yöntemler nelerdir?</strong></p>
<p>Bedenî yaklaşmayla çiftler arasında daha iyi bir temas sağlanabilir. İlkel yaklaşım şekline yani bedenî temasa dönülür ve daha olumlu anlaşma imkânları bulunur. Deriye uygulanan hafif veya daha derin masajlarla daha olumlu bir erotizm imkânı bulunur: Vücudun, derinin sunduğu duyular tamamen cinsel olmasa bile her zaman zevk verisidir. Vücudu daha iyi bir şekle sokmaya çalışmak hem cinsel yönden hem de kişilik yönünden enerji biriktirmek şeklinde de açıklanabilir.</p>
<p><strong>Vücutla enerji toplamak ne demektir?</strong></p>
<p>Wilhehn Reich&#8217;e göre vücut, özellikle kas yapısı bakımından çok miktarda ener ji toplamaya hazırdır: Vücudun belirli yerlerinde toplanan ve yoğunlaşan bu enerjiler (gözler, ense, göğüs, kalça, bacaklar) beden egzersizleriyle serbest bıra-kabilinir: Solunum, şiddetli jestler, yük sek sesle haykırma gibi.</p>
<p><strong>Bedeni yakınlaşmayla ilgili başka fonksiyonlar var mıdır?</strong></p>
<p>Bedeni yakınlaşma yönteminde emniyet telkin eden egzersizler yer alır: Erkeklerde penisin vajinaya girmesi esasına dayanan ve kalçalarda yapılan özel egzersizler uygulanır.</p>
<p><strong>Masajlarla yapılan terapi nedir?</strong></p>
<p>Bunlar tıbbi masajlar değildir ve iki kişi arasında diyalog kurmaya yardım ederler. Her iki eş de bunları yapar. Tedavi gören çiften ve terapistten başka hiç kimse bu masajlara dahil olmaz.</p>
<p><strong>Dans ve müzik egzersizleri de var mıdır?</strong></p>
<p>Evet. İnsanı yönlendiren hareket fonksiyonundan etkilenen terapiler de uygulanır: Dansta sosyal görünüm ve değer birinci planda gelirken, müzik terapisinde her iki değer de rol oynar; bunlardan biri cinsiyetin ritmik hâlidir ve Afrika tam-tamı gibi ritmik müziklerle egzersiz ettirilir. Diğer değer de hayalî olandır ve hayal kurmaya imkân veren melodilerle uygulanır.<br />
Günümüzde cinsel tedavilere duyulan ilgi cinsel rahatsızlıkların artmasıyla mı ilgilidir?<br />
Bu ilgi bir yandan olumlu bir etkenden doğmakta yani insanlar cinsiyetlerinin bilincine vararak iyi bir cinsel hayat edinmek yoluna gitmektedir.</p>
<p><strong>Seksoloji merkezlerinin sayısı çok mudur?</strong></p>
<p>Amerika&#8217;da 3 000&#8242;e yakın seks kliniği bulunmaktadır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yuzoniki.net/cinsel-saglik/ciftin-problemleri-cinsiyeti-iyi-yasayabilmek.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kadının Seks Hayatı: En Sık Görülen Rahatsızlıklar</title>
		<link>http://www.yuzoniki.net/cinsel-saglik/kadinlarda-cinsel-saglik/kadinin-seks-hayati-en-sik-gorulen-rahatsizliklar.html</link>
		<comments>http://www.yuzoniki.net/cinsel-saglik/kadinlarda-cinsel-saglik/kadinin-seks-hayati-en-sik-gorulen-rahatsizliklar.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 24 Sep 2009 13:36:37 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kadınlarda Cinsel Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[cinsel]]></category>
		<category><![CDATA[cinsellik]]></category>
		<category><![CDATA[hiperseksüalite]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>
		<category><![CDATA[kadın hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[kadınlar]]></category>
		<category><![CDATA[nemfomani]]></category>
		<category><![CDATA[orgazm rahatsızlıkları]]></category>
		<category><![CDATA[orgazm tedavisi]]></category>
		<category><![CDATA[vajinismus]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yuzoniki.net/?p=95</guid>
		<description><![CDATA[Cinsel arzuda noksanlık nedir. Arzu, istek ve orgazm rahatsızlıkları nasıl çözümlenir. İyi bir cinsel ilişkiyi etkileyen birçok neden olabilir. Tek kişiden çok, çifti tedaviye tâbi tutmak gerekli olur. Hiperseksüalite ve nemfomani (erkeğe düşkünlük) nedir?
