Pratik İlk Yardım
Ne zaman ve nasıl müdahale etmeli. Ambulansın çağırılması ve âcil yardım, ilk yardım çantası. Antiseptikler, tedavi gereçleri. Hareketsizleştirme tahtaları.
Pratik ilk yardımın tarifini yapar mısınız?
Pratik ilk yardım deyimiyle anlatılÂmak istenenleri şöyle sıralayabiliriz: Âni olarak kazaya uÄŸrayan, fenalaÅŸan veya ÅŸidÂdetli sancıya yakalanan kimsenin acısını hafifletmek; durumun ağırlaÅŸmasını önleÂmek; bir doktor gibi davranmaya kalkışÂmadan, doktor gelinceye kadar hastanın en iyi koÅŸullar altında beklemesini saÄŸlaÂmak.
Bazı durumlarda müdahalede bulunmak hiçbir şey yapmamaktan daha tehlikeli olmaz mı?
KiÅŸi hazırlıklıysa ve ilk yardım konuÂsunda gerekli, saÄŸlam bilgi ve pratiÄŸe saÂhipse tek başına duruma el koyamıyacağı-nı bilir. Zaten yapılması gereken, edinilen bilgilerin kullanılmasıdır. Olaylarm çok az bir bölümünde gerçekten yapılacak ÅŸey kalmamış olur. Bu gibi durumda yetkili kiÅŸilerin çağırılmasını saÄŸlamak da zaten bir yardımdır.
Hastanın hayat belirtisi göstermediğinden nasıl emin olunur?
Bunu anlamak için nefes alışın ve kalp atışlarının kontrol edilmesi gereklidir. Soluk alma durumunun kontrolü için elin iç yüzeyini düz bir ÅŸekilde göğüs üzerine dayamak ve göğüs kafesinin nefes alma hareketinde bulunup bulunmadığına dikÂkat etmek gerekir. Bundan baÅŸka parlak bir yüzeyin ağız ve burun seviyesinde on dakika kadar tutulması da geçerli bir yöntemdir. Nefeste her zaman var olan su buharı parlak yüzeyi buÄŸulandırarak soÂluk alma olayını kanıtlayacaktır. Kalp atışlarının kontrolüne gelince: Göğüs üzeÂrinden kalbin atışı her zaman anlaşılma-yabilir. Bu nedenle daha duyarlı olan biÂlek bölgesinin dinlenmesi gerekir. Ön kol kemiÄŸinin iç kısmında, kolun bitiÅŸ noktaÂsına rastlayan bu bölgede, baÅŸ parmak doÄŸrultusunda kontrol gerçekleÅŸtirilir. Yalnız, içgüdüsel bir davranışla baÅŸ parmakla kalp atışlarının dinlenmesi yoluna gidilir. Gerçekte iÅŸaret veya daha ince oluÅŸları nedeniyle damarlar arasına daha rahatlıkla yerleÅŸtikleri için daha geniÅŸ bir alanda kontrol imkanı saÄŸlarlar. Böylece kesin karara varılması kolaylaşır. Gırtlağın hemen yan tarafında bulunan atardamar (ÅŸahdamarı) orta parmak ucunun temasıyl gerekli bilgiyi verir. Kalp atışlarının ebise altından bile kolaylıkla fark edilebileceÄŸi en belirgin atardamar ise uyluk kemiÄŸi bölgesinde, kasık kıvrımının hemen altında, bacak kökünün iç kenarınca rastlayan kısmında bulunur.
Gözbebeğinin incelenmesi önemli bir veri sayılabilir mi?
Gözbebekleri normal olarak küçük sayılabilecek çapa sahiptir ve güneş ışığı hattâ çakmak alevi karşısında daha da küçülür. Bunun yanısıra gözkapakları kapalıyken göze dokunulduğu zaman göz yuvarının varlığı kendini belli eder. Gözler açıkken ise, bir iplik parçasının veya çimen gibi çok ince ve hafif bir cismin gözün saydam tabakasına değdirilmesi «kor-nea-konjonktiv refleksi»ni harekete geçirerek gözün âni olarak kapanmasına neden olur. Ölüm hâlinde ise gözbebekieri genişler ve ışık uyarısına tepki göstermez. Göz yuvarları kendilerini gözkapağının üstünden bile hissettiren sertliklerini kaybeder. Kornea-konjonktiva refleksi yok olur; diğer bir deyişle gözlere dokunulduğu zaman hiç bir hareketle karşılaşılmaz.
Evde veya sokakta olsun, olay yerine hemen bir doktor çağırmak her zaman doğru mudur?
Doktor çağırmak her zaman doÄŸru olmaz. Çünkü bazı durumlarda doktorun da yapabileceÄŸi fazla bir ÅŸey yoktur. Bu durumda hasta veya kazaya uÄŸramış kimseÂnin zaman geçirmeden bir ilk yardım merkezine kaldırılması gereklidir. Fakat gerekli ön bilginin elde edilmesi için teleÂfonla bir doktora danışmak her zaman çok yararlıdır. Özellikle zehirlenme olayÂlarında günün 24 saatinde açık olan has-tahanelerden gerekli ilk bilgilerin saÄŸlanÂması büyük önem taşır.
