Kadınların Kısırlığı: Çeşitli Muayeneler
Rahme ve rahim borularına hava verilmesi: Yararları ve kontrendikasyonları.
Rahmin ve salpenksin radyografisi ne zaman gerekli olur. Selyoskopi nedir. Pelviskopi ile küldoskopi arasındaki fark. Bazal ismin ölçülmesi. Bu kontrolü yapmak ne zaman gerekli olur. Hormonal dozlar nelerdir. Endometriyumun biyopsisi. Rahim boynu mukozasının testi.
Rahim ve rahim borularına hava verme neye yarar?
Bu işlem rahim boruları yollarını ve aynı zamanda bunların kaslarıyla ilgili özelliğini kontrol etmeye yarar.
Bu kontrolün yararı nedir?
Bu kontrolün basitliği jenital sistemin anatomisiyle ilgili bütün problemlerde örnek araştırma olarak kullanılmasını sağlar. En sık görülen patoloji, rahim borusunun tıkanması veya iltihaplanmasıyla ilgilidir. Diğer morfolojik problemlerde de (rahim şekilsizlikleri, yapışmalar, fibromlar gibi) havalandırma tam normal şekilde olmaz. Düzenli bir havalanma diğer anatomik testlerin yapılmasını ortadan kaldırırken havalandırmayla ilgili ufak bir şüphe testlerin derinleştirilmesini gerektirir.
Rahim borularının hareketleriyle ilgili olan havalandırma özelliğini de unutmamak gerekir: Bu özellik tartışma gerektirmeyecek şekilde ancak bu testle mümkündür.
Rahim borularının hareket kabiliyetini tanımak neden bu kadar önemlidir?
Rahim borusunun bu özelliğini anlamak için, yumurtalıktan karın boşluğuna atılan mikroskobik bir yumurtanın, çapı 2-3 mm olan bir rahim borusundan, bu borunun hareket etmeden yumurtanın geçmesini beklemek şartıyla sabit kalması durumunda; ne kadar güçlükle geçeceğini tahayyül etmek gerekir. Aslında rahim borusu, kasılarak ve tekrar genişleyerek karın boşluğundaki bütün sıvıları emen bir pompa vazifesi görür. Ancak bu şekilde, borular yumurtayı kapabilir ve bunu spermatozoonla karşılaşabilir bir duruma sokarlar. Diğer bütün durumlarda bu ihtimal gitgide azalır ve yok olmaya kadar gidebilir.
Rahim ve borularını havalandırma işlemi hangi kurallara dayanır? Ne zaman uygulanabilir?
Bu işlem kesin fizik kanunlarına bağlıdır. Jenital boşluklara, sabit hızla, organizma tarafından kolaylıkla emilebilen karbon dioksit verilir. Bu, ilk olarak rahim boşluğunu, sonra da rahim borularının boşluğunu geçer ve karın boşluğuna varır. Yukarıdaki şartlarda uzun bir yol kaydeden bu gazın bir daralma haliyle karşılaşırsa basıncı artar; herhangi bir genişleme haliyle karşı karşıya kalırsa da basıncı azalır. Eğer bahis konusu olan rahim borusu çekilip büzülürse rahim borusunun çapında bir azalma ve buna bağlı olarak basıncında artış, eğer tekrar kendini bırakırsa bunun tam aksi olur. Bundan sonra, gazın geçtiği yerlerde görülen basınç değişmelerinin kaydedilmesi, rahim borularının kasılmasıyla ilgili durumları ortaya koyar. Bu işlemin yapılmaması gereken iki devresi vardır:
1) Menstruasyon sırasında: Rahim duvarına açılan damarların genişlemesi gazın kana karışmasına ve zehirlenmeye neden olabilir.
2) Ovülasyon sonrası devrede: Test muhtemel bir gebelik olayına tesir edebilir. Bu testin yapılması için en uygun devre âdet kanamasının bitimini takip eden ilk haftadır.
Bu işlem hangi semptomları verir?
Bir hastanın jinekologa görünmesi sırasında hissettiği normal sıkıntıdan başka şu semptomlar görülür: Özel şekilli borunun takılması âdet kanamasının getirdiği ağrıya benzer lokal bir ağırlık hissi verebilir. Gazın jenital boşluğa akması ya hiçbir belirti göstermez (olayların % 50’sinde) ya da âdet kanamasıyla görülen ağrıya benzer bir semptom ortaya koyabilir. Bu iki uç arasında aynı şekilde dağıtılmış bir değişkenlik vardır.
Havalandırma işleminin sonunda hastalar oturmaya başladığı zaman, boyunda veya omuzlarda bir ağırlık hissi ortaya çıkabilir. Bu his bir çeyrek kadar sürer. Bu durum gazın karın boşluğunda yukarı doğru hareket etmesinden kaynaklanır: Gaz diyaframın altına geldiği zaman burada bulunan bir sinir yukarıda bahsedilen hissi doğurur.
Yukarıda bahsedilen komplikasyonların yanında lokal iltihaplanmalar da vardır (vagina, rahim, rahim borusu ve yumurtalık iltihaplanmaları). Bu bakımdan jinekologun hastayı doğru şekilde değerlendirmesinden başka, düzenli kan tahlilleri de gerekir; bunlar organizmadaki mümkün iltihaplanmaları ortaya çıkarır.
Bu işlemin tedavi şeklinde bir etkisi var mıdır?
