Kalp Yetmezliği ve Yetersizliği Nedir?


Çok yaygın iki hastalığın kaynakları ve özellikleri. Kan toplanması. Kalp hipertrofisi ve gizli yetmezlik.

Dolaşım yetersizliği nedir?

Kalp ve damarların, normal bir kan dolaşımını sağlayamaması ve dolayısıyla beslenme ve artık maddelerin (karbon dioksit ve yararsız hâle gelmiş birtakım maddeler) yok edilmesi görevini yerine getirememesi hâlidir.

Dolaşım yetersizliği ne şekilde sınıflandırılır?

Dolaşım yetersizliği, kalp düzeyinde ya da periferik kan damarları düzeyinde ortaya çıkışma göre kalp yetersizliği ve kalple ilgili olmayan periferik dolaşım yetersizliği şeklinde sınıflandırılır.

Periferik dolaşım yetersizliği ne zaman ortaya çıkar?

Periferik dolaşım yetersizliği, kalbe dönen kan miktarında bir azalma olduğu takdirde ortaya çıkar. Meselâ: Kanama durumunda kan kütlesinde azalma, dokulardan su kaybı, belirli ödemler, ya da periferik damar kapasitesinde bir artış veya periferik damar hastalıkları.

Kan toplanması (veya hücumu) nedir?

Kan toplanması veya hücumu, vücudun bir kısmında kan akışında kaydedilen bir artış (aktif konjestiyon) veya bir durgunlaşmadır (pasif konjestiyon). Kalple ilgili olmayan nedenler sonucunda da meydana gelebilir. Ancak bu nedenlerin içinde de ikinci derecede bir kalp yetersizliği söz konusu olabilir. Kan hücumu iki ayrı mekanizmadan hareket ederek ortaya çıkar: 1) Kan kütlesinde gerçek bir artış, yani hiperhidratasyon (dokularda aşırı miktarda su bulunması), organizmamıza giren eriyik miktarında artış, akut böbrek yetersizliği, kortizonlu ilaçlarla uzun süreli tedavi gibi çeşitli nedenlere bağlı olarak, kandaki su ve tuz (meselâ sodyum) miktarında bir birikim. 2) Atar ve toplardamar fistülleri, ağır anemi vakaları ve ağır sirozlarda olduğu gibi kalbe gelen toplardamar kanında bir artma ve çevre damarlarının dirençlerinde bir azalma kaydedildiği durumlarda.

Kalp yetersizliği nedir?

Kalp yetersizliği veya kalp yetmezliğiyle anlatılmak istenen, kalbin, organizmanın hayatî ihtiyaçlarım karşılayacak miktarda kan pompalayamaması hâlidir.

Kalp yetersizliği ne gibi sınıflara ayrılabilir?

Kalp yetersizliği, ortaya çıkış nedenine bağlı olarak üç değişik sınıfa ayrılabilir: Kalp kası ya da miyokardm görevini yapmak için yeterli enerjiye sahip olmadığı zaman ortaya çıkan miyokard yetersizliği; kalp kasılma ve gevşeme hareketlerini yapamaz hâle geldiği zaman sözünü ettiğimiz mekanik anomalilerle beliren bir yetersizlik; kalbe dönen kan miktarındaki değişmelere bağlı yetersizlik.

Miyokard yetersizliğine yol açabilecek mekanik anomaliler nelerdir?