Hangi durumlarda ambulans çağırılmalıdır?
Her olayda ambulans çağırılması geÂrekmeyebilir. Çok ağır bir durum söz koÂnusu olmadıkça hastahaneye kaldırma veÂya ilk yardıma baÅŸvurma iÅŸlemi bir takÂsi veya herhangi bir vasıtayla yerine getiÂrilebilir. Burun kanamaları (burundan kan gelme olayları), kol ve bacak yaralanmaÂları, aşırı bitkinlik haliyle birlikte ortaya çıkanların dışında âni gelen aÄŸrılar (ko-likler), ezik, çürük ve bereler (bacak ve kollarda) ambulansa gerek göstermeyen olaylardır. Buna karşılık hayati tehlikenin söz konusu olduÄŸu durumlar, yani kalp krizi, geçmeyen bilinç kaybı durumları, ayakta durmayı engelleyecek kadar ağır kan kaybı olayları, kusma ile birlikte ÅŸidÂdetli vücut sancıları veya kalça ve bacak-lardaki çıkık ve kırıklar ambulans çağırÂmayı gerektirecek nedenler arasında sayıÂlır.
Zamanında müdahale için ambulans nasıl çağırılır?
Âcil bir durum ortaya çıktığı zaman en seri ÅŸekilde saÄŸlanan bir telefon numaÂrasından ilk yardım merkezi aranmalıdır. Telefonda yalnız ambulans isteÄŸinde bu lunulmamalı, çok kısa bir biçimde hasta veya yaralının durumu belirtilmelidir. Bu bilgi yollanacak ambulansın tipi, en azınÂdan gerekli donatımının yapılması konuÂsunda çok yararlı olur. Meselâ bir kalp krizi olayında veya yaralanma durumunÂda gereken gereç ve donatım farklı olaÂcaktır. Birincisinde gerekli araçların yanı-sıra oksijen saÄŸlayabilecek, kalp masajı veya ağızdan ağıza suni teneffüs yapma konusunda tecrübeli personelin de bulunÂması gereklidir. İkinci durumda ise hareÂket etmeyi önleyecek yastık, ortopedik kızaklar ve deÄŸnekler böyle bir amaca yöÂnelik ambulansta yer alacak olan gereçÂlerdir. Henüz ülkemizde böyle bir aÅŸamaÂya gelinmemiÅŸtir, ama geliÅŸmiÅŸ ülkelerde seyyar hastahane denebilecek kadar iyi donatılmış ilk yardım merkezleri kurulÂmuÅŸtur. Bu seyyar merkezlerde küçük çapta ameliyatlara imkân verecek kadar ilaç, tıbbi gereç, çözülebilir ameliyat yatağı, müdaheleyi sürekli kontrol etme imkânı saÄŸlayan monitör, bir anestezi ve reani-masyon uzmanı sürekli hazır durumda bulunmaktadır.
Hastahaneye yatırılacak bir hastaya neler gereklidir?
Öncelikle bazı belgeler ve giyim eÅŸyaÂsı. Belge konusunda, aslını vermek yerine her zaman gerekli olan evrakların hazır fotokopilerini bulundurmak daha yerinde olur. Böylece ikinci bir ihtiyacı ortaya çıkÂtığı zaman asıllar da kullanılabilir. Söz koÂnusu evraklar sigorta kartı veya varsa bu amaçla kullanılan baÅŸka evrak veya evraklar, hastanın o güne kadar götürdüÂğü tedaviyi belgeyen kâğıtlar, daha önce hastahaneye kaldırılma durumu olmuÅŸsa bununla ilgili her türlü belge, reçete, tahÂlil, kan sayımı gibi tıbbi incelemelerin soÂnuçlarını gösterir kâğıtlar (bunların olaÂbildiÄŸince yakın tarihte olanları daha önemlidir) olabilir. Radyografi (röntgen) filmleri ve bunlarla ilgili bulguların fotoÂkopileri de, varsa, hastanın beraberinde götürülmesi gereken belgelerdir. Bu araÂda hasta veya yaralının kısa klinik hikâyeÂsini (tıbbi veya cerrahi tedaviye ait hikâÂyesini), her zaman uygulanan tedavi biçiÂmini ve olay meydana geldiÄŸi anda gözlemÂlenen ayrıntıları kısaca anlatmayı unutÂmamalıdır.
Gerekli giyecekler: GerektiÄŸinde koÂlayca kıvrılabilmesi için kolları geniÅŸ pijaÂma veya gecelik; sabahlık veya gece elbiÂsesi üzerine giyilebilecek ceket bir çift terlik ve çorap gerekli giyecek eÅŸyası içinde ilk akla gelenlerdir.