Bir bakıma evet. Ancak bu etkinin bilimsel bir değerlendirmeden doğduğu söylenemez; ne var ki karbondioksit gazının verilmesinden sonra meydana gelen gebelik durumları da gözden uzak tutulamaz. Bu durumlarda geçerli olan tek açıklama, havalandırmanın rahim borularının kasları üzerinde meydana getirdiği üfleme şeklindeki uyarıya bağlıdır; bunun sonucunda rahim borularının hareket özelliği artar.
Rahmin ve salpenksin radyografisi nedir?
Rahim boşluğuna ve rahim borularına (salpenksler) kontrast yapan bir sıvı doldurmak suretiyle uygulanan bir inceleme yöntemidir.
Bu radyografinin fonksiyonu nasıl açıklanabilir?
Yapı olarak X ışınlarına karşı saydam olan organları görülür hâle getiren bazı tıp yöntemleri vardır (sindirim sisteminin radyografisi, ürografi, yani idrar yollarının kesif madde ile doldurularak röntgen ışınlarıyla resminin alınması vb.).
Sonuç almak için bu organlarda boşlukların bulunması ve bu boşlukların da dıştaki öğelerle ilişkisi olması gerekir. Röntgen mütehassısı bu boşlukları X ışınlarını geçirmeyen bir sıvıyla doldurur; bu şekilde boşlukları radyogram üzerinde görmek mümkün olur. Radyolog jenital bölümün röntgenini almak için yağlı ve sulu olmak üzere iki tip sıvıdan faydalanır.
Kullanılan iki tip sıvı arasında ne gibi farklar vardır?
Yağlı sıvı daha eskidir. Bu yüzden denenmiştir. Boşlukları iyice doldurur ve geçtiği değişik boşlukların çok iyi görünmesini sağlar. Ayrıca verilen yerde uzun süre kaldığı için rahim borularının etrafındaki tezat sıvıyla dolu yerlerin uzaktan görülmesine ve değerlendirilmesine imkân verir. Bu özellik aynı zamanda bir kusurdur. Çünkü testin yapılmasından altı ay sonra bile yağlı sıvıyı karın boşluğunda bulmak mümkündür. Bu sıvı sulu olana nazaran daha ağrılı, pıhtılı ve allerjik reaksiyonlar doğurur. Sulu sıvının daha az travma yaptığı ve daha kolay emildiği bir gerçektir ama gösterici özelliği çoğunlukla tahmin yapma durumunu ortaya koyar.
Rahmin ve salpenksin radyografisi neye yarar?
Bu radyolojik inceleme jenital boşlukların içi hakkında bilgi verir. O halde işlemin ilk amacı bu yüzeylerin bütün düzensizliklerini belgelemektir. Bunların arasında meselâ fibrom veya rahim içine yerleşen polipler, oluşum hataları, rahim borularının normal şekillerinin dışında olmaları, bunların ilerleyen iltihaplanmalar sonucu genişlemeleri sayılabilir.
Bu radyografi rahim borularının iyi veya kötü şekilde açılmalarını da ortaya koyar ama bu veriyi kesinleştirmek için tahlil ve inceleme sırasında boruların büzücü kaslarında herhangi bir büzülme durumunun olmamasına dikkat etmek gerekir.
Rahim ve rahim borularının radyografisi ne zaman yapılır?
İyi bir sonuç almak ve kesinlik getirmek için en iyi zaman, menstruasyonların sonuyla âdet devresinin onuncu ve on ikinci günleri arasındaki dönemdir. Bu dönem havalandırma işlemi için de aynı nedenlerle geçerlidir.
Rahim ve rahmin borularının radyografisi nasıl alınır?
Bütün radyolojik merkezlerde radyografi şöyle alınır:
A) Hasta yatağa uzanır ve bacaklarını jinekolojik pozisyona getirir.
B) Jinekolojik muayene yapılır.
C) Spekulum takılır.
D) Rahim boynu bir pens ile açılır.
E) Enjektör rahim boynuna takılır ve pense bitiştirilerek sabit kalması sağlanır.
F) İlk radyogram alınır.
G) 2-3 cc sıvı enjekte edilir.
H) İkinci radyogram alınır.
I) 3 cc sıvı daha enjekte edilir. L) Üçüncü radyogram alınır. M) Bütün gereçler çıkarılır.
N) Kullanılan sıvı yağlı ise 24 saat sonra kontrol amacıyla diğer bir radyogram alınır.
Ne gibi semptomlar verir?
Bütün karmaşık testlerde olduğu gibi, hastanın heyecanlı olması normal semptomların büyük ölçüde değişmesine neden olur. Havalandırma işlemi için geçerli olan bu konu, çevrenin özel bir durum taşıdığı, radyolojik makine ve doktorun tutumunun âni bir gevşemeye engel olduğu zaman bu işlem için de geçerli olur. Aslında, hastalar bu ikinci işlemi birinciden daha ızdıraplı bulmaktadır. Bu radyolojik işlemden sonra kürek kemiği ve çevresinde nefes alma zorluğu olmaz ama hastanın âdet kanaması gibi bir rahatsızlığı ve bir gün kadar süren diyare durumu söz konusu olabilir.
Rahim ve salpenksin radyografisinin kaçınılmaz olduğu vakalar var mıdır?