En bilinen mekanik anomaliler şunlardır: Arter yüksek tansiyonu, damar sertliği veya kapakçık ve aort stenozu gibi durumlarda olduğu şekilde kalın damarların dirençlerindeki bir artma nedeniyle kanın sol karıncıktan dışarı itilmesinde bir güçlük; bir kapakçık (mitral, aort, pulmoner) yetersizliği veya kalp duvarlarındaki doğuştan iletişim bozukluklarına bağlı olarak kanın kalpten akciğere, akciğerden kalbe geçtiği yerde, kan akımının karışmasına sebep olan delik nedeniyle kalpten çıkarak periferik damarlara giden kan miktarında bir azalma; özellikle kalp boşluklarındaki gevşeme olmak üzere kalbin sadece mekanik etkinliğinde kendini gösteren perikarditte olduğu gibi perikard zorlanması ya da perikard boşaltması veya kalbin sıkışması durumu; karıncık duvarı düzeyinde hemodinamik bakımdan ölü sayılan durgunlaşmış kan nedeniyle, kalpten çıkıp periferik damarlara giden kan miktarında normale oranla bir azalmanın kaydedildiği vantriküler anevrizma.

Gerçek miyokard yetersizliğinden, diğer bir deyişle müsküler (kasla ilgili) pompa yetersizliğnden ne zaman söz edilir?

Gerçek miyokard yetersizliği, diğer bir deyişle kalp pompasının kasılma görevini yapamaması hâli, birincil nedenlere, yani kalp kası yapısıyla ilgili nedenlere bağlıdır. Bunların hepsi miyokard hastalıklarıdır: Miyokard liflerinin bazı maddeleri kullanamama hâli (metabolik yanılgılar), miyokardın kaslı kütlesinde birincil bir hipertrofi (az gelişme). Bundan başka miyokardın dinamik yetersizliğine yol açan ikinci derecede kalp yetersizlikleri, yani kalp liflerinin esnekliğini kaybetmesi nedeniyle kalp boşluklarında bir genişlemeden söz edilebilir.

Ritim rahatsızlıkları, neden kalp yetersizliğine yol açabilmektedir?

Atriyal fibrilasyon, atriyal flater, ekstrasistol gibi ritim rahatsızlıkları kalbin dinamik fonksiyonunu değiştirmeleri nedeniyle bir kalp yetersizliğine yol açabilirler. Meselâ atriyal fibrilasyon, atriyumda etkisiz bir kasılma nedeniyle, periferik damarlara gönderilen kan miktarında yaklaşık % 20 kadar bir azalmaya neden olur. Değişebilen bir süre boyunca atriyovantriküler faaliyetin olmadığı kalp durması ve vantriküler mekanik bir faaliyetin görülmediği vantriküler fibrilasyon daha ağır bir tablo oluşturur. Buna bağlı olarak, kalp frekansının artması veya azalmasında aşın uçlar görülür. Bir yandan dakikada 180 vuruşa çıkarken, diğer taraftan 40 vuruşa inebilir.

Normal şartlarda kalp nasıl hareket eder?

Normal faaliyet şartları içinde kalp, sistol adı verilen dönemde kasılır, diyastol adı verilen dönemde ise gevşer. Sistol sırasında, yani kasılma sırasında sol karıncık, kalın damarlar aracılığıyla arter kanını dolaşıma yollar. Diyastol, yani gevşeme sırasında kalp boşlukları kanla dolar. Sağ kulakçık ve sağ karıncık, üst ve alt ana toplardamarlar (vena cava superior-vena cava inferior) aracılığıyla dolaşımdan gelen kanı; sol kulakçık ve sol karıncık ise pulmoner damarlardan gelen kam alır.

Sistolik atış ve kalp debisi ne anlama gelir?

Sistolik atış, normal bir kimsede kalp boşluklarının her kasılmasında (sistol) dışarı atılan kan miktarıdır. Bu miktar 40 ile 70 sm3 arasında değişir. Buna karşılık kalp debisi, bir dakika içindeki sistol sayısına, yani kasılmalara göre sistolik atış ürünü anlamına gelmektedir. Bir başka deyişle kalp debisi, bir dakika içinde kalp boşluklarında dolaşan kan miktarıdır. Sağlıklı bir kimsede debi, dakikada 3-3,5 ile 6 litre arasında değişir. Meselâ dakikada 60 vuruşluk bir kalp frekansı ve cinsiyet, yaş ve ağırlığa göre değerlendirilmiş yaklaşık 70 sm3 dolaylarında bir sistolik atış kaydedilmişse, dakikadaki kalp debisi 4 litre dolaylarındadır.