En sık görülen cinsel rahatsızlıklar nelerdir?
Üç büyük rahatsızlık sınıfı vardır: Birinci sınıf, cinsel arzuda soğukluk anlamına gelen frijidliktir. İkincisi kadınlarda hastalık şeklinde [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><em><strong>Cinsel arzuda noksanlık nedir. Arzu, istek ve orgazm rahatsızlıkları nasıl çözümlenir. İyi bir cinsel ilişkiyi etkileyen birçok neden olabilir. Tek kişiden çok, çifti tedaviye tâbi tutmak gerekli olur. Hiperseksüalite ve nemfomani (erkeğe düşkünlük) nedir?</strong></em></p>
<p><strong>En sık görülen cinsel rahatsızlıklar nelerdir?</strong></p>
<p>Üç büyük rahatsızlık sınıfı vardır: Birinci sınıf, cinsel arzuda soğukluk anlamına gelen frijidliktir. İkincisi kadınlarda hastalık şeklinde olan cinsel ilişki arzusu yani nemfomani (erkeğe düşkünlük), üçüncüsü ise vajinizm (cinsel temas sırasında vagina etrafındaki kasların kasılması) ve orgazmda bozukluklar.</p>
<p><strong>Frijidlik nedir?</strong></p>
<p>Bu terim bazıları için cinsel ilişkide arzu noksanlığı, bazıları için zevk eksikliği, bazıları için de vajinayla ilgili zevk alış noksanlığı anlamına gelir. Kadın cinsiyetinin normal şekli olarak vagina orgazmını kabul eden Edmund Bergler&#8217;e göre kadınların % 90&#8242;ı firijidti. Herhangi bir şekilde olabilen orgazmı kabul edenlere göre ise kadınların sadece % lO&#8217;u orgazm olamayan kişiler olarak kabul edilebilir. Bu çelişkilerden dolayı frijidlikten bahsetmek yerine, arzu ve istek rahatsızlığı, uyarılma rahatsızlığı ve orgazm rahatsızlığından bahsetmek daha doğru olacaktır.</p>
<p><strong>Bu rahatsızlıkları belirlemek için klinik olarak kullanılan kriterler hangileridir?</strong></p>
<p>Klinik olarak sadece kişisel kriter önemlidir. Eğer kadın orgazm olamıyorsa, ama bu da onu rahatsız etmiyorsa müdahale etmek yararlı olmaz, hattâ gerekli değildir. Kadın kendisini yetersiz hissederse de doktora başvurabilir. Çoğunlukla bize başvuran kadınlar heyecanlanan, kendilerini bırakmaktan korkan; kendilerini her zaman kontrol altında tutan kadınlardır. Hayatlarında çok yararlandıkları bu kontrol hissi cinsel ilişkilerinde huzursuzluk yaratır ve orgazm problemi hâline gelebilir.</p>
<p><strong>Arzu ve istek rahatsızlığı nasıl olur?</strong></p>
<p>Bu rahatsızlık birinci veya ikinci dereceden, kısmen veya total olabilir. Her zaman devam eden arzu noksanlığı, organik kökenli bir rahatsızlıktır veya büyük bir psikolojik kusur da olabilir. Arzu noksanlığı genellikle ikinci dereceden olur. Kişinin hayatının belirli bir devresine kadar mevcuttur; sonradan bazı etkenler yüzünden eksik kalmış olabilir: Doğum, depresyon nedeniyle alınan ilaçların etkisi, evlilik problemleri gibi&#8230;<br />
Bundan başka arzunun tamamen yokluğu da söz konusu olabilir: Hastanın seksle hiçbir ilişkisi yoktur. Bazen da bu yokluk kısmen kendini gösterir: Arzu sadece bir eşle su yüzüne çıkabilir ve kadın bu durumda tek tip bir davranış içinde kısıtlı kaldığı için doktora başvurabilir. Bazı kadınlar da belirli bir düzene kavuşmak için veya anne-babalarının arzusu için evlenirler; çocukları olur ama 35 yaşına doğru içlerinde bastırılmış arzu tekrar ortaya çıkabilir.</p>
<p><strong>Arzu ile ilgili rahatsızlıklar nasıl tedavi edilir?</strong></p>
<p>Arzu ve istekle ilgili olan rahatsızlıklar hastanın bütün kişiliğini içine aldığı için çok güç çözüme ulaşır. Sadece bazı durumlarda, arzu ve istek noksanlığı cinsel temasların yokluğundan kaynaklandığı zaman tedavi daha değişik şekilde uygulanır. Masters ve Johnson veya Kaplan yöntemlerine göre kadının tekrar  vücudunu keşfetmesi sağlanır ve cinsel cevap verebilmesine imkân tanınır.</p>