Yurt dışındayken yardım isteğinde nasıl bulunulur?
Yurt dışındayken en iyisi otelin veya kampingin ilk yardım numarasmı edinÂmektir. Yine de bir Avrupa ülkesinde ilk yardım numarası giderek yaygınlaÅŸan bir kullanım alanı bulunmaktadır. Karşılıklı anlaÅŸmalara dayanan ilk yardım hizmetÂleri bugün hemen hemen her ülkede geçerÂlidir.
Yurt dışına giderken, bir ilk yardım ihtiÂyacı durumunda kullanabilmek amacıyla saÄŸlık karnesinin vize ettirilmesi gerekli midir?
SaÄŸlık karnesinin vizesi ÅŸarttır. İlk yardım kuruluÅŸları uluslararası organizasÂyonu henüz mükemmel bir düzeye eriÅŸmeÂmiÅŸtir. Bu nedenle, özellikle çocuklarla geziye gidildiÄŸi zaman bir kaza olayında nasıl hareket edileceÄŸini, nereye baÅŸvuruÂlacağını önceden planlamakta büyük yaÂrar vardır. Acentaların düzenlediÄŸi turlarÂda da bu gibi konular hakkında bilgi edinÂmek yerinde olur.
GerektiÄŸi an, en azından ilk müdahaleyi yapabilmek için neleri el altında bulunÂdurmamız gerekir?
Hepimizin bildiÄŸi ilk yardım çantasıÂnın yararı şüphesiz tartışılmaz. Fakat biÂlinmesi gereken bir konu var: İlk yardım çantasının her yerde, her türlü olayda kullanılacak düzeyde mükemmel duruma getirilmesi imkânsızdır. Her oftamın kenÂdine göre ve birbirinden deÄŸiÅŸik olaylara sahne olması söz konusudur. Bir evde ÅŸeker hastası, diÄŸer bir evde saralı bir hasta bulunabilir. İş ortamının tehlikeleÂri ise daha baÅŸkadır. Bütün bu nedenlerÂden dolayı, tek bir tip ilk yardım çantaÂsının tavsiye edilmesi doÄŸru olmaz. HeÂmen her olay ayrı biçimde donatılmış bir ilk yardım çantası gerektirir. Bu konuyla ilgili olarak öğrenilmesi ve göz önünde tutulması gereken çok ÅŸey vardır.
İlk yardım çantası gerçekten pratik bir önlem midir?
İlk yardım çantası her zaman geçerli bir önlem deÄŸildir. Meselâ bir yerde sabit olarak asılı duran bir ilk yardım kutusu, kullanımı açısından bazı sakıncalar doÄŸuÂrabilir. Her ÅŸeyden önce kazaya uÄŸrayan veya hastalanan kimse ilk yardım kutusuÂnun uzağında bulunabilir ve hareket kabiÂliyetini kaybetmiÅŸ olabilir. Bu durumda yardım saÄŸlama telâşı içinde kutunun yeÂtiÅŸtirilmesi sırasında içindekiler zarar göÂrebilir. Kullanılacağı zaman ise kutuyu belli bir yüksekliÄŸe oturtmak, kullanım sırasında rahatlık saÄŸlar. Sonuç olarak ilk yardım kutusu yerine bölmelere ayrılÂmış çanta bulundurmak, hem taşıma, hem de kullanım kolaylığı saÄŸlar. Böyle bir ilk yardım çantası yazlığa ve tatile gidildiÄŸi zaman da ihtiyacı karşılar. Gezi veya yolÂculuklarda ise bu çantalar daha küçültülÂmüş, kapsamı biraz daraltılmış ve kullanıÂma en uygun yere yerleÅŸtirilmiÅŸ olarak bulundurulur. Günümüzde, hareket önleÂyici, en azından bir ilk yardım merkezine yetiÅŸinceye kadar yaralının hareket etmeÂsine engel olan gereçler kullanılabilmekÂtedir.
İlk yardım çantası nasıl bölümlenir?
Küçük tedavi gerektiren olaylarda ve en seri ÅŸekilde kullanılacak ilaçların bir bölümde bulundurulması uygundur. DiÄŸer ilaçlar kullanım alanlarına göre raflara dizilebilir. Sıvı ilaçları hafif plastik ÅŸiÅŸeÂlerde bulundurmak, kırılmalarını önleyeÂceÄŸi gibi ağırlıklarını da azaltır. Ayrıca, kaÂpakları, ÅŸiÅŸeler devrildiÄŸi zaman bile döÂkülmelerini önleyecek kadar sıkı kapatılÂmalıdır.
En iyi dezenfektanlar hangileridir?
Dezenfektanlar için söylenecek çok şey vardır. Zira günümüzde birçok bilgi ve inanç değerini kaybetmiştir.
Yaygın kullanımlı bir dezenfektanın ne gibi nitelikleri olmalıdır?