Normal bir insanda belli bir efor karşısında kalp ne tür hareket eder?

Bir efor karşısında sağlıklı bir kalbin gerek frekansında, gerekse kasılma kuvvetinde bir artış kaydedilir. Bir başka deyişle daha hızlı çarpar; sistolik atış ve kalp debisinde bir artma olur. Belli sınırlar içinde eforun artmasıyla birlikte karıncık boşluğu diyastol sırasında çok genişler, müsküler lifler daha enerjik bir şekilde kasılarak cevap verirler ve bunun sonucunda sistolik atış artar ve kalp boşluklarının tümüyle boşalması olayı ortaya çıkar. Buna paralel olarak solunum frekansında da bir artış görülür.

Kalp yetmezliği ya da kalp yetersizliğinde ne oluyor?

Kalp, vücut için gerekli olan kam yeterli miktarda pompalayamaz hâle geldiği zaman kalp yetmezliği ortaya çıkar Bu durum, tamamen miyokardla ilgili bir hastalık olabileceği gibi, yüksek tansiyon ve aort ya da akciğer stenozunda olduğu gibi normal dışı bir dirençle kalbe fazla iş yüklenmesiyle de ilgili olabilir. Hattâ aort, triküspid, mitral kapakçık yetersizliklerinde olduğu gibi, sistol hacmi, ya da sistolik atışın artması gerekliliği veya ağır bir anemi ya da tirotoksikozis (tiroid bezinin aşın hormon salgılaması sonucunda zehirlenme) krizinde görüldüğü gibi çok yoğun bir kan oluşumu ihtiyacı oluşumuyla bağlantılıdır. Başlıca veri, ilgili karıncığın, sistol sırasında yeter derecede kasılmamasıdır. Bunun sonucunda vantriküler boşlukta tamamlanmamış bir boşaltma meydana gelir. Böylece artık kan, karıncıkta bir genişlemeye yol açarak diyastol sırasında, yeniden doldurma basıncında bir artışa sebep olur. Bu durum, bir kapakçık stenozunda ortaya çıkabilir. Bir kapakçık yetersizliği, değişikliğe uğramış kapağın tepesinde ve eteğinde bir boşluk genişlemesine yol açar. Aynı anda büyük kan hacmi, kalbi zorlar ve kalp yeterli bir kan akışım sağlamak için daha kuvvetli çalışmak zorunda kalır. Bu telâfi mekanizmaları er ya da geç yetersiz hâle gelir ve kalp vücudun ihtiyacım tam anlamıyla karşılayamaz.

Bu durumda kalbin yararlandığı telâfi mekanizması ya da yedek mekanizmalar nelerdir?

Kalp, birdenbire tehlikeli bir durumla karşılaştığı zaman üç yedek mekanizmadan yararlanır: Birinci mekanizma taşikardi (frekans artışı); ikinci mekanizma damar duvarının gerginliğinde (tonüsünde) bir artma; üçüncü mekanizma organizmada su tutulmasıdır. Şayet güç durum zamanla devam edecek olursa kalbin yararlanacağı yedek mekanizmalar, kalp boşluklarının genişlemesindeki bir artışla belirlenir. Kasılma faaliyeti azalır, periferiye yollanacak kan miktarı artar. Bu durumda bir hipertrofi ortaya çıkar. Daha açıkçası kalbin kas liflerinin hacminde bir artış kaydedilir.

Kalp hipertrofisi nedir?