Kısırlık problemlerinden «kaçınılmaz test» şeklinde hiçbir zaman bahsedilmese bile, rahim ve salpenksin radyografisinin doğurganlıkla ilgisi olan bir hastalığı belirleyecek tek bir durum vardır: Rahim borusunun «istmus» yani berzah (kıstak) hizasında tıkanması. Bu durumda radyogram lezyon noktasını tam olarak ortaya çıkarabilir. Diğer bütün vakalarda, havalandırma, biyopsi, pelviskopi veya histeroskopi bu testin yerine geçebilir.
Rahim ve rahim borularının radyografisine ters düşen yan tesirli haller var mıdır?
Havalandırma işlemi için söylenenler bu radyografi için de geçerlidir. Radyolojik tahlil tekrarlandığı zaman daha da çok yan tesir bırakacağını hatırlatabiliriz.
X ışınlarının konsantre olduğu zemin yüksek radyolojik doza karşı çok duyarlı olan organları da içine alır. Hastanın çok gerekli olmadan bu testleri tekrarlaması bu yüzden tehlikelidir.
Bu radyolojik işlem tedavi olarak kullanılabilir mi?
Rahim ve salpenksin radyografisinden sonra meydana gelen hamileliklerin durumu istatistik ve bilim açısından bir anlam taşımaz. O halde bu sorunun cevabı olumsuz sayılır.
Selyoskopi nedir?
Selyoskopi, karın boşluğunu açmadan (ameliyat öncesi gibi) içini incelemeyi sağlayan cerrahi bir yöntemdir. İncelenecek yeri aydınlatmak için optik şeritler ve lensler (mercekler) içeren bir tüp takılır. İki giriş yolu vardır: Pelviskopi-de karın yüzeyi, küldoskopide vajinanın iç kısmı.
Pelviskopi ile küldoskopi arasında ne fark vardır?
Bu iki yöntem birbirine benzese bile, giriş yollarındaki görüş farklılığı yüzünden birbirlerinden ayrılır. Bir örnek vermek gerekirse, küldoskopide, jenital sistem sahnenin hemen altında oturan bir seyircinin sahneyi gördüğü gibi görülürken, pelviskopide durum farklı olur; görüş en yüksekteki balkonun tam orta. yerinde oturan bir seyircinin görüşüne denk düşer. Tabiî ikinci durumda seyirci sahneyi çok daha rahat ve tam olarak görür. Pelviskopide ayrıca alman pozisyon pens kullanırken birtakım el hareketlerine de imkân verir. Ama küldoskopide travma olasılığı daha azdır ve olsa bile gözle görülen bir lezyon söz konusu değildir.
Selyoskopi neye yarar?
Bahsedilen testler arasında hastayı en çok yoran selyoskopidir. Bu yüzden havalandırma ve rahim ve salpenks radyografisinden sonra veriler yetersiz kaldığı zaman yapılması tavsiye edilir. Bunun aksine, teşhis kesinse, teşhisin ameliyatı gerektirdiği vakalarda, teşhisle ilgili detayları ve yararlı teknikleri ortaya çıkarmak için selyoskopiye başvurulur. Eğer bir çift kısır ise ve buna rağmen incelemeler tamamen normal sonuç vermişse; bu halde de selyoskopi uygulanır: İncelenmeden geçen birtakım öğeleri değerlendirilir (küçük yapışkanlıklar, hafif pelvis iltihaplanmaları gibi).
Ne zaman yapılmalıdır?
Teorik olarak, âdet kanamasının dışında normal devrenin herhangi bir gününde yapılır. Aslında yapılmasının daha daha uygun olduğu iki an sayılabilir: Beşinci ve on birinci günler arasında yapılır sa rahim borularının yolu ve faaliyeti daha kolay değerlendirilir. Ayrıca, yirmi birinci ve yirmi yedinci günler arasında yapılırsa, pelvis için yararlı olur; endometriyumun biyopsisiyle birlikte pelvise ait tam bir sonuç alınır.
Pelviskopi nasıl uygulanır?
Sağlık merkezlerinin çoğunda pelviskopi, ameliyathanede, genel anesteziyle uygulanır. Bu uygulama, çok gerekli olmasa bile, çok ender olarak karşımıza çıkan karmaşık durumların önüne geçer. Yöntem en büyük kısırlık kurallarını göz önünde tutar. Yapıldığı zaman şu iki devreden geçilir:
1) Derinin kesilmesi. Estetik ve optik nedenlerle (dıştan yara izi bırakmaması için ve incelemenin noktasının yukarıda ve ortada olmasından dolayı), göbeğin iç yüzünün kesilmesi tercih edilir.
2) Karın içinde hava verilir, (pnömoperiton); yani karın boşluğuna karbon dioksit doldurulur (deriyi kesmek suretiyle büyük bir iğneyle üç litre kadar karbondioksit verilir). Karın boşluğuna hava doldurulması karın duvarının kubbe şeklini almasına ve bağırsak halkalarının hafifçe çekilmesine yardımcı olur.
3) Dörtte üç denilen, ucunda sivri bir cisimcik olan, 12 mm çapındaki silindirin takılması ve pelviskopinin başlaması. Karın duvarının değişik katmanlarını geçtikten sonra (şeritler, kaslar, karın zarı yani periton), sivri uç çıkarılır ve yerine silindirin içinde kolayca hareket edebilen optik tüp takılır.
4) İkinci dörtte üçün takılması. Bu durumda da birincisine benzeyen ama ondan çok daha küçük olan (4-6 mm) bir alet söz konusudur. Aynı teknikle, kalça kemiğinin çıkıntısının hemen yanma, sağ kasık dolayına sokulur. El hamlelerine yarayacak herhangi bir aletin veya bir pensin yola sokulmasına imkân verir.