<p><strong>Tahrik rahatsızlıkları nelerdir?</strong></p>
<p>Uyarılma ile ilgili rahatsızlıklar erkeklerdeki ereksiyon olayına denk düşen safhaya ait rahatsızlıklar olarak bilinir ve çoğunlukla kendilerini kontrol altında tutan kadınlarda karşımıza çıkar. Bu kadınlar normal erotik arzularını gizlemek ister: Bunun nedeni kadının vücudunu iyi tanıyamaması, kadının gereksinmelerini kabul etmeyen bir eş veya kadının aşırı duygusallığı olabilir. Eğer kadın aşırı derecede duyarlı ise zevk ile acı arasındaki fark çok azdır ve zevk hemen acı hâline girebilir ve uyarılmayı engelleyebilir.</p>
<p><strong>Bu rahatsızlıklar nasıl tedavi edilir?</strong></p>
<p>Eğer rahatsızlık çok kuvvetli bir uyarılmadan köken almışsa uzun süren bir uyarı tedavisi şarttır. Heyecan veren unsurlar uyarılmayı engelliyorsa veya zorluyorsa psikolojik değerde tedavi uygulamak gerekir. Eğer problem tek kişiyi değil, çiftleri ilgilendiriyorsa çift üzerinde çalışmak daha doğru olur.</p>
<p><strong>Tahrikle ilgili başka etkenler var mıdır?</strong></p>
<p>Tahrikle ilgili olan diğer etkenler erotik hayaller ve vücudun elde edebildiği zevkler arasındaki bağlantılardır. Tahrik doğduktan sonra erotik hayallerle birlikte sürerse ve bunlar gerçekleşmezse uyarı tekrar geri çekilir; hayallerin homoseksüel bir ilişki için geçerli olduğunu fark etmek uyarılmayı engelleyebilir. Diğer durumlarda hayal serbest olur ve kişi kendini bu hayallere bırakır; tabii vücudu ve uyarılması donar, kalır. Bu durum genellikle &#8216;Vücudunu beğenmeyen kadınlarda olur ve uyarılma vücuda mal olan hislerin kabul edilmemesi sonucunda son bulur.</p>
<p><strong>Orgazmla İlgili rahatsızlıklar nelerdir?</strong></p>
<p>Orgazmla ilgili rahatsızlıklar beş noktada toplanır: Orgazm yokluğu organik ve biyolojik bir etkene bağlı olabilir; kişisel psikolojik rahatsızlıklar da orgazmı engelleyen durumlardır; zevk almaktan korkan kadınlar, kendini bırakmaktan korkan kadınlar, kendilerine güveni olmayan kadınlar, huzursuz ve kendini tam bir kadın olarak göremeyen kadınlar bu ikinci rahatsızlık konusunun içine girerler.<br />
Bazen da orgazm olamama rahatsızlığı çiftlerin problemleriyle yakından ilişki içinde bulunabilir. Aile problemleri de sebep olarak kabul edilir; bütün bunlardan başka sosyal etkenlere, iş hayatındaki sıkıntılara ve olumsuz çevre sorunlarına yönelik etkenler de orgazm rahatsızlıklarına sebep olabilirler.</p>
<p><strong>Bu rahatsızlıklar nasıl tedavi edilir?</strong></p>
<p>Her şeyden evvel rahatsızlığın hangi devrede olduğunu saptamak gerekir. Biyolojik organik sebeplerden meydana gelen rahatsızlıklar için geçerli olan özel bir tedavi yöntemi yoktur. İlaçlar sadece birinci dereceden olan sebebi tedavi eaer yani rahatsızlığın tabanında yatan hastalığı tedavi edebilir.<br />
Psikolojik etkenlere bağlı olan rahatsızlıklara gelince; bu konuda psikoterapi yardımcı olabilir. Çiftleri ilgilendiren rahatsızlıklar söz konusu ise, çiftler arasında iletişim esasına dayanan tedavi yöntemi yararlı olur ve gerek çiftler üzerinde gerekse fertler üzerinde uygulanabilir. Sosyal içerikli etkenlerden doğan rahatsızlıklar konusunda durum daha karmaşıktır.<br />
Orgazm hastalıklarıyla ilgili diğer bir tedavi tipi de reflekslere dayanır: Cinsel cevapların esasını teşkil eden bazı kas ve fonksiyon refleksleri kadına yeniden öğretilir; meselâ Kegel egzersizi, perine kaslarını kuvvetlendirmek amacını güder ve idrara çıkma hâlini iradeli olarak durdurmaya yöneliktir. Tedavi niteliği taşıyan mastürbasyon yöntemi de fonksiyonel kasları harekete geçirir. Gevşeme durumu meydana getiren teknik yöntemler kadının vücuduyla ilişkisini daha iyi bir duruma getirmeye yarar.</p>