Dezenfektan denince, deri ve yara üzeÂrine dıştan uygulanan, yani ağızdan veya bağırsak yoluyla alınmayan antiseptik maddeler söz konusudur. Bir dezenfekten her ÅŸeyden önce uçucu olmamalıdır. EtkiÂsi en az birkaç saat sürmelidir. Ancak bu yolla bir ilaç veya antibiyotik alınıncaya kadar yaranın korunması saÄŸlanır. DezenÂfektanın kalıcı olması kimyasal bileÅŸimiÂnin uzun süre etkili olmasına baÄŸlıdır. DiÄŸer bir deyiÅŸle hemen deÄŸiÅŸime uÄŸramaÂması, buharlaÅŸmaması, temas ettiÄŸi atÂmosfer maddeleri veya inorganik maddeÂlerle deÄŸiÅŸikliÄŸe uÄŸramaması gerekir. Bu arada yerel veya geniÅŸ bir bölgede kullaÂnıldığı zaman organizmanın saÄŸlam dokuÂlarını zehirlememesi, deri üzerinde aller-jiye neden olmaması önemlidir. Isının yüksek olduÄŸu durumlarda da kullanıla: bilmesi için yanıcı olmaması gerekir. Bu özelliklerin dışında, uygulama sırasında yakmaması, kötü kokmaması ve uygulanÂdığı yerde leke bırakmaması diÄŸer aranan özelliklerdir.
Günümüzde bütün bu aranan özelliklere sahip ürünler var mı?
Bu niteliklerde birden fazla dezenfekÂtan sayılabilir. Özellikle «kuarterner bazÂlar» denen modern alkoller yaygın bir kullanım alanı bulmaktadır.
Renksiz ürünler mi tercih edilmelidir?
Her zaman deÄŸil. Renksiz dezenfekÂtanlar yalnız yüz, eller gibi açıkta kalan deri yüzeyine ve küçük yaralar üzerine uygulanmalıdır. Daha büyük yaralar ve geri kalan bölgelerde renkli sıvıların kulÂlanımı tercih edilmelidir. Böylece ilacın ne kadar süre etkisini sürdürdüğü kontÂrol edilebilir. Tedavinin tekrarlanması duÂrumunda ise gecikmenin önüne geçilmiÅŸ olur.
Dezenfektanlar nasıl uygulanır?
Her ÅŸeyden önce yara üzerine doÄŸruÂdan hidrofil pamuk koymak sakıncalıdır. Yara üzerine yapışan pamuk lifleri çok çabuk kirlenerek tehlike yaratır. Bu neÂdenle gaz bezi kullanmak daha saÄŸlıklıdır. Gaz bezi de top hâlinde deÄŸil, mikroptan arındırılmış bantlar ÅŸeklinde kullanılmaÂlıdır. Kozmetikte kullanılan pamuklardan yararlanılacağı zaman birkaç defa iJaca batırılmalı, böylece pamuÄŸun da mikropÂtan arındırılması saÄŸlanmalıdır. Gaz bezi olsun, pamuk olsun kullanırken bildiÄŸiÂmiz cımbızla deÄŸil, cerrahide kullanılan pensle tutulmalıdır. Küçük sıyrık, çizik ve yaralarda kulak temizliÄŸi için hazırÂlanmış ucu pamuk sarılı çöplerden yararÂlanılabilir: Pamuk üzerine birkaç damla ilaç damlatmak ve gerekli yere sürmek yeterlidir.
Etil alkol neden yetersiz kalmaktadır?
Son derece uçucu bir madde olduÄŸu için etkisi yalnız bir iki dakika sürer. SıÂvı derine gidemeden yüzeyde kalır. Bu neÂdenle etkisi kalıcı deÄŸildir. İçki olarak kullanılmasını önlemek amacıyla içine boya ve zehirli maddelerin katılması aller-jilere neden olabilir. Bu da etil alkolün tercih edilmemesine yol açmaktadır. AyrıÂca «yakıcı» özelliÄŸi dokulara zarar vermekÂtedir. 90-100°’lik saf alkol daha etkili deÂzenfektan özelliÄŸi taşımasına raÄŸmen do kular için daha da zararlı olabilir. Bunun yanısıra kolaylıkla yanıcı özelliÄŸi yüzünÂden kazalara neden olabileceÄŸini de unutÂmamak gerekir.
Bu derece uzun süredir kullanılmasının nedeni nedir?