5) Aletlerin çıkarılması ve derinin dikilmesi. Karındaki gaz tamamen çıkarıldıktan sonra her iki dörtte üç de çıkarılır.
Alttaki delikler hemen kapatılır (karın zarı ve şeritler). Bu durumda bunların yerine, göbeğin derisinin üzerindeki yaraya bir veya iki dikiş, kasık yarasına da tek bir dikiş atmak yeterli olur. Bu dikişler dört- beş gün sonra alınabilir. Hasta ertesi gün taburcu edilir.
Küldoskopi nedir?
Pelviskopi gibi bu araştırma da maksimum kısırlık esasları göz önünde tutularak yapılır. Uygulandığı zaman, kullanılan teknik ve travma ihtimali bakımından lokal anesteziyle yapılır. Şu iki devreden geçilir:
1) Arka forniks’in yani arkadaki tavanın kesilmesi. Arka forniks rahim boynunun altında yer alır. Bu kısmın arkasında hiçbir organ yoktur; tabii elle yapılan hareketlerde de hiçbir organı zedeleme ihtimali olmayacaktır. Çok ince olan vagina duvarını geçtikten sonra karın boşluğuna varılır; karın boşluğunda rahmin ön kısmı rektumdan ayrılmış durumdadır.
2) Optik kısmını takılması. Bu takış tekniği de selyoskopide yapılanın aynıdır. Tek fark geçilmesi gereken ince öğelerin basınç istememesi yani büyük bir travma olasılığının olmamasıdır.
3) Aletin çıkarılması ve dikiş. Emilmeyen materyalden, sonradan alınmayacak tek bir dikiş atılır. Hasta ameliyattan birkaç saat sonra serbest bırakılır.
Selyoskopi hangi semptomlan verir? Kontrendikasyonlan var mıdır?
Ameliyat genel veya lokal anestezi ile yapılır. İşlem sırasında sübjektif belirtileri saptanamaz. Hasta uyandığı . zaman veya uyuşturucunun etkisinin geçmesinden sonra, semptomlar küçük bir deri yarasının semptomlarına benzer. Pelviskopiden sonra birkaç saat süren tek rahatsızlık, verilen gazın bir kısmının karın boşluğunda kalması nedeniyle göğüste ve omuzlarda hissedilen bir fenalık hâlidir. Kesin kontrendikasyonlar yoktur. Şişmanlık, göbek fıtığı, evvelki ameliyattan kalan herhangi bir yapışma gibi teknik zorluklar olabilir.
Pelviskopi tam belirgin bir sonuç verir mi?
Pelviskopi, özellikleri bakımından bütün morfolojik patoloji için kesin bir teşhis sağlamalıdır. Çünkü jenital sistem doğrudan incelenebilir ve aynı zamanda görülen sıvılardan ve değişik dokulardan örnekler alınabilir.
Bazal ısı ne demektir?
Bazal ısı, sabahları kesin dinlenme şartlarında alman vücut hararetidir. Bu ısının esasına bağlı olan tabii doğum kontrol yönteminden bahsedelim: Övülasyonun olduğu bir yumurtalıkta «corpus lu-teum» denen bir grup hücre oluşur. Corpus luteum projesteron denen bir hormon salgılar. Bu hormonun birçok görevi vardır.
Burada bizi özellikle ilgilendiren projesteron hormonunun vücut ısısı üzerindeki etkisidir: Kandaki hormon miktarı iyi olduğu zaman vücut ısısı 3-8 ondalık derece artışı gösterir.
Bütün âdet dönemi boyunca her gün vücut ısısını kontrol edersek, âdetleri düzenli olan kadının vücut ısısının ilk 14 günde belirli değerde, daha sonraki 14 günde ise daha yüksek değerde olduğunu görürüz. Birinci değerden ikincisine geçişin olduğu an ovülasyon dönemi sayılır.
Bazal ısı nasıl alınır?
Tecrübeye dayanan bütün yöntemlerde olduğu gibi bazal ısı alınırken de özenli ve dikkatli olmak gerekir. Ancak bu şekilde teşhis için yararlı olabilecek bir grafik elde ederiz. Bunu sağlamak için şu noktalara dikkat etmek gerekir:
A) Eczaneden bu amaçla kullanılacak bir termometre almak: Bu termometrenin içinde evvelden basılmış olan grafikler vardır.
Vücut ısısının, dereceleri bunların üzerine işaretlenir.
B) Termometreyi baş ucunda bulundurmak ve her sabah bunu ölçme alışkanlığı edinmek. Herhangi bir şey yapmadan Evvel, hep aynı saatte aynı yerden ölçmeye dikkat etmek.
C) Vücut ısısını ansızın yükseltebilecek her türlü durumu grafikte işaretle-[nek (uykusuzluk, sabahın ilk saatlerine rastlayan ilişkiler, soğuk algınlığı, grip gibi.
D) Menstruasyonun ilk gününden, başlayan ve daha sonraki menstruasyonun bir evvelki gününe kadar süren bir grafik hazırlamak.
E) Birbirini izleyen 2-3 âdet kanaması devresi boyunca vücut ısısını kaydetmek.
Bazal ısının seyrini kaydetmek hangi durumlarda yararlı olur?
