Damar Sertliği


Orta Çağ’ın salgın hastalıklarının yerini yüzyılımız insanlarını tehdit eden damar sertliği almıştır. Özellikle teknolojik gelişmenin ileri olduğu toplumlarda bu hastalığa çok rastlanmakta, bu tür toplumlarda nüfusun yüzde 35′i damar sertliğine yakalanmaktadır. Damar sertliği hastalarının arasında erkekler çoğunluktadır. Bu hastalığın başlangıcı, genellikle atardamarların çeperindeki bir değişikliğe bağlıdır. Bu değişiklik sonucunda, çeşitli evrelerden geçtikten sonra damar tıkanmasına kadar giden damar sertliği başlar.
Damar tıkanmasının   meydana geldiği yere göre ortaya çıkacak sonuçların ağırlığı değişir. Miyokard enfarktüslerinin yüzde 90′dan çoğu, koroner arterlerdeki damar sertliği tipinde bir tıkanma sonucu ortaya çıkmıştır.

Damar sertliğinin tedavisi çok karmaşık olup doktora kesin itaati gerektirir. Tehlikeli, hayvansal besinlerden tamamen arındırılmış perhiz dikkatli bir şekilde kontrol edilmelidir. Damar sertliğine yakalanmış kimselerin, fizik bakımından çok faal bir hayat sürmeye zorlanmaları gerekir. Hekim görüşüne göre damar sertliğinin tedavisi, kalbin çalışmasını, karaciğer, beyin ve böbreklerin şartlarını
kontrol edebilecek; dengeli enerjik katkıda bulunabilecek nitelikte, çeşitli ilaçların alınmasına dayanır.

İşte damar sertliğinin çeşitli evreleri: Atardamarın kesiti üzerinde işaretlenmiş yer, damar sertliği lezyonunun başlangıç noktasını göstermektedir. Alttaki oklar, damarların çeperinde yağlı maddelerin birikmesi sonucunda ortaya çıkmış özel bir damar sertliği çeşidinin gelişmesini gösteriyor. Yukarıya yönelik oklar ise, bir arterin tamamen tıkanması ile son bulan genel bir damar sertliğinin ilerlemesini işaret etmektedir.