<p><strong>Hiperseksüalite ne zaman hastalık hâline girer?</strong></p>
<p>Hiperseksüalite hiçbir zaman tek bir kişiyle ilgili olarak değil, bu kişinin eşini de göz önünde tutmak suretiyle incelenmelidir. Eğer bir insanda eşinin tatmin edemeyeceği üstün cinsel yatkınlıklar varsa buna hiperseksüalite denilir. Nemfo-maninin aksine hiperseksüalite hiçbir zaman hastalık olarak kabul edilemez.</p>
<p><strong>Nemfomani nedir?</strong></p>
<p>Nemfomani bazılarının inandığı gibi üstün cinsiyet kapasitesi değil ama bir hastalıktır, esrar gibi bir şeydir. Seks ihtiyacı o kadar kuvvetli olur ki kadın yollarda, sinemada bu ihtiyacını giderecek birini arar. Bu durumda ihtiyaç sahibi olan sadece odur ve erkek kullanılan bir eşya durumundadır. Nemfomanyak vücudunda hasıl olan uyarıların    tutsağıdır.</p>
<p><strong>Nemfomani nasıl tedavi edilir?</strong>.</p>
<p>Nemfomani sakinleştirici ilaçlarla, rahatsızlığın psikolojik değerdeki yönlerini tedavi ederek yok edilebilir.</p>
<p><strong>Vajinizm nedir?</strong></p>
<p>Vajinizm,   frijidlikten sonra en   sık görülen rahatsızlıklardandır. Vajinizm, vagina girişindeki kasın istek dışı kasılması ve penisin içeriye girmesini engellemesi anlamına gelir. Beyaz ırk evliliklerinde çok sık görülen bu rahatsızlık anatomik ve ruhsal duyarlılık yüzünden meydana gelebilir. Tam bir cinsel birleşmeyi isteyen ama bunu yapamadıklarını söyleyen, acı çekmekten korkan kadınlar, bacaklarını sıkar, penisin girmesine engel olurlar. Bunların kadınlığı tamdır, hemen her zaman klitoris orgazmı yaşayabilirler ve genellikle çok nazik bir eş seçip ilişkiyi bu şekilde sürdürürler. Bu davranışın sebebi çocuklukta geçirilmiş bir olay veya yine çocukluk yaşlarında penisin vaginaya girişine ait edinilmiş yanlış bir kanaat olabilir. Bazı kadınlar da doğumdan korktukları için bu rahatsızlığı gösterirler.</p>
<p><strong>Bu durumlarda uygulanması gereken tedavi yöntemleri nelerdir?</strong></p>
<p>Cerrahi yoldan müdahale ederek genişletme işlemi yapmak doğru değildir. Her şeyden evvel çifte psikoterapi uygulanır. Her iki kişi de rahatsızlığın nedenini anlamalıdır. Her ikisine de klinik bir rahatsızlık olduğu bildirildikten sonra gerçek bir tedaviye başlamak daha doğru olur. Tedavi, doktorun kontrolü ve uyarıları altında kadın tarafından yerine getirilir: Kadın bir parmağı, iki parmağı, üç parmağı ve genişleticiyi vagina içerisine soktuğu zaman penisin girmesi için yeterli bir anatomik boşluğun bulunduğunu anlayacaktır. Kadının üstte olduğu birleşme pozisyonları tavsiye edilir, bu şekilde kadın durumu kontrolü altında tutabilir ve kendi elleriyle penisin girişine yön verebilir ve korktuğu zaman veya acı duyduğu anda işlemi durdurabilir.<br />
<strong><br />
Acı veren koitus ne demektir?<br />
</strong><br />
Çiftleşmenin yani koitus olayının acı veren şekilde olmasıdır ve vajinizmden farklı bir rahatsızlıktır. Bunun somatik veya psikolojik bir nedeni olabilir. Hasta, penisin vaginaya girmesi sırasında had ve derin bir acı çekerse rahatsızlığın kökeni fiziksel kabul edilir; Rahmin ters dönük olması, rahim boynunda mevcut olan bir lezyon, rahim boynu iltihabı, rahim mukozası iltihabı gibi. Eğer birleşme sırasında kadın yanma, kaşıntı ve vagina girişinde hissedilen ağrılardan yakınıyorsa, bu durumda olayların sadece %50&#8217;sinde fiziksel bir anormallik var demektir. Olayların diğer yansında rahatsızlığın kökeni psikolojiktir. Cinsel birleşmeden, hamile kalmaktan korkan ve ilişki sırasında kendini eşinden uzak hisseden kadınlarda vagina ıslanmaz, bu da koitus sırasında acı verir.</p>