Bazal ısının seyrini bilmenin yararlı olduğu iki önemli durum vardır:
1) Ovülasyonun varlığını belirlemek gereği olduğu zaman,
2) Menstruasyon devresinin değişik dönemlerini kaydetme durumu olduğu zaman.
Bazal ısı ovülasyonu kesin olarak belirten bir test midir?
Projesteron varlığı ile vücut ısısının yükselmesi arasındaki bağlantı denenmiş ve işaret edilmiştir. Ama projesteron miktarındaki artış ile kuvvetli bir yumurtlama arasındaki ilişki için aynı şey söylenemez. Son yapılan analizde, termik grafiğe bağlı yumurtlama durumunda şüpheli noktalar olabilir; tecrübeli olmayan hastanın dereceyi ölçerken yaptığı hataları da göz önünde tutarsak bunların sayısı daha da artabilir.
Hormon dozlarının ölçülmesi ne demektir?
İdrarda ve kanda ne kadar hormon olduğunu ölçmek demektir. Hormon tutarı yapılan testin menstruasyon döneminin hangi ânına denk düştüğü göz önüne tutularak saptanır.
Hormon nedir, neye yarar?
Organizmanın endokrin bezleri tarafından salgılanan kimyasal maddelere hormon denilir. Bunların özelliği, az miktarda da olsa değişik sistemlerin çalışmasını etkilemeleridir Bir organın çalışması normal olarak sinirsel uyarılarla yönetilir. Aslında bu, vücudun amacına ulaşmak için yararlandığı en hızlı sistemdir. Hormonal sistem aynı sonucu daha ağır ama daha uyumlu bir mekanizma ile elde eder.
Hormonların çeşitli ürünleri değişik amaçlara yönelik olsa bile birbirleriyle ilgilidir. Bu yüzden bir sektördeki en ufak bir dengesizlik diğer sektörlere de tesir eder veya bunun aksine organizmadaki fonksiyonel dengenin iyi olması hormonların uyumlu üretimine dayanır.
En çok bilinen endokrin bezleri tiroid, böbrek-üstü ve pankreastır. Herkes bunların kötü çalışması sonucu ne gibi hastalıkların ortaya çıktığını bilir. Doğuştan tiroidin az çalışması sonucu ileri gelen
fizikî ve aklî gerilik hâli, böbreküstü bezlerinin hipofonksiyonundan doğan derinin esmer bir renk alması yani tunç hastalığı; şeker, endokrin bezlerin neden olduğu en tehlikeli hastalıklardan sayılır. Bunun gibi durumlarda birinci dereceden hastalık kısırlık problemleri ile karmaşık bir hal alır; bu da organizmamızın çeşitli hormonal bölgeleri arasındaki biyokimyasal ilişkilerin ne kadar duyarlı olduklarını gösterir.
Jenital sistemi ilgilendiren hormonlar hangileridir?
Jenital sistem üzerinde özellikle etki bırakan hormonlar vardır. Bu etki jenital sistemi oluşturan bütün dokularda görülür (mukoza, kaslar, bezler ve benzerleri gibi). Kadında cinsel hayatın en çok dikkati çeken durumu menstruasyonlardır. Bunların belli dönemde olması birtakım seri değişikliklerin sonucudur. Bu değişiklikler düzenli bir hormonal üretim tarafından kontrol edilirse, jenital sistem gebeliğe başlayabilir ve bunu sonuna kadar götürebilir.
Bu amaca ulaşmak için, organizma, karşılıklı etkisi olan bir seri iç salgı bezinden yararlanır; birinci bezden üreyen hormonlar ikincinin hormonal üretimini uyarır ve bu sonuncuya kadar gider. Sonuncu bezin üretimi arttırması, dönüşte düzeni sağlar ve gerek bloke ederek gerekse uyararak bütün devrenin çalışmasını düzende tutar.
Jenital sistemde en çok anlam taşıyan bezler şunlardır: Hipofiz ve yumurtalık. Hipofiz yumurtalığın fonksiyonunu etkiler. Ürettikleri hormonlar şunlardır: 1) Folikül uyarıcı hormonu (FSH), lütei-nizan hormon (LH), prolaktin (PRL). 2) Östrojenler (özellikle 17 beta östrodiyol), projesteron (P).
Hormonal dozlar nasıl saptanır?
Hormonal dozlar idrarda ve kanda ölçülür. Kanda yapılan saptama daha yaygındır. İdrarda sadece aranılan maddenin yıkıcı ve değiştirici ürünleri saptanırken kanda daha kesin, doğrudan sonuç almak mümkün olur.
Bu dozların ölçülmesinin gerekli olduğu neye dayanılarak söylenir?
Kısır çiftin problemini ele almadan evvel hastanın fonksiyonel hikayesi hakkında araştırma yapmak gerekir: Menstniasyon şekli (sıklığı, miktarı, süresi), menstruasyon dönemine ait semptomlar gibi. Bu bilgilerin değeri tamamen normal olmayan termik grafikle daha da artar.
Menstruasyonların tamamen olmaması hâlinde nasıl davranmak gerekir?
Menstruasyonların olmaması çoğunlukla en karmaşık patoloji semptomları arasında kabul edilir. Bu gibi durumlarda tedavi endokrinoloji uzmanlarına bırakılır.
FSH ve LH hormonlarının hangi günlerde saptanması gereklidir?