Etil alkol hücrelerde ve bakterilerde su yerine geçerek bunları sertleÅŸtirir ve sabitleÅŸtirir. Fakat bu iÅŸlemin gerçekleÅŸÂmesi birkaç saati bulan uzunca bir süre gerektirir. Halbuki alkolün etkisi kısa sürer. Ayrıca 70 derecelik alkol 37° derece sıcaklıkta bulunduÄŸu zaman deriye iÅŸleÂme oranı son derece artar. Bu yüzden satışı yapılan alkol 70°’dir ve saf alkolden daha aktiftir. Saf alkol günümüzde biyopÂsilerde dokuları birleÅŸtirme ve histolojik (dokubilimle ilgili) preparatlar elde etÂmek amacıyla boyama aÅŸamalarında geÂniÅŸ çapta kullanılır. Alkol yağı kolayca çözümler. Bu nedenle dezenfektan temizÂlik maddesi olarak ve ameliyatta kullanıÂlan gereçlerin sterilize edilmesinde kullaÂnılır. Deri yüzeyinde temizlik ve tedavi amacıyla kullanılması sakıncalıdır.
Tentürdiyot hâlâ geçerli midir?
Günümüzde tentürdiyot artık unutuÂlan, geçmiÅŸe ait bir antiseptik olarak kaÂbul edilmektedir. Artık ilk yardım çantaÂsında yeri yoktur.
Tentürdiyotun sakıncaları nelerdir?
Pek çok kiÅŸi iyoda karşı duyarlılık gösterir. İyot allerjisi oldukça sık görü lür. Bunun yanısıra özellikle ışıkta etkiÂsini kaybeden bir maddedir. Koyu renk ÅŸiÂÅŸelerde satılmasının nedeni de budur. Işıkla temasta bulunan tentürdiyot koÂlaylıkla sürüldüğü dokuyu yakacak duruÂma dönüşür. Tentürdiyotun neden olduÄŸu çeÅŸitli yankılar vardır: Koyu yuvarlak leÂkeler, kuru yanık bölgeler sonraları deri dökülmelerine neden olan tentürdiyot yaÂnıklarıdır. Hemen hemen her zaman yaÂranın iyileÅŸmesinden hemen sonra görüÂlen deri dökülmeleri kendiliÄŸinden geçer.
Her zaman kullanılan ve yakmayan oksiÂjenli su da geçerliliÄŸini kaybediyor mu?
Oksijenli su önemini tamamen kayÂbetti sayılmaz, çünkü günümüzde kullanıÂmı ilaç sanayiinde yararlı bir madde olaÂrak önem taşır. Bunun dışında dezenfekÂtan özelliÄŸi, etkisinin çok yavaÅŸ olması nedeniyle fazla önemli deÄŸildir.
Oksijenli suyun özellikleri nelerdir?
Oksijenli suyun özelliÄŸi, bazı molekülÂlerinde fazladan bir oksijen atomu bulunÂmasıdır. Kimyada H20 yerine H202 olaÂrak gösterilir. Havayla temas ettiÄŸinde bu fazla atomu kaybetme eÄŸilimindedir. Işık da aynı etkiyi uyandırdığı için oksiÂjenli su koyu renk ve sıkı sıkı kapatılmış ÅŸiÅŸelerde satılır. Buna raÄŸmen birkaç hafÂtadan daha fazla dayanmaz. Etkisini kayÂbettiÄŸi zaman ise zehirli bir maddeye deÂÄŸil, bildiÄŸimiz suya dönüşür. Bu durumda oksijenli oluÅŸu nedeniyle dezenfektan etÂkisini de kaybeder.
Değişik oksijenli su türleri var mıdır?
En az üç tür oksijenli su vardır: 12 hacimlik, 24 hacimlik ve 36 hacimlik olan bu türlerde bir litre oksijenli su normal suya dönüşmek için sırasıyla 12, 24 ve 36 litre oksijen kaybetmesi gereklidir. DeÂzenfekte etmek amacıyla veya ilaçlamaÂlarda kullanılan oksijenli suyun 12 hacimÂlik olması gereklidir. Daha yüksek miktarÂlarda oksijenli su yakıcı ve renk bozucu etki gösterir.
Oksijenli suyun günümüzde de kullanılÂmasını saÄŸlayan yararlan nedir?
Oksijenli su kanı dokular m derisinÂden, normal suyun veya diÄŸer sıvıların teÂmizlemesinden çok daha iyi temizler. AyÂrıca kanı durdurucu (hemostatik) ve koÂku giderici etkisi de vardır. YavaÅŸ etkileÂyen dezenfektan özelliÄŸi, üzerine toprak veya baÅŸka maddeler yapmış yaraların teÂmizliÄŸinde yarar saÄŸlar. Kullanım sırasınÂda meydana gelen köpüklenme ve verdiÄŸi ılıklık duygusu suyun henüz etkisini kayÂbetmediÄŸini ve oksijen içerdiÄŸini gösteÂrir.
Oksijenli su ayrıca kabuk baÄŸlamış yaraların yumuÅŸatılmasında ve alt tabaÂkaya yapışmış kabukların acı vermeden ayırılmasında yararlı olur. Kabuklar yaÂralar için biyolojik korunma yöntemidir. Gerçekten de kabuk, kolayca ayrılacak duÂruma gelmedikçe koparılmamalıdır. ÇünÂkü kabuÄŸun kendiliÄŸinden çıkması altınÂdaki dokunun yenilendiÄŸini gösterir. Aksi halde yeniden bir kabuk oluÅŸur. 5-7 gün süren .yeni bir iz meydana gelir.