<p><strong>Tedavisi nedir?</strong></p>
<p>Bu konuda da doktorun ilk görevi rahatsızlığın somatik veya psikolojik kökenli olduğunu saptamaktır. Eğer rahatsızlık somatik ise acı veren hastalık hâli tedavi edilir. Eğer psikolojik nedenlere dayanıyorsa psikoterapi ile bu cinsel yetersizliğin önüne geçmeye çalışılır. Son zamanlarda vücut üzerinde yapılan tedaviler özellikle gevşetme yöntemi iyi sonuç vermiştir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yuzoniki.net/cinsel-saglik/kadinlarda-cinsel-saglik/kadinin-seks-hayati-en-sik-gorulen-rahatsizliklar.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kadınların Seks Hayatı: Cinsel Cevap</title>
		<link>http://www.yuzoniki.net/cinsel-saglik/kadinlarda-cinsel-saglik/kadinlarin-seks-hayati-cinsel-cevap.html</link>
		<comments>http://www.yuzoniki.net/cinsel-saglik/kadinlarda-cinsel-saglik/kadinlarin-seks-hayati-cinsel-cevap.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 24 Sep 2009 13:27:01 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kadınlarda Cinsel Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[cinsel]]></category>
		<category><![CDATA[cinsellik]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>
		<category><![CDATA[kadın hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[kadınlar]]></category>
		<category><![CDATA[orgazm]]></category>
		<category><![CDATA[orgazm devresi]]></category>
		<category><![CDATA[orgazm tedavisi]]></category>
		<category><![CDATA[uyarılma devresi]]></category>
		<category><![CDATA[vajina orgazmı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yuzoniki.net/?p=91</guid>
		<description><![CDATA[Cinsel cevabın tam olması hangi biyolojik olaylarla ilgilidir. Orgazm tedavisi: Kadın ve erkek arasındaki farklar. Klitoris ve vagina orgazmları. Kadınlarda cinsel becerinin en yüksek değerde olduğu yaş 40 civarıdır. Uyarılma ve orgazm devrelerinde seksüel gücü durduran davranışlar nelerdir. Eşler arasındaki uyum ne derece önemlidir. İnsanların cinsel ilişkilerde verdikleri cevapları zaman zaman etkileyen kültürel hareketler nelerdir.
Kadınlarda [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong><em>Cinsel cevabın tam olması hangi biyolojik olaylarla ilgilidir. Orgazm tedavisi: Kadın ve erkek arasındaki farklar. Klitoris ve vagina orgazmları. Kadınlarda cinsel becerinin en yüksek değerde olduğu yaş 40 civarıdır. Uyarılma ve orgazm devrelerinde seksüel gücü durduran davranışlar nelerdir. Eşler arasındaki uyum ne derece önemlidir. İnsanların cinsel ilişkilerde verdikleri cevapları zaman zaman etkileyen kültürel hareketler nelerdir.</em></strong><br />
<strong>Kadınlarda cinsel davranışı belirleyen faktörler hangileridir?</strong></p>
<p>Kadının cinsel hayatı, biyolojik, psikolojik ve kültürel olayları içine alan çok geniş bir sahadır. Bu olayların bütünü kadının cinsel davranışını belirler.</p>
<p><strong>Kadınların cinsel ilişkilerde verdikleri cevabın tam olmasıyla ilgili biyolojik olaylar nelerdir?</strong></p>