FSH ve LH hipofiz tarafından salgılanır. Birincinin görevi, ovülasyonun olması için en iyi şartları doğuran östrojen-1er tarafından ayarlanan olayları; ikincinin görevi ise, projesteron tarafından düzende tutulan diğer değişimleri uyarmaktır, bunlar üretilen yumurtanın döllenmesini, rahim boşluğuna ulaşmasını ve burada yerleşerek gebeliğe neden olmasını mümkün kılarlar. Bu hormonların miktarı menstruasyon. döneminin seyri boyunca kanda değişkenlik gösterir. Değişik nedenler yüzünden her iki hormonun da en çok miktarda olduğu an ovülasyon günüdür. FSH’nin ve özellikle LH’-nin dozunun belirlenmesi için, yumurtlamanın olması mümkün günlerde kan tahlili yapmak ve bu hormonların miktarım ölçmek gerekir. Bu günler normal devrelerde on ikinci, on dördüncü ve on altıncı günlerdir. Daha uzun veya daha kısa olan devrelerde en uygun günlerin seçimi için bazal ısıya dayanmak daha doğrudur.
17 beta östrodiyol dozunu belirlemek hangi günlerde gerekli olur?
17 beta östrodiyol yumurtalıkta folikül tarafından üretilen üç östrojen hormonundan biridir. Folikül yumurtayı içinde tutan bir bezdir; yumurta olgunlaştığı zaman bu sıvıyla dolu olan kese şişer ve yumurtalığın yüzeyine kadar çıkar. Tam ovülasyon ânında yumurtayı dışarı çıkarabilmek İçin bu yüzeyi yırtar: Olgun yumurta döllenmeye hazırdır. 17 beta östrodiyol kanda en fazla miktarda bulunan hormondur. Düzenli bir âdet döneminde, dönemin ilk yarısında bu hormonun miktarında devamlı ilerleyen bir artış olur. Bu ilk yarı menstruasyondan ovülasyona kadar giden yarıdır ve 17 beta östrodiyol hormonunun dozunun belirlenmesi için seçilecek günler bunlardır.
Projesteron dozunun belirlenmesi hangi günlerde olmalıdır?
Bazal ısıdan bahsederken projesterondan da bahsettik. Bütün dokular üzerindeki etkisi östrojenlerin etkisine ters düşer. Folikül denen yumurtalık kesesi hücrelerinden ürer. Menstruasyondan evvel en yüksek değerine ulaşır. Sonra, menstruasyonun başlamasından bir gün evvel neredeyse sıfıra kadar düşer. Projesteronun kanda ölçülmesi için en uygun günler, yirmi ikinci, yirmi dördüncü ve yirmi altıncı günlerdir.
Prolaktin dozu hangi günlerde belirlenmelidir?
Şu ana kadar bahsini ettiğimiz hormonlar arasında en az tanınanı prolaktindir. İşlevi, başlangıç safhasında corpus luteum üzerindeki olumlu uyarıya ve göğüslerdeki süt salgısını hızlandıran faaliyete bağlıdır. Prolaktin miktarında patolojik bir artış olursa sütün çok fazla akması olarak bilinen hastalık da ortaya çıkar. Aynı zamanda menstruasyon dönemi uzar veya tamamen yok olur. Bu hormonun üretimi diğer hormonlarınki gibi aylık değildir. Bütün günler sabit kalmasına rağmen gündüz ve gece arasında miktarında değişme olur.
Herhangi bir huzursuzluk âni bir artışa neden olabilir (tahlile bağlı olan huzursuzluk bile). Prolaktin dozunun belirlenmesi herhangi bir günde olabilir ama sabahları tercih etmek üzere hep aynı saatte olması istenir. İğnenin damara girmesiyle kanın alınması arasında az bir zaman geçmesi beklenir; hasta bu şekilde heyecanını yenmiş olur.
Endometriyum biyopsisi nedir?
Endometriyum biyopsisi cerrahi bir araştırmadır: Küçük bir kazıyıcıyla rahim boşluğunu örten mukozadan ufak bir parça alınır. Alınan parça üzerinde histolojik tahlil yapılır.
Biyopsi neye yarar?
Biyopsi, yumurtalığın fonksiyonlarım araştıran testlere yardımcı olur ve hormonların, yumurtanın döllendikten sonra rahimde yerleşmesi için ne gibi değişiklikler yaptığını ortaya koyar. Anestezi ile yapılırsa rahim boşluğunun iç yüzeyi, boyutları ve şekli hakkında bir fikir edinmemizi sağlar.
Biyopsi ne zaman yapılır?
Amaç, dokunun aldığı bütün hormonal değerlere ne şekilde cevap verdiğini öğrenmek ise, menstruasyonlardan bir gün evvel biyopsi yapıp, bu dokuyu incelemek gerekir. Müdahale menstruasyon düzenini bozmayacaktır, çünkü bu biyopsiyle menstruasyonlar en fazla 2-3 gün önceden olur; sonra da normal şekline döner.
Biyopsi nasıl yapılır?
Eskiden genel anesteziyle yapılırdı. Şimdi «novak tüpü» denen bir aletle yapma imkânı vardır: Bu tüp rahim boynunu genişletme lüzumu olmadan kolaylıkla buraya sokulur. Bu durumda genel anesteziye lüzum kalmaz.