Yaraya yapışmış kabukların çıkarılÂması iki aÅŸamada yapılır: Önce yapışan bölgeye birkaç damla damlatılır; emilir emilmez daha fazla damlatılan oksijenli su, yapışmış olan pamuk veya gazlı bezin kolayca çıkmasını saÄŸlayacaktır. İlaç akıÂtıldıkça yaraya yapışmış olan bütün madÂdelerin temizlenmesi mümkün olacaktır. Son bir uygulama açıkta kalmış yara yeÂrinin mikroplardan arındırılmasını saÄŸÂlar.
Deriyi veya yarayı temizleyen ve mikropÂlardan arındıran baÅŸka maddeler de var mıdır?
En çok kullanılanlardan biri olan ve oksijenli suyla eÅŸit oranda karıştırılan Carrel-Dakin çözeltisini sayabiliriz. ÇaÂmaşır suyu kokusunda ve hipoklorit içeÂren madde, bu özellikleriyle temizleyici ve dezenfektan olarak kullanılır. Bu solüsÂyon da, zehirli bir maddeye dönüşmemeÂsine raÄŸmen bir haftada bozulur. İyi duÂrumdayken etkisi yavaÅŸtır. Sivilcelerin bulunduÄŸu bölgelerin temizlenmesinde yaÂrarlı olur.
Borik su da evlerde kullanılan bir temizÂleme maddesiydi. Günümüzde hâlâ kullaÂnılıyor mu?
Borik su dediÄŸimiz, normal suyun içine % 3 oranında katılmış asit borikten meydana gelir. Kullanmadan önce kaynaÂtılması gerekir diye bilinir. Halbuki norÂmal su dediÄŸimiz su içilebilir olandır, yani mikroptan arındırılmıştır. Bunun yanısı-ra temizlikte kullanılan bir maddeyle kaÂrıştırıldığı için suya fazladan dezenfektan özelliÄŸi kazandırılır.
Borik suyun kullanımdan kaldırılmaÂsının nedeni çok yavaÅŸ tesir etmesi ve solunum yoluyla zehirlenmelere neden olÂmasıdır. Özellikle çok geniÅŸ alanda kullaÂnılırsa bu etki daha kolay görülür. SolüsÂyonun bir litreye yakın küçük ÅŸiÅŸelerde satılması ve tamamen maden suyu görüÂnümünde olması evlerde kullanımı faz-lalaÅŸtırmıştır. Fakat maden suyu ile borik suyun karıştırılması tehlikesinin yanında asıl tehlike bu maddenin hazırlanması için paketlerde satılan asit boriktir. ÇoÄŸu zaman bu paketler acı tuz paketleriyle ka-rıştırılabilmektedir. Benzer paketlerde ayÂnı miktarlarda satılması bu yanlışlığa koÂlayca neden olmaktadır.
Asit borik acı tuzla karıştırılırsa ne olur?
Aldatıcı hazımsızlığın yanısıra had zeÂhirlenme görülür. Zehirlenme bedende aÄŸÂrılarla, kusma ve ishalle kendini belli eder. Daha sonra cilt üzerinde çok canlı kırmızı renkte kızarıklıklar oluÅŸur. İdraÂrın çıkarılmasında kramplar ve kasılmaÂlar meydana gelir. Özümleme yoluyla meyÂdana gelen zehirlenmeler çoÄŸunlukla merÂkezî sinir sistemi ve böbrekler düzeyinde kendini gösterir.
Sözü edilen belirtiler ağır durumlarÂda, birkaç günde kendini gösterir. Daha az dozda alınan asit borik miktarı ise bir hafta kadar bir süre sonunda zehirlenme belirtileri verir.
Derhal uygulanması gereken tedavi kusmanın saÄŸlanması ve midede kalan zehirli maddenin su veya sütle azaltılmaÂya çalışılmasıdır. Bu arada derhal doktor çağırılmalıdır. Günümüzde asit borik pomat ve damla hâlinde kullanılan ilaçlara katılmaktadır. Toz ÅŸekline getirilen asit borik ise % 2-3 oranında toz pudraya karıştırılarak bilinen borotalk elde edilir. Acı tuz bir yara üzerine sürüldüğünde ise küçük bir bölgede- hafif zehirlenme görülür. Mikrop öldürücü etkisi de olmaz.
El altında eter bulundurmak yararlı mıdır?