<p>Cinsel cevabın tam olabilmesi için anatomik, fizyolojik ve iç salgı bezleriyle ilgili faaliyetlerin aynı anda gerçekleşmesi lâzımdır. Jenital organların hepsinin faaliyeti hormonlar için çok önemli bir ihtiyaçtır. Özellikle testosteron (erkeklik hormonunun büyük kısmını meydana getiren hormon) kadının cinsel arzusunu su yüzüne çıkartmakta büyük rol oynar. Bunun yanı sıra östrojenlerin ve projes-teronun bu kadar büyük bir etkisi yoktur. Son zamanlarda «prolaktin» hormonunun olumsuz rolü belirlermiş ve prolaktin üretiminde fazlalık söz konusu olduğu zaman cinsel cevaplarda ve cinsel arzuda düşüş görülmüştür. Bu durum daha çok süt veren kadınlarda, doğum sonrası devrelerde görülür.</p>
<p><strong>Etkili bir cinsel uyarıya cevap verdiği anda kadında meydana gelen fizyolojik reaksiyonlar nelerdir?</strong></p>
<p>Bu soruya cevap verebilmek için iki Amerikalı araştırmacı Masters ve Johnson&#8217;u hatırlamak gerekir: Bunlar istekli olarak kendilerine gelen binlerce kadını cinsel cevap yönünden incelemişler ve cinsel cevabı dört devrede toplanan bir bütün şeklinde açıklamaya çalışmışlardır.<br />
<strong>Bu bütün nedir?</strong><br />
Bu bütün, dişinin cinsel reaksiyon anında en çok görülen davranış tipinin basitleştirilmiş hâlidir. Bu bütünün birinci devresi uyarılma devresidir. Bu süre içinde meydana gelen olaylar başlangıç özelliği taşıyan cinsel mekanizmalardır. Arzu ve istek psikolojik özellik taşırken, vagina ıslaklığı denilen değer de, fiziksel bir belirti olarak kabul edilir. İkinci devre «plato» devresi adını alır ve bu süre içinde jenital organların dışında birtakım olaylar meydana gelir: Kalp atışlarının hızlanması ve vajinanın ıslaklığının artması bu olaylar arasında en önemlileridir.<br />
Cinsel tansiyon gitgide ilerleyen bir belirtidir ve bu şekilde üçüncü devreye geçilir: Orgazm devresi denen üçüncü devrede erkeğin orgazm devresinin belirtileri görülür. Belirtiler, klitoris veya vaginada her ikisinde birden meydana gelen çekilme, büzülme ve kasılma hareketleridir. Bu hareketler ritmiktir ve deriyi ilgilendirdikleri kadar perine kaslarını da ilgilendirir. Dördüncü devre rahatlama devresi adını alır ve gerilimin kaybıyla başlar; daha sonra kadın hemen normal hâline döner.</p>
<p><strong>«Plato» devresinden sonra orgazm devresine geçiş nasıl ve ne zaman olur?</strong></p>
<p>İkinci heyecan veya plato devresinden orgazm devresine geçiş, çok çabuk veya daha yavaş olabilir ya da olmayabilir.<br />
Eğer eşi ansızın ilişkiye ara verirse veya kadın kendini bırakmaktan korku-yorsa bu şartlar altında kadın büyük heyecan devresinde takılır kalır ve orgazm olamaz.<strong></p>
<p>Erkeklere ve kadınlara ait olan cinsel cevaplar karşılaştırıldığı zaman görülen başlıca farklar nelerdir?</strong></p>
<p>Birinci fark dördüncü devrede görülür. Bu rahatlama devresidir. Erkeklerde bu devre çok kısa sürer ve yaşın ilerlemesiyle daha da kısalır. Rahatlama devresinden sonra başlayan etkisiz devre birkaç dakikadan birkaç saate kadar giden bir süreyi içine alır. Etkisiz devrenin süresi yaşla ilgilidir: Yaş ilerlediği zaman erkeğin aldığı uyarı nasıl olursa olsun tekrar ikinci bir cinsel temasa girişmesi için yeterli olamaz. Kadında bu devre daha yavaş devam eder ve uygun bir uya-n aldığı zaman ikinci bir orgazm cevabı verebilir.</p>
<p><strong>O halde kadının cinsel ilişkilerde verdiği cinsel cevap erkeğinkinden daha üstün tutulabilir mi?</strong></p>
<p>Evet. Asırlar boyu erkekler daha üstün görülmüş ve anatomik etkenler yüzünden erkeğin daha egemen olduğu kabul edilmişti.<br />
Hattâ bazı kültürlerde cinsel zevk kadınlara yasak edilmişti. Orgazm olayı gizli olarak sürdürülürdü.</p>
<p><strong>Rahim de orgazma dahil olur mu?</strong></p>