Biyopsi şu aşamalarda yapılır: 1) Spekulumun takılması. 2) Vajinanın ve rahim boynunun dezenfekte edilmesi. 3) Hegar pensiyle rahim boynunun sıkılması (hasta uyanır ve çimdiklenmiş gibi olur.) 4) Rahim boşluğunun histometre (uterusu ölçme aleti) ile ölçülmesi. 5) Çapı gittikçe artan genişleticilerle rahim boynunun genişletilmesi, (gerektiği zaman genel anestezi yapılır ve hasta acı çekmez). 6) Histolojik tahlil için (dokubilim) endometriyumun bir parçasını alabilmek amacıyla herhangi bir aletin veya Novak tüpünün takılması (tüp takılırken hasta anestezi altında olmazsa menstruasyon ağrısı gibi bir ağrı hisseder.
Kontrendikasyonlar söz konusu olabilir mi?
Endometriyum biyopsisi için tek ve kesin bir kontrendikasyon vardır: (Gebelik. Alman parça, yumurtanın yerleştiği yeri ilgilendirmiyorsa tahlil, gebeliği etkisi altına almaz; hem de tedavi niteliği taşır. Biyopsiye elverişsiz olan diğer durumlar şunlardır:
1) Devam eden vajinit (vagina iltihaplanması) veya akut servike-vajinit (prosesin yukarıya doğru yayılmasını engellemek için). 2) Devam eden âdet kanamaları. Alınan parça nekroz (çürüme) hâlinde olduğu için anlam taşımaz. 3) Yumurtlamadan evvel gelen dönem (âdet döneminin ilk devresi. Alınan parça teşhis için yararlı olmaz). 4) Sonraki günlerde rahim boşluğunu ilgilendiren tahlil yapma ihtiyacı.
Rahim boynu makusu (servikal mukus) neye yarar?
Rahim boynu mukusu, rahim boynunun içindeki kanalın mukozasına ait bezlerin salgısıdır. Östrojen ve projestero-nım, menstruasyon döneminin değişik devrelerinde değişken şartlar doğurduğunu biliyoruz: Bu şartlar, çoğaltıcı, üretici, olayı hızlandırıcıdır. Rahim boynu mukusu, bu dokulardan birinden salgılandığı için, bu kurala bağlı kalır. Yumurtlama nın olduğu günlerde, spermatozoonların kolayca çıkmasını sağlayan fiziksel-kimyasal özellikler gösterirken, daha sonraki günlerden menstruasyonların sonuna kadar geçilmez duruma girer (sırasıyla: Östrojenik ve projestinik etkiler). Gebelik sırasında yoğunlaşır ve bütün gebelik boyunca rahim ağzını kapayacak şekilde bir tıpa görünümüne girer (projesteronun miktarının artması).
Rahim boynu mukusunu değerlendirmek hangi durumlarda yararlıdır?
Rahim boynu mukusu görevini yapmayabilir. Çok katı veya çok serbest olabilir. Çok serbest olması bir problem teşkil etmez. Çok katı olması döllenme güçlüğüne neden olur. Bir rahim boynu mukusu, kendisinden geçecek spermatozoonun hareketi ve yaşaması için önemli sayılan hamleleri yapmasına engel olacak kadar sert ve geçirmez olabilir. Bu koordinasyon bozukluğunun, yumurtlama ve mukusun dönüşümü arasındaki uygunsuzluğun nedenleri iltihapla veya hormonlarla ilgili olabilir. Bunun gibi durumlarda rahim boynu faktörü araştırması yapılmalıdır.
Rahim boynu faktörü nasıl araştırılır?
Rahim boynu faktörünün araştırılması, yumurtlama öncesi veya yumurtlama dönemlerinde mukusun özelliklerini değerlendirir; rahim boynundaki hastalık yapabilecek mikropları araştırır, spermatozoonların mukustaki yaşayışlarını doğrudan kontrol eder (birleşme sonrası testi).
Mukusun özelliklerinin evrimine daha kolay uyum sağlayabilmek için değişen bu günlerde, analizi yapan uzman, doğrudan doğruya rahim boynundan analiz için gerekli parçayı alır. Bunu yapabilmek için vajinaya spekulum denen âleti sokmak ve kuru bir sargı beziyle rahim boynunu temizlemek gerekir. Bu işlemde hissedilen rahatsızlık Pap-testte hissedilenin aynıdır. Mukus bir cam üzerine alınır ve kuruduktan sonra mikroskopta incelenir. Değerlendirilmesi gereken özellikler şunlardır:
1) Dış rahim ağzının boyutları, 2) mukusun miktarı, 3) mukusun esneklik kapasitesi, 4) mukusun yoğunluğu ve akyuvarların varlığı, 5) kuruyan mukusun eğreltiotu şeklinde kristalleşmesi 1. 2. 3. v 5. özellikler ovülasyonun olduğu gün en yüksek değerlerine varır. O gün 4. en az anlam taşıyan özelliktir.
Rahim boynu tamponu nedir ve nasıl yapılır?
Rahim, boynu tamponu, mukusta varlığını sürdüren mikroplann kültür testine tabi tutulmasını öngören (bilimsel araştırma için mikropların üretilmesi, kültür) bakteriyolojik bir incelemedir. Bunu yapabilmek için vajinaya kuru ve mikropsuz bir spekulum sokmak gerekir; sonra, yine mikropsuz bir sargı beziyle rahim boynundaki salgılar uzaklaştırılır; rahim boynu kanalına monte edilmiş bir kısmı olan küçük bir çubuk sokulur ve bunun vagina duvarlarına değmemesine dikkat edilir. Sonunda uygun bir kültür zemini elde edilir. Bundan sonra birkaç gün içinde bu zemin üzerinde mikrop gruplarının birikip birikmediğini anlamak ve eğer biriktiyse bunları tanımak mümkün olacaktır.