Eter, son derece uçucu özelliğinin ya-nısıra yağları kolaylıkla çözen ve deri üzerindeki kan lekelerini temizlemekte kullanılan bir maddedir. Bir dakikadan daha kısa sürede kuruduğu için genellikle iğne ve aşılardan önce iğnenin yapılacağı bölgenin temizlenmesinde de kullanılır. Fakat çok çabuk tutuşucu özelliği ve düşük kaynama noktası (35,4°) nedeniyle evlerde kullanılması sakıncalıdır. Öyle ki, bir ısı kaynağının yakınında bulunan bir şişe eter, kaynak küçük bile olsa, patlar. Eterden çıkan dumanlar hava ile birleşince patlayıcı bir bileşim meydana getirir ve hemen ardından tutuşur. Bu patlayıcı özelliği ve solunum yolları üzerindeki olumsuz etkisi anestetik olarak kullanımdan kaldırılmasına neden olmuştur. İlk defa anestetik olarak kullanılışı 1864 yılına rastlanır. Bazı kişiler ise etere karşı aşın duyarlılık gösterir. Merkezi sinir sistemi etkilenen bu kişilerde eter kokusu bayılmalara neden olur. Bu da eter açısından olumsuz bir özelliktir.
Günümüzde güvenle kullanılabilecek başka temizleyiciler var mıdır?
En yaygın olanlar arasında merkü-rokrom sayılabilir. Etkisi günlerce sürebilen güçlü bir mikrop öldürücüdür. Yaralar veya kurumuş kabuklar üzerinde son derece iyileştirici etkisi vardır. Çok canlı kırmızı renkte boyama özelliği vardır. Uygulanan bölgede bu canlı rengin kalması bu madde için olumsuz bir noktadır. Bu nedenle çok yaygın yüzeylerde kullanılması öğütlenmez. Bir sargı bezi veya ilaçla örtüldüğü zaman bu sakınca ortadan kalkar.
Merkürokromu kullanmadan önce yara yeri oksijenli suyla temizlenmelidir. Kurulanan bölgeye sonradan birkaç damla damlatılarak oldukça geniş bir alanın mikroplardan arındırılması mümkün olur.
Bir karıştan daha geniş bölgeye uygulanması sakıncalıdır. Çünkü emilmesinden sonra hafif zehirlenme yapabilir. Fakat bütün küçük yaralar, sıyrıklar ve yarıklar için en uygun dezenfektandır. % 2 karı şımlarda kesinlikle yakıcı etkisi yoktur.
Sterilize edilmiş (mikroptan arındırılmış) plastik şırıngalar mı, yoksa kaynatıldıktan sonra kullanılan şırıngalar mı tercih edilmelidir?
Ambalajı açılmış olmadıkça ve çok uzun süre beklemiş olmadıkça plastik şırıngalar tercih edilmelidir. Zira çok iyi saklansa bile birkaç ay sonra şırınga üzerinde bakteriler oluşabilir. Cam şırınga lar ise, kırılabilir olmalarının yanısıra hiçbir zaman tamamen mikroptan arındırılmış sayılamazlar. Aynı durum iğneler için de söz konusudur. Bu nedenle «kullan ve at» tekniği kullanış açısından tavsiye edilir.
Ayrıca sarılık virüsü gibi bazı patojenlerin kaynama ile yok edilmediklerini bilmekte yarar vardır. Bu virüsler ancak çok yüksek ısıda, özel kaplar içinde ve yirmi dakikadan az kaynatılmamak şartıyle yok edilir. Zaten sarılığın, hattâ tetanos virüsünün neden olduğu hastalıklar bu kullanılmış ve iyi sterilize edilmemiş şırıngalardan kaynaklanabilmektedir.
Yaralar veya sıyrıklar için pomat mı, toz ürünler kullanmak mı daha iyidir?
Ne biri ne diÄŸeri: Deri üzerindeki yüÂzeysel veya derin her türlü yara temizleÂnip mikroptan arındırıldıktan sonra gaz beziyle güzelce sarılmalıdır. Pomat ve kremler derinin hava almasını önlediÄŸi gibi, kurumasına yol açarak, dokularımıÂzın doÄŸal biyolojik iyileÅŸmesini engeller. Suda kolaylıkla çözülebilen, yani suyla temizlenebilen maddeler olan pomat ve kremler yalnız deri üzerindeki kızarıklar, kaşıntı, ürtikler, yanma gibi olaylarda etÂkili olur. Toz ürünlerinin ise kullanımı sakıncalıdır. Çünkü toz ÅŸeklinde kalması için içine saf olmayan birçok madde kaÂrıştırılır. Ayrıca serpildikten sonra altınÂda sulanma meydana gelen kabuklanmaÂlara yol açar. Çabucak kirlenerek etkisini kaybeder. Yaranın kuru kalması için daha önce sözü edilen merkürokrom sürülmesi gereklidir.
Büyük çapta sulanmalara neden olan yaÂnık veya geniÅŸ sıyrıklar üzerine gaz bezi koymak doÄŸru mudur?