<p>Bazen dahil olabilir. Rahim daha evvelki kültürlerde cinselliğin merkezini oluşturan tek organ olarak kabul edilirdi.<br />
Çekici ayartıcı özelliği fazla olan ka-dınlara isterik denilirdi; «histerus» rahim anlamına geldiğine göre bunun ne demek olduğu hemen anlaşılacaktır.<br />
Daha sonraki araştırmalarda cinsel birleşmenin tam bir gevşeme şeklinde meydana gelmesi ve kadının kendi vücudunun bütün uyarılarını kabul etmesi hâlinde rahmin de orgazma dahil olabileceği anlaşılmıştır; ancak bu şekilde orgazm rahme kadar gidebilir ve rahimde vajina orgazmına uygun kasılma hareketleri başlayabilir.</p>
<p><strong>Rahimdeki kasılma-çekilme hareketleri klinik açıdan önemli midir?</strong></p>
<p>Evet. Bu olay iki veya üç neden yüzünden önemli sayılır. Birinci olarak, bu şekilde çiftleşmeden sonra kasıklarda meydana gelen ağrılara bir açıklama getirilebilir. Bu ağrılar rahimle ilgili kaslardaki gezilimun kalıcı olmasına bağlı olabilir. Bu sahada araştırmalar yapmış olan bir İngiliz profesörü Cyril Fox&#8217;un kanısına göre ikinci klinik etken orgazm olayına bağlı olarak rahimde ortaya çıkan zorlanmadır.<br />
Spermlerin üzerinde aspirasyon yani emilme mekanizması oluştuğu için bu zorlanma döllenmeyi hızlandıran bir etken sayılır. En büyük rol kimyasal mekanizmaya aittir. Özellikle gebelik devresinin on ikinci haftasına doğru kadın orgazm olursa rahimdeki bu kasılma embriyonda oksijen yetmezliği ve boğulma gibi patolojik hallere neden olabilir.</p>
<p><strong>Kadınlara ait cinsel cevap hangi yaşlarda görülür?</strong></p>
<p>Bu cevap her yaşta vardır. Vagina ıslanması denen olayın kız bebeklerde doğumdan üç, dört gün sonra meydana geldiği görülür. Bundan sonraki cinsel durum, gerek kız, gerek erkek çocuklarda aynı şekilde gelişir: Üç, beş yaşları civarında daha fazla duyarlılık olur.<br />
Helen Kaplan adındaki bir araştırmacı, kadınlar için geçerli olan cinsel doruk noktasının 40 yaşlar dolayında olduğunu ve bunun erkeklerde 18 yaşa denk düştüğünü göstermiştir. Ayrıca kadının cinsel cevap devresi eskiden inanıldığı gibi menopozla birlikte sona ermemekte hattâ cinsel hormonların androjenik miktarı arttığı için cinsel arzu daha da artmaktadır.</p>
<p><strong>O halde olumsuz rol oynayan etkenler nelerdir?</strong></p>
<p>Sakinleştirici veya uyku hapı almak zorunluluğundan doğan olaylar, kronik enfeksiyon gibi hastalıklar, böbrek üstü ve hipofiz bezlerinin salgı bozuklukları ve tiroid beziyle ilgili rahatsızlıklar olumsuz rol oynayan etkenlerdir.</p>
<p><strong>Kadınların cinsel ilişkilerde verdiği cevapları değiştiren ve fizik etkenlerin dışında kalan başka etkenler var mıdır?</strong></p>
<p>Kadınların cinsel ilişkilerde verdikleri cevap erkeğinkinden daha iyi ve üstündür. Bu cevap daha önce söylediğimiz gibi fizik etkenlerden başka psikolojik ve kültürel etkenler tarafından da değişik bir hâle dönüştürülebilir. Bu etkenlerin rolü çok önemlidir.</p>
<p><strong>Psikolojik etkenler nelerdir?</strong></p>
<p>Cinsiyet, solunum gibi tamamen biyolojik bir faaliyet değildir. Yapılması mutlaka gereken bir faaliyet olmadığı için de birtakım psikolojik yeteneklere bağlıdır: Cinsel uyarıya karşı kendini bırakma yeteneği, gerek mantıkî gerek mekanik bir uyarı yoluyla heyecanlanma üzerinde konsantre olma yeteneği ve daha sonra orgazm devresine varabilmek için korkmadan orgazm cevabına kendini kaptırma yeteneği bunların başında gelir.<br />
<strong><br />
Hangi psikolojik davranışlar cinselliği engelleyebilir?</strong></p>