Birleşme sonrası testi nedir ve nasıl yapılır?
Bu, normal bir cinsel birleşmeden sonra spermatozoonların rahim boynu mukusunu geçerken gösterdikleri hareket özelliklerini ve sayılarını değerlendiren bir testtir. Testte üç ayrı yerden mukus alma esası güdülür: Vagina zemini, dış rahim ağzı ve iç rahim ağzı. Teknik, rahim boynu mukusunun tekniğine benzer. Tek farklı nokta analiz için üç ayrı cam parçasının kullanılmasıdır. İncelemenin teşhis değeri taşıması için cinsel birleşmenin en az 8 saat önce olması gerekir. Çifte yapılan tavsiyeler şunlardır:
1) Gece yarısına doğru tam ve serbest bir ilişkide bulunmak. 2) Yataktan kalkmamak, yıkanmamak, gece boyunca başka birleşmede bulunmamak, 3) 7,30′a doğru kalkmak ve herzamanki kişisel temizlenmeyi yapmak. 4) 9 saati geçirmeden analiz için başvurmak.
Bu testte ne aranır?
Amaç, spermatozoonlarm rahim boşluğunda vajinanın içine yerleşmeleri sırasında gösterdikleri canlılık, hareket özel İlkleri ve sayılarını araştırmaktır: I cam parçası (vajina zemini): Rahim boynu mukusu ile hâlâ temas hâlinde değildir; II cam parçası (dış ağız): Mukusla ilk tema-sm başlaması; III cam parçası (iç ağız): Homojen ve uzun süren bir temastan sonra. Bu testin teşhis değeri olabilmesi için mukusun şartlarının uygun olması yani ovülasyon günlerine denk düşmesi gerekir. Aksi takdirde testin sonucu olumsuz olur (II ve III cam parçalarında spermler hareket etmez durumda olur). Bu da ovülasyonu kesin olarak belirlemenin kaçınılmaz olduğunu ve birleşme sonrası testini ancak o günde yapmanın şart olduğunu gösterir. Pratikte bir seri mukus analizi yapılır ve bunları esas alarak testin tarihi programlanır.
Spermatozoonlara karşı bağışıklık reaksiyonu ne demektir?
Bağışıklık konusu çok karmaşık bir konudur. Kısaca şöyle özetlenebilir: Organizmanın korunma sistemlerinden biri, mikroskopik dış dünyanın saldırılarıyla karşılaştığı zaman, antikor denen özel maddeler üretmektedir. Antikorlar «antijen» denen, organizmada antikor yapan maddeleri tanırlar ve bunlarla birleşerek zararsız hâle getirirler. Antijen ve antikor arasındaki bu ilişki bağışıklık adım alır. Organizma daha evvelden o belirli antijenle temas hâlinde olmuştur; tabii ona karşılık antikor da oluşturmuştur. Eğer bir kadın erkeğin spermatozoidlerine karşı antikor oluşturmuşsa, bunlar ne zaman rahim boşluğuna girseler, bağışıklık sistemince yakalanır ve etkisiz bırakılırlar.
Bu nasıl anlaşılır? Bu sorunu çözümlemek için ümit vaad eden imkânlar var mıdır?
Anti spermatozoid bağışıklığı teşhis etmek için iki kimyasal yöntemden yararlanılır: Bu yöntemlerle kadının serumuyla erkeğin spermatozoidleri karşılaştırılır; bunların yapıştırıcı ve ayırıcı özellikleri kontrol edilir. Böyle bir reaksiyon olduğu anlaşılırsa bundan doğan kısırlığın maalesef çözüm imkânı yoktur.
Psikolojik kısırlık var mıdır?
Psikolojik kısırlığın tamamen normal olan kişilerin bir kısmında olduğu söylenebilir. Bu kişilerin belirli bir zaman içinde düzenli ve tam ilişkileri vardır ama arzu ettikleri gebeliğe kavuşamamışlardır. Çiftlerin bazılarında henüz bilinmeyen patolojik durumlar olabilir. Nedeni bulunamayan kısırlık vakalarının % 10 unda psikolojik tedavi uygulanmaktadır. Teknik nedenlere dayanması mümkün olan psikolojik kısırlıklar % 5 oranındadır ve muhtemel teknik nedenler şunlardır:
A) Yumurtlamanın hormonal tesirinin engellenmesi,
B) rahim borularının spazma hedef olması ve hareketinin engellenmesi,
C) yumurtanın yerleştiği yerde rahmin çok fazla kasılması,
D) corpus luteum etkinliğinin hormo nal tesirinin engellenmesi.
Psikolojik kısırlık ne zaman, nasıl ele alınabilir?
Merkezlerin çoğunluğunda eşlerin, mümkün organik nedenleri sorumlu görülmezse kısırlık üzerindeki psişik baskılar ele alınır. Psikolojik problemler varsa uzman kişi, çifti daha ilk seans lardan itibaren psikologa gönderir.
Kategori: Cinsel Sağlık, Kadınlarda Cinsel Sağlık
Etiketler: bazal ısı, biyopsi, hormonal dozlar, kadın, kadınlar, kısır kadın, kısırlık, küldoskopi, pelviskopi, rahim borusu, rahim radyografisi, selyoskopi, tedavi yöntemleri