Kalp hipertrofisi, tek miyokard liflerinin hacminde bir artış sonucunda kalbin kas kütlesinde artma ile kendini gösteren bir telâfi mekanizmasıdır. Kalp ve dolaşım yetmezliği durumuna göre miyokard hipertrofisinin derecesi değişiklik gösterir. Bu hipertrofi, genellikle yetmezliğin kronikliği ve süresiyle aynı doğrultuda artma eğilimindedir. Miyokard, doğrudan doğruya lezyonun etkisinde bulunmadığı takdirde işin karıncığa fazla yüklendiği bir hipertrofiye yol açar. İdyopatik (kendiliğinden olan, kaynağı bilinmeyen miyokard) hipertrofisi veya yüksek tansiyonlu kalp hastalığında görüldüğü gibi tamamen miyokardla ilglii bir lezyon olduğu zaman hipertrofi çok daha belirgindir. Kalp-dolaşım yetmezliğinin, koro-ner damarlarla ilgili iskemik bir hastalığa bağlı olduğu durumda miyokard, hi-pertrofik olmaktan ziyade gevşek bir hal alabilir veya epeyce incelir ve enfarktüslerin oluştuğu bölgelerde kabuksu bir dokuya dönüşür.

Kalp yetersizliği sık görülür mü?

Evet. Kalp yetersizliğinin görülme oranı, hastanın yaşıyla birlikte artar. Genel olarak % 25 dolayındayken 60 yaşından sonra % 50′yi bulan bir seviyeye yükselir. Bu çok yaygın hastalık karşısında doktorun görevi çok geniş ve önemlidir.

Akut kalp yetmezliği veya yetersizliğinden ne zaman söz edilir?

Birdenbire ortaya çıkan periferik düzeyde bir kan üretimi eksikliği veya pul-moner konjestiyon (kan hücumu) hâlinde kalbin çalışmasını tehlikeye sokan bütün patolojik hallerde akut kalp yetersizliğinden bahsedilir. Meselâ yaygın bir mi-yokard enfarktüsü, bir yüksek tansiyon krizi, bir tirotoksikozis, aort ya da mitral kapakçık rahatsızlıktan, bir kalp sıkışıklığı, perikardit ve atriyal tümörlerde olduğu gibi.

Latent (gizil) yetmezlik nedir?

Hasta dinlenme halindeyken belirti vermeyen, fakat fizik bir çaba, ateş, sistemik hastalıklar, heyecanlar, gebelik gibi özel gerilim hallerinde ortaya çıkan yetersizlik durumunda latent yetersizlik, latent yetmezlik veya çaba yetmezliğinden söz edilir.

Ne zaman kronik yetmezlikten söz edilir?

Kalp rahatsızlıkları, her zaman, hattâ dinlenme sırasında da olduğu takdirde kronik bir kalp yetersizliği söz konusudur. Bu durumu, konjenital kalp hastalıkları, kapakçık bozuklukları, dejeneratif kalp hastalıkları, kronik perikardit gibi daha önceki yulara ait bir kalp hastalığı sonucunda ortaya çıkan bir miyokard zayıflığının son hâli şeklinde tanımlayabiliriz.

Hangi durumda sol yetmezlikten söz edilir?

Sol karıncığın mekanik kasılma görevi tehlikeye girince, yani karıncık artık normal kasılmıyorsa sol yetersizlik, ya da sol kalp yetmezliğinden söz edilir. Bunun sonucunda sistolik atışta bir azalma, pul-moner kılcal damarlar basıncında bir artma ve bir pulmoner konjestiyon ortaya çıkar.

Hangi durumda sağ yetmezlikten   söz edilir?

Öncelikle sağ boşluğun kasılma görevi tehlikeye girdiği takdirde sağ kalp yetmezliğinden söz edilir. Bunun sonucunda sağ karıncığın sistolik atışında bir azalma; merkezî damar basıncında bir yükselmeye yol açan sağ kulakçık düzeyinde bir basınç artışı ve bazı organlarda çok belli olan dolaşımla ilgili staz (bir engel yüzünden karan damarlarda dolaşmasının güçleşmesi, birikme) ortaya çıkar.