<p>Cinselliği engelleyen başlıca iki psikolojik davranış vardır: Bunlardan birincisi uyarılma devresinde kendisini bırakamayan huzursuz kadınlarla ilgilidir. Bu kadınlar cinsel ilişkiyi mantıkla bir tuttukları için, heyecan devresinde tutuk ka-lır ve uyarılmaktan korkarlar. İkinci davranış, çok çabuk uyarılan isterik dediğimiz kadınlarla ilgilidir. Bu tür kadınlar da bu çok şiddetli uyarılma anından gerçek orgazm devresine geçmekte güçlük çeker.<br />
Onlar için tam bir cinsel ilişki yerine karşı cinsi tahrik etmek yeterlidir.</p>
<p><strong>İlişkilerde cinsel cevap ne zaman kolaylaşır?</strong></p>
<p>Sadece kadından değil ama her iki taraftan da kaynaklanan romantik ve psikolojik bir uyum olduğu zaman cinsel cevap çok kolay elde edilir. îyi tanınan bir eş, sıcak ve samimi bir ilişki ve emniyetli bir temas olduğu zaman kadın orgazm olmak için hiçbir çaba sarf etmez ve ilişkisinde çok başarılı olur. Bazı kadınlar da (bunların sayısı çok azdır) uyarılma ve orgazm devrelerini ancak belirli birtakım şartlar altında yaşayabilir: Bu tür kadınların orgazm olabilmesi için tehlikeli bir durumun varlığı gereklidir. Tehlike, kadını tahrik eder. Bazı kadınlar kendilerini fizik olarak isteyen ama kendilerine insan olarak saygı göstermeyen erkeklerden hoşlanır. Bazıları da yaşlı erkeklerle ilişki kurmayı tercih eder.</p>
<p><strong>Cinsel ilişkilerde cevapların tam olmasını engelleyen diğer olumsuz psikolojik etkenler hangileridir?</strong></p>
<p>İnsanların içindeki her türlü huzursuzluk olumsuz etki bırakır. Eğer kişi hu-zursuzsa, devamlı olarak orgazm olup olmadığını kendi kendine soruyorsa ve bunu gerçekleştirmek için sürekli arayış içindeyse, sonunda kendisini çok daha kötü bir durumda bulur. Kendisi huzursuz olunca, bu patolojik sayılacak durum cinsel ilişkilerde vereceği cevaplan engeller. Yapı bakımından kendi kendini kabul edemeyen insanlarda da arzu ve uyarılma rahatsızlıkları olabilir. Diğer bir olumsuz etken, hayal gücüyle daha evvelki bir deneyimi hatırlayamamak ve bu deneyimi yaşayamamaktır. Bu, çoğunlukla cinselliği korkuyla ve yanlış bir şekilde algılama anlamına gelen frenleyici bir etkendir.</p>
<p><strong>Kadının cinsel ilişkilerde verdiği cinsel cevabı değiştirebilen kültürel etkenler hangileridir?</strong></p>
<p>Cinsiyetin kültürel yönü yaşanan devir için geçerli olan kültürel anlayışa bağlıdır. Geçmişte cinselliğin ananevi fonksiyonu çoğalmaya bağlıydı; zevk, bu amaca yönelikti. Şimdi bu fonksiyona zıt olarak zevk fonksiyonu doğmuştur. Eskiden çocuk yapmak şarttı; günümüzde ise önce zevk almak zorunlu hâle gelmiştir. Son ekolojik ve demografik (nüfus-bilim) görüşlere göre çok çocuk sahibi olmakla nüfus patlaması tehlikesi ortaya çıkmaktadır; bu durumda da ikinci defa karşımıza aynı şey çıkıyor: Cinsel ilişkilerdeki cevapların serbest olup olmaması.</p>
<p><strong>Cinsiyetle ilgili olan diğer sosyal değerler nelerdir?</strong></p>
<p>Cinsel ilişkilerde eşitlik ortaya çıkmıştır. Cinsiyet bir iletişim, anlaşma kaynağı hâline gelmiştir. Bir zamanlar kızların diğer kızlarla yapılan karşılaştırmaları sonunda ortaya çıkan ahlâkî değerleri, kadının kaç çocuk sahibi olduğu önemliydi; şimdi bunların yerini alan değer, orgazm sayısıyla ilgilidir.</p>
<p><strong>Reklamlar kadının vücudunu bir tüketim aracı hâline getiriyor mu?</strong></p>
<p>Reklamlar da kadın vücudunu ve cinsiyetini, yani doğal bir olayı tüketim aracı şekline sokmaktadır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yuzoniki.net/cinsel-saglik/kadinlarda-cinsel-saglik/kadinlarin-seks-hayati-cinsel-cevap.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