Bu tür uygulamalar yeniden oluÅŸmaÂya baÅŸlayan deri dokusunun kopmasına böylece iyileÅŸmenin gecikmesine neden olur. Bunu önlemek için eskiden yaÄŸ-denen, vazelin ve baÅŸka ilaçlara batini mış sargı bezleri kullandırdı. Daha sonra bir süre antibiyotik içeren sargı bezleri kullanıldı. Fakat bunlar yalnız sarıldıkla n bölgelerde allerjilere neden olmakla ka-mıyor, sonraları genel bir tedaviyle büe yok edilmiyen dayanıklı mikrop toplulukları oluÅŸturuyordu. Günümüzde antibiyotik içeren gaz bezlerinin kullanımı yasayla engellenmiÅŸtir. Fakat bu sargılar da pomat veya tozlardan pek farklı deÄŸildir. Bu nedene kullanımı tavsiye edilmez.
Günümüzde değişik boyutlarda hazırlanan plastikten, düz sünger görünümlü bantlar kullanılmaktadır. Bir yüzü yapışkan olmayan düz bir maddeden oluşan, diğer yüzünde ise hava almayı ve yaradan çıkan maddelerin emilmesini kolaylaştıran süngerli bir tabaka bulunan bu bantlar son derece kullanışlıdır: Yaranın üzerinden kolaylıkla ayrılır. Acı vermediği gibi, yeni derinin oluşumuna olumsuz bir etki de yapmaz.
Parmaklar zedelendiği veya kırıktan şüp-helenildiği zaman hemen uygulanabilen bir çare var mıdır?
Bir zamanlar kalın kartondan yapılan ve sargı ile kullanılan «çubuklar» zarar gören bölgenin hareketsiz tutulmasında kullanılırdı. Hareketsizleştirme gerektiren daha geniş alanlar için, meselâ bütün el ve bilek gibi, raket biçiminde kalıplardan da yararlanılırdı. Günümüzde, hareketsiz bırakma ilkesi korunarak, darbe yemiş bölgeye en yakın oynak iki noktayı kapsamak üzere alüminyum çubuklar kullanılmaktadır. Bu çubukların bir yüzü yumuşak bir maddeyle kaplıdır. Böylece parmak içeride yumuşak bir yüzeye yaslanır. Dışarıdan ise sert alüminyum tarafından korunmuş olur. Bu çubuklara ingilizce «finger-splint» denir. Bunların boyu yarım metre uzunluğa erişebilir. Bu nedenle istenen uzunlukta kesilebilir. Kalınlıkları da değişiktir. Böylece çocuk parmağına uygulanabildiği gibi, bir yetişkinin parmağına da kolayca uyarlanabilir. Çubuklar kesin hareketsizlik sağlar. Uygulanan çubuklar daha sonra sargı beziyle sarılarak sa-bitleştirilir. Bu hareketsiz bırakma işlemi ayak parmakları için de aynıdır.
Bacakların ve kolların hareketsiz bırakılÂması gerekirse ne yapılır?
Bu durumda da aÄŸ biçiminde örülÂmüş çok hafif metal tabakalar kullanılmalıdır. Ayrıca uzun metal bir çubuk da sarÂgı ile sabitleÅŸtirilerek uzuvların hareketÂsiz bırakılmasında yarar saÄŸlar.
Bunların yanısıra eller için «raket» biÂçiminde özel gereçler yapılmıştır. Henüz ülkemizde kullanılmayan bu gereçler daÂha saÄŸlam bir sargılama imkânı verir.
Günümüzde ayrıca ağız yoluyla ÅŸiÅŸiri-lebilen fermuarlı, plastik «deÄŸnekler» de kullanılmaya baÅŸlanmışlar. Bunlarda, ÅŸiÂÅŸirilen kısım kırık bölgenin altına yerleÅŸtiÂrilir. Üst kısım kırık olmayan yüze sarılaÂrak fermuarı çekilir. Kullanımı son derece pratiktir. Ayrıca kırığın her noktası aynı basınç altındadır.
Bu ÅŸiÅŸirme çubuklar her zaman kullanılaÂbilir mi?
Yaygın kırık alanlarında ve köşe bölgelerinde kullanılamaz. Dokuları ezme tehÂlikesi vardır. Kapalı kırık olaylarında da, yani kemiÄŸin görünmediÄŸi kırıklarda ÅŸiÂÅŸirme çubuÄŸun basıncı her yarım saatte bir kontrol edilmeli, çok sıkıysa gevÅŸetil-melidir. Yoksa dolaşımı olumsuz yönde etkiler. Yine de kullanışlılığı açısından en hafif, en rahat hareketsizleÅŸtirme aygıtlaÂrından biridir.
Değişik türleri var mıdır?
Evet, deÄŸiÅŸik türleri vardır. İnce boÂrulardan meydana gelmiÅŸ elastik aÄŸ görüÂnümünde olanları da vardır. DeÄŸiÅŸik ölçüÂlerde olması bedenin her bölgesinde kulÂlanma imkânı saÄŸlar. AÄŸ biçimi ise, bir sargı bezi gibi rahat kullanımın yanısıra, kolaylığı açısından da son derece yararlıÂdır.
